bolero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bolero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2026 Çarşamba

Ballet BC’den üç yapıtlık program

1986’da kurulmuş ve Vancouver’da yerleşik olan, Kanada’nın prestijli dans topluluklarından Ballet BC’nin Almanya’nın üç şehrinin yanısıra Lüksemburg ve Paris’i kapsayan 2026’daki ilk Avrupa turnesinde sahnelediği üç yapıtlık program; Crystal Pite’tan “Frontier”, Medhi Walerski’den “Sway” ve Shahar Binyamini’den “Bolero X”ten oluşuyordu.
.


Gösterim, son yıllarda adından çok söz ettiren ve dünyanın neredeyse bütün önemli dans topluluklarına yapıt üretmek üzere davet edilen koreografların önde geleni Crystal Pite’ın yapıtı ile başladı. Aynı zamanda topluluğun eski dansçılarından biri olan Pite, 2008’de NDT için tasarladığı “Frontier”i 2024’te Ballet BC için özel olarak tekrar düzenlemiş. Pite “Frontier”de insanın bilinmeyen ile olan ilişkisini, “bilinmeyen”i gölge/ler olarak tanımlayarak ele almış. Aydınlık, ferah, mizah dolu ve sadece harekete odaklı yapıtları da olan Pite’ın dünyasında karanlık bir damar da var ve o damarın baskın olduğu yapıtları daha derin ve etkileyici. “Frontier” de onlardan biri. Ara olduğunda etkisinden uzun süre çıkamadım, hatta akşam bittiğinde, sadece onu seyretseymişim diye bile düşündüm. Işık tasarımcısı Tom Visser, alacakaranlık seviyesinde aydınlattığı sahnenin iki yanındaki şeffaf perdelerin ardında hareket ettirdiği ışık spotlarıyla gölgeler yaratarak da yapıtın tekinsizlik hissini güçlendiriyor, ancak esas Pite, gölgeleri dansçılara canlandırtıyor; başlarındaki kapüşondan ayaklarına kadar siyah giydirdiği dansçılar yarı-karanlık sahnede şekilsiz varlıklar gibiler (sahne tasarımı Jay Gower Taylor’a, kostüm tasarımı Nancy Bryant’a ait). Nasıl ki gölge bir yandan gözle görebildiğimiz fiziksel bir gerçeklik iken, diğer yandan da psişik dünyamızın karanlık tarafını temsil eder, gölgeleri canlandıran dansçılar da yapıt boyunca beyaz kıyafetli üç dansçıyı bazen manipüle ediyorlar bazen de kümelenip karanlık bir lekeye dönüşerek onlara arka plan oluyorlar. Topluluğun kümelenmesi, ayrışması, yankılanması, yansıması ve çoğalması, bir dansçının diğer dansçı tarafından manipüle edilmesi, Pite’ın yapıtlarında koreografik olarak kompozisyon ve yapı kurma açısından başvurduğu ve ustası olduğu yöntemler. Pite “Frontier”de de bu ustalığının en etkileyici örneklerinden birini veriyor. Ballet BC’nin dansçıları da Pite’ın akan, dalgalanan, bedenlerin uzadığı koreografisini icra etme konusunda çok başarılılar; bedenleriyle zarif ve kıvraklar. Visser’in ışık tasarımının yanısıra, Eric Whitacre’ın korolu bestesi ile başlayıp Owen Belton imzalı fısıltı ve yankılardan oluşan ses peyzajı ile devam eden müzik de, yapıtın ürkütücü olduğu kadar etkileyici atmosferini besleyen öğelerden bir diğeriydi.


.


Topluluğun şimdiki genel sanat yönetmeni, eski NDT dansçısı ve koreograf Medhi Walerski’nin “Sway” adlı yapıtı Adrien Cronet’nin davul ve vurmalı çalgıların baskın olduğu elektro müziğinin hakim olduğu gizemli ve huzursuz bir uzamda, koreografik olarak karşılıklı denge ve gerilme ile var olmaya çalışan yedi figürü karşımıza getirdi. “Sway” bariz bir anlatı içermesinden çok bir duyguya, bir varoluş durumuna odaklanan bir yapıttı. Bu duygu, bu varoluş durumu da insanın etrafındaki diğer insanlarla kurduğu ilişkiden beslenerek yeşerttiği umut idi. Walerski’nin gösterişten çok nüanslara odaklanan, abartısız ve dokunaklı hareket diliyle tasarladığı ve solo ve duolarla kurguladığı koreografisi dansçılar için özel olarak dikilmiş kıyafetler gibiydi, sanki onlar dışında başkaları tarafından icra edilse bu kadar etkili ve bu kadar doğal olmayacakmış gibi.


.


Programın son yapıtı, Ohad Naharin’in tedrisatından geçme eski Batsheva dansçısı ve koreograf Shahar Binyamini’nin Ballet BC için 2023’te tasarladığı, ancak şimdiden Arjantin’den Antwerp’e birçok başka dans topluluğunun repertuvarına girmiş olan “Bolero X” idi. Seyirci nezdinde bu kısa sürede edindiği aşırı ilgi ve ünü sadece Maurice Ravel’in 1928 tarihli popüler bestesi dolayısıyla değil, koreografik açıdan da fazlasıyla hak eder nitelikteki “Bolero X”, onu sahneleyen diğer topluluklar gibi, Ballet BC’nin de 24 kişilik kadrosunun tamamını kullanmasıyla görkemliydi de. Bu görkem, Ballet BC’nin Kanada ve A.B.D.’de, gittiği şehirlerdeki dans okulu öğrencilerini de katarak performansçı kadrosunu 50 kişiye çıkardığı gösterimlerde, haliyle daha da artıyor. Binyamini kendine has bir “Bolero” hazırlamış, ama “Bolero” denince ilk akla gelen ve bir başyapıt olan Maurice Bejart’ın “Bolero”suna da selam durmaktan geri kalmamış. Şöyle ki, Bejart’ınki gibi, Binyamini’n “Bolero”su da yoğun bir erotik duyguyla sarmalanmış. Aslında Bejart’ın erotizimi ile Binyamini’nki arasında ciddi bir fark da yok değil; ilkininki insani, ikincisininki hayvani nitelikte. Bejart’ınkinde özellikle kollar ve torsodaki kasılmalar ön plandayken, Binyamini bedenin tamamına odaklanmış, bu da aslında Binyamini’nin geçmişinden, yani Gaga tekniğinden besleniyor olmasından kaynaklanıyor. Yapısal olarak ise, aynı Bejart’ınkinde olduğu gibi, Binyamini’ninkinde de yapıtın başlangıcında merkezdeki dansçının (seyrettiğim akşamda benzersiz Emanuel Dostine) etrafını üç bir yandan saran diğer dansçılar, giderek kademe kademe, adeta bir ritüel gibi olan dansa dahil oluyorlar. Ancak “Bolero X” ilerledikçe, Bejart’ınkinde tek kalan solistin aksine, odaktaki sololar çoğaldı, onlara duolar eklendi. Sona doğru ise bütün topluluk, önce kendi içinde bir girdap, sonrasında ise önden arkaya doğru üçgen olarak genişleyen bir şekilde, baştan itibaren hareket eden dansçının, yani Dostine’in liderliğinde tek bir bütüne dönüştü. Müzikteki o ünlü kreşendoya ulaşan son viraja girildiğinde, topluluk yüzleri seyircilere dönük ve kilitlenmişçesine bakarak, bireysellikleri birliğin içinde erittiler; ayaklarla, kollarla ve bedenin tamamıyla kıvrılan tek bir büyük dalga, tek büyük bir organizma oldular. Ballet BC’nin dansçıları bu yaklaşık 15 dakika süren yapıtı konsantre şekilde güç, hassasiyet ve dramatik etkiyi birleştirerek ve bu sayede adeta seyircileri hipnotize ederek icra ettiler.


.

Bütün fotoğraf ve videolar Mehmet Kerem Özel'e aittir (05.02.2026, Theater Bonn, Bonn)

Bu yazının bir versiyonu Kineo Dergi'de yayınlanmıştır.

22 Kasım 2024 Cuma

22 KASIM



1928 maurice ravel'in boléro adlı yapıtının dünya prömiyeri paris operası'nda gerçekleştirilmiş

1965 mitch leigh'in, dale wasserman'ın metnine dayanarak yazdığı la mancha'lı adam müzikalinin dünya prömiyeri new york'ta anta washington square tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiş

1967 mel brooks'un zero mostel ve gene wilder ile başrollerini paylaştığı ilk filmi the producers felaket bir gala yapmış ve neredeyse rafa kaldırılmış; film daha sonra oscar kazanmış ve kült statüsüne ulaşmış

2013 bu ve bundan sonraki iki akşamda pina bausch'un ilk defa 1975 yılında frühlingsopfer - dreiteiliger tanzabend von pina bausch başlığıyla sahnelediği üç yapıtını; das frühliingsopfer, der zweite frühling ve wind von west'i folkwang universitat der künste, essen - julliard school, new york ve folkwang tanzstudios, essen dansçılarından wuppertal barmen operası'nda seyrettim; son akşamda annem, babam ve teyzem de seyirciler arasındaydılar

2018 bu ve ertesi akşam zorlu performans sanatları merkezi büyük salon'da robert lepage'ın shakespeare'den uyarladığı hamlet I - collage adlı yapımı seyrettim; theatre of nations yapımı gösterinin oyuncusu evgeny mironov idi






29 Haziran 2024 Cumartesi

29 HAZİRAN


1988 maurice béjart'ın béjart ballet lausanne topluluğundan, başrolde jorge donne'nun dans ettiği maurice ravel'in bolero'sunu istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da tüylerim hayranlıktan diken ola ola seyrettim; daha önce ne böyle bir dans gösterisi seyrettim ne de o salonda böyle bir alkış duymuştum, salon yıkılıyor sandım. aynı akşam programında béjart'ın başka bir imza yapıtı, igor stravinski'nin le sacre de printemps da sahnelendi

2007 bu ve ertesi akşam istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da efsanevi şef mariss jansons yönetimindeki amsterdam concertgebouw kraliyet orkestrası'nı dinledim. bu akşamki solist efsanevi piyano sanatçısı mitsuko uchida idi; bugün paris'ten dönüyordum, annem beni havalimanında aldı, doğrudan akm'ye konsere gittik

2013 ilk defa bir jan lauwers-needcompany gösterisi seyrettim; poznan'da malta festivali'nde, marketplace 76










28 Haziran 2024 Cuma

28 HAZİRAN


1841 adolphe adam'ın bestelediği romantik bale giselle'in dünya prömiyeri jean coralli ve jules perrot'un koreografisiyle paris'te the théâtre de l'académie royale de musique'de gerçekleştirilmiş; aşağıdaki kayıt 1980'lerin sonunda benim giselle'i ilk defa seyrettiğim prodüksiyon, o zamanlar pazar akşamları geç saatte trt'de konser, bale, opera gösterileri yayınlanırdı, onlardan biri. giselle rolünü dans eden çok ünlü balerinler var ama benim için giselle ile bu ilk karşılaşmamda başrolü oynayan galina mezentseva'nın yeri bambaşka

1969 bir polis baskınına tepki olarak new york'un greenwich village-manhattan semtinde başlayan isyan amerika birleşik devletleri'nde eşcinsel özgürlük hareketinin oluşmasını sağlamış; stonewall isyanı olarak geçen bu olayları anmak amacıyla haziran ayı LGBTQ+ hareketinin onur ayı olarak kabul edilir 

1991 efsanevi orkestra şefi gennadi rozdestvenski'yi sovyet filarmoni orkestrası'nı yönetirken istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da dinledim; konserin solisti nikolai petrov idi

1996 michael flatley'in yıldızı olduğu irlanda dans gösterisi lord of the dance ilk defa sahnelendi

1985 maurice ravel'in bolero isimli yapıtından uyarlanan bir dans gösterisini ilk defa seyrettim; istanbul harbiye açıkhava tiyatrosu'nda györ balesi'nden, ivan marko'nun koreografisiyle

2014 ariane mnouchkine'nin theatre du soleil topluluğundan, paris-vincennes cartoucherie'de ilk defa bir gösteri seyrettim; bu ve ertesi akşam, shakespeare'in macbeth adlı oyunundan mnouchkine'in yaptığı yorumu

2015 romeo castellucci'nin go down, moses adlı gösterisini atina-epidavros festivali kapsamında onassis stegi'de arkadaşlarım nuray, alper ve ayşe ile seyrettim

2019 johannes brahms'ın ein deutsches requiem adlı yapıtının, jochen sandig tarafından rundfunkchor berlin ve sasha waltz & guests ortak yapımı olarak immersive/sarmalayıcı bir konser deneyimine dönüştürülmüş versiyonuna, bu ve ertesi akşam istanbul zorlu psm büyük salonu'nun sahnesinde dahil oldum






1 Haziran 2024 Cumartesi

01 HAZİRAN


2013 paris opera garnier'de sidi larbi cherkaoui, damien jalet ve marina abramovic'in ortak çalışması maurice ravel'in bolero'sunu arkadaşlarım alexis, gizem, ayşe ve selim ile seyrettim

2015 aya irini müzesi'nde berlin filarmoni'nin 12 cellisti'ni canlı dinledim








10 Nisan 2024 Çarşamba

10 NİSAN




1633 ilk muzlar londra'da thomas johnson'ın eczanesinin vitrininde satışa çıktı

1868 johannes brahms'ın bir alman ağıtı'nın dünya prömiyeri bremen'deki katedralde gerçekleştirildi

1996 zürih balesi'ni ilk defa seyrettim; atatürk kültür merkezi büyük salon'a konuktular, sahneledikleri yapıtlardan en çok bernd r. bienert'in, ravel'in bolero'suna yaptığı koreografiye hayran kaldım

 2019 the event horizon telescope collaboration tarafından 2017 yılında ilk defa bir kara deliğin fotoğrafının çekildiği duyuruldu; 55 milyon ışıkyılı uzaklıkta, dünya kütlesinin 6,5 milyar katı m87 galaksisindeki




14 Şubat 2024 Çarşamba

14 ŞUBAT



1876 alexander graham bell, elisha gray'den iki saat önce başvurarak amerikan patent dairesi'nden telefonun patentini almış

1895 oscar wilde'ın the importance of being earnest adlı komedisi londra'da büyük bir başarıyla sahnelenmeye başlanmış

1927 alfred hitchcook'un, "ilk gerçek filmim" diye nitelendirdiği the lodger adlı sessiz filmi londra'da gösterime girmiş

1931 tod browning'in yönettiği, başrolünde bega lugosi'nin oynadığı korku filmi dracula new york'ta gösterime girmiş

1984 jayne torvill & christopher dean çifti sarajevo olimpiyat oyunları'ndaki bolero gösterileriyle hem ailecek televizyonun başında olan bizleri büyülediler hem de ingiltere'ye altın madalya kazandırdılar

1985 zehra yıldız'ı ilk defa seyrettim; istanbul devlet opera ve balesi yapımı, giusepper verdi'nin la traviata operası'nda

1991 thomas harris'in kitabından uyarlanan, yönetmenliğini jonathan demme'nin yaptığı, başrollerinde jodie foster ve anthony hopkins'in yer aldıkları kuzuların sessizliği filmi abd'de gösterime girdi

2004 fatih akın duvara karşı adlı filmiyle berlinale'de altın ayı ödülünü aldı