pippo delbono etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pippo delbono etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2024 Pazartesi

04 KASIM


1876 johannes brahms'ın 1. senfonisi'nin dünya prömiyeri karlsruhe'de gerçekleştirilmiş

1922 howard carter krallar vadisi'nde firavun tutankamon'un mezarını (kv62) keşfetmiş

1948 t.s. eliot nobel edebiyat ödülüne değer görülmüş

1992 abdi ipekçi spor salonu'nda herbie hancock - wayne shorter - dave holland - wallace roney konserine gittim

1993 uçağa binmediği için atina'dan limuzinle gelen, konser sırasında sadece piyanonun üzerindeki mum ışığını bırakan efsanevi piyanist sviatoslav richter'i cemal reşit rey konser salonu'nda dinledim

2016 fennesz ve lubomyr melnyk konserlerine gittim; konserler zorlu performans sanatları merkezi, drama sahnesi'ndeydi

2021 pippo del bono'nun bir yapıtını istanbul'da seyrettim; zorlu pm drama sahnesi'nde la gioia



26 Mart 2022 Cumartesi

on soruluk sohbetler 65 : eva schumacher

İstanbul Fringe Festival'de gösterilerini canlı sunan sanatçılarla yaptığımız sohbetlerin bu haftaki konuğu 24 ve 25 Şubat tarihlerinde Institut français İstanbul’da seyirciyle buluşan Je t’appellerais Eve gösterisinin yönetmen, dramaturg ve senografı Eva Schumacher.

Fotoğraf: Louis De Ducla

Performansın özü sizce nedir?
Performansın iki kuvvetin sonucu olarak ortaya çıktığını düşünüyorum: Zaman ve insan. Sonsuza dek sürmeyecek olan belirli bir anı seçmek ve iki kişiyi, bir performansçı ile bir izleyiciyi, birinin bir teklifte bulunduğu ve diğerinin onu alıp ona tepki verdiği, karşı karşıya getirmektir. Performansın sadece bu buluşma hakkında olduğunu düşünmek hoşuma gidiyor: Birbirine bakan, birbirlerine hikâyelerinin bir parçasını veren ve sonra duran iki insan.

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl?
Elbette sanatın bir değişim vektörü olduğuna inanıyorum çünkü olaylara bakışımızı değiştiriyor. Bize başka hikâyeleri, bildiğimizi sandığımız şeyler hakkında başka bakış açılarını gösteriyor. Farklı sanatlar aracılığıyla anlattığımız hikâyelerin bir adım kenara çekilmemize olanak sağlayıp bizi küçük bir değişime götürebileceğini düşünüyorum. Ve bu büyük bir güç. Sanatlar bir mesaj ya da doktrin taşımazlar, onlar açık birer sorudur, yakalayıp kendimizin kılabileceğimiz, gerçeğin içinde askıya alma anlarıdır.

Bir iş üretirken hangi kaynaklardan beslenir, nelerden ilham alırsınız? Rüyalarınızın işlerinize etkisi olur mu?
Bana verilen, oyuncuların taşıdıkları, okuduğum ya da bana ait olan hikâyelerden yola çıkıyorum. Rüyalar da her zaman mevcutlar; aslında bu gösteride anlatılan birkaç rüya var, benim ya da başkalarının bana verdiği! Rüyalar, özellikle bir imge veya hareket çalışması için olağanüstü bir ilham kaynağı, çünkü özetleme, bir duyguyu, bir durumu aşırı derecede basitleştirme, onu bir imgede veya sizi uzun süre demirleyen bir kelimede yoğunlaştırma gücüne sahipler. Ayrıca sahnelerden, sahnede deneyimlemenin getirdiği duygulardan ve araştırma sırasında ortaya çıkan müzikal önerilerden de ilham alıyorum. Bu projede Caroline Martin'in güzel müziği büyük bir ilham kaynağı oldu.

"Ustam" olarak tanımlayabileceğiniz veya size ilham verdiğini düşündüğünüz biri/leri var mı, varsa kimler?
Çok var! Ama yönetmen Pippo Delbono'dan ve onun sanatsal yaklaşımından çok etkileniyorum. Çalışmaları inanılmaz derecede samimi ve çok güçlü imgeler barındırıyor. Kendisini ve oyuncularını tam bir adanmışlıkla nasıl sunacağını biliyor ve bu beni çok etkiliyor. İnsanlarla ve onların deneyimleriyle çalışıyor, herhangi bir biçim veya konsept çalışmasının ötesine geçen gösterilerinde mevcut hümanizmi hissedebiliyorsunuz. 

Söyleşinin devamını okumak için tıklayın.

12 Aralık 2020 Cumartesi

on soruluk sohbetler 25: pippo delbono



Tiyatronun özü sizce nedir? Çağdaş tiyatroyu günümüzde nasıl tanımlarsınız? 

Bugüne bakan ve ona farklı bakış açıları kazandırmaya çalışan bir Tiyatro. Bir Bugünlerin Tiyatrosu. Bir çatışmalar Tiyatrosu ama bir ışık tiyatrosu da. Zamanımızın iki zıt gerilimi. 

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl? 

 Sanat, hayatın sertliğini değiştirebilir. Sanat, savaşın hüküm sürdüğü yere aşkı getirebilir. Sanat, üzüntünün olduğu yere neşe, karanlığın olduğu yere ışık getirebilir. Toplumu dönüştürebilir. 

İnsanlığın küresel ölçekte içinden geçmekte olduğu bu yeni pandemi süreci sizce gösteri sanatlarını gelecekte nasıl dönüştürecek?

Bu salgın aslında sosyal, politik ve ekonomik bağlamdan bağımsız olarak herkesi vuruyor. Bazı yönlerden sosyal sınıflar arasında bir eşitlik biçimi yaratıyor. Bu görebildiğimiz tek olumlu yön. Gelecek bir şekilde farklı olacak, zaten değişiyor da. Performans sanatları daha gerekli, daha az estetik ve daha canlı hale gelebilir.

Sizce ülkenizdeki gösteri sanatları çevresi pandeminin zorlayıcı koşullarıyla nasıl başa çıkıyor

İtalya’da şu anda tiyatrolar kapalı. Topluluk olarak genel duruma rağmen projelerimizle yol almaya çalışıyoruz. Örneğin, yakın zamanda son işim La gioia (Keyif) ile Avrupa’da üç ülkede turneye çıkmıştık ama sonra 2021 Şubatına dek faaliyetlerimizi durdurmak zorunda kaldık. Videodan tiyatro yayınlarının canlı performansların yerini alamayacağını düşünüyorum, hem de hiç. İzleyicilerimizle gerçekten tanışmak için gelecekte İstanbul Tiyatro Festivali’nde fiziksel şekilde bulunmayı dört gözle beklerken, gene de Dopo La Battaglia (Muharebeden Sonra) ile ilk kez Türkiyeli seyircilerle tanışmaktan mutluluk duyuyoruz.

"Ustam" olarak tanımlayabileceğiniz bir sanatçı ya da size ilham verdiğini düşündüğünüz biri var mı?

Birlikte çalışma ayrıcalığına eriştiğim Pina Bausch’un yolculuğumda çok önemli bir varlığı olduğuna inanıyorum. Doğu tiyatrosu deneyimi de aynı şekilde. Ve Bobo: benimle yaklaşık yirmi yıldır çalışan sağır ve dilsiz küçük adam. Ve dahası bana engin bir insanlık sunmuş olan tüm insanlar.

1987'de Pina Bausch ile tanışmanız sanatsal yaratımlarınıza bakış açınızı ve yaklaşımınızı nasıl etkiledi?

Pina büyük bir özgürlük kaynağıydı. Yaratım sürecim boyunca hiçbir şey katı değildir, ancak özgürlüğüme dair güçlü bir katılığım var.

Söyleşinin devamını okumak için tıklayın: art unlimited

29 Temmuz 2009 Çarşamba

rahatsız koltuklar

en "büyük" hayallerimden biri avignon tiyatro festivali'ne gitmek.


5 ya da 6 yıl önceydi; avignon'un efsanevi genel sanat yönetmeni bernard faivre d'arcier'in düzenlediği son festivaldi ve muhteşem veda programının biletleri -fnac sayesinde- bir tık uzağımdaydı, son anda vazgeçtim.
şans; o yıl, avignon da dahil olmak üzere fransa'nın bütün yaz festivalleri sahne görevlileri sendikasının hışmına uğrayınca iptal edildi.
bir daha da fırsat yaratamadım avignon için.


arte sağolsun; son üç haftadır, 13 dakikalık günlük sanat programını avignon'a ayırdı, her akşam avignon'dan yayın yaptı. bu akşam da festivalin kapanış oyunu, johan simons'un yönettiği "casimir et caroline"i naklen yayınlayacak.
televizyondan takip bir yana, bu yıl istanbullular olarak çok şanslıyız; barcelona'da bir gecesi iptal edilen, epidaurus'da jeanne moreau'nun rahatsızlığı dolayısıyla hiç oynanamayan avignon'un açılış oyunu amos gitai projesi bu haftasonu rumelihisarı'nda iki gece üstüste sahnelenecek.
velhasıl, avignon hiç bu kadar yakın olmamıştı!

gelelim festivale; televizyon ve yazılı basından takip ettiğim kadarıyla bu sene avignon'da günümüzün sorunlarını ele alan, eleştiri dozu yüksek, lafını sakınmayan zehir zemberek oyunlar ağırlıktaymış. bu oyunlar seyircinin rehavet içinde koltuğuna kurulmasına izin vermeyen, tedirgin edici ve hatta provoke edici sahneleme tarzlarına sahipmiş.

işte, 7-29 temmuz tarihleri arasında düzenlenen 63. avignon tiyatro festivali'nin o rahatsız edici anlarından bir seçki (fotoğraflar: christophe raynaud de lage):


el final de este estado de cosas, redux
israel galvan



(a)pollonia
krzysztof warlikowski




la menzogna
pippo delbono



orgy of tolerance
jan fabre


un peu de tendresse bordel de merde !
dave st-pierre

23 Temmuz 2009 Perşembe

vefa





(çizim: françois olislaeger)

pippo delbono
tiyatro ve film yönetmeni
(80'li yıllarda pina bausch ile çalışmıştır)

raimund hoghe
dramaturg, koreograf, dansçı
(pina bausch'un 80'li yıllardaki yapıtlarında dramaturg olarak çalışmıştır)

20 temmuz akşamı,
avignon'da papalar sarayı'nın arkasındaki bahçede
yaklaşık 900 kişi
pina bausch'un anısına toplanmış.

(fotoğraflar: christophe raynaud de lage)