ballhaus naunynstrasse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ballhaus naunynstrasse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2009 Cumartesi

"almancı!": bilanço

"almancı!" festivali maalesef kötü bir oyunla, "klassentreffen - die 2. generation" (mezuniyet buluşması - 2. kuşak) ile kapandı.

"jenseits" (öte taraf) akşamındaki soru-cevap kısmında oyuncu ve aynı zamanda "almancı!" festivalinin projekoordinatörlerinden mürtüz yolcu "almanya'da türkler ne kadar iyi yaparlarsa yapsınlar sırf türk oldukları için beğenilmez, kusur bulunur!" gibi bir laf etmişti. iyi de, siz berlin belediye başkanının önüne bu kadar klişe bir metne sahip ve oyuncuların durmaksızın repliklerini unuttukları bir oyunu koyarsanız, alman tabii ki beğenmez. bir türk olarak ben de beğenmedim. halbuki bu festivalde bir haftaboyunca ne kadar iyi oyunlar seyrettik, bula bula bu mu bulundu festivalin kapanış oyunu yapılacak!

umarım bu festival tek defalık olmaz ve ballhaus naunynstrasse'ciler ayaklarını istanbul'dan kesmezler, zira buradaki tiyatrocuların onların cesaret ve yaratıcılıklarından öğrenecekleri şeyler var...


beyond belonging III: "almancı!", tiyatro ve film festivali, 12.-20.06.2009

tiyatro
01. jenseits (öte taraf), nurkan erpulat & tunçay kulaoğlu / nurkan erpulat, ballhaus nauynstrasse & hebbel am ufer, **** (15hzr)
02. der besuch (ziyaret), hakan savaş mican, ballhaus naunynstrasse, **** (13hzr)
03. ZEY'BrEaK, kadir "amigo" memiş, ballhaus naunynstrasse, **.5 (17hzr)
04. klassentreffen - 2. generation (mezuniyet buluşması - 2. kuşak), lukas langhoff & hülya duyar, ballhaus naunynstrasse & hebbel am ufer, ** (20hzr)

sinema
01. shorts on sunday IIa: ayşe polat filmleri, ****.5 (14hzr)
02. shorts on sunday III: istanbul (yüksel yavuz, idil üner, neco çelik, lale nalpantoğlu), ****.5 (14hzr)
03. wir haben vergessen züruckzukehren (geri dönmeyi unuttuk), fatih akın, **** (12hzr)
04. auslandstournee (yurtdışı gezisi), ayşe polat, **** (13hzr)
05. en garde, ayşe polat, ***.5 (13hzr)
06. shorts on sunday I: hakan savaş mican filmleri, ***.5 (14hzr)
07. shorts on sunday IIb: miraz bezar filmleri, ***.5 (14hzr)

15 Haziran 2009 Pazartesi

"öte taraf"tan sert, çarpıcı ve cesaretli öyküler



"almancı!" festivali tiyatro programının en cüretkar, en provokatif, sivridilli oyunu "jenseits" (öte taraf) bu akşam garajistanbul'daydı.

"öte taraf" ötekilere sorduğu "türk müsün, eşcinsel mi" sorusu üzerinden almanya'ya, eşcinselliğe, türklüğe, yabancı olma durumuna, dine, maçoluğa ve daha bir çok şeye değinen, satıraraları dolu bir metne sahip. ortak yazarları nurkan erpulat ve tunçay kulaoğlu berlin'de yaşayan 12 türk eşcinselle yapılan söyleşilerden yola çıkarak oluşturmuşlar oyunu. kişileri tipleştirmeden, beşe indirmişler; her bir karakterin altyapısını/arkaplanını sağlam kurmuşlar. oyunda bir de anketör/sunucu/şarkıcı denilebilecek bağlayıcı bir figür var; bana biraz "cabaret"deki emce'yi hatırlattı. pınar erincin bu insanüstü hiper yaratıkta çok başarılı.
oyuncuların çoğu metnin hakkını veren performanslar sunuyorlar. ancak ben özellikle burak (caner gümüş) karakterinin hikayesinden başlayarak oyunun içine girebildim, ardından azad'ın (ismail deniz) ve sonunda da muhteşem bir performansla bosnalı'nın (mehmet yılmaz) hikayesi beni aldı götürdü.

şermin langhoff soru-cevap'ta söyleyene kadar "öte taraf"ın bir belgesel-tiyatro örneği olduğunu fark etmemiştim; evet, oyunun monolog ağırlıklı ilerleyen bir yapısı var ancak gerek sahne tasarımının sade ve işlevselliği gerekse ışıklandırmanın çarpıcılığı, ama en çok da rejinin ve dramaturji çalışmasının çok kuvvetli olması oyunu bir belgesel gibi değil, gittikçe yükselen dramatik yapısıyla başarılı bir kurgu ürünü olarak algılamamı sağladı.

"öte taraf"ın eşcinsellik, çıplaklık, bayrak, maçoluk gibi çoğu türkler için tabu olan konuya cesaretle el atıyor olmasını yapımın berlin'de gerçekleştirilmiş olmasına bağlıyorum; evet, istanbul'da böyle bir oyunu bir festival kapsamında bir gece değil de, sıfırdan tasarlayıp sürekli oynamak ayrı/artı bir cesaret ister, belki de imkansızdır. yine de, son 1-2 senedir özellikle dot'un sahnelediği oyunlarda eşcinsellik ve çıplaklık temalarının işleniyor olmasının göreceli bir özgürlük alanı yarattığını söylemek gerekir.
son olarak; ilginç bir anektodu soru-cevap'ta oyunculardan cem sultan ungan anlattı: hepsi de diplomalı tiyatro ve sinema-tv oyuncusu olan "öte taraf" ekibi için bern'deki performansları sonrasında festivalin yönetmeni "bakın, berlin'den gayler gelmiş, ne kadar iyi oynuyorlar. maxim gorki'ciler [berlin'in ünlü ayrıksı sahnelerinden biri] gidip de bunları bir seyretsinler" gibisinden bir laf etmiş. yani türk olup da iyi oyun çıkaramazlar da ancak gay oldukları için iyi oynuyorlar der gibi. ayrımcılığın, "öte taraf"a yerleştirmenin sınırı yok!

14 Haziran 2009 Pazar

sert, çarpıcı ve melankolik bir "ziyaret"

"almancı!" festivalinin tiyatro ayağı dün akşam garajistanbul'da ballhausnaunynstrasse yapımı "der besuch" (ziyaret) ile başladı.

mimarlık formasyonundan geliyor olmasından dolayı olsa gerek hakan savaş mican'ın yazıp yönettiği oyunun simetrik bir strüktürü var; hem içerik açısından hem de sahneleme.
israilli ana-oğul, türk dede-torun, koro niyetine bir erkek-bir kız. bütün bu simetrinin ekseni ise "duvar"ın çizgisi gibi bir domates bahçesi: sahip olduğu toprakla ilişkisini kesmeye gelen yahudiler, sahip olduğu toprağa bağlanmak/kaybetmemek için gitmeyen türkler. ve bu iki zıt kutupta yeşeren aşk.
mican'ın deyişiyle bir türk ile bir yahudinin berlin'deki karşılaşmaları ancak ve tamamıyla fiktif olabilirdi [hoş, soru-cevapta yanlış anlamadıysam kendisinin şu andaki sevgilisi bir yahudi kızıymış. demek ki o kadar da fiktif olmayabilir].
herhalde bu yüzden, olayın geçtiği mekan bu kadar net tanımlanmışken (berlin), sahne tasarımı olabildiğince soyut, hatta masalsı, "hayali" ele alınmış: ışıltılı, eflatun renginde noel çamları. oyunun başından itibaren tavana tersten asılmış olanları da var; belli ki oyunun sonunda karakterlere hayatı/dünyayı/mekanı altüst eden mizansene hazırlık/gönderme bu ters çamlar. son sahnede masal dünyasının eflatun çamları yerlerini sert bir dans eşliğinde hunharca ayaklar altında ezilerek -bomba patlamış gibi- dört bir yana dağılan/sıçrayan domateslerin mahşeri kalıntılarına bırakıyorlar.

oyunun altı kişilik kadrosu iki alman ve bir türkün yanısıra bir iranlı, bir ispanyol asıllı alman ve bir avusturyalıdan oluşuyor; tam bir çeşitlilik, kültürel alışveriş. yeri geliyor türk dede ispanyolca küfür ediyor, torunu melike farsça konuşuyor; yagırdanmıyor.
her ne kadar, oyun sonrasındaki söyleşide genç alman oyuncu alexander von hugo "istanbul'un çeşitliliğinden sonra berlin kurstadt/kaplıcaşehri gibi kalıyor" dese de, bu kadar kozmopolit kadrolu bir oyunu, geçmişin çok kültürlü istanbul'unda değil de günümüzün berlin'inde sahneye koymak çok daha doğal ve kolay!
"der besuch"ta yaşlı kadını oynayan alman tiyatrocu heide simon, fassbinder'in oyuncularından biri. 62 yaşındaki oyuncu bir soru üzerine; farklı bir çevrede neler olup bittiğini görmek/deneyimlemek istediği için bu projenin içinde yer aldığını ve hakan s. mican ile yaptığı gerek tiyatro gerekse tiyatro dışı sohbetlerin kendisine çok faydalı olduğunu belirtti.


hakan savaş mican bu ilk tiyatro oyununda, ünlü isviçreli yazar friedrich dürrenmatt'ın "der besuch der alten frau" (yaşlı hanımın ziyareti) oyununun içeriğinden olmasa bile başlığından ve yaşlı kadınından esinlenmiş, bu oyuna gönderme yapmak istemiş olabilir mi? keşke soru-cevap'ta sorsaymışım.
bugün goethe'de, mimarlık'ı bitirdikten sonra sinema okumuş hakan s. mican'ın dört kısa filmi gösterilecek. mican'ın dünyasını daha iyi anlamak için bulunmaz fırsat. sanırım, bu filmlerden sonra "der besuch" da çok daha iyi oturacaktır...