17 Mayıs 2026 Pazar
4 Ocak 2025 Cumartesi
19 Ekim 2024 Cumartesi
19 EKİM
7 Ağustos 2024 Çarşamba
07 AĞUSTOS
6 Ağustos 2024 Salı
Duygunun sahnede ses, imge ve madde ile örüldüğü bir peyzaj: Alessandro Serra’nın Macbeth uyarlaması
28 Haziran 2024 Cuma
28 HAZİRAN
24 Mayıs 2024 Cuma
24 MAYIS
1918: béla bartók'un tek operası olan mavi sakalın şatosu'nun dünya prömiyeri budapeşte'de kraliyet opera binası'nda gerçekleştirilmiş
20 Nisan 2024 Cumartesi
20 NİSAN
14 Mart 2024 Perşembe
14 MART
1847 giuseppe verdi'nin macbeth operasının dünya prömiyeri floransa'da teatro della pergola'da gerçekleştirilmiş
1885 w. s. gilbert ve arthur sullivan'ın komik operası the mikado'nun dünya prömiyeri londra'da savoy tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiş; aşağıda paylaştığım kayıt, bu yapıtı ilk ve son kez izlediğim versiyon: jonathan miller'ın english national opera için 1986'da sahneye koyduğu yorum. ben bu yorumun kaydını sanırım 1987 veya 1988'de trt'de pazar akşam geç saatlerde gösterilen sahneden birebir kayıtlardan biri olarak izledim. kayıtın görüntü ve ses kalitesi iyi değil ama benim için değerli ve internette bulmuş olmaktan çok memnunum
11 Mart 2024 Pazartesi
11 MART
3 Mart 2024 Pazar
03 MART
30 Mayıs 2019 Perşembe
Pina Bausch’un 1978 tarihli Macbeth uyarlaması tekrar sahnede
29 Aralık 2018 Cumartesi
gösteri sanatlarında 2019'un merak ettiren 5 etkinliği
2019'da; sasha waltz "kreatur" ve "exodos" ile başladığı üçlemesini tamamlayacak, crystal pite konuşmayı müzik gibi kullandığı tarzının yeni örneğini "revisor" ile verecek, sidi larbi cherkaoui gluck'un "alceste" operasını sahneye koyacak, son yılların en üretken yönetmenlerinden ivo van hove londra'da gillian anderson'la "all about eve"i, paris operası'nda "don giovanni"yi sahneleyecek, amsterdam'da kendi topluluğuyla thomas mann'ın "venedik'te ölüm" romanını tiyatroya uyarlayacak, simon mcburney çehov'un "vişne bahçesi"yle karşımızda olacak, katie mitchell londra'da cate blanchett'i "when we have sufficiently tortured each other"da, robert wilson paris'te isabelle huppert'i "mary said what she said"de yönetecek, thomas ostermeier ödön von horváth serisine devam edecek, frank castorf "galileo galilei"yi, michael thalheimer berliner ensemble ile "othello"yu, vlaanderen operası ile "macbeth"i sahneleyecek.
festivaller de yavaş yavaş programlarını açıklamaya başladılar; avignon'un ilk isimleri, amsterdam-holland'ın ilk gösterileri, hellenic’in epidavros ayağının tam programı açıklandı, önümüzdeki sonbahara bir yıl var ama paris'in güzü karşıladığı festival d'automne'un hangi sanatçılara odaklanacağı bile belli oldu.
ve şimdi, beni en çok heyecanlandıran ve merak ettiren beş etkinlik:
yapıtın orijinal kadrolu ve pina'nın gözünün yönettiği halinin enerjisini ve aurasını bu yeniden sahnelemede bulmayı beklemiyorum, hele de yukardaki afişte görülen o tok sesli, gür saçlı, kocaman gözlü enfes kadın mechthild grossmann olmayınca, ama yine de en sevdiğim shakespeare yapıtını en sevdiğim gösteri sanatları yönetmeninin yorumuyla canlı seyredebilme olasılığı beni had safhada heyecanlandırıyor.
detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir.
festival programına buradan ulaşılabilir.
holland festival kapsamında hollanda operası yapımı olarak ünlü opera yönetmeni pierre audi'nin sahneye koyacağı "aus licht" (ışık'tan) gösterimleri amsterdam'ın biraz dışındaki gaz deposunda gerçekleşecek.
detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir.
videoyu merak edenler tıklayabilir. yapımla ilgili detaylı bilgiye ise buradan ulaşılabilir.
28 Şubat 2018 Çarşamba
TEB Oyun 36 / Kış 2018
Ölümünün 15. Yılında Melih Cevdet Anday'la Buluşma - AYŞEGÜL YÜKSEL
Monodram Tiyatrosu - EYLEM EJDER
Robert Wilson'ın Faust'u 'Şeytan'ın Müziği' - OZAN ÖMER AKGÜL
Berlin'de Yaz Monbijou Theater ve Faust - TUBA AKSU ŞENER
Görünür Olmayı Seçen Görünmez Kadınlar - ZEHRA İPŞİROĞLU
Şatonun Altında Her Temsil İzleyenler İçin Farklı Bir Deneyim - PINAR AKKUZU
Macbeth Yine Öldü - BERNA ATAOĞLU
Şiirsel Görsellik Gergedan - BENGİ BUGAY
Yuva'da Bir Hayalet - ZEYNEP KIZILGÖL
Akşam Yemeği'nden Geriye Kalan - AYFER ÇİÇEK
Prospero'nun Adası ya da Gözün İktidarı Fırtına - ELİF YAKUT
Gölge Kadın Ophelia - GÜLDEN ATEŞ
Yerden Yukarı Bulutların Altında - İREM AYDIN, FERDİ ÇETİN
Thomas Ostermeier ile Shakespeare Söyleşisi - CRISTINA MODREANU / Çev. EYLEM EJDER
Nilüfer Belediyesi Mitos-Boyut Yarışması'nın Ödüllü Oyunları - ALİ CÜNEYD KILCIOĞLU
22. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali / İz Bırakan Oyunlar - TÜLAY YILDIZ AKGÜL
"Bir Arada" Olmak, "Bir Arada" Düşünmek: Chimidyue - NİLGÜN FİRİDİNLİOĞLU
Yetişkinlerin Çocuk Tiyatrosu ile Sınavı - ÖZLEM GÖKBULUT
Eleştiri Atölyesinden Kalanlar - NAZIM SARIKAYA
Tiyatro Festivaline Eleştiri Atölyesi Yakışır - RAGIP ERTUĞRUL
Tiyatro Luceafarul'un Genç İzleyiciler İçin Tiyatro Festivali - ZEYNEP ERDAL
Kitap Tanıtım Ayşegül Yüksel'in Büyülü Kaleminden Shakespeare Tiyatrosu - CANDAN KIZILGÖL
Ayşe Selen İçin - AYŞEGÜL YÜKSEL
Hasan Anamur'a Sonsuz Teşekkürlerimle - BEKİ HALEVA
Kültür Birikimini Ustalıklı Bir Dille Aktardı - AYŞEGÜL YÜKSEL
O İyi Bir Yönetmendi - DEMET TANER
Bilgimizi Ona Borçluyuz PINAR GÜZELYÜREK ÇELİK - LALE ARSLAN ÖZCAN
Gençlerle Otoriter Olmayan Dostça İletişim Kuruyordu - ZEHRA İPŞİROĞLU
Emek Yoldaşım 'Oyun' Arkadaşım - TİJEN SAVAŞKAN
Umarım Onun Vasıflarından Birazcık Yararlanmışımdır - MEHMET SÜMER
Hasan'lı Anılar - DERİN ORHON
Kültürümüze Büyük Katkıları Oldu - HALE SONTAŞ
Ruhumuza Dokunup Geçenlerden... Hasan Anamur - ESİN ÜNER ÖZGÜR
Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil - SEVGİ ANAMUR
Yeri Doldurulamaz Bir Entelektüel - CAN ANAMUR
Babamın Kızıyım - ZEYNEP ANAMUR PEREK
Her Zaman Yolumu Aydınlattı - EMRE ANAMUR
İdeale Ulaşmaya Çalışan İflah Olmaz Bir Entelektüeldi - KAMİL SE
1 Şubat 2017 Çarşamba
TEB Oyun 32 / Kış 2017
Tiyatro Şiddete Karşi, Ayşegül Yüksel
Macbeth Ve Lady Macbeth, Özdemir Nutku
Tiyatro Eleştirmenliği Üzerine Ayriksi Düşünceler, Robert Schild
Shakespeare Ve Florio Üzerine Gözlemler, Michel Vais
Vaclav Havel’in Oyunlari Bildirim Ve Largo Desolato, Berna Ataoğlu
Duygularin Yoğunluğunda Münih Ve Köln’de Lucia Di Lammermoor, Zehra Ipşiroğlu
Bizi Yaratan Shakespeare Eleştiri, Yusuf Eradam
Sizinin Da, Umudun Da Yuvasi Aşiyan, Fatma Onat
Göç Ve Tiyatro Şermin Langhoff Ve Maxim Gorki Theater, Bekir Akbaş
Hangi Çocuk Tiyatrosu, Beki Haleva
Marina Carr’dan Üç Oyun Türkçe’de, Handan Salta
Çocuklar Ve Gençlere Sanat Festivali, Hakan Silahsizoğlu
Uluslararasi Genç Eleştirmenler Semineri, Handan Salta
Interferences Tiyatro Festivali Ve Genç Eleştirmenler Semineri, Eylem Ejder
Tiyatro Eleştirmenleri Belgrad’ta Toplandi, Ragip Ertuğrul
Dosya: Uluslararasi Arenada Henrik Ibsen
Halk Düşmani Çapulcu Mu Psikopat Mi?, Zehra Ipşiroğlu
Errol Durbach Ibsen’e Çevirmen Bakişi, Errol Durbach
Uluslararasi Başari Kazanan Ilk Yazar Ibsen, Marvin Carlson
Kamusalla Mahrem Sinirinda Ibsen, Freddie Rokem
Hayati Sanat Üzerinden Sorguluyoruz, Tim Etchells
13 Mart 2016 Pazar
kabusun böylesi görülür!
"sezonun kâbusu" oyunculuk sanatı üzerine; oyuncunun sahnede bir karakteri, bir durumu, bir nesneyi, bir atmosferi anlatması, canlandırması, aktararak seyirciye geçirmesi üzerine bir oyun.
tiyatrotem'in iki direği, biri okullu diğeri alaylı, biri ödüllü diğeri ödülsüz, biri içerden (izlenimci) diğeri dışardan (ifadeci) oynayan ayşe selen ve şehsuvar aktaş, semaver kumpanya'dan transfer ettikleri sezin bozacı'yı aralarına almışlar, bir oyuncu olarak onun prömiyerden önceki gecede gördüğü kâbusunu canlandırıyorlar.
sahnede direkt "sezo" denerek hitap edilen oyuncu sezin bozacı, konusunu-olaylarını bildiği ama içindeki rolünü ezberlemediği "matmazel julie" oyununda matmazel julie'yi oynayacaktır. zeminde oyun alanı beyaz bir kare ile tanımlanmıştır. iki tiyatro meleği, biri bir tarafında diğeri diğer tarafında ona süfle verirler; çocukların kağıttan bebeklere kağıttan elbise giydirmeleri gibi ona iki boyutlu kostümünü giydirirler; içerden oynayan melek julie'nin kadınsı duyarlılığının ağır bastığı sahnelerde, dışardan oynayan melek ise julie'nin erkin diliyle konuştuğu-davrandığı sahnelerde onun ellerini, kollarını, bacaklarını kukla gibi oynatarak, rolünü canlandırmasını sağlarlar.
"sezonun kâbusu" tipik bir tiyatrotem yapımı; abartılı ve grotesk söz, dil, jest ve mimik oyunları, zeki ve hınzır fikirler, incelikle tasarlanmış zevkli kostümler, minimal ama yine incelikle düşünülmüş sahne düzeni; her anı seyirciyi, en azından beni -ve izlenimim o ki, seyrettiğim akşamki salonu dolduran neredeyse bütün seyircileri-, dipdiri tutan, dikkati bir an bile sahneden koparmayan süratli bir mizansen.
tiyatrotem'i "alem buysa kral übü"den beri severek takip etmeye çalışsam da, iki senedir sahneledikleri "sezonun kâbusu"nu seyretmekte biraz gecikmişim; ama iyi ki kaçırmamışım.
bu sezon, yeni prömiyer yapan oyunların oturmasını bekleyip, onları bir-iki ay geçtikten sonra seyretmeye gayret ediyorum. ama bir oyun var ki, prömiyer yaptığı şubat ayının hemen akâbinde koştum seyretmeye. hem o topluluğu, eski işlerinden çok sevdiğim ve yeni ne yapmışlar çok merak ettiğim için, hem de topluluğun kurucularından erkan uyanıksoy'a, dört yıl önce abdullah cabaluz'un rejisinde iş oyuncuları'yla birlikte oynadığı "onikinci gece"deki feste rolünde hayran kaldığım için.
uyanıksoy ve elif temuçin'in uyarlayıp oynadıkları ve doğu akal'ın yönettiği "macbeth / iki kişilik kâbus"; william shakespeare'in "macbeth"ini iki kişiye ve 90 dakikaya indiren; hem oyunun bütününün, hem de sahne sahne her sahnenin özüne inip, çözümleyerek oradan yüzeye çıkan; her sahnenin gerektirdiği birbirinden farklı tiyatral anlatım tekniklerini bir arada kullanan; matrix, braveheart, breaking bad, çin dövüş sanatları, japon animasyonları ve manganın estetiklerinden esinlenmiş hissi/izlenimi edindiğim; tarihi ve güncel, yabancı ve yerel politik figürlere selam eden; sahnedeki her bir objeye ve eşyaya özel değer ve anlam yükleyen; hiç bir mimiğin, jestin, objenin, kostümün, ışığın, karanlığın, ve hatta hiç bir saniyenin fazladan olmadığı; rahatlıkla yamalı bohça olabilecekken her öğenin, esinin ve fikrin dozunda bütüne katıldığı eğlenceli, zeki ve hınzır mizanseniyle müthiş bir yapım.
uyanıksoy'un her bir bakışı, bedenini kullanışı, sesinin her bir tonu ve vurgusu o kadar nüanslı o kadar nüanslı ki; onu seyrederken zevkten dört köşe olmamak imkansız.
temuçin'in de ondan aşağı kalır yanı yok; sadece gözlerini kullanışıyla bile bütün mimiğini, bedenini, duruşunu belirliyor.
doğu akal'ın yönetmenlikte gösterdiği başarıyı, her ne kadar masa lambalarından yarattığı fikri çok sevmiş olsam da, sahneüstü spotlarının dahil olduğu ışık tasarımında aynı yetkinlikte tekrarlayamadığına üzüldüm.
lucile larour ve patricia ulbricht'in sahne ve kostüm tasarımları ise mies van der rohe'nin mimari tasarım için sarf ettiği "az çoktur" sözünün ne kadar isabetli olduğunu doğrular kalitedeydi; ikilinin sahne düzenlemesinde mekân boşluğunu kullanışları, kostümlerde ise renkleri ve dokuları kullanışları özellikle kayda değerdi.
tiyatro bereze'nin "macbeth / iki kişilik kâbus"u klasik bir oyunun derdinin/dertlerinin nasıl lime lime çözümlenip ortaya çıkarılabileceğine ve bu dertlerin günümüz dünyası ve çağdaş estetikle nasıl buluşturulabileceğine dair benzersiz ve usta işi bir örnek.
nasıl tiyatro sahnelerinde bazılarımız 20-30, bazılarımız ise yaşımıza göre 40-50 yıl önce seyrettiğimiz belli yapımları unutamıyoruz, hep hatırlıyoruz; bence tiyatro bereze'nin "macbeth / iki kişilik kâbus"unu da uzun yıllar sonra bile halâ konuşuyor, anıyor olacağız..
3 Ağustos 2014 Pazar
bütün duyulara hitap eden bir tiyatro deneyimi
metro durağından yarım saatte bir otobüs de kalkıyor. ister yürüyerek ister taşıtla, oyun başlamadan birbuçuk saat kadar önce mekanda olmak iyidir.
biletiz varsa; önce, fnac’tan aldığınız numarasız bileti gişede orijinaliyle değiştirmelisiniz. yeni biletin üzerinde kare bir alan boş bırakılmış. eğer hava iyiyse dışarıda, değilse kapıdan girdikten sonra içeride, panolara yerleştirilmiş seyirci tribünlerinin büyük boy planları üzerinde istediğiniz koltuğu seçip, üzerinde numaranın yazdığı yapışkanlı kırmızı renkli kağıdı panodan çekip alarak biletinizin üzerindeki boş kare alana yapıştırıyorsunuz.
kapılar oyundan bir saat önce açılıyor. çok önceden, kapıda uzun bir kuyruk oluşuyor. tam bir saat kala, kapıya içeriden üç kere kallavice vuruluyor: tok! tok! tok! ve kapı dışarı doğru açılıyor. kapıyı açan kişi 50. yılını kutlayan topluluğun 75 yaşındaki kurucusu. teker teker herkese, gözlerinin içine baka baka “merhaba, hoş geldiniz” diyerek biletleri kesiyor.
girdiğiniz ilk mekan bir nevi fuaye; kocaman, geniş, ferah bir mekan. bir kenara upuzun bir bar konumlanmış; arkasında 8-10 görevli; tek sayfalık menüden seçilenleri servis ediyor.
menü basit; bir ana yemek (bir gün et, diğer gün tavuk; ikisi de "ingiliz usulü"), salata, iki çeşit tatlı, şarap, bira, tarçınlı limonata.
oyun shakespeare’den olduğu için olsa gerek, menü genellikle ingilizce yazılmış. biranın adı “witches' beer” (cadının birası); macbeth’in cadılarına selam olsun. tatlılardan birinin adı “neige caledonian” (kuzey iskoçya karı); macbeth’in topraklarına selam olsun..
fuayenin bir köşesinde kitap-broşür-cd-dvd-poster satılıyor. başka bir köşede renkli kıyafetler içinde, “çikolata renkli” bir kadın serin içeçekler satıyor. bir kenara langırt yerleştirilmiş, başında bir kaç kişi oyuna tutulmuş bile; futbol kupası zamanı olduğu için mi acaba. başka bir köşede ise kullandığınız kirli tabak-çanak-bardağı görevlilere geri veriyorsunuz.
burada gelenek o ki; oyundan önce, arada veya sonra bu mekanda oturup, cüzi fiyatlara self-servis satılan yemek ve içeçekleri tüketirken sohbet edebilirsiniz.
mekana çeşitli boy ve boyutta, hepsi ahşap masalar, sandalyeler, banklar yerleştirilmiş; yuvarlakları, uzun dikdörtgenleri, kareleri, çocuklar için alçakları, uzun boylular için yüksekleri.. her masaya, mekanın değişik yerlerine büyüklü küçüklü çiçek düzenlemeleri, mumlar konulmuş.
mekanda müzik çalmıyor, sadece kuş cıvıltıları duyuluyor..
fuayenin dört bir duvarı fresklerle süslenmiş. mekana girer girmez tam karşınızda kocaman bir shakespeare portresi sizi karşılıyor; etrafı shakespeare dönemini anlatan resimlerle süslenmiş.
diğer duvarlarda ise; çeşitli ülkelerde sahnelenmiş macbeth oyunlarının, çekilmiş macbeth filmlerinin afişleri büyük boyutlarda resmedilmiş.
duvarların dekoru sahnelenen oyuna göre değişiyormuş. örneğin, yıllar önce sahnelenen yunan tragedyaları sırasında, şimdi shakespeare'in bir tanrı gibi bizi süzdüğü büyük duvarda ege haritası çiziliymiş.
buraya vaktinde gelip; kuyruk-sıra nedir bilmeyen, herkesin nazikce birbirine omuz atarak öne geçmeye çalıştığı bar önü kalabalığını sağsalim alt edip, yiyecek bir şeyler alabilseniz de; bu sefer, bardaki kalabalığın eş-dostunun tuttuğu masa-sandalyelerden boş olanını bulmak için mekanda bayağı bir dolaşmanız gerekebiliyor..
kuş cıvıltılarının, masadaki güllerin, sohbetin ve yemeğin, kısaca “atmosferin” keyfine vararak yemeğinizi yedikten sonra sizi başka bir sürpriz bekliyor: o sırada fuayenin yanındaki mekanın kapıları açılmış, bir şeyler atıştırmayı oyun arasına bırakanlar çoktan bu mekana girmişler bile.
burası iki bölümden oluşuyor; ön mekan ve gerisinde seyirci tribünleri ile sahne. sürpriz ise; seyirci tribünlerinin altına yerleştirilmiş olan kulis. kulisin ön mekana bakan tarafı, üzerine farklı boyutlarda ve yüksekliklerde pencere delikleri açılmış beyaz bir perde ile örtülmüş. deliklerden içeri baktığınızda 40 kişilik oyuncu kadrosunun kulisini görüyorsunuz; giyinmelerini, makyaj yapmalarını, oyuna hazırlanmalarını, bir duvar boyuna sıralanmış kostümleri izleyebiliyorsunuz..
oyun vakti yaklaştığında, yerinize oturmadan önce tuvalete gitmek iyi olabilir; çünkü seyredeceğiniz oyun, aralı da olsa 4 saat sürecektir. tuvalette ise sizi bir başka sürpriz karşılar: "toilet a la turque"!
karnınız doymuş ve bütün duyularınız tetiklenmiş halde, artık oyunu izlemeye hazırsınızdır. seyirci tribünlerindeki yerinize geçip, bir an önce perdenin inmesini beklemek kalır geriye..
mekanın adı: cartoucherie. 50.yılını kutlayan topluluğun adı: theater du soleil. topluluğun 75 yaşındaki kurucusu ariane mnouchkine.
topluluk "macbeth"i shakespeare'in 450. doğum yıldönümü olan 23 nisan 2014'de sahnelemeye başladı ve 13 temmuz'a kadar 64 kere oynayarak 32444 seyirciye ulaştı. "macbeth" cartoucherie'de 8 ekim'de yeniden sahnelenmeye başlayacak ve maraton mart 2015'in sonuna kadar devam edecek; ve ondan sonra dünya turnesine çıkacak.
cartoucherie deneyimi tamam da, theatre du soleil'in "macbeth"i nasıldı diye soruyorsanız; o da bir sonraki yazıya..















































