6 Mayıs 2024 Pazartesi

fas günlükleri 2: fes - medina


 


ikisinde konaklayarak, küçüklü büyüklü altı yerleşim gezdiğimiz dokuz günlük fas seyahatimize şu andan geriye doğru bakınca, en keyif aldığım şehrin fes olduğunu fark ettim. 

fas'ın eski kraliyet şehirlerinden biri olan fes, güneş ışıklarının kaçamak yaladığı dapdaracık sokaklardan kurulu bir labirent-şehir. cevahir deresi'nin (oued al jawahir) aktığı vadinin inişli çıkışlı yamacında konumlanmış; medina'nın (eski şehrin) ana girişi olarak kullanılan üst kottaki mavi kapı'dan dere kotuna doğru inen bir topografyaya sahip. 


mavi kapı (bab boujloud)
sabahın çok erken bir saatinde olduğu için etrafta neredeyse hiç insan yok, ama burası gün içinde ve akşamları fes'e gelen herkesin geçtiği, kalabalık bir kapı meydanı. hemen içeride iki taraflı konumlanmış kahvehanelerde oturup etrafı seyretmek çok keyifli.
kapı, görüntüsünün aksine yakın tarihte inşa edilmiş, 1913'te. dış cephesi mavi çinilerle kaplı kapının iç tarafı yeşilli.
hemen kapının yanında, iç tarafta 11. yüzyılda kurulmuş olan su maksemi var; yani burası fes'in taksim meydanı :)


kapının hemen ardından, birbirine neredeyse paralel şekilde ilerleyen iki ana damar (ki bunlara "ana damar" demek tuhaf, çünkü pek de ama damar olacak kadar geniş değiller aslında, ama işlev olarak öyleler çünkü şehrin ticaret eksenlerini oluşturuyorlar) ve bunlara bağlanan kılcal damarlardan oluşan bir labirent. 















bu kılcal damarlar bazen omuzlarınızı sürteceğiniz kadar darlaşıyorlar, bazen ise darlığın yanısıra üstlerinde devam eden yapılardan dolayı (bizim güneydoğu şehirlerimizde kabaltı denen) tünellere dönüşerek basıklaşıyorlar. hele de güneşin, batışının çok öncesinden itibaren ışıklarının çoktan yalamayı bıraktığı sokaklar, kendi alacakaranlıklarında bizim gibi yabancılara tekinsizlik hissi verse de kesinlikle güvensiz olmayan ortamlara dönüşüyorlar.
güvensiz değiller ama sadece kılcal damar gibi sokaklardan oluşan, genişlemelerin yeterince ferahlatmadığı, boşlukların olmadığı, adeta klostrofobik olarak nitelendirilebilecek bu dokuda bir noktadan sonra nefessiz kalmış hissine kapılmanız içten bile değil. bu da tabii yine labirent gibi olma durumuyla ilişkili aslında. (seyahatimizin ikinci durağı marakeş'i şehir olarak çok sevmesem de, geniş boşluklar barındırması dolayısıyla oldukça ferah bir ortama sahip olduğunun hakkını vermeliyim)

kılcal damarlar birleştikleri yerlerde üçgen, çokgen şekillerde genişliyorlar. sokakta çeşme var ise kesin arkasında, yanında bir cami var demek. ağaç tek tük; varsa yüksek duvarların üstünden sokağa taştığı kadarıyla.

eylül ayındaki depremden sonra mı yerleştirildiklerini bilmediğim, ama avrupa'daki ortaçağ kentlerinde kagir olanlarından bolca bulunan, sokakların üstünden geçen yapılar-arası-desteklerin/payandaların ahşap olanlarından fes'te neredeyse her sokakta var ve bu halleriyle çok etkileyiciler.






 

 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder