vaclav havel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vaclav havel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2024 Pazar

29 ARALIK



1653 jan vermeer, delft'te ressamlar için kurulan aziz luke loncası'na üye olmuş

1857 franz liszt'in hunnenschlacht adlı senfonik şiirinin dünya prömiyeri weimar'da gerçekleştirilmiş

1922 aşırı sağcıların kasım ayında film negatiflerini yok etmeye çalışmasının ardından, manfred noa'nın yönettiği ve başrolünde werner krauß'un oynadığı, otthold ephraim lessing'in aynı adlı oyununun bugüne kadar yapılmış tek film uyarlaması olan bilge nathan filminin dünya prömiyeri berlin'deki alhambra'da gerçekleştirilmiş; film olumlu eleştiriler almış, ancak kısa süre sonra yahudi karşıtı propagandanın kurbanı olmuş

1934 federico garcía lorca'nın 1930'larda ispanya toplumunda kadınların ezilmesini anlatan üçlemesinin ikinci bölümü olan yerma adlı dramının dünya prömiyeri madrid'de gerçekleştirilmiş

1955 barbra streisand ilk yadını 13 yaşında gerçekleştirmiş: you'll never know adlı şarkıyı söylemiş 

1982 jamaika postası bob marley'in yer aldığı hatıra posta pulu çıkardı

1989 václav havel, kadife devrim'den kısa bir süre sonra federal meclis tarafından çekoslovakya cumhurbaşkanı olarak seçildi



26 Ocak 2024 Cuma

26 OCAK


1790 wolfgang amadeus mozart'ın così fan tutte operasının dünya prömiyeri viyana burg tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiş

1911 richard strauss'un der rosenkavalier operasının dünya prömiyeri dresden kraliyet operaevi'nde gerçekleştirilmiş

1936 soğuk dalgası yüzünden niagara şelaleleri donmuş

1957 francis poulenc'in dialogues des carmélites operasının dünya prömiyeri milano la scala tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiş

1991 ayşegül sarıca'yı ilk defa konserde dinledim; atatürk kültür merkezi büyük salonu'ndaki konserde sarıca'ya erol erdinç yönetimindeki istanbul devlet senfoni orkestrası eşlik ediyordu

1993 václav havel çek cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi




1 Şubat 2017 Çarşamba

TEB Oyun 32 / Kış 2017



Tiyatro Şiddete Karşi, Ayşegül Yüksel
Macbeth Ve Lady Macbeth, Özdemir Nutku
Tiyatro Eleştirmenliği Üzerine Ayriksi Düşünceler, Robert Schild
Shakespeare Ve Florio Üzerine Gözlemler, Michel Vais
Vaclav Havel’in Oyunlari Bildirim Ve Largo Desolato, Berna Ataoğlu
Duygularin Yoğunluğunda Münih Ve Köln’de Lucia Di Lammermoor, Zehra Ipşiroğlu
Bizi Yaratan Shakespeare Eleştiri, Yusuf Eradam
Sizinin Da, Umudun Da Yuvasi Aşiyan, Fatma Onat
Göç Ve Tiyatro Şermin Langhoff Ve Maxim Gorki Theater, Bekir Akbaş
Hangi Çocuk Tiyatrosu, Beki Haleva
Marina Carr’dan Üç Oyun Türkçe’de, Handan Salta
Çocuklar Ve Gençlere Sanat Festivali, Hakan Silahsizoğlu
Uluslararasi Genç Eleştirmenler Semineri, Handan Salta
Interferences Tiyatro Festivali Ve Genç Eleştirmenler Semineri, Eylem Ejder
Tiyatro Eleştirmenleri Belgrad’ta Toplandi, Ragip Ertuğrul

Dosya: Uluslararasi Arenada Henrik Ibsen
Halk Düşmani Çapulcu Mu Psikopat Mi?, Zehra Ipşiroğlu
Errol Durbach Ibsen’e Çevirmen Bakişi, Errol Durbach
Uluslararasi Başari Kazanan Ilk Yazar Ibsen, Marvin Carlson
Kamusalla Mahrem Sinirinda Ibsen, Freddie Rokem
Hayati Sanat Üzerinden Sorguluyoruz, Tim Etchells

3 Temmuz 2012 Salı

TEB oyun, bahar 2012 / 13. sayı




Uluslararası Bildiri: "Dilerim engelleri aşabilirsiniz." / John Malkovich

Ulusal Bildiri: "Tiyatro öldüyse bırakalım kıymetini yaşasın dünya." / Kenan Işık

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin Bildirisi: "Boşluğa, gölgelere, suskunluğa tiyatroyla karşı çıkıyoruz." /TEB Yönetim Kurulu

İATC'den Vaclav Havel'in anısına / Yun-Cheol Kim

Amacı Yalnızca Gerçeği Sergilemekti / Handan Salta

Kapitalizm ve Tiyatro / Özdemir Nutku

Brecht Bizi Anlatıyor / Zehra İpşiroğlu

Rosenbergler'in Başına Gelenler / Hasan Anamur

"Önce ekmek gelir, sonra ahlak": Ben Bertolt Brecht  / Üstün Akmen

Çağdaş Bale Topluluğu 40 Yaşında. / Cem Ertekin: "Bale Bütün Sanatlardan Beslenen Bir Sanat"

Genç Koreograflardan Kısa ve Orta Metraj İşler / Kerem Özel

Sanatın ve Sanatçının Sorumluluğu İçin Antigone / Metin Boran

27 Ocak 2012 Cuma

largo desolato / ekip tiyatrosu


ekip tiyatrosu'nun “largo desolato”su bir sürü farklı tiyatro anlayışını bir arada harmanlıyor. mekan düzeni ve sahne-seyirci ilişkisi anlamında grotowski'den; yabancılaştırma tekniklerine gözkırpan reji kararlarıyla brecht’den; makyaj, kıyafet, mimik, jest ve davranışlar açısından grotesk tiyatrodan ve sirk tiyatrosundan; hatta ses/efekt kullanımında ortaçağ tiyatrosundan esinlenildiği söylenebilecek; ancak bunların yanyanalığının “yamalı bohça”ya dönüşmediği, ortaya lezzetli bir aşurenin çıktığı bir oyun.

bir kara kutunun içindeyiz. seyirciler ve oyuncular hepimiz birlikte, bir aradayız. kara kutuya girdiğimizde makyajlı kostümlü “oyuncular” bizi karşılıyorlar ancak daha oyun başlamadığı için onlar da “oyuncu” değiller daha; bizi yönlendiriyorlar, oturabileceğimiz yerleri gösteriyorlar. böylece ilk şaşkınlığı yaşamış oluyoruz. kara kutunun içinde dört dilime ayrılmış olası seyirci alanları ile merkezdeki meydan ve çeperdeki koridor olası oyun alanları olarak tanımlanmışlar. ancak anonim seyirci kalabalığının içinde bazı sandalyelerin üzerinde tavadan asılı oklar var, üzerlerinde bazı isimler yazıyor. etrafa biraz daha alıcı gözle bakınca, kara kutunun her bir tarafında tabelalar asılı olduğu fark ediliyor; dekor yerine kara kutuyu çevreleyen duvarlara orada olması hayal edilenlerin adları asılı: “buralar hep kitap”, "pencere"...
kara kutudan dışarıya açılan kapılar yerine ise, her bir açıklığın üzerinde o açıklığın hangi karakterin odasının kapısı olduğu belirtilmiş. açıklık ağızlarına yere birer tahta konmuş; commedia dell’arte’nin başkahramanı arlechino’nun efekt sesi çıkartan tahtadan şamar değneğine benzer anlamda, oyun sırasında her kapı geçişinde klap sesi çıkararak kapının kapanma efekti yaratılıyor bu tahtalarla.
kara kutunun ortasında çok amaçlı alçak bir mobilya var; kâh masa, kâh koltuk, kâh yatak oluyor; kapağı açıldığında içinden oyunda kullanılan çeşitli objeler çıkıyor; ayrıca alt kısmında iki parça ayrılıp tabure oluyor.
seyirciler yerleşip de herşey hazır olduktan sonra merkezdeki oyuncunun kumanda masasına "biz hazırız" komutuyla ışıklar kararıyor ve oyun başlıyor. ara verildiğinde de benzer şekilde, oyuncular gözlerimizin önünde anında rollerinden sıyrılıp gündelik hallerine dönüyorlar.

vaclav havel'in oyununu yönetmen cem uslu oldukça biçimci bir üslupta sahneliyor. o kadar ki; oyunun karanlıkta seslerden bir gürültü (sanki başkahraman felsefe doktoru leopold kopriva'nın beyninin içindeki düşünceler) ile başlayan ve hemen marketa'nın ortaya çıkmasından önceki diğer kakofonik kararmaya kadarki bölümü sanki bütünüyle leopold'un iç dünyasında gerçekleşiyor. öyle ki, bu bölümdeki bütün diğer karakterler (uli ile olbram, susanna ile lusi, 1. wenzel/herif ile 2. wenzel/herif) simetrik bir dengedeler; tam da bir bireyin kendi düşüncelerini karşıtlıklar ve aynılıklar üzerinden çatıştırması gibi.

seyirciye müthiş bir görsel seyir keyfi yaşattığı gibi aklını da çalıştırmasını sağlayan; sezonun en yenilikçi, en bağımsız, en cesaretli, en eğlenceli ve en bilmeceli oyunlarından biri "largo desolato".
oyuncuların tümü çok başarılı. başkahraman leopold'u oynayan ve oyunu yöneten cem uslu ile marketa'yı oynayan ve makyaj, afiş ve broşür tasarımcısı duygu yetiş bir adım öndeler. ayrıca; oyunun atmosferine katkısıyla özgün müzik tasarımcısı necati doğa ebrişim'in adını anmak lazım.

50 yıl öncesine kadar dut ağaçlarıyla anılan, uzun bir zamandırsa kentin ulaşımında kritik bir aktarma noktası olması dışında sevimsiz ve kimliksiz bir semte, mecidiyeköy'e bir nebze "anlam" katan yeni tiyatro mekanı "sahne hâl"i mekan edinmiş topluluklardan biri olan ekip tiyatrosu'nun "largo desolato"sunu kaçırmamak lazım.

31 Aralık 2011 Cumartesi

in memoriam


lucian freud, 1922

 jacques polieri, 1928


esin afşar, 1936


server tanilli, 1931


ken russell, 1927


monserrat figueras, 1942


ömer lütfi akad, 1916


vaclav havel, 1936


arthur laurents, 1917


rosel zech, 1942


ışın güyer


mihalis kakoyannis, 1922


sidney lumet, 1924


peter falk, 1927


jorge semprun, 1923


roland petit, 1924


hulki aktunç, 1949


cezmi başeğmez

david kato, 1964



elizabeth taylor, 1932


cüneyt çalışkur, 1956


ismail gülgeç, 1947


john barry, 1933


peter yates, 1929


oleg grabar, 1929


cesaria evora, 1941


benyamin sönmez, 1983


amy winehouse, 1983