25 Haziran 2026 Perşembe

Dans dünyasının ikonlarından birine dair biyografik bir bale: “Nurejew”

 

"Nurejew"i beklerken (Deutsche Oper Berlin, Berlin, 25 Nisan 2026) © Mehmet Kerem Özel

“Nurejew” (Nureyev) 2025-26 sezonunda Staatsballett Berlin (Berlin Devlet Balesi)’nin repertuvarına alınan ve 21 Mart- 25 Nisan 2026 tarihleri arasında 12 defa sahnelenmiş olan bir gösteri. Bale topluluğunun sahnelediği bir yapıt olduğu için “Nurejew”in tabii ki bir koreografı var, Yuri Possokhov. Ama, gösterinin esas yaratıcısı; librettosunu yazan, sahneye koyan ve sahne tasarımını yapan Kirill Serebrennikov.

Kirill Serebrennikov, adeta bir Rönesans sanatçısı gibi on parmağında on marifet olan bir isim; filmleri Cannes'da yarışıyor ve ödül alıyor, tiyatro oyunları Almanya'nın önde gelen tiyatro toplulukları tarafından repertuvara alınıyor, Ruhrtriennale'den Avignon'a dünyanın önemli tiyatro festivallerine davet ediliyor ve operaları Avrupa'nın önemli opera kurumları tarafından paylaşılamıyor. Serebrennikov birçok konuda Rusya hükümetinin tutumuna karşı çıktığı, liberal ve LGBT dostu görüşleriyle tanındığı için 2017 yılında, sonradan siyasal amaçlı ve uydurma olduğu ortaya çıkan bir gerekçeyle tutuklandı ve iki yıl ev hapsine mahkum edildi.
"Nurejew" 2017 yılında Serebrennikov’un ev hapsi sırasında uzaktan direktifle Moskova Bolşoy Tiyatrosu'nda sahneye koyduğu bir yapıt. Konu edindiği ünlü balet, koreograf ve orkestra şefi Rudolf Nurejev’in eşcinsel kimliğini saklamadığı için Rusya’da önce dünya prömiyeri ertelenen gösteri, ardından +18 yaş sınırı ile sahnelenmeye başlanmıştı. “Nurejew” 2018 yılında, bale dünyasının en prestijli ödüllerinden biri sayılan ve 1992 yılında beridir Uluslararası Dans Birliği tarafından her yıl Moskova’da verilen Prix Benois de la Danse’da en iyi koreograf, en iyi sahne tasarımı, en iyi müzik (Ilya Demutsky) ve en iyi erkek dansçı (Vladislav Lantratov) ödüllerini aldı. Gösteri, Serebrennikov’un, 2022 yılında cezasının iptali ve seyahat yasağının kaldırılmasının ardından Rusya’dan ayrılmasıyla birlikte ise, Bolşoy Tiyatrosu’nun repertuvarından kaldırıldı. “Nurejew” şimdi, dünya prömiyerinden dokuz yıl sonra, 2023-24 sezonundan beridir Staatsballett Berlin’in artistik yönetmeni olan koreograf Christian Spuck’un vizyonu ve gayretiyle, Serebrennikov'un yeni vatanı Almanya'da tekrar hayat buldu.

"Nurejew" için sadece bir bale yapıtı demek yeterli değil ve hatta haksızlık. "Nurejew" balenin, tiyatronun ve operanın harmanlandığı, dolayısıyla bale topluluğunun yanısıra bir tiyatro oyuncusu, bir bariton, bir mezzosoprano, bir kontrtenor, opera korosu ve kalabalık bir figüran ekibin görev aldığı, opera orkestrasının icra ettiği canlı müziğin eşlik ettiği, ara dahil üç saatlik dev bir “gesamtkunstwerk”*. 
Serebrennikov “Nureyew”te, dans dünyasında 20. yüzyılın hem mesleki başarı hem de kişilik olarak en özel, en sıradışı performansçılarından, hatta ikonlarından biri olan Rudolf Nureyev'i bize tarihsel olarak çizgisel bir anlatıya sahip klasik bir biyografi yerine, onun mesleki veya kişisel hayatından seçtiği bazı dönemleri, anları, ilişkilerini, dostluklarını bir araya getirdiği bir portre olarak sunuyor. Dolayısıyla yapıtın parçalı bir yapısı var; adeta bir yap-boz gibi.
Parçaları birbirine bağlayan üst anlatı, Nureyev’in ölümünün ardından vakfına gelir sağlamak amacıyla New York ve Londra’da düzenlenen ve kişisel eşyalarının satıldığı Christie’s’deki müzayedeler. Serebrennikov’un bu müzayedelerden yola çıkarak kurduğu üst anlatı iki açıdan anlamlı ve güçlü. İlki, internette bu gösteri hakkında rastladığım bir yorumda** da belirtildiği üzere, önemli bir kişiliğin hikayesini onun sahip olduğu eşyalara dair anıların hatırlanması, sınıflandırılması ve açık artırmaya çıkarılması üzerinden anlatıyor olmak. İşte, yap-bozu birleştiren parçalar bu eşyalar oluyor, ve her biri yapıtı kuran sahnelerden birinin ana fikrini oluşturuyor. Bunlardan bazıları: Nureyev’in Batı’ya iltica edip ünlü olduktan sonraki bale gösterilerinde giydiği kıyafetlerden yola çıkarak; bale dünyasındaki konumu, bencil ve hırçın kişiliği, Londra Balesi’nde Margot Fonteyn ile kurdukları kimyası benzersiz ikili… Vaganova Bale Akademisi’nde öğrenciykenki karnesinden yola çıkarak; eğitim yılları… Kişisel koleksiyonundaki çıplak erkek tablolarından yola çıkarak; kendine layık gördüğü kralvari konum… Dostları tarafından Nureyev’e yazılan mektuplardan yola çıkarak; iç dünyası… Ünlü ABD’li fotoğrafçı Richard Avedon’ın çektiği bazıları çırılçıplak fotoğraflardan yola çıkarak; Nureyev etrafında gelişen hayranlık ve ilgi çemberi…
Yukarıda referans verdiğim yorumda yapılan şu vurguya da katılıyorum: Müzayede fikri, bir sanatçının radikal bir şekilde yaşadığı hayatın bile nihayetinde nesnelere ayrıştırılarak piyasaya sürülüyor ve farklı mülkiyetlere geçiyor olmasını imlemesi açısından da çarpıcı. Bu bağlamda ve Nureyev’in özelinde bakıldığında müzayede fikri sanata dair keskin ve acı bir yorum barındırıyor. 

Sereberennikov’un, müzayede fikriyle bağlantılı iki mizansen tercihi de gösterinin bütüncül dünyasını mükemmelen tamamlıyor. Bunlardan ilki, müzayede salonundaki müşterilerin fiyat arttırmak için kollarını kaldırmak yerine, bir-iki kelimelik bale hareketleri icra etmeleri, ki yapıt ilerledikçe bu hareketlerin yapıt boyunca dansçılar tarafından icra edilen koreografinin parçaları olduğunu fark ediyoruz. İkincisi ise; gösteride repliği olan tek karakterin müzayedenin mezatçısı olması. Ancak mezatçı sadece açık arttırmayı yönetmekle kalmıyor, o sırada sunduğu eşya etrafında gelişen sahnede gerekli olan kişileri oynuyor, konuşmaları ve metin okumalarını yapıyor, örneğin; fotoğrafçı Avedon’ı canlandırıyor, dostları tarafından Nureyev’e yazılmış mektupları okuyor, Nureyev hakkında S.S.C.B. hükümeti tarafından yazılmış raporu Rus aksanıyla İngilizce seslendiriyor, Nureyev ile hayatının aşkı Bruhn stüdyoda dans ederlerken aralarındaki çekimin artması ve sahnenin duygusallaşmasıyla o sırada arkada piyanoyu çalmakta olan kişiyi sahneden çıkarıyor. Bu noktada, bu rolü canlandıran Odin Lund Biron’ın olağanüstü bir performans sergilediğini belirtmem gerekir. Biron A.B.D. doğumlu bir oyuncu, ancak 20 yaşında Rusya’ya giderek tiyatro öğrenimi orada görmüş ve 2013’ten beridir Sereberennikov’la gerek tiyatro, gerek opera, gerekse sinema projelerinde çalışıyor.

“Nurejew”in aynı zamanda sahne tasarımını yapmış olan Sereberennikov, yapıtın parçalı kurgusuyla eşzamanlı karşımıza çıkan katmanlı bir senografi hazırlamış. Bu katmanlılık; hem sahne mekanının Nureyev’in hayatındaki mekanları ard arda temsil etmesiyle, hem de tek bir sahnede duvarlara yansıtılan projeksiyonun, müzayede görevlilerin ellerinde geçit yapan eşyaların, dans edenlerin, koro ya da solist bir şancı ya da gömleğinin önü açık şekilde arp çalan müzisyenin görüntülerinin eşzamanlı olarak üst üste binmeleriyle gerçekleşiyor.
Sahne aynı anda hem müzayede salonu, hem Avedon’ın stüdyosu, hem de dans edilen bir mekan -başlarda Leningrad’daki Vaganova Bale Akademisi’nin bale stüdyosu, ilerleyen sahnelerde Paris’te bir kabare, sonra Paris Opera Balesi’nin bale stüdyosu ve sonda ise Paris Garnier Operası’nın sahnesi oluyor. Örneğin, yapıtı oluşturan parçalardan birinde; Nureyev’in onunla özdeşleşen balelerde giydiği kostümler teker teker açık attırmaya çıkarılıyor, o sırada arka duvarlara o balelerden siyah-beyaz kostüm içerisinde Nureyev’in fotoğrafları yansıtılıyor, Nureyev’i canlandıran balet ise teker teker her bir kostümü giyerek, o kostümün ait olduğu baleden sololar gerçekleştiriyor. Bu sırada çalan müzik o balelerin müzikleri, ancak birebir aynıları değil, bütünüyle gösterinin özgün müziklerine imza etan Rus bestecisi Ilya Demutsky tarafından üzerlerinde oynanmış halleriyle. Ama tabii eğer seyirci olarak biraz balenin tarihine ve ünlü yapıtlarına aşinaysanız, popüler olmuş melodilerinden ve hatta bazılarının ikonik koreografilerden, o baleleri tanıyabiliyorsunuz.

“Nurejew”in, Staatsballet Berlin yapımı olarak 2025-26 sezonunda 2000 seyirci kapasiteli Berlin Deutsche Oper'de gerçekleşen 12 kapalı gişe gösteriminin ardından 2026-27 sezonunda tekrar programa dahil edilmiş olması, yapıtın sanatsal değerinden daha çok, ilk paragrafta biraz anlatmaya çalıştığım kültürel ve politik arka plandan kaynaklanıyor sanki. Yoksa, sahnedeki Tom of Finland benzeri deri kıyafetli erkeklerin, drag queen'lerin, eşcinsel aşkın ve çırılçıplak bir Nureyev’in – Moskova ve dünyanın bir kısım ülkelerindekinin aksine, Batı’nın metropollerinde, hele de Berlin sahnelerinde ne skandal yaratma potansiyeli var, ne de yenilik. Hatta, klasik bale yapıtlarından “Giselle” ya da modern dönemden Kenneth MacMillan’ın “Mayerling”i gibi bir “anlatı balesi” türünde olan “Nurejew”in, her ne kadar Serebrennikov tarafından tahayyül edilmiş çağdaş ve heyecan verici bir sahnelemeye sahip olsa da, Possokhov imzalı koreografisinin genel olarak sönük, sıradan ve konvansiyonel olduğunu belirtmem gerekir. Örneğin, Possokhov gerek Vaganova Bale Akademisi dönemindeki klasik balede, gerek Kruşev dönemindeki kırmızı önlüklü, gri pantolonlu kıyafetler içinde Rus propaganda dansında, gerekse de Paris dönemindeki Batı’nın caz ve ardından kabare-burlesk müziklerine eşlik eden danslarda klişe koreografilerden yola çıkmış ve bunları çok da dönüşüme uğratmadan kullanmış. Possokhov genel koreografiyi kurarken de büyük ölçüde; simetrik grup portreleri, mükemmelleştirilmiş çizgiler ve gösterişli tablolar gibi anlatı balesinin klasik araçlarına yaslanmış. Özgürlük ve aşırılık üzerinden kendini yaratan bir figür, normalleşmeye direnen ve başkaldıran bir beden olarak Nureyev’i; onun mevcut kurulu düzen ile çatışmasını ortaya çıkarmak yerine, görkemli bir güzellik yaratan bu ezici imgelerle anlatmak biraz sorunlu sanki.

Bana göre “Nurejew”in gerçek anlamda etkileyiciliği ve çarpıcılığı üç sahnede kendini gösteriyor. Bunlardan ikisi, ilki gösterinin birinci, diğeri ikinci perdesinde; Nureyev’in sonradan dostları ve kendileri de ilerde ünlü dansçılar olacak olan iki erkek öğrencisinin (Charles Jude ve Laurent Hilaire’in) ve birlikte dans ettiği iki ünlü kadın meslektaşının (Alla Osipenko ve Natalia Makarova’nın) ona yazdıkları mektupların iç içe geçmiş şekilde sunucu tarafından okunması sırasında icra edilen sololar. Lirik, akıcı ve yumuşak koreografilere sahip bu sololar, Nureyev’in, çok yakınında olmuş olanlar tarafından nasıl algılandığının hem gerçekçi hem de samimi göstergeleri. Bunlar gösterinin seyirciye, Nureyev’i dans ettirmeden, Nureyev’in dünyasının kapılarını açtığı sahneler. Bu iki sahnede mizansen olarak ilginç bir tercih ise, iki erkek öğrenci için tek bir balet solosu, iki kadın meslektaş için de tek bir balerin solosunun tasarlanmış olması. Benim seyrettiğim akşamda “Öğrenci” başlığı altındaki ilk soloyu duygusal ve yumuşak bir icra ile Matthew Knight, “Diva” başlığı altındaki ikinci soloyu biraz sert ve keskin bir icra ile Aurora Dickie yorumluyorlardı.
“Nurejew”in bana göre belki de en çarpıcı sahnesi ise; Nurejev’in hayatının aşkı olan, genç yaşta kansere yenik düştüğü için de erken kaybettiği Erik Bruhn ile olan pas de deux’sü. Bu düette iki beden arasındaki yakınlık, koreografi açısından sadece teknik bir hassasiyet olarak değil, gerçek bir arzuyu, tutkuyu ve nihayetinde özlemi ifade edecek şekilde tasarlanmış. Bu pas de deux, Nurejev’i sadece bu sahnede değil bütün akşam boyunca benzersiz bir performansla canlandırmış olan Martin ten Kortenaar ile Bruhn’u canlandıran Cohen Aitchison-Dugas tarafından aynı duyarlılık ve hissiyatla icra ediliyor. Bu sahne bize Nureyev’in sadece bir ikon değil, ruhsal olarak kırılgan bir kişilik olduğunu fark ettirdiği gibi, “Nurejew”in de sadece, sıra dışı ve ünlü bir kişiliğin kuru ve görkemli biyografisi olmadığını kanıtlıyor.



"Nurejew"i alkışlarken (Deutsche Oper Berlin, Berlin, 25 Nisan 2026) © Mehmet Kerem Özel

* Opera bestecisi Richard Wagner, sanat dünyasına kazandırdığı “gesamtkunstwerk” terimini şiirden mimariye, danstan müziğe ve resime bütün sanat türlerinin harmanlandığı operayı tanımlamak için kullanmıştır. Terimin birebir Türkçe çevirisi “bütünsel sanat yapıtı”dır. 


---------------
Bu yazının bir versiyonu Kineo Dergi'de yayınlanmıştır.

7 Haziran 2026 Pazar

bu öğleden sonra ca’ malcanton, santa croce 49'da: ragada


 

on soruluk sohbetler 129: Anestis Azas

Fotoğraf: Giannis Papaioannou

Sizce tiyatronun özü nedir?
Romanyalı yönetmen Radu Jude'un bir filminde, sinemaya atıfta bulunan ama bence her sanat formuna da uygulanabilecek bir benzetme var; tiyatroya mükemmel bir şekilde oturuyor ve Perseus ile Medusa efsanesine gönderme yapıyor: Perseus Medusa'ya doğrudan bakamaz çünkü bakarsa Medusa’nın bakışları onu taşa çevirir. Medusa’yla yüzleşmek için bir kalkan kullanır; Medusa kalkanın yüzeyinde yansır ve böylece Perseus onunla savaşabilir. Perseus'un kalkanı sanatın işlevidir: Dünyanın dehşetine doğrudan bakamayız; ancak yansıması aracılığıyla onunla yüzleşebiliriz. Sanat, bizim durumumuzda tiyatro, bize bu yansımayı sunar.

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl? 
Kesinlikle. Ancak aynı zamanda, bir eserin yaratım sürecinin, onu tüketenlerden önce değil öncelikle onu yaratanlar için dönüştürücü olabileceğine inanıyorum. Birçok kez farklı yapımlarda profesyonel olmayan oyuncularla çalıştım ve prova sürecinde insanların davranışlarında hemen değişiklikler fark ettik; prova süreci esnasında belirli konulara ilişkin algılarının ve yaklaşımlarının değiştiğini görüyorsunuz. Kalabalık bir grupla gerçekleştirdiğimiz bir projeyi hatırlıyorum; birkaç günlük provadan sonra yabancı bir kadınla çok yakın arkadaş olan çok muhafazakar, sağcı bir adam vardı, hatta ona ırkçı bile diyebiliriz. Nefret ettiği şeyin aslında o kadar da nefret edilecek bir şey olmadığını fark etmişti. Ama hayat bizi her halükarda değiştiriyor; deneyimlerimiz ve yaptığımız işe olan bağlılığımız bizi değiştiriyor. Savaşı yaşamış insanları düşünün. Sanatın iyileştirici işlevine inanıyorum. Belki de sanatla olan etkileşimimiz bizi iyileştirebilir ve hayatımıza anlam katabilir, çünkü duyularımıza ve duygularımıza ifade verme fırsatımız olur.

Bir iş üretirken hangi kaynaklardan beslenir, nelerden ilham alırsınız? Rüyalarınızın işlerinizde etkisi olur mu?
Her şeyin bir rolü var; günlük karşılaşmalar, şarkılar, filmler, rüyalar. Ancak, ilhamdan ziyade disipline, çalışmaya ve yaptığınız her şeyde azim göstermeye çok inandığımı söyleyebilirim. Temelde, bir proje üzerinde çalışırken, kendimi tamamen sürece kaptırmayı ve fikirlerin, imgelerin ve argümanların labirentine, sanki bir tünel kazıyormuş gibi, değerli, anlamlı bir şey ortaya çıkana kadar dalmayı seviyorum.

Eğer zaten halihazırda bir adı yoksa, üzerinde çalışmakta olduğunuz yapıta adını vermeye ne zaman karar verirsiniz?
Bazen kendiliğinden geliyor; bazen, tıpkı Paribu'da sahneleyeceğimiz oyunlardan biri olan The Republic of Baklava’da olduğu gibi, önce başlık geliyor ve ardından her şey takip edebiliyor. Bazen de birçok deneme ve ince ayar gerekiyor; hangi başlığın ilgilerini çektiğini görmek için arkadaşlarınıza danışmanız, hatta anket yapmanız gerekebiliyor, ama sonuçta başlık o kadar da önemli değil. Önemli olan oyunun kendisi.

Sanatınızı etkilediğini düşündüğünüz biri veya bir sanatçı var mı, varsa kim?
Aklıma ilk gelenler arasında Jarmusch'un filmleri, Francis Bacon'ın resimleri ve rebetiko müziği var. Gerçekte ise hayran olduğum sayısız sanatçı var ve her yerden unsurlar “ödünç almayı” seviyorum.

Dünyanın mevcut durumunu değerlendirdiğinizde, bir sanatçı olarak sizin için en önemli ve acil konu nedir?

Bu soruyu, bir huzursuzluk ve gariplik hissine kapılmadan cevaplamak çok zor. Bu soruya verilecek herhangi bir cevap klişe ve basmakalıp kalıyor. Ancak beni rahatsız eden şey, demokratik uygulamaların ve değerlerin yavaş ama istikrarlı bir şekilde çöküşü. Dünyada hüküm süren adaletsizlik, servetin çok küçük bir grup insanın, teknoloji baronlarının elinde yoğunlaşması ve istediklerini yapabilmeleri, sonuç olarak küresel bir oligarşiye doğru ilerlememiz... Aynı zamanda toplumdaki öfke de var, bu öfke sosyal medyadan birilerine yöneltiliyor gibi görünüyor ve hiçbir şey insanları anlamlı bir siyasi değişime doğru yönlendiremiyor.

Günümüzde, Gazze'deki soykırımı görmezden gelemeyiz. Bu, 21. yüzyılda bir Batı devleti tarafından gerçekleştirilen ilk koordineli etnik temizlik girişimi; bu, büyük bir üzüntüye, şaşkınlığa, ama aynı zamanda öfkeye de neden oluyor. Özellikle de tüm Batı devletlerinin bunu alaycı bir şekilde kabul ettiğini gördüğünüzde. Barış anlaşmasına varmak ve bu insanlara kendi ülkelerine sahip olabilmeleri için bir parça toprak vermek neden bu kadar zor? Bu dehşet bir noktada sona ermeli değil mi? 

Öte yandan, dünyanın büyük sorunlarının ötesinde, sanatçıların her zaman içsel bir kriz halinde olduğuna inanıyorum. Benim durumumda, kendi yaşam deneyimime dayanan kişisel öfkem, büyük ölçüde küçük burjuvaziye, ırkçılığa, Hristiyan dar görüşlülüğüne, yani yaşadığım ülke Yunanistan'daki baskın ortama yönelik.


Bu söyleşinin tamamı unlimited'de yayınlanmıştır.

1 Haziran 2026 Pazartesi

2025-2026 sezonu – sinema




01 haziran 2025 - 31 mayıs 2026

perdede 
.sentimental value joachim trier ***** 06ock 
.the life of chuck mike flanagan ***** 29eyl 
.sorry, baby eva victor ***** 07ock 
.roses jay roach ***** 05eyl 
.heldin petra biondina volpe ****.5 25şbt 
.sarı zarflar ilker çatak ****.5 27mrt 
.erken kış özcan alper ****.5 31ara 
.project hail mary phil lord & christopher miller ****.5 01nsn 
.relay david mackenzie ****.5 15eyl 
.köln 75 ido fluk ****.5 03eyl 
.psycho therapy: the shallow tale of a writer who decided to write about a serial killer tolga karaçelik ****.5 08ekm 
.vie privee rebecca zlotowski **** 10ara 
.allly baqi mink cherien dabis **** 25ksm 
.kurtuluş emin alper **** 11mrt 
.drommer dag johan haugerud **** 09eyl 
.marty supreme josh safdie **** 05ock 
.l’etranger françois ozon **** 20ock 
.i was a stranger brandt andersen **** 25şbt 
.the drama kristopher borgli ***.5 22nsn 
.wuthering heights emerald fennell ***.5 18mrt 
.if i had legs i’d kick you mary bronstein ***.5 15şbt 
.bugonia yorgos lanthimos ***.5 05ksm 
.one battle after another paul thomas anderson ***.5 06ekm 
.eojjeolsuga eobsda chan-wook park ***.5 16ock 
.o da bir şey mi pelin esmer ***.5 23ekm 
.hamnet chloe zhao ***.5 11şbt 
.blue moon richard linklater ***.5 19ksm 
.avatar: fire and ash james cameron ***.5 02ock 
.fuze david mackenzie *** 14mys 
.gündüz apollo gece athena emine yıldırım *** 02ekm 
.o agente secreto kleber mendonça filho ** 03şbt 
.the devil wears prada 2 david frankel *.5 14mys 

filmekimi 03-12 ekim 
.kokuho lee sang-il **** 08ekm 
 
13.boğaziçi film festivali 07-14 kasım 
.sawt hind rajab kaouther ben hania ***** 11ksm 
.mamlaket al-qasab hasan hadi ****.5 10ksm 
.hara watan akio fujimoto **** 11ksm 
.yalla parkour areeb zuaiter ***.5 10ksm 
.dj ahmet georgi m. unkovski **.5 10ksm

yunanistan film günleri 02-07 aralık 
.abel konstantinos karamaghiolis **** 03ara 
.spot 12 harrys tzortzakis **** 03ara 
.end of an era antonis kokkinos **** 03ara 
.verspielte naechte angeliki antoniou **** 04ara 
.zange iris baglanea ***.5 03ara 
.cleaner kostas gerampinis ***.5 03ara 
.desire vasiliki eliopoulou ***.5 04ara 
.mimosa ekati koukoutsaki ***.5 03ara 
.ms. nitsa nefeli rapti *** 03ara 
.greenhouse george georgakopoulos *** 03ara 
.lou antonina frokou **.5 03ara 
.mermaid **.5 03ara 
.boo! georgia michailidi **.5 03ara 
.jaguar katerina evangelakou **.5 04ara 

 45.istanbul film festivali 09-19 nisan 
.yo, love is a rebellious bird anna fitch & banker white ***** 09nsn 
.mahi elias giannakakis **** 18nsn 
.only rebels win danielle arbid *.5 18nsn 

kanada top 10 07-17 mayıs 
.leolo jena-claude lauzon **** 09mys 

ekranda 
***** 
.a menina com os olhos ocupados andre carrilho 11ara 
.mu malin neumann 11ara 
.whatman nika zinoveva 11ara
****.5 
.omar hany abu-assad 30ağs 
.in your dreams eric benson – alexander woo 06ara 
.sinners ryan coogler 10ock 
.murmuration tim frijsinger – janneke swinkels 11ara 
.ernest & celestine benjamin renner – stephane aubier 21ara 
.migration benjamin renner 07ara 
.impossible maladies alice & stefano tambellini 11ara 
**** 
.from ground zero aws al-banna, ahmed al-danf v.d.  14ara 
.train dreams clint bentley 01ock 
.the thursday murder club chris columbus 06eyl 
.une invincible ete arnaud dufeys 15eyl 
.mr.burton mark evans 01mrt 
.retour a hairy hill daniel gies 16hzr 
.knives out: wake up dead man rian johnson 20ara 
.i swear kirk jones 28şbt 
.ammonite francis lee 21ara 
.pilion harry lighton 02mrt 
.facuk maida srabovic 11ara 
.the daughter simon stone 08ksm 
.das licht tom tykwer 15ksm 
.goodbye june kate winslet 27ara 
***.5 
.idol hany abu-assad 30ağs 
.sauvages claude barras 10ock 
.ballad of a small player edward berger 09ksm 
.lion rock prisa bouchet & nick mayow 28ağs 
.recit de soi geraldine charpentier 15eyl 
.weapons zach cregger 14ock 
.sadakat ilker çatak 22şbt 
.the legend of the hummingbird morgan devos 11ara 
.after the hunt luca guadagnino 14ock 
.father mother sister brother jim jarmush 10mrt 
.mont noir erika haglund & jean-baptist peltier 16hzr 
.sex dag johan haugerud 30nsn 
.a big bold beautiful journey kogonada 31mys 
.the normal heart ryan murphy 02mys 
.yek tasadof-e sadeh jafar panahi 09mrt 
.trei kliometri pana la capatul lumii emanuel parvu 03mys 
.le sacrifies de l’IA henri poulain 13ara 
.utan kelly lovisa siren 29ağs 
.unavailable kyrylo zemlyanyi 29ağs 
*** 
.sonne kurdwin ayub 09ağs 
.hedda nia dacosta 15ock 
.kushta mayn nicolo folin 28ağs 
.love dag johan haugerud 15nsn 
.seagrass meredith hama-brown 29ağs 
.unanimated strangers roisin kelly 29mrt 
.enrico piaggio – un sogno italiano umberto marino 15hzr 
.steve tim mielants 04ekm 
.etorriko da izibene onederra 16hzr 
.yaşar kemal efsanesi aydın orak 25ara
**.5 
.huda’s salon hany abu-assad 30ağs 
.mond kurdwin ayub 11ağs 
.nonnas stephen chbosky 23mys 
.le petit et le geant isabela costa 25eyl 
.mukadderat nedim güç 17ksm 
.prayers for bobby russell mulcahy 08mys 
.el origen del mundo jazmin lopez 29ağs 
.[s] mario radev 16hzr 
.the little ancestor alexa tremblay-francoeur 25eyl 
** 
.motel destino karim ainouz 29mrt 
.vinil verde kleber mendonça filho 23nsn 
.pinocchio in 70mm gina kamentsky 16hzr 
.büyük kuşatman sinan kesova 12hzr 
.fırtınadan sonra hirokazu koreeda 18hzr 
.sirat oliver laxe 15şbt 
*.5 
.rukeli alessandro rak 28ağs 
.preoperational model philip ullman 16hzr 
.friday night saturday morning kleber mendonça filho 23nsn 
.in perpetuum birute sodeikaite 16hzr

seyahat kağıtları: 23-31 mayıs, katanya-taormina-siraküza-agriçento-palermo (sicilya)