29 Nisan 2020 Çarşamba

on soruluk sohbetler 14: melih kıraç (ÇAK)

[bu röportaj 28 nisan 2020 tarihinde unlimited'de yayınlanmıştır.]

2020’nin ilk günlerinde Selen Ansen’in üstlendiği Arter Performans Programı’nın Katılma başlıklı ikinci bölümü kapsamında work-in-progress olarak sunulan Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın "Gölge Veri" adlı çalışması dansın geçmişten geleceğe aktarımını ve kaydını hareketin geçiciliğine dikkat çekerek sahneye taşıyordu. Dans ile hafıza arasındaki ilişkiyi irdeleyen, dansı Çıplak Ayaklar Kumpanyası dansçılarının kişisel hafızalarının performansı olarak sunan yapıtın koreografisine imza atan Melih Kıraç’la sohbet ettik.

Ayşe Draz Orhon & Mehmet Kerem Özel



Sizce dansın özü/ruhu nedir? Çağdaş dansı bugün nasıl tanımlarsınız? 
Dansı bedenselleşen tüm ruhların ortak edimi olarak görüyorum. Oldukça kişisel ve bir o kadar da herkese ait. Çağdaş dans ise bu gerçeklikte tüm alanlara erişimi olan ve farklı meseleleri gündemine alarak ana getiren ve canlı kılan bir sanat alanı.

"Ustam" olarak tanımlayabileceğiniz sanatçı(lar) ya da fikirlerinden etkilendiğiniz kişi(ler) var mı, varsa kim(ler)? 
Karşılaştığımız tüm sanatçıların öğretilerini taşıdığımıza ve bunları dönüştürdüğümüze inanıyorum. Aydın Teker’in sanata olan tutkusundan ve işlerinden çok etkileniyorum.

Bir yapıt üzerinde çalışırken, hangi kaynaklar size ilham veriyor? Rüyalarınız işlerinizde rol oynuyor mu? 
Rüyalarını hatırlayan biri değilim ve bunun üzerinde hep çalışmam gerekiyor. Üzerinde odaklandığım bir iş varsa, özellikle uykuya dalmadan hemen önce zihnim çok aktif olabiliyor. Uykuyla uyanıklık arasında düşündüğüm her şey ve bulduğum çözümler normalde olabileceğinden daha büyülü gözüküyor.

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl? 
Sanatçının niyetinin bunu gerçekleştirmek için temel unsur olduğunu düşünüyorum.

Küresel ölçekte insanlığın içinden geçmekte olduğu bu yeni pandemik sürecinin sonrasında bu sürecin gösteri sanatlarını nasıl dönüştürmüş olacağını düşünüyorsunuz?     
Beden ve mesafe konularının yeniden tanımlandığı bu günlerde gösteri izleme eyleminde seyirci açısından oldukça büyük değişimler olacağını düşünüyorum. Bir yandan da canlı olana bakmanın değer kazanacağı günlerden geçiyoruz. Temel ekolojik ve insani değerler üzerine çaba sarf etmeyi ön planda tuttuktan sonra, kültür çalışanlarının, üretimleri için neden ve nasıl sorularını gündemlerine alacağını umuyorum.

Evlerimizde tecrit halinde olmak ve sosyal mesafeyi korumaya odaklanmak sizce gelecekteki işlerinizi nasıl şekillendirecek? 
Bu konuda özel bir çaba sarf edeceğimi düşünmüyorum ama içinde olduğumuz zamanın duyumsanmasını bir kaynak olarak görüyorum.

Bu gösterideki favori anınız hangisi ve neden? 
Artık dışarıdan hiçbir ışık kaynağının olmadığı ve Aslı, Mihran ve Büşra’nın mumlarla uzamı aydınlattığı son bölüm; sanki bugünlerin de habercisi, işin özü gibi geliyor.

Bu gösteriyi tasarlarken nasıl bir yol veya yöntem izlediniz? Bu işiniz bu anlamda diğer işlerinizden farklı mıydı? 
Kamola Rashidova’yla çalıştığım “Eski tören için yeni cilt”te babaannemin ölümünün ardından onun evlatlık verildiği Konya’daki köyüne gitmiş ve bilinçli olmadan bu yolculuk ve sonrasında yas, ölüme dair düşünceler, hafıza ve yaşlılık gibi odaklar etrafında sürecin gelişmesine tanık olmuştum. Üretim sürecini çok kontrol etmeden kendiliğinden gelişen bir akışta tutmayı çok önemsiyorum. Böyle olduğunda kendiliğinden bir dramaturji oluşuyor ve projenin kavramsal çerçevesini destekleyen unsurlar bir bir gelmeye başlıyor. Bu çoğunlukla kitaplar oluyor benim sürecimde, bazense bir albüm ismi bile olabiliyor. Bu yöntem bu sefer biraz daha bilinçli olarak Gölge Veri için de geçerliydi. Kumpanya olarak arşiv ve hatırlama-unutma pratikleri bizi oldukça heyecanlandıran konular. Bu sefer dansa odaklanarak, kendi bedenlerimizin -onun bağlı olduğu toplumsal ve arkaik düzlemlerde de- arşivi ve tarihi üzerine düşünerek başladık. Bir yandan da veri dijital perspektiften ne demek, bugün veriler nasıl korunuyor ve aktarılıyor gibi farklı alanlardan pratikler üzerine hep okuduk ve tartıştık. Fakat bir noktadan sonra tüm bu ipleri bırakmaya ve stüdyoda gelişen verinin kendi bağımsızlığını kazanmasına özen gösterdik.

Atmosfer olarak koyu, basık ve alaca bile olmayan karanlık bir iş ortaya çıkarmışsınız. Çağdaş danstan bağımsız olarak, genelde arşivi olmadığı gibi unutkan da olan bir toplumun belleğindeki flu görüntüler mi bunlar? 
Neden olmasın? Gölge Veri hatırlama ediminin verilerinin paylaşıldığı değil, daha çok unutma edimiyle ilişkilendirdiğim bir iş. Veri çağında korunan ya da korunmayan bilginin belirli bir zaman sonra görünümünün nasıl olacağına dair bir tahayyül.

“Gölge veri” gerçek mekan ve zamanda seyirciyle tekrar buluşana kadar söylemek istediğiniz özel bir şey var mı? 
İçinden geçtiğimiz günlerle baş edebilme gücü diliyorum!

25 Nisan 2020 Cumartesi

dünyanın sahneleri evimizde - güncellenmiş ve alfabetik son liste

sanırım bundan sonra yeni bir liste hazırlamam.. 
 bu sonuncusunu; beni operaya, baleye, tiyatroya, klasik müziğe ısındıran, gösteri sanatlarını sevmemi ve tiyatro binalarına hayran olmamı sağlayan, her gidişimde bir mabed gibi beni büyüleyen, ellerimi korkuluklarına, koltuk kumaşlarına, kolluklarına sürmekten müthiş haz aldığım, küçükken sıkıldığım operalarda uyumamak için karanlıkta gizlice ayakkabılarımı çıkarıp soğuk zeminine değdiğim, yine küçükken ışıkların loş bırakıldığı konserlerde sıkıntıdan tavanındaki ampülleri saydığım, konser salonundan oda tiyatrosuna sergi salonundan sinemasına, cumartesi sabah konserleri öncesinde croissant ile kahve içtiğim fuayesinden dondurucu soğukta saatlerce kapısında kuyrukta beklediğim gişe mekanına, içeride bir gösteriye girmeyecek bile olsam arkadaşlarımla randevulaştığım ön bahçesinden defalarca hayran olduğum sanatçılardan imza almak için gittiğim sahne arkası kapısına ve tabii ki o dönen, dönerek öne gelen, parçalanıp yukarı aşağı inip çıkan büyülü ve uçsuz bucaksız sahnesiyle büyük salonuna, her bir detayını çok özlediğim istanbul atatürk kültür merkezi'ne adıyorum. 
ben dünyanın sahnelerini ilk orada seyretmeye başlamıştım; orasıydı beni konuk eden ilk ev..

(İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, Büyük Salon)

Korona virüsü nedeniyle dünyadaki bir çok ülke sakinlerinin önümüzdeki bir-iki ay boyunca evlerinde kalmaları gereken bu dönemde; gösteri sanatları kurumları ve platformları web siteleri üzerinden ya arşivlerini bütünüyle, ya da seçtikleri kayıtları ücretsiz erişime açıyor, bazı topluluklar ise canlı yayınlar düzenliyor. 
Aşağıdaki liste sadece tam kayıt olarak yayınlanan gösterilerden oluşuyor. Yanında “Arşivden seçki” açıklaması bulunan topluluklar kayıtlarını süresiz açıyorlar.

Tiyatro
Andrew Lloyd Webber (Her cuma bir müzikal – her oyun 48 saat izleniyor)
Ant Hampton (Arşivden seçki)
Belarus Free Theatre (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Berliner Ensemble (Her cuma bir oyun – her oyun 7 gün izleniyor)
Berliner Festspiele (Berliner Theatertreffen 2020’ye davet edilen 10 oyundan altısı 1-8 mayıs tarihleri arasında yayınlanacak)
Burgtheater Wien (Her çarşamba ve cuma birer oyun - her oyun 24 saat izleniyor)
Bühnenwelt (Almanca konuşulan ülkelerdeki tiyatro yapıtlarından geniş seçki)
Cheek by Jowl (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Comédie de Caen (Arşivden seçki)
Comédie Française (Her gün 18:00-02:00 arasında söyleşiler, belgeseller, oyun okumaları ve bir tam kayıt yapımdan oluşan yayın)
Deutsches Schauspielhaus Hamburg (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Deutsches Theater Berlin (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Fatih Gençkal (“Olmamış mı?”)
France TV - Culturebox (Fransız gösteri sanatları örneklerinden seçki)
Fringe Ensemble (Arşivden seçki)
Fringe Replay (İstanbul Fringe Festivali'nden seçki)
Fulya Peker (Arşivden seçki)
GalataPerform (Arşivden seçki)
Gazete Müstehak (Her akşam 22:00-24:00 canlı yayın)
Gecko Theatre (Bütün arşiv)
Greek Festival (Arşivden seçki – her oyun 24 saat izleniyor)
Hampstead Theatre (Arşivden seçki – Her oyun belli bir süre izleniyor)
Hebbel am Ufer (Arşivden seçki)
Howlround Theatre Commons (SEGAL Talks – Dünyadan tiyatrocularla söyleşiler)
International Theatre Amsterdam (Her gün Dekameron’dan bir öykü okuması)
Kadro Pa (Macbeth Mutfakta)
La Colline – Theatre national (Her pazartesi ve perşembe arşivden bir söyleşi, konser, sohbet kaydı)
Laetitia Dosch (HATE)
La MaMa (Arşivden seçki)
Les Theatres de la Ville de Luxembourg (Arşivden seçki – Her oyun belli bir süre izleniyor)
Maxim Gorki Theater (Her çarşamba bir oyun – 24 saat boyunca izleniyor)
Mekan Artı (Her perşembe bir oyun)
Murat Mahmutyazıcıoğlu/BAM (“Evde” başlıklı kısa oyun okumaları)
Münchner Kammerspiele (Her gün bir oyun – her oyun 24 saat izleniyor)
nachtkritik (Her gün Almanca konuşulan ülkelerdeki tiyatro topluluklarının bir oyunu - her oyun 24 boyunca izleniyor)
Nanterre-Amandiers (Arşivden seçki)
National Theatre (Her perşembe bir oyun – her oyun 7 gün izleniyor)
National Theatre Tokyo (Arşivden seçki)
Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu (Arşivden seçki)
Ninateka (Polonya gösteri sanatları örneklerinden seçki)
NT Gent (Arşivden seçki)
Odin Teatret (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Onassis Stegi (Arşivden seçki)
Oyun Atölyesi (7- Şekspir Müzikali)
Philippe Quesne (La Nuit des taupes)
Pippo Del Bono (Arşivden seçki - 31 mayıs'a kadar)
Podium aan huis (Flaman gösteri sanatları örneklerinden seçki)
Rimini Protokoll (Bütün arşiv)
Royal Court Theatre (Cyprus Avenue)
Schaubühne (Her gün bir oyun 20:30-02:00 saatleri arasında izleniyor – 20:00’de ön gösteri: doğaçlamalar, okumalar, hikayeler ve şarkılar)
Schauspiel Dortmund (Arşivden seçki)
Schauspielhaus Graz (Arşivden seçki)
Schauspiel Köln (Her cuma bir oyun – her oyun 7 gün izleniyor)
Schauspiel Leipzig (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Semih Fırıncıoğlu (Arşivden seçki)
Shakespeare’s Globe (Her pazartesi bir oyun – her oyun 2 hafta izleniyor)
Simon Mc Burney - Complicité (The Encounter - 15-22 mayıs arasında izleniyor)
Sırbistan Ulusal Tiyatrosu (Arşivden seçki)
spect you (Almanca konuşulan ülkelerdeki bağımsız tiyatro topluluklarının yapıtlarından seçki)
Stage Russia (Her haftasonu bir oyun ücretsiz yayınlanıyor)
Stratford Festival (Her perşembe bir Shakespeare oyunu – her oyun belli bir süre izleniyor) 
Teatr Andra (Troas)
Teatro Nacional D. Maria II (Arşivden seçki)
Thalia Theater (Her gün bir oyun – her oyun 24 saat izleniyor)
Theater Baden Baden (Arşivden seçki)
Theater-Reihe (Almanya Kuzey Westfalya eyaletinin tiyatro kurumlarının Koronavirüs karantinası kurallarına göre sahneledikleri gösteriler)
Théâtre des Bouffes du Nord (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Théâtre du Soleil (Arşivden seçki) 
Theatre of Nations (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Théâtre Vidy-Lausanne (Arşivden seçki)
The International Online Theatre Festival 2020 (15 nisan-15 mayıs tarihlerinde her gün bir oyun)
The Wooster Group (Arşivden seçki – her oyun belli bir süre izleniyor)
Tiyatro Ak’la Kara (Her gün bir oyun)
Tiyatrolokomotif (Kare/Square)
TR Warszawa (Her cumartesi 21:00’de bir oyun)
Unstage (Yunan gösteri sanatları örneklerinden seçki)
Volkstheater Wien (Her gün bir oyun – her oyun 24 saat izleniyor)
William Kentridge (Il ritorno d'Ulisse, I'm not me the horse is not mine, Ubu and the Truth Commission, Woyzeck on the Highveld)

Çocuk Oyunu
Atta Festivali – BonteHond (iPetTavşan Aranıyor)
Bakırköy Belediyesi Tiyatroları (Arşivden seçki)
Ensemble Resonanz (SomniaNext Stop: Lunar Plexus)
Fringe İstanbul (Fısıltı Odası– 28 Nisan’a kadar)
Het Houten Huis (Hotel Perdu)
Manual Cinema (ADA/AVA) 
Mercat de los Flors (Arşivden seçki)
Unga Klara (Arşivden seçki)

Dans
Alain Platel - Les Ballets C. de la B. (C(h)oeurs,Out of Contex – for PinaVSPRS)
Andonis Foniadakis (Les Noces)
Anne Teresa de Keersmaeker - Rosas (Ottone, Ottone,Partita 2 – AvignonRain)
Antonio Gades Company (Bodas SangreCarmenFuenteovejunaSuite Flamenca)
Arte TV (Dans ve dans tiyatrosu yapıtlarından seçki)
Australian Dance Theatre (Her cuma bir gösteri – her gösteri 48 saat izleniyor)
Ballet Vlaanderen (Arşivden seçki)
Baryshnikov Arts Center (Arşivden seçki - her gösteri belli bir süre izleniyor)
Bolşoy Tiyatrosu (Arşivden seçki – her gösteri 24 saat izleniyor)
Christian Spuck - Ballet Zürich (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Conny Janssen Danst (Arşivden seçki)
Constanza Macras - DorkyPark (Arşivden seçki)
Damien Jalet (Les Médusés)
dance videos library (Dans, bale ve dans tiyatrosu yapıtlarından geniş seçki)
Dimitris Papaioannou (Arşivden seçki)
Duda Pavia Company (Malediction)
Emanuel Gat Dance (Bütün arşiv)
English National Ballet (Her çarşamba bir gösteri - her gösteri 7 gün izleniyor)
Fringe Replay (İstanbul Fringe Festivali'nden seçki)
Gandini Juggling (Arşivden seçki)
Gonca Gümüşayak (Bütün arşiv)
Göteborgsoperans Danskompani (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Grand Théâtre de Genève (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Groningen Grand Theatre (Her perşembe ve cuma bir gösteri – 24 saat boyunca izleniyor)
Hareket Atölyesi (Bütün arşiv)
Hofesh Schechter (The Art of Not Looking Back)
İlyas Odman (
Countdown parola: copycatssss, Happy Happy Together parola: wowmen)
Insiema Irreali (Wreck)
Jan Lauwers - Needcompany (Arşivden seçki)
Jérôme Bel (Pichet Klunchun and myself)
John Neumeier - Hamburg Ballett (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Jo Stromgren Kompani (JSK CORONA SESSIONS)
Joyce Theatre (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Kalamata Dans Festivali (Arşivden seçki)
(LA)HORDE (Arşivden seçki)
Korzo (Her cuma bir gösteri - her gösteri bir hafta boyunca izleniyor)
Luc Riolon’un kayıt yönetmenliğini yaptığı çoğu tam kayıt gösteri
Maguy Marin (May BRAM DAM)
Meg Stuart - Damaged Goods (Arşivden seçki)
Mercat de los Flors (Arşivden seçki)
Merce Cunningham - Centennial Repertory Festival (Her pazartesi bir gösteri - her gösteri bir ay izleniyor)
National Theater Mannheim (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
New York City Ballet (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
NDT (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Ninateka (Polonya dans ve dans tiyatrosu yapıtlarından geniş seçki)
Numericdanse (Dans ve dans tiyatrosu yapıtlarından geniş seçki)
Ohad Naharin (Last work)
On the boards (Dans ve dans tiyatrosu yapıtlarından geniş seçki)
Paul Taylor (Dancemaker)
Pieter Ampe & Gui Garrido (Still difficult duet)
Pina Bausch – Tanztheater Wuppertal (Blaubart. Beim Anhören einer Tonbandaufnahme von Bela Bartok’s Oper ‘Herzog Blaubarts Burg’ Café Müller, Der Frühlingsopfer (Le Sacre du Printemps)KontakthofKontakthof mit Damen unf Herren ab 65 JahrenPalermo Palermo)
The Place (Her perşembe bir gösteri - her gösteri 6 hafta izleniyor)
Sadlers Wells Theatre (Her cuma bir gösteri - her gösteri 7 gün izleniyor)
schrit_tmacher Festival (Arşivden seçki)
Das Stuttgart Ballet (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Sidi Larbi Cherkaoui (Babel 7.16LoinMea Culpa)
Tanztheater Osnabrück (Arşivden seçki)
The Royal Ballet (Arşivden seçki)
Toula Limnaios (Arşivden seçki – her gösteri belli bir süre izleniyor)
Trisha Brown Dance Company (performances from the archive)
Ubu (Dans ve dans tiyatrosu yapıtlarından geniş seçki)
Vertigo Dance Company (Null)
Wim Vandekeybus - Ultima Vez (Arşivden seçki)
Yoann Bourgeois (Wu-wei)



17 Nisan 2020 Cuma

"İnce Memed"den...



"Üstbaşta yaşlı, yaşlılıktan dalları toprağa eğilmiş, dalları kıvrılmış bir çınar ağacı bütün haşmetiyle yıllardır orada durup durur. Çınar ağacına yüz metre yaklaşırsın, elli metre yaklaşırsın ortalıkta çıt yoktur. Her bir yan derin bir sessizlik içindedir. Sessizlik korkutur insanı. Yirmi beş metre yaklaşırsın gene öyle... On metrede aynı sessizlik. Ağacın yanına gelip de kayadan yanına dönüncedir ki iş değişir, birdenbire bir gürültü patlar. Şaşırıverir insan... İlkin kulakları sağır edecek derecede çoktur. Sonra iner, yavaşlar.
Gürültünün geldiği yer, Değirmenoluk suyunun gözüdür. Göz değildir ya, bura halkı oraya suyun gözüdür der. Öyle bilir. Bir kayanın dibinden köpükler saçarak kaynar. İçine bir ağaç parçası atılırsa bir gün, iki gün, hatta bir hafta suyun üstünde oynadığı görülür. Döndürür. Bazıları iddia ederler ki, kaynayan su, üstünde taşı bile oynatır, batırmaz. Halbuki suyun gözü burası değildir. Ta uzaklardan, çamlar arasından, yarpuz, kekik kokularını yüklenerek Akçadağdan gelir. Burada da bu kayanın altından girer, köpürerek, kaynayarak, bir delice homurtuyla öbür ucundan çıkar.
Buradan Akçadağa kadar öyle kayalık, öyle sarptır ki Toros, bir ev yerinden daha büyük toprak parçası görülemez. Ulu çamlar, gürgenler kayaların arasından göğe doğru ağmıştır. Bu kayalıklarda hemen hemen hiçbir hayvan yoktur. Yalnız, o da çok seyrek, akşam vakitleri keskin bir kayanın sivrisinde boynuzlarını, büyük çangallı boynuzlarını sırtına yatırmış bir geyik, bacaklarını gerip, sonsuzluğa bakarcasına durur."

- Yaşar Kemal
Toros Yayınları


15 Nisan 2020 Çarşamba

on soruluk sohbetler 13: meggy rustamova

[bu röportaj 14 nisan 2020 tarihinde unlimited'de yayınlanmıştır.]

Meggy Rustamova, Arter’in performans programının Kutlama başlıklı ilk bölümüne, 28-29 Eylül tarihlerinde, gezici bir performans ve ses yerleştirmesi A Speech of Nature adlı işiyle katılmış olan Belçikalı bir sanatçı. Rustamova’ya hem Arter’in Dolapdere’deki yeni binasının açılışı bağlamında Arter’in iç ve dış mekânlarında gerçekleştirdiği ve izleyicilerle mahalle sakinlerini, şehirden ayrılmadan ormanda bir yolculuk yapmaya davet ettiği işi ve genel olarak sanatsal yaklaşımı hakkında, hem de bizden ‘mesafelenme’ talep eden, içinde bulunduğumuz kolektif travmaya dair sorularımızı yönelttik.

Ayşe Draz Orhon & Mehmet Kerem Özel

Meggy Rustamova. Fotoğraf:Tomek Dersu Aaron

Sizce performansın özü/ruhu nedir? Çağdaş performansı bugün nasıl tanımlarsınız?
Performans [sanatı] 1960 ve ‘70'lerde beden, [beden] sıvılar[ı] ve insan dayanıklılığının uçlara götürülmesi ile ilgili denemeleri odağına alırken odak zamanla politikaya, ekolojiye ve dans, video ve müzik gibi diğer medyalarla yapılan denemelere doğru kaydı. Ben şahsen, seyircinin içinde dolaşma ve sanatçıyla, nesnelerle, sesle ve fotoğraflarla etkileşime girme özgürlüğüne sahip olduğu yerleştirme performansları tasarlamaya çalışıyorum. Bu, belirli bir hassas konsantrasyon sağlamak ve izleyicilerle görsel bir diyalog kurmak için bir fırsat yaratıyor.

"Ustam" olarak tanımlayabileceğiniz sanatçı(lar) ya da fikirlerinden etkilendiğiniz kişi(ler) var mı, varsa kim(ler)?
Belçika'daki sanat okulunda öğrenciyken, olağan şüpheliler Joseph Beuys, Marina Abramovic ve Ulay, John Baldessari, Vito Acconci, Gilbert ve George, Ana Mendieta, Adrian Piper ve kavramsalcıları örnek alıyordum. Martha Rosler'in video ve performansla nasıl çalıştığını takdir ediyorum. Yıllar içinde zamanla yavaş yavaş videoyu işlerimde kullanmaya başladım ve daha sonra ilgim ses ve daha büyük yerleştirmelere kaydı. Beğendiğim diğer sanatçılar Francis Alÿs, Andrea Fraser, Janet Cardiff, Ceal Floyer, Fiona Tan, Chantal Akerman vb. Onların tekilliklerine, siyasete karşı şiirlerine, kavramsal ifadelerine ve medyayı deneysel kullanımlarına saygı duyuyorum.

Bir yapıt üzerinde çalışırken, hangi kaynaklar size ilham veriyor? Rüyalarınız işlerinizde rol oynuyor mu?
Yerden [konumdan], dahil olan insanlardan, sosyal, ekonomik ve politik bağlamdan ve ele alınan konulardan ilham alıyorum. Bireysel ve kolektif bellek, dil ve insan davranışı arasındaki ilişkilerle ilgileniyorum, dünyadaki güncel meseleleri ve olguları tercüme etme yollarını aramaya çalışıyorum. Hikayelerim; çağrışım, fantezi, gündüz düşleri, sıradan şeyler, gündelik yaşamın banalliği ve tarihsel gelenekler yoluyla oluşuyorlar. Bir performansın sonunda izleyicide kalabilecek bir nesne veya fotoğraf paylaşıyorum.

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl?
Eğer belli bir güçten bahsedebiliyorsak, o zaman bu bakanın gözlerindedir. Bir yapıtı izlemek, bütünüyle anlamak ve sindirmek için doğru zamanlamaya inanıyorum. Sanat duygudur; sanat yapıtının değerinin, sanatçıların statüsünün, cinsiyetinin veya onların sanat dünyasında egemenliğinin dikkate alınmasına gerek yoktur. Sevdiğimiz çoğu sanat eseri bir farkındalık noktasından, bir duygu temasından, bir yücelik hissinden, bir güzelliğin ortaya çıkarılmasından, ruhumuza tutulan bir aynadan, dileklerden, hüzünden, kişisel arayıştan ve mutluluktan gelir.

Küresel ölçekte insanlığın içinden geçmekte olduğu bu yeni pandemik sürecinin sonrasında bu sürecin gösteri sanatlarını nasıl dönüştürmüş olacağını düşünüyorsunuz?     
Salgın birkaç ay süreceği için her türlü sanat disiplinini etkileyeceğine inanıyorum, ancak daha genel olarak toplumda, ekonomide ve sosyal organizasyonlarda ve umarım iklim bilincinde etkisi olacak. Hayal edilemez olan gerçekleşti: “burada gerçekleşemeyecek ya da bu bize çok uzak Çin’deki bir şey” kendi kapılarımızın önüne kadar geldi, bu küreselleşmiş ve dijital dünyamızda daha önce eşi benzeri görülmemiş bir durum. Bu, gelecekteki salgın hastalıklar veya çok sayıda insanın etkileneceği insan felaketleri için bir egzersiz sanki. Listede sırada; içme suyu eksikliği, kuraklık, orman yangınları, seller, depremler var, bunların bazıları zaten gerçekleşiyor, bu nedenle iklim değişikliği neredeyse kaçınılmaz, ancak evrensel olarak tepki verirsek bazı hasarlar bertaraf edilebilir ve bu tecrit, geleceğimizi dönüştürme gücüne sahip olduğumuzu kanıtlıyor. Olumlu tarafından bakarsak, milyonlarca insan bir karantina altında ve hepimiz sosyal medya, uygulamalar (aplikasyonlar) ve akıllı telefonlarımızla birbirimizle bağlantılıyız; bir şekilde birbirleriyle yabancı olanlar birbirleriyle bağlantılı hale geldiler.

Evlerde tecrit halinde olmak ve sosyal mesafeyi korumaya odaklanmak gelecekteki işlerinizi sizce nasıl şekillendirecek?
Şu anda yeni bir film üzerinde çalışıyorum, senaryo, insanlar ve hayvanlar, doğa ve seyahat etmek arasındaki ilişkiyi incelemekti. Şu anki karantina -biz konuşa dururken henüz zirveye bile ulaşmamış olan- kaçınılmaz olarak küreselleşmiş kapitalizm güdümlü toplumumuza bakışımı, yazım pratiğimi ve kurgumu etkileyecektir. Bu açık bir şekilde değil ancak daha şiirsel veya dolaylı bir yaklaşımla gerçekleşecek.

CAT, The neighbors participation, A Speech of Nature Performance, Arter, Istanbul, 2019, Fotoğraf: Ilgın Erarslan Yanmaz

CAT, Istanbulian Cat Snapshot, 2019, Dolapdere area

Parking Car, Blanket, 2019

DOG, Istanbulian Dog, 2019


Parking Car, Blanket, 2019

İstanbul’da bulunmak ve burada A Speech of Nature’ı göstermekle ilgili en favori an sizin için neydi?
Favorim olan birçok an var, bunlardan biri hala yapım aşamasındayken Mayıs ayında Arter'i ziyaret etmekti. Aslıhan'la Arter'in etrafındaki dar sokakları keşfetmek ve bu mahallelerde yaşayan insanlarla tanışmak ve konuşmak gerçekten etkileyiciydi. Bu sokaklarda yürürken, biraz meyve satın aldığımız ve böylece yerel ekonomiye yardımcı olduğumuz bir gıda pazarına rast geldik. Arter’deki ofisler insanların evlerine bakıyor, Aslıhan bir arabayı örtmek için kullanılan desenli bir battaniyeye dikkatimi çekmişti (resme bakın). Selen ile ağaç avına çıktık ve yolda, bir oğlan koluna sahip bir köpek fotoğrafladım (resme bakın). Performans boyunca, binanın içinde ve dışında daireler çizerek yürüyor, çeşmeden bir şeyler alıyordum, yerleştirme ve de soundscape’ın gelişmekte olan bir evrimi vardı. Fotoğraflarımı pencerelerine asacak kadar nazik olan komşularla işbirliğini sevgiyle anıyorum. Gösteriden sonra komşulara bazı fotoğraflar bağışladım, böylece onları happening’e dahil etmek istedim ve umarım onlar da Arter'i ziyaret etmenin yollarını buldular.

Çalışmalarınızı çoğunlukla imgeler, jestler ve sesleri ifade eden enstalasyonlar ve filmleri kapsayan işler olarak tanımlıyorsunuz, ancak onlara hangi öğelerin ve nelerin performatif bir doğa kazandırdığını biraz açabilir misiniz?
Performatif olan, insan sesinin enstalasyonda bir rehber olarak ele alınmasında mevcut. Sanatçı ve izleyiciler aynı mimari dolaşımı kullanıyorlar ve izleyici, fotoğrafik ses enstalasyonuna katılmaya veya onun içinden yürümeye davet ediliyor. Sanat kurumunun dışındaki alan ve komşuların katılımı da “A Speech of Nature”ın geliştirilmesi ve sunumunda büyük önem taşıyordu. Ben bunu sürekli hareket halinde bir mevcudiyet olarak görüyorum, her icra edildiğinde koşullar farklı. Seyircinin, sanki bir labirentte ilerliyormuş gibi, fotoğrafların arasında kendine ait bir patikası ve koreografisi var.

A Speech of Nature şehir ve doğa arasındaki irdeliyor; bu konuyu biraz açıklayabilir misiniz?
Dolapdere bölgesinde benim dikkatimi çeken şey yeşillik, park ve doğa eksikliğiydi. (Etraftaki) Birçok insan dar ve kötü koşullarda yaşıyor. Ağaçları, hayvanları, doğayı, seyahat fotoğraflarını ve doğanın seslerini paylaşmak ve bu malzemeleri evrensel bir şeyde birleştirmek istedim. Aralarında Arter'in etrafında fotoğrafladığım kedinin ve köpeğin de bulunduğu çoğu hayvan, İzlanda'da fotoğrafladığım bazı atlar ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kuşlar veya Japonya'da Hiroşima'dan bir ağaç. Coğrafi kıtaları birleştirerek ve dilleri yapı-söküme uğratarak evrensel bir insan yurdu arıyordum.

İşleriniz gerçek mekân ve zamanda seyirciyle tekrar buluşana kadar söylemek istediğiniz özel bir şey var mı?
İnsanlar evlerinde daha fazla zaman harcadıkça umuyorum ki sanat, güzel nesneler ve olumlu imgelerle kuşatılmanın ne kadar önemli olduğunun bilincine varıyorlar. Bu bir fotoğraf, bir sanatçı baskısı veya bir kitap olabilir. Hakikaten umarım insanlar her gördüklerinde onları gülümsetecek şeyleri toplamak için çaba harcayacaklar. Halen Eylül ayında yayınlanacak yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum; İstanbul'daki projemin fotoğrafları da, proje zaten büyümeye devam ettiğinden, elbette bu kitaba dahil olacaklar.