18 Mart 2020 Çarşamba

dünyanın sahneleri evimizde! - 3



bale / dans / dans tiyatrosu

pina basuch'un dört yapıtının tam versiyonlarını internetten ücretsiz olarak izlemek ister misiniz? üzerlerine tıklamanız yeterli:
kontakthof
kontakthof mit damen und herren ab 65
palermo palermo
blaubart. beim anhören einer tonbandaufnahme von béla bartóks oper „herzog blaubarts burg“

peki, pina bausch dansçıları clementine deluy, thusnelda mercy ve damiano ottavio bigi'yi, yine bir pina bausch dansçısı olan pascal merighi koreografisiyle izlemeye ne dersiniz? bence kaçırılmaz bir fırsat!..
 link için tıklayın.

yaşayan görsel ve gösteri sanatçıları arasında bana göre en özeli, dimitris papaioannou 6 saatlik sahne yapıtının kurgulanmamış, tek çekimlik versiyonunu erişime açtı. bütünüyle bir evin içinde geçen "inside" hepimizin evlerimizde kalmamızın doğru olduğu bir zamana ne kadar da uyuyor! evimin bomboş bir duvarı olsa, bu videoyu oraya 24 saat yansıtırdım..
link için tıklayın.

dans tiyatrosu alanının en özgün isimlerinden phia menard'ın "p.p.p." başlıklı yapıtının tam kaydını internetten izleyebilirsiniz.
link için tıklayın.

türkiye'de dans tiyatrosu denince ilk akla gelen ve bu tarzın en yetkin örneklerini vermiş olan hareket atölyesi'nin web sitesi açıldı.
sitede çoğu gösterinin tam versiyon kaydı, hüseyin karabey imzalı bir bir belgesel ve bir kısa film var.  daha önce hiç bir gösterilerini canlı seyretme şansına ermediyseniz, şimdi tam vakti. ben de bu dönemde, zamanında canlı seyrettiğim bütün işlere tekrar bakmayı planlıyorum..
link için tıklayın.

semih fırıncıoğlu da yıllar sonra istanbul'da sahnelediği iki gösterisini erişime açtı.
"uçuruma doğru lezzet lokantası" için tıklayın.
"iki" için tıklayın.

çağdaş dans dünyamızın "enfant terrible"ı ilyas odman da arşivini erişime açanlardan. sitesine buradan girebilirsiniz.
"countdown" adlı yapıtının linki. parolası: copycatssss
"happy happy together" adlı yapıtının linki. parolası: wowmen

ilyas odman bir de "böylesi ancak ilyas odman yaparsa olur!" dedirtecek bir şeye imza atacak: sabancı müzesi'ndeki marina abramovic sergisi kapsamında 10 gün boyunca günde 8 saat sergilediği "one for the road" isimli performansını 22 mart pazar günü 13:00-20:00 saatleri arasında tekrarlayacak ve bu canlı performans web'den yayınlanacak.
link için tıklayın.

kendilerine hayran olduğum, gabriela carrizo ile franck chartier'in peeping tom'u, onları üne kavuşturan başyapıt üçlemesini erişime açtılar.
kesinlikle kaçırılmaz.
"a louer" ise peeping tom'un kıyıda köşede kalmış, hakkı verilmemiş işlerinden biridir. onlardan canlı seyrettiğim ilk iştir. ilgiyi fazlasıyla hak eder. 30 mart pazartesiden itibaren bu gösterinin bölümleri de erişime açılacak.
link için tıklayın.

carrizo ile chartier'in kendi topluluklarını kurmadan önce birlikte dans ettikleri topluluk olan les ballets c. de la b.'nin kurucusu "şaman" alain platel de arşivini erişme açmaya başladı. platel'in işleri biraz depresif olsalar da herhangi bir  yapıtı veya yapıt hakkındaki belgeseli kesinlikle, ama kesinlikle kaçırılmaması gerekenlerden!
ilk kayıt vsprs adlı yapıtının belgeseli.
link için tıklayın.

enerjinizi yükseltecek bir şeyler arıyorsanız, gaga metodunun yaratıcısı israilli koreograf ohad naharin'in işleri tam size göre. 2017 tarihli taze bir yapıtı tam versiyon olarak web'de.
izlemek için linki tıklayın.

bu olağanüstü zamanda değil, çok çok önceden bütün yapıtlarının tam versiyonlarını sitesine koymuş olan bir koreograf var. emanuel gat. şiddetle tavsiye ederim.
gat'ın bütün yapıtlarını izlemeye, canlı seyrettiğim en aykırı "bahar ayini" versiyonlarından biri olan "sacre" ile başlamanızı öneririm.
linki burada.

ben işlerini pek sevmesem de, eminim seveni vardır. hiphop, breakdance gibi sokak danslarını çağdaş dans sahnesiyle buluşturan mourad merzouki dokuz yapıtlık bütün arşivini erişime açtı.
link için tıklayın.

numeridanse.tv adında bir site var. içinde 3500 dans videosu. bunların çoğu 3 dakikalık parçalar, ama tam versiyon sahne yapıtları kayıtları da var. bu zamanda tam keşfe çıkmalık.
keşifde rotanızı josef nadjyoann bourgeoisdave st.pierre üzerinden başlatabilirsiniz.
gerisi kaybolmaya kalmış..
link için tıklayın.

ve çağdaş dans severler için nisan sonuna kadar yayınlarını ücretsiz hale getirmiş bir platform var: ontheboards.tv
listesindeki dans yapımlarına şöyle bir göz attım, tanımadığım bir çok isim var, dolayısıyla keşiflere gebe günler bekliyor beni. bence sizleri de :)
listede tanıdığım az sayıdaki koreograftan önereceklerim ise: crystal pite'ın "dark matters"ı ve christian rizzo'nun "b.c, janvier 1545, fontainebleau"sü.

yoann bourgeois ile rachid ouaramdane'ın birlikte eş genel sanat yönetmeni oldukları ccn2 grenoble dans topluluğu sitesinden videolarını paylaşıma açmaya başladı. özellikle bourgeois'nın işlerini kaçırmamanızı öneririm.
link için tıklayın.
koreograf yoann bourgeois'nın çinli oyuncularla gerçekleştirdiği "wu-wei" isimli işinin tam versiyon kaydı da erişime açık.
link için tıklayın.
açılan sayfada "scenes d'ecran" başlığı altında film yönetmeni luc riolon'ın yaptığı bir çok diğer dans yapıtı kaydını bulabilirsiniz.
yoann bourgeois'nın bir de paris pantheon kilisesi içinde gerçekleştirdiği yere-özgü işinin kaydından oluşan bir filmi var: les grands fantomes. buradan ulaşılabilir.

dünyanın en iyi dans topluluklarından hollandalı NDT de lütfetti, bir kısa dans kaydını bizlerle paylaştı. edward clug'dan "mutual comfort"
link için tıklayın.

ve evde sadece oturmak değil, hareket etmek de istiyorsanız, tam size göre bir imkan var: günümüzün en üretken ve yaratıcı koreograflarından anne teresa de keersmaeker'in 30 yıllık başyapıtı rosas danst rosas'ı keersmaeker'in bizzat kendisinin hazırladığı "uzaktan eğitim yöntemi" ile öğrenip, evde uygulayıp kendi rosas danst rosas prodüksiyonunuzu yapabilirsiniz. siteden yapıtın müziği de indirilebiliyor! evde dans et!
link için tıklayın.
keersmaeker bir de güzellik yaptı ve monteverdi'nin "l’incoronazione di poppea" operasından 1988 tarihinde uyarladığı "ottone ottone" adlı yapıtının 1991 tarihli kaydını erişime açtı. tam da bir “az bulunur” kayıt!
link için tıklayın.
keersmaeker'in rosas adlı dans topluluğu neredeyse her gün yeni bir kaydı erişime açıyor. en son, keersmaeker'in, başka ünlü bir koreograf boris charmatz ile birlikte tasarladığı "partita 2"nin avignon'daki gösterisinin kaydı erişimi açıldı.
link için tıklayın.
"rain" için tıklayın.
"achterland" için tıklayın.

hem müze gezip hem de gösteri seyretmeye ne dersiniz, keyifli olmaz mı?.. müze louvre ise, koreografik güzergahı da damiet jalet yapmışsa keyif katmerlenir de ;)
kısa versiyon için buraya, uzun versiyon için buraya tıklayın.

müze/mimari - dans/koreografi ilişkisine enfes bir örnektir. hem müze ve mimarisi açısından hem de koreografi açısından.
link için tıklayın.

londra’nın dans kabesi sadlers well de arşivinden kayıtları 27 mart'tan itibaren paylaşmaya başlıyor; hem de en yeni tarihli yapıtları!
gösterim tarihleri ve saatleri için tıklayın.

peki, ingiliz ulusal balesi'nin artistik direktörü tamara rojo'nun vereceği bale derslerine katılmaya ne dersiniz.
link için tıklayın.

istanbul devlet balesi'nin ünlü balerinlerinden ilke kodal da her gün canlı bale dersi veriyor.
link için tıklayın.

mimar sinan üniversitesi çağdaş dans anasanat dalı'nda da herkese açık online dersler oluyor. zoom cloud meetings linkleri çalışmalardan yarım saat önce msgsucagdasdans ve 2che2na instagram hesapları profillerinde açıklanıyor.
link için tıklayın.

duda paiva tanımadığım bir topluluk. "malediction" adlı gösterilerini erişme açmışlar. çok da güzel bir gösteri, tavsiye ederim.
link için tıklayın.

gandini juggling de aynı duda paiva gibi akrobasi, sirk ve dans disiplinleri arasında salınan işler üreten bir topluluk. zorlu psm’nin ilk sezonunda gelmişlerdi, ama daha küçük bir kadroyla ve maalesef seyirci de çok azdı. "smashed" eğlenceli, hafif bir gösteri, kafa dağıtmak için birebir. tavsiye ederim.
link için tıklayın.

ccn - ballet de lorraine de belli aralıklarla arşivlerinden seçme kayıtları erişme açtı.
link için tıklayın.

türkiyeli performansçı/koreograf gonca gümüşayak'ın sitesinden bütün performanslarının tam kayıtlarına ulaşılabiliyor. her kayıdın parolası sitede yazıyor.
link için tıklayın.

pina bausch'un da 1960'larda new york'tayken topluluğunda dans ettiği modern dansın ikonlarından paul taylor hakkında doyurucu bir belgesel de erişime açıldı.
link için tıklayın.

geçtiğimiz eylül ayında istanbul'da ilk düzenlenen fringe festivali'nde bizleri büyüleyen insieme irreali topluluğunun pietro marullo yönettiği "wreck" aslı işi de erişime açıldı.
link için tıklayın.

uluslararası çağdaş dans sahnesinin aykırı koreograflarından jan martens'in iki yapıtı 26 mart (the dog days are over) ve 27 mart (sweet baby sweet) tarihlerinde 24 saat erişime açıldı.
link için tıklayın.

(LA)HORDE, salgın dolayısıyla kapanmadan hemen önce paris theatre du chatelet'de etkileyici bir işe imza atmışlardı. çok merak etmiştim. o iş hakkında bir kayıt değil, ama başka bir yerleştirme/performanslarının filmini erişime açmışlar.
link için tıklayın.
linkteki vimeo hesabında (LA)HORDE'nin diğer gösterileri ile ilgili belgeseller ve kısa filmler de var.

15 yıl önce istanbul'da sahnelediği "blush" ile bizleri kendilerine hayran bırakan wim vandekeybus'un belçikalı çağdaş dans topluluğu ultima vez de arşivinden kayıtları erişime açtı.
link için tıklayın.

yunan dans ustası andonis foniadakis de arşivinden bir kayıt paylaştı: stravinski'nin müziğine yaptığı koreografi "les noces"
link için tıklayın.

hollanda'nın en güneyindeki heerlen ile almanya'nın batısındaki aachen kentlerinin 25 yıldır ortaklaşa düzenledikleri bir dans festivali var: schritt_macher. 2018 aralık'ında, literatüre geçmiş 1960'lar modernizminin örneği tiyatro binasını ziyaret etmek ve ayrıca o binada ndt'nin peeping tom üçlemesini izlemek için heerlen'e gitmiştim. kolay kolay yolunuzun düşmeyeceği eski bir madenci kasabasının dönüşümünü görmek ilginçti.
schritt_macher festivali eski edisyonlarındaki gösterilerden bazılarını erişime açtı.
link için tıklayın.

hollanda'da başka bir tiyatro kurumu, groningen büyük tiyatrosu her hafta perşembe-cuma günleri 24 saat izlenmek üzere yapımcısı olduğu yapıtların kayıtlarını erişime açtı. 26-27 mart'ta jan martens'in enfes iki yapıtını sundular bizlere. meğer 20 mart'ta da bir kayıt erişime açmışlar, haberim olmadığı için kaçırdım. siz bundan sonrakileri kaçırmayın.
link için tıklayın.

needcompany'nin kurucusu jan lauwers hakkında bir belgesel izlemek isterseniz linke tıklayın.

mannheim devlet tiyatrosu arşivinden dans ve opera gösterinin kayıtlarını kısa süreli olarak erişime açıyor.
link için tıklayın.

ünlü bolşoy tiyatrosu da aynı şekilde arşivinden dans ve opera gösterinin kayıtlarını kısa süreli olarak erişime açıyor.
link için tıklayın.

alvin ailey american dance theater'ın youtube hesabını takip etmekte de fayda var; onlar da kayıtlarını kısa süreli erişime açıyorlar.
link için tıklayın.

meğer; barselona'nın, yıllar önce peter brook'un mahabharata'sı sahnelenebilsin diye geçici olarak gösteri mekanına dönüştürülen ve sonrasında şehrin uluslararası gösterilere ev sahipliği yapan en önemli gösteri merkezi haline gelen eski kapalı pazar yapısı mercat de los flors da arşivindeki kayıtları erişime açmışmış. hatta "menü" adı altında, sadece bir gösteri kaydı değil, o gösteri ile ilgili röportaj, makale ve ayrıca da çocuklar için bir gösteri formatında yayın yapıyormuş.
içindeki dişi enerjiyi ortaya çıkararak dans eden benzersiz flamenko dansçısı/koreograf israel galvan'ın akram khan ile birlikte sahneledikleri "torobaka" da, 2 nisan'a kadar geçerli olan 4. menünün ana yemeği :) bu yemekte bir de compagnia tpo'nun "mavi" isimli +4 yaş gösterisi var.
bu ve önümüzdeki günlerdeki diğer menüleri görmek için linki tıklayın.

deborah hay'in "the match" adlı yapıtı 4-5 nisan 2020 tarihlerinde cullberg balesi'nin youtube kanalından erişilebilir olacak.
link için tıklayın.

constanza macras (dorkypark) arşivinden kayıtları erişime açıyor. ilki: "back to the present"
link için tıklayın.
sidi larbi cherakoui'nin göteborgsoperan danskompani için ürettiği üç yapıttan en iyisi olan "noetic" de erişime açıldı.
link için tıklayın.

yunanistan'nın en önemli dans festivali kalamata dans festivali 7 nisan'dan itibaren arşivinden kayıtları erişime açtı.
link için tıklayın.

berliner festspiele arşivinden kayıtları erişime açtı.
link için tıklayın.

grand théâtre de genève de ağırlıklı olarak dans/bale gösterilerinden oluşan programları erişime açıyor.
link için tıklayın.

ballet zürich yapımı, koreograf christian spuck'un nefeskesici mizanseniyle verdi'nin messa da requiem'i de erişime açıldı. spuck'un iki yapıtı daha, ilerleyen günlerde erişime açılacak.
link için tıklayın.

almanya'nın pina bausch sonrası dans tiyatrosu kraliçesi sasha waltz'in erken döneminden ve olgunluk döneminden birer yapıtı erişime açıldı.
"allee der kosmonauten" için tıklayın,
"noBody" için tıklayın.

meg stuart'ın damaged goods adlı topluluğu vimeo sitesinde eski yapıtlarının kayıtlarını erişime açıyor. site için tıklayın.
bunlardan biri oldukça ilginç: pina bausch'un yapıtlarını sıradışı açılardan çektiği siyah/beyaz fotoğraflarıyla belgeyen usta fotoğrafçı maarten vanden abeele'nin meg stuart'ın bir yapıtı üzerine yaptığı kısa film. erişmek için tıklayın.

theater osnabrück almanya'da dans mirasını tekrar canlandıran projelerle ön plana çıkmış dans tiyatrolarından biri. bu projelerden mary wigman'ın "totentanz"ının tam kaydı erişime açıldı.
link için tıklayın
topluluğun sitesinde başka dans gösterilerinin de tam kayıtları bulunuyor. mesela almanya'nın genç nesil koreografları arasında en göze çarpanlarından ben j. riepe'nin son işi: "geister (say goodbye)".
link için tıklayın.

pieter ampe ile gui garrido'nun yıllar önce idans festivallerinden birinde "sürpriz gösteri" olarak sahnelenmiş çırılçıplak işi "still difficult duet" de erişime açık.
link için tıklayın.

iflah olmaz klasikçilere gelsin: bolşoy balesi.
link için tıklayın.

bu da dans’ta çağdaşçılara gelsin: conny janssen danst'ı yıllar önce hollanda-türkiye etkinliğinde crr'de seyretmiş ve çok etkilenmiştim. arşivinden 3 gösteriyi erişime açmış. tavsiye ederim.
link için tıklayın.

dans'ta neoklasikçileri de unutmuyorum tabii: john neumeier/hamburg ballett de, geç de olsa arşivini erişime açıyor. ilk kayıt 18 nisan'da.. her türün en iyisi/niteliklisi, seyredilir..
link için tıklayın.

sanırım pek alıcısı çıkmayacak ama ben duyurmuş olayım: folklorik esinli dans yapıtı sevenlere gelsin :) hani yıllar yıllar önce bizim devlet balesinde folklor esinli bale eseri tartışması çıkmıştı, yaşı müsait olanlar hatırlar :) işte, bu da, folklor esinli bir dans eseri. russell maliphant eş kontenjanından yunan kültürüne yakınlığıyla bu yapıtı tasarladı ve geçtiğimiz yaz epidavros antik tiyatrosu'nda sahnelendi. onunla da kalmadı, sezon içinde megaron'da kapalı gişe oynadı. yunanların böyle bir damarı var.. merak edenler önden..
link için tıklayın.
.

tiyatro

böyle bir festival varmış meğer. ve bu sene ikincisi düzenleniyormuş. 15nisan-15 mayıs arası 23 yapım ücretsiz erişime açılacak. yönetmenler arasında kimler yok!
link için tıklayın.

ufuk tan altunkaya'nın kurucusu olduğu mekan artı tiyatro topluluğu her perşembe bir oyununu youtube kanalından yayınlayarak arşivini erişime açıyor. ilk oyun 19 mart 2020'de "80'lerde lubunya olmak".
link için tıklayın.

kadro pa ise yıllar önce seyredip hayran kaldığım macbeth uyarlaması "macbeth mutfakta"yı 27 mart dünya tiyatrolar günü'nde youtube kanalından canlı olarak yayınlayacakmış. müthiş bir fırsat.
link için tıklayın.

nilüfer belediyesi kent tiyatrosu kayda alınmış bütün oyunlarını erişime açtı. çocuklar için 6, yetişkinler için 8 oyun var arşivde. sırayla hepsini seyretmek lazım.
link için tıklayın.

istanbul'un alternatif tiyatro toplulukları arasında en eskilerinden ve en nitelikli ve derinlikli işler üretenlerinden biri olan ve her yapımında seyirci ile oyuncunun mekansal ilişkisini farklılaştıran altıdan sonra tiyatro bu akşam web'den canlı yayınlamaya başladığı "kapı açık kalmış" başlıklı program ile, hepimizin evlerimizde oturmamız gereken bu dönemde oyuncu-seyirci ilişkisini bu sefer de başka bir boyuta taşıdı.
topluluk hafta içi her akşam 20:30-22:00 arasında; kurucularından yazar, yönetmen, oyuncu ve sahne tasarımcısı yiğit sertdemir'in moderatörlüğünde tiyatro üzerine sohbetler, soru-cevap köşesi, oyun okumaları ve tiyatro şarkıları gibi etkinliklerle, evleri kumbaracı 50'den bizim evlerimize canlı yayınla misafir olacak. biz seyircilerin yapması gereken tek şey ise youtube'da altıdan sonra tiyatro kanalına abone ve tabii yorumlarımızda yayına dahil olmak.
kanala ulaşmak için tıklayın.

gazete müstehak da altıdan sonra tiyatro gibi her akşam online program yapmaya başladı. takip etmek için tıklayın.

bizleri evde tutacak başka bir girişim almanya’nın önemli tiyatro kurumlarından münchner kammerspiele'den geliyor. topluluk bu akşamdan (18 mart) itibaren web’den güncel programındaki oyunların kaydını yayınlamaya başlıyor. her oyun 24 saat boyunca izlenebilecek. almanca bilmeyenler için ingilizce altyazılı.
ilk oyun toshiki okada’nın “no sex”i.
link için tıklayın.

ve schaubühne sahnesinde inanılmaz bir program bizi bekliyor!
21 mart'tan 17 nisan'a kadar her akşam bir oyun. schaubühne'nin 70'li yıllardaki peter stein'li, klaus maria grüber'li yapımlarından ostermeier serisine, luc bondy'den simon mcburney'e müthiş bir program. stein'in oresteia'sı, ostermeier'in reims'e dönüş'ü falan var, tam çılgınlık!... program her akşam 18:00'de; evlerindeki oyuncuların paylaşacağı doğaçlamalar, okumalar, hikayeler ve şarkılar ile başlayacak. her kayıt 18:30-24:00 saatleri arasında erişime açık olacak. program için tıklayın.
kayıt linki için tıklayın.

paris'in ödenekli tiyatrolarından l'odéon-théâtre de l'europe eski bir yapımını, o dönemde genel sanat yönetmeni olan stéphane braunschweig'ın bir rejisini erişime açtı: molière'in "l’école des femmes"ını. frankofon olmayanlar üzülmesin, çünkü nasıl olduysa fransızlar bu kayda ingilizce altyazı koymayı akıl etmişler! bunu neden söylüyorum, çünkü l'odéon-théâtre de l'europe'ın bir çok eski yapımının dvd'leri satılıyor fransa'da, ancak hiçbirinde ingilizce altyazı yok. buna koymuş olmaları bir lütuf :)) link için tıklayın.
odeon arşivinden stephen braunschweig imzalı başka oyunlar da erişime açmaya başladı. bazılarında ingilizce altyazı var.
link için tıklayın.

berlin'in avantgarde gösteri sanatları mekanı hau (hebbel am ufer) online programa geçen kurumlardan biri. 19-29 mart tarihleri arasında ikincisini düzenleyecekleri, katılan sanatçıları ve programı belli olmuş "spy on me" başlıklı festivali şimdi web'e taşıyorlarmış.
program yarın akşam başlıyor. tam da avantgarde'lığa yakışır vaziyette online gerçekleşecek olan şeyler nedir, pek belli değil. sitede online program yazan yere tıklıyorsunuz, pek bir şey öğrenemiyorsunuz. zaten avantgarde olanın da güzelliği bu değil midir.
takip etmek için tıklayın.

veee almanca konuşulan ülkelerdeki bağımsız tiyatroların işlerini merak ediyorsanız da buraya buyrun: taptaze bir site, henüz 19 mart'ta açıldı, ama daha şimdiden içinde bir çok tam versiyon gösteri kaydı mevcut.
bağlantı için tıklayın.

belgesel tiyatro deyince akla gelen ilk isim, bu türün en yetkin örneklerini veren alman topluluk rimini protokoll de bütün arşivini erişime açanlar kervanına katıldı.
link için tıklayın.

bu da "sadece" frankofonlara gelsin :(
wajdi mouawad'ın genel sanat yönetmeni olduğu paris la colline tiyatrosu her hafta pazartesi ve perşembeleri (türkiye saati ile) 20:00'de arşivinden bir kayıt paylaşıyor.
bu kayıtlardan ilki için tıklayın.

almanca biliyorsanız ya da herhangi bir tiyatro gösterisi için dil bilmeye gerek yoktur diyorsanız; almanca konuşulan ülkelerdeki tiyatro eleştirisi konusunda bir numara olan nachtkritik web sitesi 14 mart akşamından beridir haftanın belli günlerinde oyun yayınlamaya başlamış.
ilk haftanın programında; 16-17 mart akşamlarında, türkiye asıllı almanyalı yönetmen ersan mondtag'ın almanya tiyatro camiasında çıkış yapmasını sağlayan 2015 tarihli "tyrannis" var.
20 mart akşamı ise, dortmund'dan önümüzdeki sezon viyana volkstheater'in genel sanat yönetmenliğine geçecek olan, dinamik ve sıradışı mizansenleriyle ses getiren kay voges'in dortmund'daki son projesi, çehov'un "martı" uyarlaması yayınlanacak. kaçırmayalım!
siteye buradan ulaşabilirsiniz.

bu dönem tanımadığınız toplulukları tanımak için de bulunmaz fırsatlar sunuyor. örneğin, fiziksel tiyatro topluluğu gecko. tanımıyorum ama hemen youtube'da erişime açtıkları 12 videoya dalacağım.
link için tıklayın.

polonya'nın en iyi tiyatro topluluklarından biri olan tr warszawa da topa girdi, hem de nasıl bir giriş. macar yönetmen kornel mundruczo rejisinin prömiyeri ile. ve her cumartesi türkiye saati ile 21:00'de yeni bir oyun kaydını erişime açacaklar.
link için tıklayın.

avantgarde tiyatronun anası la mama arşivden kayıtları erişime açıyor. bu kayıtlar sadece belirtilen gün ve saatte izlenebiliyor. 20 mart'ta bir yayın yapılmış bile. önümüzdeki ilk yayın 23 mart'ta: poetic electric: powerful words / powerful women. web sitesinde belirtilen saati türkiye saatine göre hesaplamayı unutmayın ;)
link için tıklayın.

ivo van hove'nin genel sanat yönetmeni olduğu international theatre amsterdam da karantina günlerine özel bir projeyle dahil oluyorlar. sanırım ve maaesef flemenkçe olacak, umarım ingilizce altyazı koyarlar. ita oyuncuları 23 mart'tan başlayarak her sabah 10:00'da dekameron'dan bir öykü okuyacaklar.
link için tıklayın.

1950 sonrası tiyatro dünyasını değiştiren ustalardan peter brook'un paris'teki tiyatrosu les bouffes du nord da bir tiyatro oyunu ve bir belgeseli erişime açtı.
link için tıklayın.
aynı topluluğun brook'tan değil de benjamin lazar'dan bir yapıtının kaydı da 8 nisan'a kadar ücretsiz erişime açık: verdi'nin "la traviata"sının serbest bir uyarlaması; müzik ile tiyatro arasında bir iş..
link için tıklayın.
peter brook'un çok yeni tarihli, 2018 yılı yapımı "the prisoner"ın tam kaydı erişime açık.
link için tıklayın.

68 kuşağından ariane mnouchkine yönetimindeki theatre du soleil’den bu dayanışma günlerinde beklenecek davranış: sadece bir gösterinin (les naufrages du fol espoir) değil, topluluğun 1969'da dünyaca tanınmasını sağlayan ilk gösterisi “1789”, son dönemden “le dernier caravanserail” ve bir belgeselin erişime açılmış olması.
link için tıklayın.
theatre du soleil arşivinden film, belgesel ve kayıtları erişime açmaya devam ediyor. gelişmelerden haberdar olmak için topluluğun facebook hesabını takip etmeye fayda var.
link için tıklayın.

schauspiel leipzig de haftada iki arşivinden kayıtları erişime açacak, her kayıt 24 saat izlenebilir olacak.
link için tıklayın.

thalia theatre hamburg da müthiş arşivinden bir oyun kaydını her gün erişime açıyor.
link için tıklayın.

schauspiel köln de arşivini yavaş yavaş erişime açan topluluklardan. ilk oyun pınar karabulut'un yönettiği "romeo ve juliet".
link için tıklayın.

berlin'in çok kültürlü tiyatro kurumu maxim gorki de ücretsiz erişime açma rüzgarına kapıldı. 1 nisan'dan başlayarak her çarşamba (türkiye saati ile) 20:00'de bir oyun kaydını paylaşacaklar ve 24 saat izlenebilir olacak.
link için tıklayın.

theater dortmund erişime açtığı programı "deja vu" olarak adlandırmış.
link için tıklayın.

fringe ensemble açık erişim programına mirza metin'in yazdığı, frank heuel'in yönettiği "ouroboros" ile başladı.
link için tıklayın.

yunanca bilenleriniz veya dili bilmesem de keşfe çıkarım diyenleriniz için yunan gösteri sanatları örnekleri de erişime açıldı:
-terzopoulos ustadan rusça, yunanca altyazılı "medea" için tıklayın.
-geniş bir seçki için unstage'e tıklayın.
-teatr andra da türk oyuncularla gerçekleştirdiği "troas" için tıklayın.

rusça bilenler ise buraya: uluslar tiyatrosu 9 nisan'dan itibaren arşivinden kayıtları erişime açmaya başlıyor.
link için tıklayın.

gösteri sanatları dünyasının kült topluluklarından wooster group, zamanında istanbul’da da sahneledikleri "TO YOU, THE BIRDIE! (phèdre)" adlı gösterilerini erişime açtılar.
link için tıklayın
7 nisan'a kadar da "hamlet" yorumları iki bölüm halinde izlenebilir. birinci bölüm için tıklayın. ikinci bölüm için de buraya.

istanbullu tiyatro topluluğu tiyatro ak’la kara youtube kanalı üzerinden her gün yeni bir oyununu erişme açıyor.
link için tıklayın.
fulya peker "veba" adlı oyununu erişime açtı.
link için tıklayın.
peker'in vimeo hesabını takip edin, çünkü zamanla başka işlerini de erişime açıyor. mesela "dem"i.
link için tıklayın.

sırpça biliyorsanız sırbistan ulusal tiyatro'sunun erişime açtığı oyunlara da göz atabilirsiniz.
link için tıklayın.

patrick stewart facebook hesabından her gün shakespeare'in bir sone'sini okuyor.
link için tıklayın.

national theatre her perşembe bir oyun kaydını ücretsiz erişime açıyor.
link için tıklayın.

murat mahmutyazıcıoğlu/bam kısa oyun okumalarından oluşan "evde" başlıklı bir seri başlattı.
link için tıklayın.

fransa'nın ulusal tiyatrosu comedie française de 30 mart'tan itibaren arşivinden oyunları erişime açıyor. ilk haftanın programı için buraya tıklayın.
berliner ensemble her cuma 20:00’de bir oyun kaydını erişime açacak. oyun bir hafta boyunca izlenebilir olacak. link için tıklayın.

mahir günşıray tiyatro oyunevi'nin bazı oyunlarını erişime açtı.
link için tıklayın.

flemenk tiyatrosundan; büyüklere oyunlar, küçüklere kukla gösterileri, multidisipliner işler, konserler, dans gösterileri, alternatif işler, gösterişli yapımlar.. her biri yaş sınırına göre belirlenmiş, ancak tiyatro oyunlarının hepsi flemenkçe.
link için tıklayın.

ingiltere'nin önemli tiyatro kurumu national theatre her perşembe yeni bir oyun kaydını erişime açıyor. her oyun bir hafta boyunca seyredilebiliyor.
link için tıklayın.

hazır ingilizlerden bahsediyoruz, andrew llyod webber de her cuma bir müzikal kaydını erişime açıyor, her kayıt 48 saat seyredilebilir olacak.
link için tıklayın.

tiyatro alanında; almanlar yapınca farklı oluyor.. [yoksa bana mı öyle geliyor] mevcut veya eski yapıtların kayıtları değil, bizzat korona karantinası koşullarında üretilmiş ve kayda alınmış tiyatro gösterileri. tek kişilik oyunlar, teknik ekip de covid-19 şartları izin verdiği kadar, mesela theater oberhausen'in genel sanat yönetmeni hem oyunu sahneye koyuyor hem de ışığı kontrol ediyor.. ikinci yapımın yönetmeni johan simons.. daha ne ister insan, sanırım bazılarınız almanca bilmeyi isteyebilirler.
link için tıklayın.

viyana volkstheater 10 mayıs'a kadar her akşam bir oyundan oluşan zengin bir erişim programı açıkladı. yönetmenler arasında; klasiklere ve jelinek metinlerine getirdiği yorumlara hayran olduğum dušan david pařízek, geçen yıl heidelberger stückemarkt'taki işiyle tanıdığım eva Jantschitsch & christine eder, yael ronen, stephan kimmig ve daha pek çok isim var.. yani, arada göz atmakta fayda var.
link için tıklayın.

zamanında istanbul'da othello'sunu seyrettiğimiz cheek by jowl/declan donnellan'dan bir shakespeare uyarlaması: "bir kış masalı". kaçırılmaz!
link için tıklayın.
novosibirsk kırmızı meşale tiyatrosu'nun yorumuyla "üç kızkardeş" izlemek isterseniz, 2-5 nisan arasında erişime açık olacak.
link için tıklayın. şifre: stayhomewithstagerussiahd

beyaz bir at ve çıplak bir kadın. fransızcam pek olmadığı için, söz ağırlıklı bu gösterinin ne kadar nitelikli olduğunu bilemedim. yazan, yöneten ve oynayan latetia dosch.
cesaretli ve meraklılar buraya tıklasın.

tiyatrolokomotif "kare / sqaure" isimli oyununun kaydını serişime açtı.
link için tıklayın.

berlin'in önemli ödenekli tiyatro kurumlarından deutsches theater arşivini erişime açtı. açıklanan ilk programda michael thalheimer, stephan kimmig, stephan pucher'in işleri var.
link için tıklayın

howlround theatre commons websitesinde "segal talks" başlığı altında dünyadan tiyatrocularla koronavirüs salgını sırasında ve sonrasında tiyatro ekseninde yaklaşık birer saatlik söyleşiler yayınlanıyor. söyleşi yapılanlar arasında thomas ostermeier, toshiki okada gibi ünlü isimler var.
link için tıklayın.

belarus free theatre da facebook sayfası üzerinden arşivinden kayıtları paylaşıyor. ancak kayıtlar sadece paylaşıma açıldığı prömiyer gösterimi sırasında izlenebiliyor.
link için tıklayın.

schauspiel leipzig arşivinden bir seçkiyi erişime açtı.
link için tıklayın.

hamburg'daki alman tiyatrosu (deutsches schauspielhaus im hamburg) arşivinden bir seçkiyi erişime açtı. erşime açtığı kayıtların hepsi, geçtiğimiz yıllarda almanca konuşulan ülkelerdeki en prestijli tiyatro etkinliği berliner theatertreffen'e davet edilmiş olan oyunlara ait.
link için tıklayın.

eğer japon kabuki tiyatrosuna meraklıysanız, tokyo ulusal tiyatrosu arşivinden kayıtları 30 nisan'a kadar erişime açtı. [maalesef herhangi bir altyazı yok. ama her paylaşımda oyunun ingilizce sinopsisine link verilmiş. eskiden istanbul festivali'nde olduğu gibi; konuyu bir a4 kağıttan okuyup, bilmediğiniz bir dilde oyun seyretme keyifini anımsamak isteyenlere gelsin.]
link için tıklayın.

türkiye'nin gerek üretim gerekse sunum açısından özgün ve alternatif topluluklarından bgst de arşivinden bir kaydı erişime açtı: "karşılaşmalar" adı oyunu.
link için tıklayın.
.

konser

berlin konzerthaus çıtayı yükseltti.
bu akşam (18 mart) avrupa saatiyle 19:00'da web üzerinden eski bir konser kaydı değil, direkt canlı yayın yapacaklar. hem de hepsi şu aralar berlin'de bulunan lang lang, daniel hope, max raabe, avi avital, olga peretyatko gibi yıldız müzisyenlerle. bu akşamki canlı konser dışında ileriki zamanlarda da benzer yayınlar olacakmış, web sitesini ara sıra takip etmekte fayda var.
bağlantı için tıklayın.

frank gehry'nin elinden çıkma berlin'in şahane yeni oda müziği konser salonu pierre boulez saal de birbirinde güzel kayıtlarla konser arşivini erişime açıyor. her kayıt 48 saat boyunca izlenebilecek.
 ilk haftanın programı şöyle:
21. Mart, 19:00 (Türkiye saati) 100. ölüm gününde Claude Debussy (Daniel Barenboim, Emanuel Pahud, Kian Soltani, Marianne Crebassa) (2018)
23. Mart, 19:00 Belcea Quartet Schubert çalıyor (2017)
25. Mart, 19:00 Daniel Barenboim - Schubert: Piyano Sonatları (2017)
link için tıklayın.

son yıllarda mimarisiyle ve inşa süreciyle adından çok söz ettiren hamburg'un elbphilharmonie'si de arşivini erişime açtı. enfes konserler var. mesela, 3 şubat 2020'de gerçekleşmiş arvo paert yapıtlarından oluşan talin oda orkestrası konseri var ki, kaçmaz.
link için tıklayın.

almanya'nın akustiği en güzel konser salonlarından köln philharmonie de arşivinden klasik, barok, caz konserleri ücretsiz erişime açtı.
link için tıklayın.

ve caz severler, sanat kurumları sizleri de unutmamışlar :)
sadece hollanda’nın değil, avrupa’nın hem akustiği hem de klasikten caza programı en iyi ve çeşitli konser salonlarından utrecht'teki tivoli vredenburg evvelki akşamdan beridir, her akşam türkiye saatiyle 22:00’de web’den canlı konser yayınına başlamış.
yaklaşık 20 dakika süren bu konserler aynı salonun programı gibi caz'dan klasiğe çeşitlilik gösteriyor. geçmiş akşamların kayıtları erişime açık; konser salonunun sitesinden ulaşılabilir, link için tıklayın.
canlı konserler içinse burayı tıklayın.

dünyanın en iyi üç orkestrasından biri olan berlin filarmoni'nin sayısız konser kaydının bulunduğu platform 30 gün boyunca ücretsiz!
link için tıklayın.

dünyanın en iyi üç orkestrasından bir diğeri olan kraliyet concertgebouw orkestrası da arşivini ücretsiz açmış durumda.
link için tıklayın.
bu arşivin zenginleştirilmiş bir tarafı da var: bazı kayıtları o kayıttaki orkestra şefinin veya solistin yorumlarıyla birlikte izleyebiliyorsunuz. inanılmaz bir şey! ayrıca yapıtlar hakkında detaylı makaleler, küçük belgeseller, eğer konseri yorumla izlemek istemiyorsanız orkestra şefi veya solist ile yapılmış söyleşiler var.
ben bu arşivden ilk olarak, en sevdiğim şeflerden herbert blomstedt'in yorumlarıyla brahms'ın 3. senfonisini izledim. rachmaninof'un 3. piyano konçertosunu solist alexander gavrylyuk'un yorumlarıyla izlemek için de sabırsızlanıyorum :)

rusya asıllı almanyalı piyanist igor levit 12 mart'tan beridir her akşam -avrupa saatiyle- 18:00 veya 19:00'da (bir gün önceden tam saati duyuruyor) twitter hesabıdan ev konserleri veriyor.
linki tıklayarak izleyebilirsiniz.

gülsin onay da ilk defa 15 mart pazar akşamı twitter hesabından bir konser verdi ve devamının geleceğini de müjdeledi.
onay'ın twitter hesabı için tıklayın.

efsanevi şef ivan fischer'in mükemmelleştirdiği budapeşte festival orkestrası'nın üyeleri bu akşamdan itibaren her akşam avrupa saatiyle 19:45'te oda müziği konserleri verecekler. adını da quarantine soirrées (karantina akşamları) koymuşlar.
link için tıklayın.

simon rattle'ın genel sanat yönetmeni ve şefi olduğu london senfoni orkestrası da arşivini erişime açıyor. her pazar ve perşembeleri bir konser kaydı paylaşılıyor. bu dönemde bile erişimi ücretli yapan çoğu ingiliz gösteri sanatları kurumlarının tersine lso'nun paylaşımları ücretsiz.
lin için tıklayın.

ECHO - avrupa konser salonları organizasyonu her akşam 22:00’de avrupa’daki bir konser salonunun organize ettiği bir konserin arşiv kaydını, organizasyona üye bütün konser salonlarının facebook sayfalarından yayınlıyor.
programa ve yayınlanan kayıtlara buradan ulaşabilirsiniz.

borusan sanat da, 26 Mart perşembe günü gerçekleştirilmesi planlanan ancak iptal olan konseri yerine, geçtiğimiz sezonun son konseri olan sascha goetzel 10. yıl konseri’nin ikinci yarısını web üzerinden yayınlayacak. bu konserde goetzel yönetimindeki BİFO’ya, resim, heykel, film ve enstalasyonlarıyla tanınan carlito dalceggio performansıyla eşlik etmiş ve ortaya bir yapıt çıkmıştı. konser 26 mart 2020'de saat 20.00’de borusansanat.com’da.

ünlü kemancı izthak perlman da her gün kısa kısa eğlenceli anektodlar paylaşıyor klasik müzik dünyasından; güne neşe katıyor.
link için tıklayın.

başka bir ünlü kemancı daniel hope da her akşam ev konserleri veriyor.
link için tıklayın.

ünlü ve yakışıklı cellist gautier capuçon ve abisi kemancı renaud capuçon facebook hesaplarından her gün, o gün çekilmiş kısa bir müzik parçası paylaşıyorlar.
gautier için link.
renaud için link.

ünlü caz piyanisti chick correa stüdyosunda her gün tek başına yaklaşık bir saat boyunca gerçekleştirdiği müzik çalışmasını facebook hesabından paylaşıyor.
link için tıklayın.

şef cem mansur yönetimindeki cemal reşit rey konser salonu orkestrası da konser kayıtlarını yayınlamaya başladı.
link için tıklayın.
ayrıca cem mansur crr konser salonu facebook hesabından yaklaşık 10'ar dakikalık müzik sohbetleri yayınlıyor.
link için tıklayın.

.

opera

opera sanatında bir çağdaş zaman klasiği deyince, akla ilk gelen philip glass ile robert wilson'ın 4.5 saatlik tour de force'u "einstein on the beach" de erişime açık.
link için tıklayın.

belki de dünyanın bir numaralı opera kurumu met (metropolitan operası) her sezon met hd-live programıyla o sezon sahnelenen yapımlarını, canlı olarak sinemalara göstererek, new york'ta yaşamayan opera severlerin ayağına getiriyor. 19 nisan'a kadar kapalı olacak opera kurumu bu sefer de; 16 mart pazartesi akşamında başlayarak, her akşam eski bir yapımının kaydını web'den ücretsiz yayınlayacak, yayınlanan yapım 20 saat boyunca izlenebilir olacak.
met'in programının ilk haftasına buradan ulaşılabilir. açıklanan prodüksiyonlar genel olarak konvansiyonel, yönetmenler de genellikle klasik sahnelemeleriyle ünlenen kişiler. sahnelemeler konvansiyonel olsa da kadrolar olağanüstü: anna netrebko, elīna garanča, roberto alagna, diana damrau, juan diego flórez, natalie dessay, renée fleming, ramón vargas ve iki ayrı yapımda izlenebilecek, erken yaşta aramızdan ayrılan benzersiz bas dmitri hvorostovsky.
hepsini izlemeye çalışacağım, ama şimdiden kaçırmamak için gözüme kestirdiğim bir yapım var: mizansen tercihlerini çok sevdiğim robert carsen'in sahnelediği, efsanevi rus şef valery gergiev'in yönettiği çaykovski'nin "eugene onegin" operası. başrollerde yıllar önce aya irini'de bizleri kendisine hayran bırakmış olan renée fleming, ramón vargas ve yine şehrimizde bir kaç kez canlı dinlenme şansına erdiğimiz dmitri hvorostovsky. yayın tarihi: 22 mart.

dünyanın önde gelen opera kurumlarından viyana devlet operası ise 15 mart pazar gününden itibaren her akşam bir yapımının eski kaydını ücretsiz yayınlayacak ve her yayın 24 saat boyunca izlenebilecek.
2 nisan'a kadarki programa buradan ulaşabilirsiniz, yayınlara ise bu linkten.
viyana devlet operası'nın video programı, met gibi yine sahneleme/mizansen olarak konvansiyonel diyebileceğimiz yapımlardan oluşuyor. aralarında beni şimdiden en çok heyecanlandıran ve meraklandıran; "tosca" operasının aynı prodüksiyonunu üç ayrı akşamda üç farklı şancı kadrosuyla izlemek olacak.

dünyanın başka bir prestijli opera kurumu münih devlet operası da 19 nisan'a kadar eski yapımlarından bazılarını web sitesinde ücretsiz yayınlayacak. hemen de başlamışlar, hem de iki heyecan verici yapımla. bunlardan ilki: oliver py imzalı, jonas kaufmann'lı "il trovatore". ikinci ise; "judith" başlıklı, henüz geçtiğimiz şubat'ta sahnelenen bela bartok akşamı.
"judith" bartok'un bir orkestra eserinden ve "mavi sakal'ın şatosu" operasından oluşuyor. sahneye koyan katie mitchell, orkestra şefi oksana lyniv. bartok'un mavi sakal masalını kadın protagonistin bakış açısıyla anlattığı operanın bütünüyle kadın sanatçıların elinden çıkması ne kadar incelikli bir yaklaşım.
şubat başında bu operanın başka bir kadın sanatçının, pina bausch'un elinden çıkma, 43 yıllık bir versiyonunu seyretmiştim. bakalım katie mitchell 2020'de neler yapmış :)

operayı new york met'ten veya almanya'nın staatsoper'lerinden değil de, doğduğu yerden seyretmek de mümkün artık.
dünyanın en eski opera binası napoli teatro san carlo ve onun opera topluluğu da web'den kayıt yayınlayan sanat kurumları arasına girmiş meğer. ilk yayın 16 mart'taymış, onu kaçırdık ama ikincisi bu akşam (18 mart). kayıtlar avrupa saatiyle 20:00'de kurumun twitter, instagram ve facebook hesaplarından yayınlanıyor. mart-nisan programına buradan ulaşabilirsiniz.
link için tıklayın.

corona partisi düzenleyen berlinlileri evde tutmak için berlin'in sanat kurumları birbirleriyle yarışıyorlar. şehrin üç operasından biri olan deutsche oper de arşivini erişime açtı.
link için tıklayın.

bizim kültür bakanlığımız da bünyesindeki opera-bale kurumlarının gösterilerinin kayıtlarını erişime açtı. ilk aşamada verdi'nin la traviata, bizet'nin carmen, donizetti'nin aşk iksiri, adam'ın giselle ve prokofyef'in romeo ve juliet gösterileri izlenebiliyor.
link için tıklayın.

arşivlerini açan opera kurumlarına bir yenisi eklendi: genel sanat yönetmenliği ve şefliğini daniel barenboim'un yaptığı almanya'nın önde operalarından berlin staatsoper unter den linden.
17 mart  akşamından başlayarak onlar da her akşam opera, bale, konser kayıtlarını paylaşacaklar ve 24 saat boyunca izlenebilir olacak. programa buradan ulaşabilirsiniz.
programı; michael jackson dahil bir çok amerikalı şarkıcının videolarını çeken, koreografilerini yapan, lars von trier'in "dancer in the dark"nın dans sekanslarını tasarlayan vincent paterson'ın yönettiği massanet'nin "manon"u açıyor. başrollerde rüya çift anna netrebko-rolando villazon var.
link için tıklayın.

paris operası da arşivinden opera, bale ve konserleri erişime açtı. bazıları coğrafya sınırlamasına takıldığı için türkiye'den seyredilemiyor :(
link için tıklayın.

londra kraliyet opera ve balesi de arşivinden seçtiği kayıtları erişime açıyor.
erişime açılan gösteriler ve gösterim gün ve saatleri için linki tıklayın.

paris'in opera kurumlarından özellikle fransız repertuvarıyla ünlenen opera comique de arşivinden kayıtlarını erişime açmıştı. yapıtları sahneye koyanlar arasında joël pommerat ve thomas jolly gibi fransızların son yıllardaki önemli sahne yönetmenleri var.
bilgi için tıklayın.

belçika'nın iki şehirli (ghent ve antwerp) operası flaman operası da arşivinden bir seçkiyi erişime açtı. iki opera, bir opera-dans ve iki dans yapıtının kaydını izlemek mümkün.
link için tıklayın.

komische oper - berlin'den de beklenen paylaşım gelmdi. onlar da kayıtlarından bir seçkiyi erişime açmaya başladılar. ve sürprizzzz: bazı kayıtlar türkçe altyazılı!
mesela, weimar cumhuriyeti döneminin son opereti jaromir weinberger'in "frühlingsstürme"si türkçe altyazılı. yönetmen koltuğunda barrie kosky var.
[ek bilgi: komische oper'in genel sanat yönetmeni olan ve son yılların en ilginç opera/operet mizansenlerine imza atan kosky önümüzdeki sezon berliner ensemble'da konuk yönetmen olarak "üç kuruşluk opera"yı yönetecek.]
link için tıklayın.

mannheim devlet tiyatrosu arşivinden dans ve opera gösterinin kayıtlarını kısa süreli olarak erişime açıyor.
link için tıklayın.

ünlü bolşoy tiyatrosu da aynı şekilde arşivinden dans ve opera gösterinin kayıtlarını kısa süreli olarak erişime açıyor.
link için tıklayın.

salzburg osterfestspiele hepsi şef christian thielemann tarafından yönetilen staatskapelle dresden'den icra ettiği birbirinden etkileyici opera yapımlarını erişime açtı.
link için tıklayın.

perm diye bir şehir var moskova'dan doğuda. kim bilirdi orayı. taa ki yunan şef teodor currentzis perm'deki opera orkestra ve korosunu olağan-dışı/üstü bir topluluğa çevirene kadar. currentzis büyücü denen sanatçılardan. birlikte çalıştığı müzisyenlerden öyle bir ses çıkartıyor ki, bildiğinizi zannettiğiniz klasik müzik yapıtlarını tekrar keşfediyorsunuz. currentzis ile robert wilson işbirliği: verdi'nin çok tanıdık "la traviata"sı. wilson'ı da biliyoruz çoktandır. ama yine de heyecanlanmıştım bu işbirliğini ilk duyduğumda dört yıl önce. işte bu yapımın kaydı yarın erişime açılıyor. sabırsızım! perm opera ve balesi'nin bir çok başka yapımı çoktandır erişime açılmış meğer.
link için tıklayın.

.

çocuk tiyatrosu
bir de çocuk tiyatrosu öneriyim.
flemenkçe diye seyretmekten vazgeçmeyin, çünkü içinde çok az replik var. bu enfes gösteriye şans verin!
link için tıklayın.

çocuklu aileler “peter ve kurt”u çocuklarınızla birlikte seyretmeye ne dersiniz? londra kraliyet operası 27 mart akşamı türkiye saati ile 22:00'de prokofyev'in bu enfes klasik müizk yapıtının gösteri haline getirilmiş versiyonunu yayınlayacak.
link için tıklayın.

çocuklu aileler peki pippi langstrumpf'un hikayesinin dansa dönüştürüldüğü bu gösteriye ne dersiniz? link için tıklayın.

elbphilharmonie çocuklar için iki müthiş müzikli gösteri kaydını erişime açtı.
"next stop: lunar plexus" için tıklayın.
"somnia" için tıklayın.

atta festivali'nin hollandalı çocuk tiyatrosu bonde hond ile ortaklaşa yapımı gerçekleştirdiği enfes çocuk oyunu tavşan aranıyor da erişime açıldı.
link için tıklayın.

çocuklara ve çocuk kalmaya gayret eden büyüklere: ada/ava.
link için tıklayın.

kaçırmayalım, evde oturalım.
#stageathome

16 Mart 2020 Pazartesi

dünyanın sahneleri evimizde! - 2


tiyatro
istanbul'un alternatif tiyatro toplulukları arasında en eskilerinden ve en nitelikli ve derinlikli işler üretenlerinden biri olan ve her yapımında seyirci ile oyuncunun mekansal ilişkisini farklılaştıran altıdan sonra tiyatro bu akşam web'den canlı yayınlamaya başladığı "kapı açık kalmış" başlıklı program ile, hepimizin evlerimizde oturmamız gereken bu dönemde oyuncu-seyirci ilişkisini bu sefer de başka bir boyuta taşıdı.
topluluk hafta içi her akşam 20:30-22:00 arasında; kurucularından yazar, yönetmen, oyuncu ve sahne tasarımcısı yiğit sertdemir'in moderatörlüğünde tiyatro üzerine sohbetler, soru-cevap köşesi, oyun okumaları ve tiyatro şarkıları gibi etkinliklerle, evleri kumbaracı 50'den bizim evlerimize canlı yayınla misafir olacak. biz seyircilerin yapması gereken tek şey ise youtube'da altıdan sonra tiyatro kanalına abone ve tabii yorumlarımızda yayına dahil olmak.
kanala ulaşmak için tıklayın.

almanca biliyorsanız ya da herhangi bir tiyatro gösterisi için dil bilmeye gerek yoktur diyorsanız; almanca konuşulan ülkelerdeki tiyatro eleştirisi konusunda bir numara olan nachtkritik web sitesi 14 mart akşamından beridir haftanın belli günlerinde oyun yayınlamaya başlamış.
ilk haftanın programında; 16-17 mart akşamlarında, türkiye asıllı almanyalı yönetmen ersan mondtag'ın almanya tiyatro camiasında çıkış yapmasını sağlayan 2015 tarihli "tyrannis" var.
20 mart akşamı ise, dortmund'dan önümüzdeki sezon viyana volkstheater'in genel sanat yönetmenliğine geçecek olan, dinamik ve sıradışı mizansenleriyle ses getiren kay voges'in dortmund'daki son projesi, çehov'un "martı" uyarlaması yayınlanacak. kaçırmayalım!
siteye buradan ulaşabilirsiniz.

opera
arşivlerini açan opera kurumlarına bir yenisi eklendi: genel sanat yönetmenliği ve şefliğini daniel barenboim'un yaptığı almanya'nın önde operalarından berlin staatsoper unter den linden.
17 mart  akşamından başlayarak onlar da her akşam opera, bale, konser kayıtlarını paylaşacaklar ve 24 saat boyunca izlenebilir olacak. programa buradan ulaşabilirsiniz.
programı; michael jackson dahil bir çok amerikalı şarkıcının videolarını çeken, koreografilerini yapan, lars von trier'in "dancer in the dark"nın dans sekanslarını tasarlayan vincent paterson'ın yönettiği massanet'nin "manon"u açıyor. başrollerde rüya çift anna netrebko-rolando villazon var.
link için tıklayın.

konser
rusya asıllı almanyalı piyanist igor levit 12 mart'tan beridir her akşam -avrupa saatiyle- 18:00 veya 19:00'da (bir gün önceden tam saati duyuruyor) twitter hesabıdan ev konserleri veriyor. linki tıklayarak izleyebilirsiniz.

gülsin onay da ilk defa 15 mart pazar akşamı twitter hesabından bir konser verdi ve devamının geleceğini de müjdeledi. onay'ın twitter hesabı için tıklayın.

efsanevi şef ivan fischer'in mükemmelleştirdiği budapeşte festival orkestrası'nın üyeleri bu akşamdan itibaren her akşam avrupa saatiyle 19:45'te oda müziği konserleri verecekler. adını da quarantine soirrées (karantina akşamları) koymuşlar. link için tıklayın.

dans
ve evde sadece oturmak değil, hareket etmek de istiyorsanız, tam size göre bir imkan var: günümüzün en üretken ve yaratıcı koreograflarından anne teresa de keersmaeker'in 30 yıllık başyapıtı rosas danst rosas'ı keersmaeker'in bizzat kendisinin hazırladığı "uzaktan eğitim yöntemi" ile öğrenip, evde uygulayıp kendi rosas danst rosas prodüksiyonunuzu yapabilirsiniz. siteden yapıtın müziği de indirilebiliyor! evde dans et!
link için tıklayın.

ücretsiz erişim açan diğer siteler için:
dünyanın sahneleri evimizde! - 1
dünyanın sahneleri evimizde! - 3

kaçırmayalım, evde oturalım.
#stageathome

wim'in kamerasından pina'nın "kontakthof"u!


wim wenders tarafından 2010-11 yıllarında "pina" belgeseli çekilirken, pina bausch'un 1978 tarihli efsanevi yapıtlarından "kontakthof" (buluşma yeri) "bahar ayini" ve "vollmond" (dolunay) ile birlikte tam versiyon olarak filme alınan üç yapıttan biriydi. bu kayıtlardan parçalar filmde kullanıldı, ama filmden bağımsız olarak gösterilmediler, ancak farklı tarihlerde almanca konuşan ülkelerin televizyonlarında yayınlandılar. işte 3sat'ta yayınlamış "kontaktof" kaydı bir hafta önce (4 mart 2020'de) youtube'a düştü. yasadışı bir şekilde paylaşıldığı için her an kaldırılabilir. o yüzden elinizi çabuk tutun, hazır evde oturma günleriyken, bu kaydı kaçırmadan izleyin. link için tıklayın.


14 Mart 2020 Cumartesi

dünyanın sahneleri evimizde!


korona virüsü nedeniyle bizlerin -şimdilik- nisan başına, çoğu avrupa ülkesinin ve a.b.d.'nin nisan ortasına ve sonuna kadar, kuzey yarımküredeki diğer bir çok ülkenin ise yine önümüzdeki en az bir-iki ay boyunca evlerde oturacağı bir dönemde, normal zamanda web siteleri üzerinden canlı konserlerini, operalarını, dans gösterilerini ve arşivlerini -çoğunlukla- ücret karşılığı yayınlayan kurumlar ve platformlar dünden beridir arka arkaya açıkladıkları üzere müthiş bir kültür-sanat projesine imza atıyorlar.

konser
dünyanın en iyi üç orkestrasından biri olan berlin filarmoni'nin sayısız konser kaydının bulunduğu platform 30 gün boyunca ücretsiz!
link için tıklayın.

dünyanın en iyi üç orkestrasından bir diğeri olan kraliyet concertgebouw orkestrası da arşivini ücretsiz açmış durumda. link için tıklayın.
bu arşivin zenginleştirilmiş bir tarafı da var: bazı kayıtları o kayıttaki orkestra şefinin veya solistin yorumlarıyla birlikte izleyebiliyorsunuz. inanılmaz bir şey! ayrıca yapıtlar hakkında detaylı makaleler, küçük belgeseller, eğer konseri yorumla izlemek istemiyorsanız orkestra şefi veya solist ile yapılmış söyleşiler var.
ben bu arşivden ilk olarak, en sevdiğim şeflerden herbert blomstedt'in yorumlarıyla brahms'ın 3. senfonisini izledim. rachmaninof'un 3. piyano konçertosunu solist alexander gavrylyuk'un yorumlarıyla izlemek için de sabırsızlanıyorum :)

opera
belki de dünyanın bir numaralı opera kurumu met (metropolitan operası) her sezon met hd-live programıyla o sezon sahnelenen yapımlarını, canlı olarak sinemalara göstererek, new york'ta yaşamayan opera severlerin ayağına getiriyor. 19 nisan'a kadar kapalı olacak opera kurumu bu sefer de; 16 mart pazartesi akşamında başlayarak, her akşam eski bir yapımının kaydını web'den ücretsiz yayınlayacak, yayınlanan yapım 20 saat boyunca izlenebilir olacak.
met'in programının ilk haftasına buradan ulaşılabilir. açıklanan prodüksiyonlar genel olarak konvansiyonel, yönetmenler de genellikle klasik sahnelemeleriyle ünlenen kişiler. sahnelemeler konvansiyonel olsa da kadrolar olağanüstü: anna netrebko, elīna garanča, roberto alagna, diana damrau, juan diego flórez, natalie dessay, renée fleming, ramón vargas ve iki ayrı yapımda izlenebilecek, erken yaşta aramızdan ayrılan benzersiz bas dmitri hvorostovsky.
hepsini izlemeye çalışacağım, ama şimdiden kaçırmamak için gözüme kestirdiğim bir yapım var: mizansen tercihlerini çok sevdiğim robert carsen'in sahnelediği, efsanevi rus şef valery gergiev'in yönettiği çaykovski'nin "eugene onegin" operası. başrollerde yıllar önce aya irini'de bizleri kendisine hayran bırakmış olan renée fleming, ramón vargas ve yine şehrimizde bir kaç kez canlı dinlenme şansına erdiğimiz dmitri hvorostovsky. yayın tarihi: 22 mart.

dünyanın önde gelen opera kurumlarından viyana devlet operası ise 15 mart pazar gününden itibaren her akşam bir yapımının eski kaydını ücretsiz yayınlayacak ve her yayın 24 saat boyunca izlenebilecek.
2 nisan'a kadarki programa buradan ulaşabilirsiniz, yayınlara ise bu linkten.
viyana devlet operası'nın video programı, met gibi yine sahneleme/mizansen olarak konvansiyonel diyebileceğimiz yapımlardan oluşuyor. aralarında beni şimdiden en çok heyecanlandıran ve meraklandıran; "tosca" operasının aynı prodüksiyonunu üç ayrı akşamda üç farklı şancı kadrosuyla izlemek olacak.

dünyanın başka bir prestijli opera kurumu münih devlet operası da 19 nisan'a kadar eski yapımlarından bazılarını web sitesinde ücretsiz yayınlayacak. hemen de başlamışlar, hem de iki heyecan verici yapımla. bunlardan ilki: oliver py imzalı, jonas kaufmann'lı "il trovatore". ikinci ise; "judith" başlıklı, henüz geçtiğimiz şubat'ta sahnelenen bela bartok akşamı.
"judith" bartok'un bir orkestra eserinden ve "mavi sakal'ın şatosu" operasından oluşuyor. sahneye koyan katie mitchell, orkestra şefi oksana lyniv. bartok'un mavi sakal masalını kadın protagonistin bakış açısıyla anlattığı operanın bütünüyle kadın sanatçıların elinden çıkması ne kadar incelikli bir yaklaşım.
şubat başında bu operanın başka bir kadın sanatçının, pina bausch'un elinden çıkma, 43 yıllık bir versiyonunu seyretmiştim. bakalım katie mitchell 2020'de neler yapmış :)

dans
ve çağdaş dans severler için nisan sonuna kadar yayınlarını ücretsiz hale getirmiş bir platform var: ontheboards.tv
listesindeki dans yapımlarına şöyle bir göz attım, tanımadığım bir çok isim var, dolayısıyla keşiflere gebe günler bekliyor beni. bence sizleri de :)
listede tanıdığım az sayıdaki koreograftan önereceklerim ise: crystal pite'ın "dark matters"ı ve christian rizzo'nun "b.c, janvier 1545, fontainebleau"sü.


ücretsiz erişim açan diğer siteler için:
dünyanın sahneleri evimizde! - 2
dünyanın sahneleri evimizde! - 3

kaçırmayalım, evde oturalım.
#stageathome

11 Mart 2020 Çarşamba

on soruluk sohbetler 12: başak günak

[Bu yazı 10 mart 2020 tarihinde unlimited'de yayınlanmıştır.]

Başak Günak, nam-ı diğer Ah! Kosmos, 27, 28, 29 Şubat ve 1 Mart tarihlerinde Arter’in performans programının katılım bölümünde Kuyu adlı görsel ve işitsel performansıyla yer aldı. 27 Şubat’taki canlı performans esnasında Güneydoğu Anadolu bölgesine ait bir türkü olan Bu Dağlar Meşe Dağlar'ı kendisine eşlik eden Aslı Bostancı, Bahar Vidinlioğlu, Ekin Tunçeli ve Melih Kıraç ile birlikte nefes sesleri, ıslıklar ve fısıltılarla yeniden inşa eden Günak, daha sonra bu canlı performansın kaydını da önceden hazırlamış olduğu kayıtlara ekleyerek mekâna yerleştirilmiş olan on bir hoparlör aracılığıyla yeniden ziyaretçilerin deneyimine açtı. Biz de bu vesile ile Başak Günak’ı on soruluk sohbetler serimizde misafir ettik

Ayşe Draz  & Mehmet Kerem Özel




Performansın özü sizce nedir? Çağdaş performansı günümüzde nasıl tanımlarsınız? 
An’da alımlanabilir oluşu

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl?
Sanatın çok güçlü bir kimyası olduğuna, iyileştirici, birleştirici gücünün olduğuna inanıyorum.

Dünyanın günümüzdeki halini/gidişatını her anlamda göz önünde bulundurduğunuzda, bir sanatçı olarak sizin için en önemli konu hangisi?
Dünyada çok ciddi, çok kalp yaralayıcı, yükü ağır olayla yaşanıyor. Buraya sıralamayı ve birini diğerinden öncülemeyi şu an içim istemedi.

Bir iş üretirken hangi kaynaklardan beslenir, nelerden ilham alırsınız? Rüyalarınızın işlerinize etkisi var mı? 
İşe dair ilham alabileceğim her alana açık olmaya çalışıyorum. Yazı, görsel, film, sohbetler, ses, şiir… İşin ismi ortaya çıktıktan sonra bu kendi doğasıyla da yolumla kesişmeye başlıyor. Rüyalar ise en sevdiğim alan. Uykuya dalmadan önce işe dair sorularım, tıkandığım bir yer, daha yoğunlaşmak istediğim bir açısı varsa bu alanlara odaklanıp uykuya dalmayı seviyorum. Ardından sabah 5 gibi uyanıp uykunun bütün enerjisi üstümdeyken işe ve hayata dair günlük tutmak, sabahları okuma yapmak bana oldukça iyi geliyor.

Eğer zaten halihazırda bir adı yoksa, üzerinde çalışmış olduğunuz bir yapıta adını vermeye ne zaman karar veriyorsunuz?
İşlerin isminin benim için çok ilham verici ve çatı görevi gören bir hali var. Bu yüzden benim işlerimde isim, işin kendisinden çok daha önce kendini açığa çıkarıyor.

Bu işinizde sizin için en favori an veya cümle hangisi ve neden?
Bu işin çalışma sürecinden hafızamda yer edecek olan kısımlardan biri provalarında geliştirdiğimiz bir ritüel. Çalışmalara başlamadan önce Aslı Bostancı, Melih Kıraç, Ekin Tunçeli ve Bahar Vidinlioğlu ile birlikte oturup, işin çıkış noktası olan “Bu Dağlar Meşe Dağlar” türküsünü söylediğimiz meditatif anlar. Bu anların tesiri çok kuvvetliydi.

Aynı zamanda “Ah! Kosmos” olarak da biliniyor ve işler üretiyorsunuz; Başak Günak ile “Ah! Kosmos” arasında bir fark var mı? Biraz bize Başak’ın geçmişi ve eğitiminden, “Ah! Kosmos”laşma sürecinden söz eder misiniz?
Ben Boğaziçi Kimya Mühendisliği okuduktan sonra İTÜ MİAM’da Ses Mühendisliği ve Tasarımı masterını tamamladım. Bu süreçte bir yandan kendi işlerimi üretirken çağdaş dans ve tiyatrolarla da çalışmalara başladım. Kendi işlerimde ve diğer disiplinlerle ortaklaşırken Ah! Kosmos adıyla var olmaya karar verdim. Zaman içinde iki taraf da- Başak da Ah! Kosmos da - birbirine yakınlaşmaya başladı. Bir süredir ikisi arasında bir fark kaldığını düşünmüyorum.

Çok yönlü bir sanatçı olarak müzisyen kimliğinizin daha ön plana çıktığını söylemek pek de yanlış sayılmaz ancak siz tiyatro, çağdaş dans, video ve mekân odaklı işler için de kompozisyonlar gerçekleştiriyorsunuz. Bize biraz tiyatro ve çağdaş dansla olan ilişkinizden, kendi performans işlerinizi yaratmanızı tetikleyen süreçten bahsedebilir misiniz?  Sizin için müzik bestelemek ile bir performans işi tasarlamak arasında fark/lar var mı?
Çağdaş dans, tiyatro, performans, enstalasyon alanları arasında geçişler yapmak beni çok besliyor. Çalıştığım alanların değişmesini önemsiyorum. Alanlar arasında geçiş yapmak benim için yeni bakış açıları ihtimalini yaratıyor, kompozisyonuma yeni yaklaşımlar getirebiliyor. Bunun yanı sıra sadece kendi albümüm üzerine çalışmak ya da sadece tek bir alanda kalmak zaman içinde bana bir konfor alanı oluştuyor. Bu alanın beslenmesi ve daha akışkan bir hisse sahip olması için bu konfor alanından çıkmak benim için önemli. Her birinin üretim süreci ve hissi benim için ayrı olduğu gibi diğer sanatçılarla ortaklaşmayı çok kıymetli buluyorum.

Bir röportajınızda konser deneyiminizi tarif ederken şöyle söylemişsiniz: "Sahnede aslında biz de o anların tanıkları oluyoruz, üçümüz prova alıp onu sahneye "sunmuyoruz". Her şey o anda canlı ve heyecanlı bir şekilde var oluyor ve ortaya çıkan müziği biz de dinleyici ile beraber deneyimliyoruz. O yüzden sahne bizim için de sürprizlere açık ve heyecan verici." Bizce bu tarif rahatlıkla bir performans işinin deneyimi için de geçerli olabilir. Sizce aralarında fark/lar var mı? 
Aralarında farklar konserlerin var olduğu mekanlar, koşullar sebebiyle oluşabiliyor ama bu farkları azaltmak da mümkün. Sahnedeki varoluşumuzu performans işlerinde olduğu gibi an’a, etkileşime oldukça açık tutmayı seviyorum. Eğer bu açıklığı var edebilirsek ve an’ın getirdiklerine kapanmazsak ortaya heyecan verici deneyimler çıkıyor.      

İnsanlara bu performansı deneyimlemeden önce söylemek istediğiniz herhangi bir şey var mı? İstanbul seyircisine söylemek istediğiniz özel bir şey var mı?
İnsanların içlerinden geldiği gibi deneyimlemesi benim için kıymetli.

9 Mart 2020 Pazartesi

“Goethe Öleyazıyor”dan...



 “... Olay şu, size sadece bugün gördüğüm rüyayı yazmak, yani aktarmak istedim, faydası olur diye düşündüğümden. Pradan, dünyanın en çirkin ve gülünç ülkesi Avusturya’dan kaçtığım için çok yoğun bir Avusturya rüyası gördüm. Bu ülkede insanların hep güzel ve hayranlık verici buldukları ne varsa sadece iğrenç ve gülünçtü, evet hep tiksindiriciydi, ben bu Avusturya ‘da kabul edilebilir bir yan bulamadım. Ülkem hep sapkın bir çoraklık ve korkunç bir duyarsızlık olarak göründü bana. Sadece gri, kötürüm şehirler ve insanı yıldıran bu manzara içinde hain ve yalancı ve alçak insanlar. Bu şehirleri öyle kötürümleştiren, bu toprağı o kadar çoraklaştıran, bu insanları o kadar hain ve alçak yapan ne idi, anlaşılamıyordu. Manzara da insan kadar gaind, öyle kötürüm, öyle alçak, o da beriki gibi tamamen, ölümüne yıldırıcı, açık söylemek gerekirse. İnsanlara bakıyordum, çehreleri olması gereken yerde alçak suratlar vardı, gazeteleri açıyordum, onlarda yazılı-basılı olan duyarsızlık ve alçaklıktan kusasım geliyordu, gördüğüm, duyduğum her şey, ayırdına varmak zorunda olduğum her şey midemi bulandırıyordu. Haftalarca bu iğrenç Avusturya’yı görmeye ve duymaya mahkumdum, açık söylemek gerekirse, sonunda bu duyma ve görmenin verdiği ölümüne umarsızlıktan bir deri bir kemik kaldım: bu Avusturya’ya duyduğum tiksintiden bir lokma yiyemez, bir yudum içemez olmuştum. Ne yana baksam sadece çirkinlik ve alçaklık görüyordum, çirkin ve riyakar insanlar, bu insanların mutlak kirliliği ve alçaklığı ve rezilliği. Ve sanmayın ki, sadece hükümeti ve tabir caizse Avusturya’nın kaymak tabakası denen şeyi görüyordum, Avusturyalı olan her şey benim için çirkinliğin, aptallığın, iticiliğin doruğuydu. Ağır hasar görmüş vaziyette sizin kullanacağınız tabirle, nihayet bu çirkin ve alçak ve aptal Avusturya’yı baştan başa defalarca, altını çizeyim, hep yaptığım gibi nefes nefese katettijten sonra, Salzburg Haubsberg’de bir kayanın üzerine oturup aşağıyı, sakinleri tarafından tamamen ile yaramaz hale getirilmiş, mimarlar, meslektaşlarınız tarafından tamamen mahvedilmiş, ama hala sapkın kendini beğenmişliğinde demlenen Salzburg’u seyrettim. ...”

-Thomas Bernhard
 Çeviri: Fatih Özgüven
 Yapı Kredi Yayınları

2 Mart 2020 Pazartesi

Pina Bausch’un 43 yıllık başyapıtı tekrar sahnede: “Mavi Sakal”

[Bu yazı 1 mart 2020 tarihinde tiyatro tiyatro dergisi'nde yayınlanmıştır.]

Fotograf: Maarten Vanden Abeele

Sahnede zemini kuru güz yapraklarıyla örtülü, yüksek tavanlı, loş bir oda. Pencereleri var ama camları bir seviyeye kadar koyu boyalı. Kapıları var ama hiç açılmıyor. Ve görülemeyen girinti çıkıntıları var. Yapıtın başlangıç ve bitiş sahnelerindeki hareket tasarımı aynı, tek bir farkla: Başlangıçta yerde sırtüstü ve geriye doğru sürünen kadın erkeği üzerinde bir yük gibi sürüklerken, sonda ise sırtüstü halde ve geriye doğru yerde sürünen erkek, giydirdiği sayısız kıyafetle bir oyuncak bebeğe dönüştürdüğü kadını üzerinde sürükler. Kadın ile erkek yer/rol değiştirirler. Sonda, erkek kadını üzerinde sürüklemeye ara verip, ellerini birbirine vurarak her şaplattığında, sahnede oradan oraya koşuşturmakta olan diğer erkekler ve kadınlar, gösterinin önceki dakikalarında icra ettikleri hareketleri donup kalarak resimleştirirler; onların hafızasında ve biz seyircilerin hafızasında kalmış an(ı)lardır bunlar. Mikro evren olarak insanın kendi eliyle yarattığı en temel fiziksel yapay çevre olan evini/yurdunu, makro evren olarak insanın ruhsal evrenini imlediğini düşündüğüm, zeminindeki kuru güz yapraklarının ise bana insanın ebedi istirahatgahını, mezarını çağrıştırdığı bu odaya hapsolmuş kadın ile erkeğin karşılıklı; güç, iktidar, şefkat, tatmin, arzu, avuntu, tutku, hayranlık, gösteriş, baştan çıkarma, böbürlenme, sahiplenme, mahcubiyet, hüsran ve özlem oyunlarından an(ı)lardır bunlar. Bu odada, bu oyunlarda kadın ile erkek eşittir. Bir an kadın ağır basıp erkeği etkisi altına alarak cezbederken, bir an sonra erkek kadına hükmeder. Bir an kadın erkeği sevgi ve ilgisiyle bunaltırken, diğer bir anda erkek kadını ağırlığı altında ezer. Kadın ile erkek arasında, bütün bu bir tahterevallideymiş gibi her an değişen dengelere rağmen, güç ve iktidardan yana olan erkek, aydınlıktan, umuttan ve -her şeyden öte ve temelde- aşktan yana olan kadındır. Kadın aşk yoluyla erkeği düze çıkarmaya, saplandığı ruhsal bataklıktan kurtarmaya çalışır. Erkek, anneliğinde ve sevgililiğinde kadının karnında bir yumrudur. Bu odada; aşkını, şefkatini veren, kendini feda eden kadın, gösteriş oyunlarıyla kendini tatmin eden erkektir. Bu odada aşk ölümü getirir. Kadın oturuyor olduğu sandalyeden, erkeğe “çünkü seni seviyorum” dediğinde üzerine erkeğin de oturmasıyla onun altında ezilerek, cansız yere yığılır. Bu defalarca tekrarlanır.

Fotograf: Klaus Dilger

Bağlam 
“Mavi Sakal. Béla Bartók’un ‘Dük Mavi Sakal’ın Şatosu’ Operasının Ses Kaydını Dinlerken” (Blaubart. Beim Anhören einer Tonbandaufnahme von Bela Bartok’s Oper ‘Herzog Blaubarts Burg’) toplu, solo ve duo koreografik sekansları, heykelsi statik anları, biçime ve içeriğe dair bütün artistik ve tiyatral tercihleriyle Pina Bausch’un, 1974’te kurduğu topluluğu Wuppertal Dans Tiyatrosu (Tanztheater Wuppertal) ile henüz 1977 gibi çok erken bir tarihte üretmiş olmasına rağmen, tipik ve olgun bir yapıtıdır.

Bausch o tarihte şimdilerde başyapıtları kabul edilen -ve günümüzde gerek kendi topluluğu gerekse de başka dans toplulukları tarafından sıkça sahnelenen- “Bahar Ayini”ni (Das Frühlingsopfer), “Orfeus ve Euridike”yi (Orpheus und Eurydike) ve “Yedi Ölümcül Günah”ı (Die Sieben Todsünden) tasarlamıştı, ancak henüz ne “Café Müller”i, ne “Buluşma Yeri”ni (Kontakthof), ne “1980”i, ne “Bandoneon”u, ne de “Karanfiller”i (Nelken) yapmıştı. “Mavi Sakal” işte tam bu aralıkta duran bir başyapıt; her anlamda Bausch’un önceki ve sonraki yapıtlarının bir karışımı; öncekilerden beslenip, sonrakilere alan açan.

“Mavi Sakal”ı tipik bir Bausch yapıtı yapan özelliklerinden bir kaçı şunlar: Kadınların gece kıyafetleri erkeklerin takım elbiseler giymeleri, iç ile dış, yapay ile doğal mekanların muğlak bir şekilde içiçe geçmesi (kostüm ve sahne tasarımı: 1980 yılındaki ani ölümüne dek Bausch’un her anlamda hayat/yol arkadaşı olan Rolf Borzik), obje olarak sandalyenin vurgulanması, koreografide, jestlerde ve durumlardaki takıntılı ve yoğun tekrarlar, hareketlerin ve durumların kesintiye uğratılıp tekrarlanması, hareketlerin sahnede çapraz çizgiler üzerinde ilerlemesi, icracıların topluca en geriden en öne gelerek sahnenin ön ucunda sıra oluşturması, koreografide kolların havada geniş kavisler çizerek ve vurgulu bir şekilde bedene saplanışı, yukardaki bir şeye ulaşmak istermişçesine havaya sıçramalar, ağırlıklı olarak dans eğitimi almış icracıların rollerini söz ve seslerle de ifade etmeleri, oditoryum ışıklarının açılarak seyircilerin gösteriye dahil edilmesi.

Fotograf: Klaus Dilger

Uyarlama 
Turneye en son 1985’te Venedik’e gitmiş, Wuppertal’de en son 1994’te sahnelenmiş olan “Mavi Sakal” uzun yıllardır topluluğun repertuvarına tekrar alınamıyordu. Bunun nedeni, Bartók’un “Dük Mavi Sakal’ın Şatosu” (A kékszakállú herceg vára) adlı operasının yayın hakkını elinde bulunduran mirasçılarının Bausch’a operanın müziğini kullanmayı men etmiş olmalarıydı. Öyle ki, Wuppertal Dans Tiyatrosu’nun bu yeni yapımının reklam filmleri sosyal medyada 31 Aralık 2019 tarihine kadar müziksiz oynatıldı. Yayın hakkı 2020’ye girilmesiyle birlikte kalktı. Men edilme nedeni ise çok açık: Bir ses bandından duyulan müzik, yapıt boyunca mütemadiyen kesintiye uğratılıp, geriye alınıp, tekrar tekrar çalınıyor. Bartók’un bestesi bir sanat eseri olmaktan çıkıp, bir nesneye dönüştürülüyor. Özgün beste, yoruma göre 54 ile 63 dakika arasında değişen bir süreye sahipken, Bausch’un yapıtı 110 dakika sürüyor.

Bausch Bartók’un operasına daha önce Gluck’un iki operasını veya Stravinski’nin “Bahar Ayini”ni sahnelediği gibi, görece olarak “konvansiyonel” yaklaşmıyor. Bausch bu uyarlamalarında olduğu gibi özgün müzik eserinin anlatı çizgisini takip etmek yerinde, eseri bir çıkış noktası kabul ederek, eserin içerdiği temalardan esinlenen ve eseri bir araç olarak kullanan, bağımsız bir yapıt ortaya koyuyor. Zaten Bausch’un yapıtının adı Bartók’un operasının adıyla aynı değil. Bausch’un yapıtının ismi tekrar ve dikkatlice okunduğunda, bunun Bartók’un operasının bir uyarlaması olarak bile görülemeyeceği anlaşılıyor: “Mavi Sakal. Béla Bartók’un ‘Dük Mavi Sakal’ın Şatosu’ Operasının Ses Kaydını Dinlerken”. Bausch çok açık ve dürüstçe, daha isminden başlayarak, sahnelediği mizansenin biçimsel çerçevesini çizmiş: Müziğin kayıttan çalınması, kaydın sahne üzerindeki eski usül bir bant oynatıcıdan gelmesi, bu bant oynatıcının sahne üzerinde hareket edebiliyor, yani götürüldüğü yere ve yöne bağlı olarak sesin seyirciye farklı kalitelerde ulaşıyor olması, ve kaydı durdurup geri sarıp tekrar oynatanın gösterinin protagonistlerinden biri olması. Bunların hepsi, Bausch’un sanatının tiyatral mizansen tercihi olarak Brecht’in mirasçısı olduğunun bu yapıt özelindeki en net göstergeleri.

Fotograf: Evangelos Rodoulis

Hikaye 
İngilizcede Mavi Sakal (Bluebeard) lakabı, evlendiği eşini öldürüp tekrar evlenen ve yeni karısını da öldüren adamlara takılır. Bunun kökeni Charles Perrault’nun kaleme aldığı folklorik bir Fransız masalıdır. Masal Ortaçağ’da kadın katili olarak korku salmış asilzade Mavi Sakal’ın son karısı Judith’in bu akıbetten kurtulma çabasını anlatır. Daha önceki üç karısı ortadan kaybolmuş (onun tarafından öldürülmüş) olan Mavi Sakal son karısı Judith’i kırsaldaki şatosuna getirir; bir süreliğine şatoyu terk edecektir, Judith’e şatodaki bütün odaların anahtarlarını verir, bodrumdaki bir mahzen dışında hepsine girmesinin serbest olduğunu söyler. Mavi Sakal gittikten sonra Judith kızkardeşi ve arkadaşları ile bir şölen düzenler. Judith yasaklı odayı merak ederek içine girer ve yerlerin bütünüyle kanlar içinde olduğunu görür. Yasaklı odada Mavi Sakal’ın eski karıları kancalara asılmış haldedirler. Judith’in heyecanla yere düşürdüğü anahtar kanlanır ve sihirli olduğu için temizlenemez. Judith ertesi sabah şatodan kaçmak isterken aniden Mavi Sakal geri döner, kanlı anahtardan Judith’in yasak odaya girdiğini anlar ve onu öldürmek için hamle yapar. O sırada Judith’in kızkardeşinin yardıma çağırdığı erkek kardeşleri gelir ve Mavi Sakal’ı öldürürler.

Béla Bartók’un Béla Balázs’ın librettosundan 1911 yılında bestelediği, ilk defa 1918 yılında sahnelenen “Mavi Sakal Şatosu” operasının konusu ise masaldan biraz farklıdır. Mavi Sakal ile Judith yeni evlenmiş ve Mavi Sakal’ın şatosuna gelmişlerdir. Mekan loştur ve yedi kapı vardır. Judith kapıların arkasında neler olduğunu görmek ister, çünkü Mavi Sakal’ı sevmekte, onu ve geçmişini yakından tanımak istemektedir. Sırayla bütün kapılar açılır. Birincisi işkence odasına, ikincisi silah odasına, üçüncüsü hazine odasına, dördüncüsü çiçekli bir bahçeye beşincisi uçsuz bucaksız bir araziye açılır. İlk beş kapının ardındaki her bir görüntü kanlıdır. Altıncı kapının ardında gözyaşlarından bir göl vardır. Mavi Sakal önce yedinci kapıyı açmak istemez ama Judith’in ısrarıyla açmak zorunda kalır. İçeride Mavi Sakal'ın üç eski karısı vardır; canlıdırlar ve mücevherli kıyafetler giymektedirler. Mavi Sakal üç karısını sabahleyin, öğlenleyin ve akşamleyin tanıştığı eşleri olarak tanımlar, Judith’e ise “Dördüncü karım, geceleyin tanıştığım karım” diye hitap eder. Mavi Sakal diğerleri gibi Judith’e de, taşımakta zorlanacağı ağırlıkta mücevherli kıyafetler giydirerek, onu yedinci odaya sokar. Kapı Judith’in üzerine kapandığında Mavi Sakal tek başına kalır. Etraf karanlığa bürünür.


Fotograflar: Klaus Dilger

Ortam 
Bir o yana bir bu yana koşarak son sürat duvarlara vuran, çarpan kadınlı erkekli bedenler. Bedenlerin acısını içine çeken, yüzeyinde barındıran duvarlar. Bedenlere geçit vermeyen duvarlar… Bitap düşmüş duvar diplerine yığılan kadınlı erkekli bedenler; başları öne eğik, aynı Wilhelm Lehmbruck heykelleri gibi… Kadınlar kendilerini saçlarıyla saklarlar. Kadınlar saçlarıyla erkeği de saklarlar…

Kadın daha fazla uğraşan, gayret edendir. Erkeği büzülüp sırtını dayadığı duvardan, önce ayağını sonra kolunu tutup bedenini öne doğru çekmeye çalışarak kurtarmak ister. Erkek direnir, her seferinde duvara geri yaslanır. Kadın sorgulayandır, meraklıdır, gerçeği bulmak, öğrenmek isteyendir; erkeği atıllığından, sinmişliğinden, kendi içine dönüklüğünden kurtarmaya çalışır. Erkek ise her seferinde ret eder…

Kadın saçından kopardığı tellerle erkeğinin evinin duvarlarını, erkeğinin kıyafetini dikendir, erkeğine şekil verendir. Kadın erkek için adeta saçını süpürge eder. Bunun karşılığında erkek tarafından aşağılanır, şiddette maruz kalır, erkeği tarafından tecavüze uğrar…

Ama kadın aynı zamanda histerik bir şekilde hırçındır, gözüpektir. Kadınlar saçlarıyla erkeği döverler… Kadınlar erkekten talep ettikleri şeyi kendilerine vermesi için sert ve kararlıdırlar. Kadınlar yerde kalçaları üzerine oturmuş kol ve bacaklarıyla dört ayaklı bir hayvan gibi hızlı hızlı ilerleyerek sandalyesinde oturan erkeğe yaklaşırlar, erkek sandalyesiyle onlardan uzaklaştıkça kadınlar onu kovalarlar… İleriki bir sahnede tek bir kadın yerde yatan tek bir erkeğin üzerine yine dört ayaklı bir hayvan, adeta bir örümcek gibi saldırır…


Fotograflar: Klaus Dilger

Bağlantılar 
Kadın (Judith) gösterinin son çeyreğindeki bir sahnede, Bausch’un 1975 tarihli Stravinski uyarlaması “Bahar Ayini”nin sonundaki “Kurban Dansı” solosunu andıran; mekanda tek noktada sabit durarak yuvarlak, geniş kavis çizen kol hareketlerinin ve kıvrılan üst bedenin hakim olduğu bir solo dans yapar. Dansçıyı tüketen bu koreografi, aynı zamanda dansçının canlandırdığı protagonistin de çıkışsız bir sona, ölüme doğru gitmek zorunda bırakılışının, tükenişinin temsilidir.

Kadın (Judith) biraz önce erkeğe (Mavi Sakal’a) bütün içtenliğiyle açılmış, onu sevdiğini söylemiştir, onu içine düştüğü karanlık kuyudan çıkarmak için koşulsuz sevgisini ona sunmuştur. Karşılığında ise erkek, bütün erkeklerin aşk oyunlarındaki silahını çıkarır: Kaslarını, pazularını, ihtimamla geliştirdiği vücudunu gösterir; fiziksel gücüyle böbürlenir, kadını fiziksel gücüyle ve görüntüsüyle etkilemeye çalışır. Dişlerini gösterir, ne kadar sağlıklı olduğunu kanıtlamak ihtiyacındadır. Halbuki bu haliyle komiktir, acınası komik.

Mavi sakal’ların, yani erkeklerin sahnenin en önünde sıra olup seyircilere vücutlarını gösterdikleri sekans, birkaç yıl sonra, 1978 tarihli “Buluşma Yeri”nde daha geniş bir bağlamda ve anlamla tekrar karşımıza çıkacaktır. “Mavi Sakal”ın başka bir sahnesi ise “Buluşma Yeri”ni aynalar, ama asimetrik olarak. “Buluşma Yeri”nin, Wim Wenders’in “Pina” filminde de yer alan en etkileyici sahnelerinden birinde erkeklerin kuşattıkları uyuyan kadını okşayışları git gide tacize dönüşür. “Mavi Sakal”da ise bu sefer merkezde bir erkek durur, etrafı kadınlarla çevrilidir, kadınlar gittikçe incelttikleri sesleriyle erkeğe “Danke dich danke dich” (Sana teşekkürler, teşekkürler sana) derler. Bu sefer taciz fiziksel değildir belki, ama kesinlikle irkilticidir.

Fotograf: Maarten Vanden Abeele

Yapım 
Son sahnelenişinden 26 yıl sonra topluluğun repertuarına tekrar alınan “Mavi Sakal”ın rekonstrüksiyonunda, 1977’de yapıtın ortaya çıkış sürecinde protagonistlerden birini (Mavi Sakal’ı) yaratan ve bizzat sahnede canlandıran Jan Minarik ve 1979’dan itibaren diğer protagonisti (Judith’i) canlandıran Beatrice Libonati görev aldılar. Onlara, sonraki sahnelemelerde koroda bulunmuş olan Barbara Kaufmann ile Héléna Pikon yardımcı oldular.

Wuppertal Dans Tiyatrosu’nun yeni genel sanat yönetmeni Bettina Wagner-Bergelt bu yapım için “yeniden sahneleme” yerine özellikle “rekonstrüksiyon” tabirini tercih ettiğini söylüyor. Bunun nedeni, gösterinin özgün halinin tek bir versiyonunun bulunmuyor ve arşivdeki belgelerde her bir sahne için birçok farklı alternatifin, dolayısıyla boşlukların da bulunuyor olması. İki ay süren yeniden yaratım ve prova sürecinde Mimarik, Libonati, Kaufmann ve Pikon kendi anılarına, beden hafızalarına, arşivdeki yazılı notlara ve video kayıtlarına dayanarak her sahne için seçimlerde bulunmuşlar. Dolayısıyla ortaya çıkan, yapıtın özgün halinin birebir yeniden sahnelemesi değil, dört sanatçının ortak kararlarıyla şekillenen bir yeniden oluşturma.

Bausch’un hayattayken sahnelediği yapımlarda iki protagonist dışındaki kadın-erkek korosu 10 ile 13 çift arasında değişirken, bu yapımda 12 çift kullanılıyor. Hem koronun koreografisi icracılardan fiziksel olarak yoğun bir performans talep ettiği için, hem de yapıtın prömiyer kadrosundaki icracıların yaş sınırlarına yakın olabilmek kararıyla ve topluluğun kadrosunda yeterli sayıda genç sanatçı olmadığı için bu yapımda Bausch’un eğitim gördüğü, eğitmenlik ve idareciliği yaptığı ve her daim dirsek temasında olduğu Folkwang Yüksekokulu’nda yapılan bir seçme sonucu seçilen öğrenciler görev alıyorlar. Protagonistler için ise Judith rolü dört, Mavi Sakal rolü üç kast olarak çalışılmış.

2020 Ocak sonu-Şubat başındaki Wuppertal gösterimlerinde gösteriyi iki ayrı kasttan seyretme şansım oldu: İlk akşam Silvia Farias Heredia - Christopher Tandy, ikinci akşam Ophelia Young - Oleg Stepanov ikilisinden. Heredia’nın Judith yorumu yumuşak, duygu yüklü, hülyalı ve savunmasızken, Young kararlı, gözüpek ve kesindi. Mavi Sakal’ın aşkını; Heredia’nın Judith’i aşka teslim olmuşçasına, Young’unki ise aşkla kavga edercesine talep ediyordu. Tandy’nin Mavi Sakal’ı sert olduğu kadar kırılgan ve aşka açtı. Stepanov ise Mavi Sakal’ı kendi sertliğinde kaybolmuş ve bükülmesi zor bir saplantıya kapılmış olarak yorumladı. Bana göre iki çift de kendi aralarında gerilimli bir dengeyi ustaca yakalamayı başarmışlardı ve gerek fiziksellik, gerek oyunculuk, gerekse de duygunun sürekliliği açısından dört icracı da çok başarılıydı ancak, hareket kalitelerinin olağanüstülüğü ve jest ve mimiklerde yakaladıkları bıçak sırtı denge açısından ve özellikle de Judith ile Mavi Sakal arasındaki çekimi ve tansiyonu 110 dakika boyunca hiç düşürmeden capcanlı tutmuş olmalarından dolayı kişisel olarak Heredia-Tandy ikilisini daha çok beğendiğimi söylemeliyim. 


Fotograflar: Klaus Dilger

Wuppertal’den hemen sonra, Şubat ortasında İngiltere’nin dans Kabe’si Sadlers Wells’e turneye giden “Mavi Sakal”, Bausch’un bütün yapıtlarının defalarca turne yaptığı Paris’te ise, Fransa’daki yayın hakları kurallarının diğer ülkelerden farklı olmasından dolayı bir süre daha seyredilemeyecek.

Wuppertal Dans Tiyatrosu önümüzdeki Haziran ayında 2020-21 sezon programını açıkladığında “Mavi Sakal”ın yeni destinasyonları belli olacak. Youtube kanalında 12 dakikası eksik bir versiyonuna ulaşılabilen bu etkileyici başyapıtı ne yapıp edip canlı seyretmenizi öneririm.