19 Eylül 2026 Cumartesi

Ruhrtriennale’den David Bowie’nin Ruhu Geçti

Rebel Rebel'i beklerken (Jahrhunderthalle Bochum, 26.08.2026 © Mehmet Kerem Özel)

Almanya’nın Ruhr bölgesinde Bochum, Duisburg ve Essen şehirlerindeki atıl endüstri yapılarından dönüştürülmüş mekanları kullanması ve ağırlıklı olarak tiyatro ile müzik disiplinlerinin arakesitinde gösteriler üretmeye odaklanması ile dünyadaki festivaller arasında kendine özel bir yer edinen Ruhrtriennale’nin, Belçikalı yönetmen İvo van Hove imzalı üçüncü ve son edisyonu 20 Ağustos - 20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşiyor.

Ruhrtriennale’ye özgü alışkanlıklardan biri, üç yıllık atanan genel sanat yönetmenlerinin kendi işlerini programa almaları, hatta festival için özel olarak iş üretmeleri. İvo van Hove de genel sanat yönetmenliği sırasında her yıl festival için özel olarak tasarladığı bir gösteriyi sahneledi. Van Hove dillendirmese de bu gösteriler belli bir mantık içerisinde ele alındıkları için kendi içlerinde bir üçleme de oluşturdular. Şöyle ki, van Hove her birinde ilgi duyduğu çağdaş ve ünlü bir pop/rock ozanın şarkılarından kendi yaptığı bir seçkiyi kullandı, her birinde Almanya’da tanınan bir ya da iki oyuncuyu oynattı, her birinde ünlü bir koreografla çalıştı, hepsinin senografı aynı kişi, Jan Versweyveld idi ve hepsi aynı mekanda, Ruhrtrieannale’nin amiral gemisi Bochum’daki Jahrhunderthalle’nin büyük salonunda sahnelendiler.
Van Hove bu gösterilerin strüktürünü de benzer şekilde kurguladı; ozanların şarkılarından yaptığı seçki ile gevşek bir hikaye örgüsü oluşturdu, hiç konuşma kullanmadı, yaklaşık 25-30 şarkıyı canlı orkestra ve bir hareket düzeni eşliğinde arka arkaya icra ettirerek şarkıların sözlerinin o gevşek hikayenin teğelleyicisi olmasını sağladı. Dolayısıyla van Hove’nin bu yapımlarla yeni bir gösteri türü yarattığı da söylenebilir; opera desen değil, müzikal değil, müzikli tiyatro değil, belki olsa olsa “tiyatral konser” olarak adlandırılabilir, zira sahnede şarkıları icra edenler temelde şarkıcı değil oyuncular, bu yüzden de şarkıları bir şarkıcı gibi etkili bir şekilde söylemenin yanısıra onların içlerinde var olan hikayeleri de dışarıya yansıtmakla, seyirciye geçirmekle ilgileniyorlar.

Kısa bir geri dönüşle önceki iki yıla bakarsak; 2024’teki “I Want Absolute Beauty” isimli gösteride ozan PJ Harvey, ünlü oyuncu Sandra Hüller, koreograf [LA HORDE] üçlüsüydü (ki merak edenler bu gösteri hakkında bu mecrada çıkan yazımı okuyabilirler). 2025’teki “I Did It My Way” isimli gösteride ise ozanlar Nina Simone ile Frank Sinatra, oyuncular Lars Eidinger ile Larissa Sirah Herden, koreograf ise Serge Aimé Coulibaly idi.
İvo van Hove Ruhrtriennale’nin 2026 edisyonu içinse; David Bowie’yi seçmiş, Amerikalı müzikal oyuncuları Diego Rodriguez ve Ari Notartomaso ile Moskova doğumlu Berlin’de yaşayan oyuncu-müzisyen-yazar Daniel Donskoy’u oynatmış, koreografiyi bu sefer Fas asıllı Belçikalı ünlü koreograf Sidi Larbi Cherkaoui’ye emanet etmiş, gösterinin adını da, diğerlerinde olduğu gibi yine, bir şarkıdan alarak belirlemiş: “Rebel Rebel”.
Van Hove on yıl önce David Bowie’nin “Lazarus” isimli müzikalinin dünya prömiyerini yönetmişti, dolayısıyla Bowie’nin müziğine hayran olmasının yanısıra onunla birlikte bir sahne gösterisi ortaya çıkarma imkanı da sahip olmuştu. Yapımın müzik yönetmeni Henry Hey ise Bowie ile hem “The Next Day” albümünde hem de yine “Lazarus” müzikalinde birlikte çalışmış. Velhasıl van Hove ile Hey, yani “Rebel Rebel” projesinin fikrini ve müziğini ortaya koyan iki başat sanatçı, Bowie yaşarken bizzat onun dünyasıyla haşırneşir olmuşlar.

“Rebel Rebel”in bağlamı, konuşma olmadığı için, gösterinin ilk dakikalarında sahnenin arkasını boydan boya kaplayan devasa ekrana yansıyan büyük puntolu bir kaç cümle ile seyirciye aktarılıyor: Apokaliptik bir peyzajda ve çöküşte olan bir toplumda, şiddet yanlısı gençlerin kurduğu çeteler şehirleri terörize etmektedir; insanlar arası her türlü ilişki yasaklanmıştır. Yabancılaşma ve tecrit kanunla dayatılmakta, uymayanlar idam edilmektedir. Genç bir çift bu duruma direnerek kendi ütopyalarını yaratmaya soyunurlar, çünkü karşılaşmalarının ardından birbirlerini sevdiklerini anlamışlardır.
İvo van Hove bu gevşek hikaye örgüsünü anlatmak için, kendi deyişiyle tekrar tekrar dinlediği yaklaşık 400 David Bowie şarkısı arasından 29’unu seçmiş. "Heroes", “I’m Deranged” ve "Let's Dance" gibi hitlerin yanı sıra, seçkide Bowie'nin daha az bilinen şarkılarının da olması gösterinin sıradan bir best-of (en iyiler) derlemesi gibi görünmesini engelliyor. Van Hove’nin kurduğu anlatının kıyametvari atmosferi ise Bowie’nin, George Orwell’in “1984” adlı kült romanından esinlenerek bestelemeye başladığı ancak bir aşamada mirasçılarından izin alamamasıyla yarım kalan müzikal projesinden parçaları içeren 1974 tarihli “Diamond Dogs” konsept albümü ile örtüşüyor. “Hallo Spaceboy” şarkısı sırasında arkadaki dev ekranda beliren yakın çekim gözbebeği görüntüsü de Orwell’e ayrıca göz kırpıyor. (Gösterideki video görüntülerinin tasarımı Christopher Ash’e ait.)

İvo van Hove’nin hem bütün çalışmalarında iş, hem de hayat arkadaşı olan senograf Jan Versweyveld bu kıyanetvari hikaye için konteynırlardan oluşan bir sahne tasarlamış. Konteynırların; sahnenin iki yanındakiler ve sahnenin gerisinde uzun tarafı açık olup içine yedi kişilik müzisyen grubunun yerleştirilmiş olanı gerçek, diğerleri sahnenin gerisini boydan boya kaplayan ve altından dansçıların sürünerek kayıp geçebilecekleri kadar boşluk kalacak şekilde havada duran devasa ekranda görüntü olarak varlar. Ekrandaki konteynır görüntülerinin arkasına, Jahrhunderthalle’nin seyirci tribünlerinden bakıldığında en geride kalan iç cephesinin yerleştirilmiş olması, gerçek ile görüntüyü birbirinin içine geçirerek hem yanılsama yaratıyor hem de içinde bulunduğumuz mekanla hikayenin geçtiği ortamı üstüste bindirerek, içinde yaşadığımız zamanın da bir nevi hikayenin kıyametvari, baskıcı ortamıyla örtüştüğünü bize derinden derinden hissettiriyor. Afişte Versweyveld’in adının İvo Van Hove, Sidi Larbi Cherkaoui ve Henry Hey ile birlikte gösterinin dört yaratıcısı arasında anılması boşuna değil, zira onun bu yalın olduğu kadar etkili senografisi gösterinin atmosferinin başat kurucularından biri.

Hikayeye dönersem; anlatıda genç çift isimsiz olarak, “Kız” ve “Erkek” diye geçiyor. Müzikal oyunculuklarıyla İngiltere ve A.B.D.’de övgüler almış iki genç oyuncu Ari Notartomaso ile Diego Rodriguez bu rolleri canlandırıyorlar. Aslında “Kız” ve “Erkek” gibi cinsiyet tanımlamaları Bowie şarkıları sözkonusu olduğunda çok da anlamlı değil, hele de gösteriye adını veren “Rebel Rebel” şarkısının sözleri, asi çocuğunun erkek mi kız mı olduğunu bilmeyen bir annenin kafa karışıklığını anlatırken. Zaten “Kız”ı canlandıran Ari Notartomaso’nun gerçek hayatta cinsiyetini non-binary (ikilik-dışı) olarak tarif ediyor olmasıyla gösterinin kostüm tasarımcısı An D’Huys’un Notartomaso’nun kıyafetini dişilik yerine androjenliği öne çıkarır şekilde, etek-bluz yerine pantolon-ceket olarak düşünmüş olması da cinsiyetlerin akışkan olduğu günümüzde aşkın sınırsızlığını ince ince vurguluyor.
Rodriguez ile Notartomaso daha önce kanıtladıkları müzikal oyunculuklarının da verdiği güçle ve etkileyici vokalleriyle çok iyi yorumlara imza atıyorlar. Özellikle aşklarının yeşerdiği, "Word On A Wing"ten "Let's Dance"e arka arkaya ekli dört şarkıdaki solo ve düetleriyle parlak bir performans sergiliyorlar.

Sidi Larbi Cherkaoui’nin kendi dans topluluğu Eastman’in 11 dansçısı, Cherkaou’nin onlar için hip-hoptan dövüş sanatlarına, akrobasiden müzikal estetiğine farklı hareket kalitelerini harmanladığı koreografiyle, gösterinin neredeyse her anında sahnede kalarak çete üyelerini canlandırıyorlar.
Çetenin başı ise, özellikle televizyondaki çalışmalarıyla Almanya’da oldukça tanınan Daniel Donskoy. Heybetli vücudu, sert ve acımasız tavırlarıyla Mad Max filminden fırlamış gibi hayvansı bir enerjiye sahip Donskoy, etkili sahne prezansı sayesinde hayran olunası -ve bütün kötülüğüne göz yumulası- bir karizma barındırıyor. Örneğin “We Are Hungry Men” isimli şarkıda Donskoy ve dansçılar seyircilerin arasına karıştıklarında, jest ve mimikleriyle gerçekten de vahşet saçtıkları hissine kapılıyorsunuz.
Tabii bu hayranlıkta Donskoy’un Rock müziğine uyan etkileyici sesi ve güçlü yorumu da rol oynuyor. Sadece Donskoy değil, gösterinin diğer iki başrolü Rodriguez ve Notartomaso da oyunculuk ve şarkı söylemenin yanısıra dansçı kıvraklığında ve maharetiyle hareket ediyorlar.

Yaklaşık iki saatin sonunda genç çiftin aşkı galip geliyor. Çete öfkesini “This Chaos Is Killing Me” şarkısı eşliğinde kargaşa çıkararak, sahneyi etrafa saçtıkları çöplerle tam bir savaş alanına dönüştürerek alsa da, umut yeşeriyor.

Bu yazının bir versiyonu Tiyatro Dergisi'nde yayınlanmıştır.

17 Eylül 2026 Perşembe

Eszter Salamon'dan güçlü bir performans: RED

RED'i beklerken (Kampnagel Hamburg, 23.08.2026 © Mehmet Kerem Özel)

2007-2014 yılları arasında İstanbullu çağdaş dans- ve tiyatroseverlerin dünyadan alternatif ve kavramsal işler üreten sanatçılarla tanışmasını sağlayan efsanevi iDANS Festivali’nin konukları arasında, ilk gösterisi What a Body You Have, Honey (Nasıl bir vücudun var, Tatlım) ile olmuş Macar koreograf Eszter Salamon RED (KIRMIZI) adlı son gösterisinin dünya prömiyeri ile festivalin kapanışını Kampnagel’in 1 numaralı salonunda yaptı. 

Geleneksel Macar dansı ve klasik bale eğitimi alan Salamon kariyerinin başından itibaren baskın normların, kadın bedeninin duruşlarının ve kadın bedenine yönelen bakışların sistematik bir şekilde dekonstrüksiyonuna yönelegeldi. Salamon’un kariyeri boyunca ilgi duyduğu ve giderek de üzerinde derinleştiği figürlerden biri ise, 1892-1978 yılları arasında yaşamış, grotesk ve kışkırtıcı performanslarıyla modern performans sanatına öncülük etmiş ve günümüzden geriye bakıldığında punk hareketinin habercisi olarak da görülen radikal ve avantgarde dansçı, kabare yıldızı ve oyuncu Valeska Gert. Salamon ilk defa, 2014 yılında başladığı ve kimlik, özgünlük ve köken fantezilerine karşı bir bellek oluşturmak üzere anıt kavramını sorguladığı MONUMENT (ANIT) dizisi kapsamında 2017 yılında ürettiği MONUMENT 0.3: The Valeska Gert Museum (ANIT 0.3: Valeska Gert Müzesi) ve MONUMENT 0.5: The Valeska Gert Monument (ANIT 0.5: Valeska Gert Anıtı) adlı gösterilerle Gert'in yaşamından ve çalışmalarından izleri dönüştürerek onunla tarihötesi ve kurgusal bir diyalog kurdu. Çektiği ilk kısa filmi, 2022 tarihli Reappearance (Yeniden Ortaya Çıkma) Gert hakkında olan Salamon aynı yıl 16. Lyon Çağdaş Sanat Bienali’nde Study for the Valeska Gert Pavilion (Valeska Gert Pavyonu için Çalışma) adlı performatif bir enstalasyon sergiledi.

1920’lerde bir yandan sessiz film yıldızı, bir yandan da Berlin avangardının radikal, grotesk ve muhalif sanatçılarından biri olan Valeska Gert Nazi rejiminden dolayı Weimar Cumhuriyeti'nden kaçarak New York'a sürgüne gitti ve orada 1939’da Beggar's Bar kabaresini açtı. II. Dünya Savaşı’nın bitiminin ardından 1947'de Almanya'ya dönerek bu sefer Berlin'de 1949’da Hexenküche kabaresini kurdu. Gert gerek New York’ta gerekse de Berlin’de açtığı bu kabarelerde pasifist şiirlere, anti-faşist şarkılara, atom bombasına ve toplu yok oluşa karşı haykırışlara imkan tanıyan sanatsal ütopya alanları yarattı. Gert ilerleyen yıllarda Federico Fellini, Rainer Werner Fassbinder ve Volker Schlöndorff'un gibi ünlü yönetmenlerin filmlerinde de rol aldı.

Salamon sahnede tek başına olduğu RED’de aynı Gert’in tiyatroyu, pandomimi, dansı, sinemayı, şiiri ve şarkıyı karıştırdığı gösterileri gibi bir çok farklı medyumu; performansı, müziği (sahnedeki gitardan çıkardığı sesleri çoğaltarak ve looper pedalıyla tekrarlatarak), hareketi ve sözü/metni bir arada kullandı. Salamon bu araçları kullanırken zemini ve üç bir tarafındaki duvarları beyaza boyalı sahne mekanına üç boyutlu bir kanvas gibi davrandı; burayı 80 dakikalık gösteri sürecinde duvar köşelerindeki açıklıklardan girip çıkarak mekana taşıdığı farklı spatula, fırça, sünger ve tabii ki kırmızı boya ile bir hafıza ve direniş alanına, hatta gösteri MONUMENT serisinde olmasa da, bir “anıt”a çevirdi. Başta bir tabula rasa olan beyaz mekan 80 dakika sonra farklı niteliklerde, dokularda, kalınlıklarda çizili, boyalı, sürülü, püskürtmeli kırmızı bir alana dönüştü. Süreçte Salamon’un duvarlarda ve zeminde gerçekleştirdiği çizimler, çizgiler, lekeler, yazılar üstüste de binerek, mekanı katmanlı bir karaktere büründürdüler. Performans bu açıdan mekanda zamanı ve dolayısıyla kendi içindeki hafızasını da görünür kıldı. Salamon beden olarak da bu süreç içinde oluşan mekanın katmanlarından biri haline geldi, zira başta üzerindeki bembeyaz tulum zamanla kırmızılaştı; önce lekelendi, bir noktada zemine boca ettiği kırmızı boyanın üzerinde sürüklenmesiyle bütünüyle renk değiştirdi. Benzer bir mantıkla Salamon performansın bir sekansında başına yerleştirdiği peruğu da sonradan çıkarıp boya dolu kovaya batırıp yüzeylere sürerek bir tür fırça gibi kullandı. Kısa bir sekans boyunca sahne sadece kırmızı ışıkla yıkanarak bütün seyir-oyun alanını kırmızıya boyandı, böylece biz seyirciler de o kırmızının içine alınmış olduk. RED’e tanık olurken, Aksiyon/Eylem resminin (action painting) ya da Yves Klein’ın Anthropométrie’lerinin akla gelmemesi imkansızdı, ancak Salamon’un resim/resmetme sanatını performansında daha çok materyal ve sanatsal bir jest olarak kullandığı fark ediliyordu.

Salamon, performans sırasında bir kaç kere dillendirdiği üzere, tarihin sistematik olarak susturduğu sanatçılardan biri olan Gert’e ses olan bu çalışmasında bizleri Gert'in baş eğmeyen ruhuna, normalliği, statükoyu ve tabuları altüst etme gücüne geleneksel bir canlandırma veya nostaljik bir saygı duruşu yoluyla değil, tam da Gert’in radikal, grotesk ve avantgarde yaklaşımının izinde, anti-faşist bir punk estetiğiyle tanıklık ettirdi. 80 dakika sonra başlangıçtaki bembeyaz sahne mekanı ve sahnedeki beden nasıl maruz kaldığı müdahalelerden beslenerek yepyeni bir kimliğe, kırmızının katmanlarına bürünen bir manifestoya dönüşmüşse, biz seyirciler de salona girdiğimizdeki halet-i ruhiyede değildik artık, benzersiz ve güçlü bir performansın etkisiyle dönüşmüştük.

Bu yazının bir versiyonu Kineo Dergi'de yayınlanmıştır.
 

15 Eylül 2026 Salı

Ania Nowak'tan güçlü bir performans: FUTURE TONGUEXXX

FUTURE TONGUEXXX 'i beklerken (Kampnagel Hamburg, 23.08.2026 © Mehmet Kerem Özel)

Berlin'de yaşayan Polonyalı sanatçı Ania Nowak’ın FUTURE TONGUEXXX (GELECEĞİN DİLİXXX) adlı işi 5-23 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleşen ve 20. yaşını kutlayan Kampnagel’ın Yaz Festivali’ne konuk oldu. İnsanlar arası iletişiminin geleceği üzerine eğilen FUTURE TONGUEXXX kavramsal olarak İncil'deki Babil Kulesi hikayesinden, sahneleme düzeni olaraksa Café Flesh adlı 1982 yapımı bilim kurgu porno filmden esinlenmiş. 2018’de Varşova’da Nowy Teatr’da FUTURE TONGUES (GELECEĞİN DİLLERİ) adıyla ve beş kişilik kadroyla prömiyer yaptıktan sonra Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde sahnelenen gösteri Nowiak tarafından Kampnagel’ın özel siparişi üzerine bu festival için tekrar ele alınmış. Bu versiyonda sahnede, prömiyer yapımında da yaratıcı performansçılar olan Oskar Malinowski, Aleksandra Osowicz ve Rafał Pierzyński ile birlikte, gösterinin fikir, metin ve koreografisine imza atan ve yine prömiyerden beridir sahnede performansçı olarak bulunan Nowak’ın kendisi de olmak üzere dört dansçı vardı.

Seyircilerin dört bir yöne eşit olarak yerleştirildikleri meydan tipindeki sahne düzeninin ortasında, yerden yaklaşık 30-40 cm yükseklikte kare bir platform bulunuyordu. Platformun üzerine, ondan daha geniş bir halı serilmişti. Berlinli sanat kolektifi Slavs and Tatars’ın “Mother Tongues and Father Throats” (Ana Diller ve Baba Boğazlar) adlı çalışması olan halının üzerinde Arap alfabesinin harflerini ve bu harfleri telaffuz etmek için kullanılan ağız kısımlarını gösteren bir diyagram dokulu. Dilin daha dünyevi, insanlar arasındaki iletişimdeki başat rolünün aksine, boğazı mistik bir dil kaynağı olarak ele alan çalışmadaki çizime bu anlamı güçlendirmesi açısından Kirill ve İbranice alfabelerindeki gırtlaksı ses birimleri [gh] ve [kh] da eklenmiş.

İkisi kadın ikisi erkek, ama hepsi birörnek kıyafetli ve makyajlı; etrafına kırmızı bulaşmış dudakları, altlarında dantelli külot, göğüsleri çıplak, beyaz renginde yarı saydam ön tarafı açık kıyafetleri ve ayaklarında kırmızı sandaletleriyle, yani aslında androjen görünümlü diyebileceğimiz dört performansçı yaklaşık 50 dakikalık gösteri boyunca platformun üzerinde ve etrafında önce yavaş ve sakin başlayan, gittikçe ivmelenen ama hiç bir zaman ritüelistik ve meditatif niteliği kaybolmayan bir koreografide hareket ettiler.
Koreografinin çıkış noktası, yukarıda da belirttiğim gibi insanlar arası iletişimdi; sahnedeki dört performansçı arasındaki iletişim ise önce bakma ve dokunma ile başladı. Bir yandan kendilerine sonra birbirlerine çekingen şekilde dokunurlarken, parmaklarını ağızlarına götürüp emerken, bir yandan da biz seyircilerle göz kontağı kuruyorlardı. Erotik çağrışımlar içeren dokunmalar giderek cinsel ilişki pozisyonlarına evrildi. Zaten gösterinin sahnelenme ortamının esinlenildiği Café Flesh adlı porno film nükleer bir kıyametin ardından, büyük çoğunluğu cinsel dürtülerini kaybetmiş insanlardan oluşan bir seyirci kitlesinin, cinselliğe olumlu bakan bir azınlığın sergilediği cinsel tiyatro gösterilerini hayranlıkla izlemesi hakkındaymış.

Gösteri ilerledikçe performansçılar platformun kenarlarında yerde duran sürahilerden ağızlarına aldıkları sularla gargara yapar gibi hareketlerle boğazlarından sesler çıkarmaya başladılar. Ardından hepsinin birden sürahilerden içtikleri suları havaya fışkırtmaları ve giderek bu sularla bütünüyle ıslanmaları yine erotik çağrışımlar içeriyordu. İlerleyen bir sahnede birbirlerini ağızlarından öperken sanki nefeslerini de birbirlerinin içlerinden, gırtlaklarından çeker gibiydiler. Zamanla, özellikle [gh] ve [kh] seslerinden türeyen heceler ve kelimeler ortaya çıkmaya, telafuz edilmeye başlandı. Önce fantastik bir dil gibi tınlayan sesler giderek tanıdık Homo Faber, Homo Technicus, Homo Sapiens, Veni vidi vici gibi Latince, ardından da güncel dillerdeki sözcüklere evrildi. O sırada meydanın iki yanındaki ekranlarda performansçıların ağızlarından çıkan kelimeler farklı yazı fontlarında hızlıca arka arkaya belirdiler.
Bir yandan sesler yükselir diğer yandan nefeslerin ritmi hızlanırken, bütün bu kaos içerisinde bir tek cümle anlaşılır ve farklı dillerde (İngilizce, Almanca, Fransızca, Lehçe, Latince vb...) tekrar edilir oldu: “Makamlar ahlakı değiştirir, nadiren daha iyiye doğru.” Romalı tarihçi Sallust’un güç-ahlak ilişkisine, güç elde eden insanın önceden örtülü olan kusurlarının ortaya çıkmasına hatta yozlaşmasına dair bu ünlü sözü ekranlarda hızla değişen kelimeler arasında anlık olarak tekrar tekrar gözüken Filistin bayrağıyla birlikte bizleri insanlar arası iletişimde dillerin hem geçmişinden hem de geleceğe dair bir ideal olma fikrinden koparıp doğrudan bugüne; şimdiye ve buraya mıhladı.

Nowak ritmi hiç dindirmeden, seyirciyi hep tetikte ve istim üstünde tutarak, giderek hızlandırarak, adeta Ravel’in Bolero‘su gibi, vurucu sona doğru yükselttiği kreşendoyla çok güçlü bir işe imza atmıştı. Tabii bu etkide, kendi dahil bütün performansçıların adanmış konsantrasyonlarının rolü çok büyük.

FUTURE TONGUEXXX 'i alkışlarken (Kampnagel Hamburg, 23.08.2026 © Mehmet Kerem Özel)

Bu yazının bir versiyonu Kineo Dergi'de yayınlanmıştır.

7 Eylül 2026 Pazartesi

2025 - 2026 gösteri sanatları sezonu


tiyatro
.taverna miresia - mario, bella, anastasia mario banushi / mario banushi toofareast ****.5 (12-13mrt, cenevre)
.satıcının ölümü arthur miller / rufus norris zorlu psm ****.5 (16hzr)
.güne bakan cam kırıkları memet baydur / almıla uluer atabeyoğlu – kerem atabeyoğlu mecburi istikamet ****.5 (31mrt)
.palamut zamanı çağan ırmak / çağan ırmak most production ****.5 (22ara)
.die seherin milo rau – ursina lardi / milo rau schaubühne ****.5 (21eyl, berlin)
.ayak bacak fabrikası sermet çağan / muhammet uzuner cihangir atölye sahnesi ****.5 (14ara)
.zai zai zai zai fabrice caro / nicolas charlet & bruno lavaine forum des images ****.5 (14hzr)
.katib bartleby herman melville – muhammet uzuner / muhammet uzuner cihangir atölye sahnesi **** (01mrt)
.filler ve karıncalar yaşar kemal - arzu gamze kılınç / arzu gamze kılınç cihangir atölye sahnesi **** (21ara)
.bir kadının kavgaları ve dönüşümleri edouard louis / kemal aydoğan moda sahnesi **** (02ksm)
.gonzago’nun öldürülüşü nedyalko yordanov / kemal aydoğan moda sahnesi **** (04mrt)
.all my sons arthur miller / ivo van hove wessex grove - gavin kalin productions - playful productions **** (22nsn, sinema-kayıt)
.joko’nun doğum günü roland topor / muhammet uzuner cihangir atölye sahnesi **** (02mys)
.o magemenos voskos spyridon peresiadis / yannis skourletis bijoux de kant ***.5 (30ock, atina)
.gergedanlar eugene ionesco / güray dinçol istanbul devlet tiyatrosu ***.5 (13ock)
.sesler kerem kurdoğlu / mehmet birkiye ***.5 (22ock)
.gaybubet şehri burak çöllü / sanem öge kumbaracı50 ***.5 (10ock)
.la musica – zwischen ihr und ihm marguertie duras – silvia costa / silvia costa residenztheater ***.5 (13tem, münih)
.ölü canlar nikolay gogol / vladlen alexandrov istanbul devlet tiyatrosu ***.5 (23ara)
.büyük romulus friedrich dürrenmatt / barış erdenk istanbul devlet tiyatrosu ***.5 (25ksm)
.birbirimizi hiç göremeyecekmişiz tom lycos & stefo nantsou / taner güngör tiyatro kintsugi ***.5 (09mys)
.babamı kim öldürdü edouard louis / kemal aydoğan moda sahnesi ***.5 (18şbt)
.taksim’e kadar bengü üçüncü, deniz dursun, hazal selenga erbayram, pınar göktaş, yağmur ruken kahraman, zelal buldan, ipek turgay tan / zelal buldan epizodik yapım ***.5 (12ara)
.lysistrata aristophanes / barış erdenk istanbul devlet tiyatrosu ***.5 (06ock)
.çok küçük bir ihtimalin hikayesi eboni booth / yelda baskın tiyatro b23 ***.5 (07mys)
.macbeth william shakespeare / david gauchard cie l’unijambiste ***.5 (17mys, condette)
.çirkin marius von mayenburg / yelda baskın bakırköy belediye tiyatrosu *** (14şbt)
.kendini köpek sanan adam soren ovesen / tülin sağlam tiyatro bereze *** (26mrt)
.die wildente henrik ibsen / thomas ostermeier schaubühne *** (21eyl, berlin)
.the dogs anestis azas – michalis pitidis – gerasimos bekas / anestis azas athens-epidaurus festival *** (16eyl)
.macbeth william shakepeare / marius von mayenburg national teatret *** (25ekm, oslo)
.en sevdiğinden başla nezaket erden – hakan emre ünal – selen örcan / hakan emre ünal tiyatro hemhal *** (30nsn)
.devlerin savaşı peter danish / nihal usanmaz kabare dada *** (25hzr)
.elma labrador çimen matthew seager / onur ünsal tiyatro in *** (03mys)
.televizyonun karşısında özel mülkiyetin kökeni üzerine düşünürken uyuyakalmışım, babamın sesine uyandım ferdi çetin / görkem şarkan istinaf protokolü **.5 (27ock)
.loop ebru nihan celkan / nagihan gürkan h6 act & horizon yapım **.5 (21ksm)
.yıldız deniz dursun / anıl can beydilli artalan kolektif **.5 (08ksm)
.vanya dayı anton çehov / mehmet birkiye istanbul devlet tiyatrosu ** (08mrt)
.gurur ve önyargı* (*gibi bir şey) isobel mcarthur / murat daltaban dot & bkm *.5 (09ara)
.bir ziyaret friedrich dürrenmatt / yıldırım fikret urağ istanbul büyükşehir belediyesi şehir tiyatroları * (26ksm)



dans
.requiem for the end of love giorgos koumendakis / dimitris papaioannou yunanistan ulusal operası ***** (29-30ock, atina)
.triptych gabriela carrizo & franck chartier peeping tom ****.5 (20-21ock)
.kontakthof pina bausch yunanistan ulusal tiyatrosu ****.5 (31ock, atina)
.romeo ve jüliet sergey prokofiev / leonid lavrovsky bolşoy tiyatrosu balesi ****.5 (27eyl)
.frontier – sway – bolero x crystal pite – medhi walerski – shahar binyamini ballet BC vancouver ****.5 (05şbt, bonn)
.chroniques gabriela carrizo peeping tom **** (15-16ksm, antibes)
.kuğu gölü piotr ilyiç çaykovski / yuri grigoroviç bolşoy tiyatrosu balesi **** (30eyl)
.into the hairy sharon eyal ndt 1 & s.e.d. **** (17nsn, web-kyt)
.eski tören için yeni cilt melih kıraç **** (07ara)
.nurejew kirill serebrennikov – yuri possokhov staatsballet berlin ***.5 (26nsn, berlin)
.now jasmin vardimon jasmin vardimon company ***.5 (28mrt)
.oskar – l’oiseau de feu – bolero riva & repele – maurice bejart bejart ballet lausanne ***.5 (22şbt)
.CANCEL BERTHA jan martens carte blanche norway ***.5 (26ekm, oslo)
.görme tutkusundan kör olabilir insan yunus emre şahin ***.5 (14ock)
.pode ser leila ka cie leila ka *** (28eyl)
.giselle adolphe adam / jean coralli & jules perrot den norske opera og ballett *** (27ekm, oslo)
.el cxuce tango show vanessa villalba & facundo pinero el cxuce tango – el ballet *** (14ara)
.coppelia leo delibes – mikel karlsson – micheal p. atkinson / morgann runacre-temple & jessica wright scottish ballet ** (07ksm)
.orpheus und euydike christopher willabald gluck / giuseppe spota MiR dance company ** (06şbt, gelsenkirchen)
.die schwaene piotr ilyiç çaykovski /  lilian stillwell theater münster tanz ** (07şbt, münster)
.chopin & carmen mikhail fokine – alberto alonso the imperial russian ballet company ** (24ock) 
.momentum (interwoven – unison – kurgu – köçekçe) deniz özaydın – ebru cansız – çiğdem erkaya öztürk – alper marangoz istanbul devlet balesi ** (19nsn)
.human was ekin bernay ** (15mys)
.autopsy güneş bozkır – ozan ömer akgül – gizem seçkin – ufuk fakıoğlu – gökçe uygun echoes sahne *.5 (02ara)
.delirium canberk yıldız mdt istanbul * (14ekm)
.carmina burana carl orff / volkan ersoy - ayşem sunal savaşkurt - deniz özaydın - berk sarıbay - özgür adam inanç - alper marangoz - ferhat güneş istanbul devlet opera ve balesi & mdt istanbul * (21nsn) 

müzikal
.grease jim jacobs & warren casey people entertainment group ***.5 (15nsn)
.beyoğlu’nda gizli kanto adem yılmaz / zeynep sevi yılmaz map production ***.5 (29nsn)
.don quixote dale wasserman - mitch leigh - joe darion / ışıl kasapoğlu çolpan ilhan & sadri aışık tiyatrosu * (20nsn)

opera
.don giovanni / requiem wolfgang amadeus mozart / kirill serebrennikov komische oper berlin ***** (18ock, berlin)
.en vertu de… - l’emperuer d’atlantis eugene birman - viktor ullmann / stephane ghislain roussel grand theatre de geneve *** (14mrt, cenevre)
.aida giuseppe verdi / mario pontiggia teatro massimo ** (30mys, palermo)

yeni sirk
.l’absolu boris gibé cie les choses de rien ****.5 (16mys, amiens)
.OVO cirque du soleil **** (21mys)
.wolf yaron lifschitz circa ***.5 (17ock, berlin)

kukla 
.opera dei pupi siciliani **.5 (28mys, palermo)

VR
.35 mayıs berkun oya / berkun oya krek VR ***.5 (30mrt, 15:00)

performans
.the fortress dries verhoeven venedik bienali hollanda pavyonu ***** (07hzr, 15:00)
.seaworld venice florentina holzinger ****.5 venedik bienali avusturya pavyonu (07hzr, 13:00)
.sessiz sorular ayşe draz – meliz ergin / ayşe draz sabancı müzesi **** (25ksm, 15:00)
.ne demeli? rıza efe reis – ıraz akçam ***.5 (18ara, 14:30)

okul gösterileri
.resif - how now becomes then | 16 - ripples / hareler - siyah eser tuğçe ulugün tuna – şiva canbazoğlu- aslı bostancı - melih kıraç mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi modern dans ana sanat dalı 1., 2., 3., 4. sınıf öğrencileri ***.5 (08nsn)
.convergence into the center: sonance - call for :/ call 4 - we were light – shedding - the rate at which i am – focus – aura - cadavre exquis seda aybey - sophie berls - annelise evans - ashley lindsey - joshua manchulich - monique mernier - meredith ventura university of california, santa barbara dance company **.5 (15nsn)

festivaller
müzede sahne 2026 (27 - 30 ağustos)
.attika'dan mektuplar begüm erciyas ***** (29ağs,17:00)
.yakın zamanın kaybı melih kıraç **** (29ağs)
.mitolojik hikayeler ani haddeler anuşka’nın atölyesi *** (29ağs)

ruhrtriennale 2026 (20 ağustos - 20 eylül, bochum-duisburg-essen) 
.RI TE israel galvan - marlene freitas monterio P.OR.K. & IGALVAN company ****.5 (25ağs, essen) 
.OPUS / landless christos papadopoulos - georgios kotsifakis opera ballet vlaanderen & leon and the wolf **** (05eyl, essen)
.balkan erotic epic marina abramovic ***.5 (06eyl, duisburg)
.rebel rebel ivo an hove – sidi larbi cherkaoui - henry hey - jan versweyveld ruhrtriennale *** (26ağs, bochum)
.back to kidal serge aimé coulibaly faso dance theatre ** (06 eyl, duisburg)

internationales sommerfestival - kampnagel (09 - 25 ağustos, hamburg)
.erste letzte sekunde - eine gala christoph marthaler kampnagel ****.5 (22ağs)
.monsters of circumstances xavier le roy **** (22ağs) 
.FUTURE TONGUEXXX ania nowak nowy teatr & kampnagel ***.5 (23ağs)
.RED eszter salamon *** (23ağs)

tiroler festspiele erl 2026 (09 - 25 temmuz, erl)
.urlicht gustav mahler - franui / yaron lifschitz circa - franui ***** (12tem)
.der fliegende hollaender richard wagner / josef e. kööplinger tiroler festspiele erl ***** (11tem)
.cleopatra/suor angelica hector berlioz - giacomo puccini / deborah warner tiroler festspiele erl ****.5 (10tem)

71. athens epidaurus festival (29 mayıs - 29 ağustos, atina – epidaurus)
.medea luigi cherubini / alexis minotis yunanistan ulusal operası ***** (20hzr, epidaurus)

54. istanbul müzik festivali (11 - 25 haziran) 
.rhapsody in bleu - reconciliatio - solo echo iratxe ansa & igor bacovich - angelin preljocaj - crystal pite cnn/aterballetto *** (13hzr, akm tiyatro s.)

biennale teatro 2026 – 54th international theatre festival (07 - 21 haziran, venedik)
.goodbye lindita mario banushi / mario banushi toofareast ****.5 (08hzr)
.ragada mario banushi / mario banushi toofareast **** (07hzr)
.mugen noh othello william shakespeare / satoshi miyagi shizuo performing arts center **** (07hzr) 
.promemoria davide iodice / davide iodice biennale teatro **** (09hzr)
.cries christos stergioglou – alex drakos ktistakis athens & epidaurus festival *** (09hzr)

festival di circo – teatro e arti performativ (23 mayıs - 07 haziran, katanya)
.hang up les diptik **** (23mys)
.very little circus wakouwa teatro ***.5 (24mys)

61. stagione - teatro greco di siracusa (08 mayıs - 28 haziran, siraküza)
.antigone sofokles / robert carsen INDA (istituto nazionale del dramma antico) **** (26mys)

26. festival internationale neue dramatik FIND (16 - 26 nisan, berlin)
.orlando virginia woolf – alice birch / katie mitchell schaubühne ***** (25nsn)
.needles and opium robert lepage / robert lepage ex machina **** (25nsn)
.cow I deer katie mitchell – nina segal – melanie wilson yunanistan ulusal tiyatrosu – royal court theatre *** (25nsn)

20. steps! contemporary dance festival (05 - 29 mart, isviçre)
.spirit walking – ima tiffany tregarthen & david raymond – sharon eyal göteborgsoperans danskompani ***.5 (19mrt, baden)
.play dead people watching ***.5 (21mrt, st.gallen)

9. atta festival – bebekler ve çocuklar için uluslararası sanat festivali (20 - 30 kasım) 
.atlas ilona jantti - tuula jeker ilmatila ***.5 (22ksm, 13:00)

29. istanbul tiyatro festivali (20 ekim - 22 kasım)
.hamlet william shakespeare - chela de ferrari / chela de ferrari teatro la plaza ***** (24ekm)
.cathedral, an evening with arvo paert marcos morau scapino ballet rotterdam **** (20-21ekm)
.qui som? camille decourtye & blai materu trias baro d’evel **** (23ekm)
.bovary gustave flaubert – michael decock / carme portaceli kvs **.5 (08ksm)
.une trilogie new-yorkaise paul auster – igor mendijsky / igor mendisky moya krysa *.5 (22ksm)

7. istanbul fringe festival (19 - 27 eylül)
.valse valse valse johanna sofia heusser ***.5 (24eyl)
.last things remaining mirjam barakar *** (23eyl)
.masonn max diakok cie boukousou *.5 (25eyl)

müzede sahne 2025 (04 - 07 eylül)
.l’addition tim etchells – bert and nasi / tim etchells festival d’avignon ***** (07eyl)
.yarın, belki de tim etchells - the forced entertainment / ayşe draz beykoz kundura - lita house of production - the forced entertainment ****.5 (04eyl)
.bir gün buradan boğaz’ı izledim murat mahmutyazıcıoğlu / murat mahmutyazıcıoğlu – gizem bilgen sakıp sabancı müzesi **** (07eyl, 18:30)
.hayvanat mahkemesi ara duruşma iris ergül ***.5 (04eyl)
.clownlar bahçede merve tokgöz – sezen çetiner ***.5 (04eyl)
.basit makineler rıza efe reis / görkem örskıran *** (04eyl)

ruhrtriennale 2025 (21 ağustos - 21 eylül)
.guernica guernica fc bergman / fc bergman tonnelhuis antwerpen ***** (20eyl)
.genZ don’t cry mehdi moradpour & sounddramaturgien-kollektiv ruhrtriennale *.5 (20eyl)

1 Eylül 2026 Salı

2025 - 2026 müzik sezonu





.mahler 8. senfoni: jacquelyn wagner - golda schultz - jasmin delfs - beth taylor - fleur barron - benjamin bruns - gihoon kim - le bu - rundfunkchor berlin - bachchor salzburg - boys of the berlin state and cathedral choir - kirill petrenko - berliner philharmoniker ***** (17ock, philharmonie - berlin)
.ansis bētiņš & artūrs čukurs ***** (11nsn, hara) 
.aci, galatea e polifemo: bruno de sa – elizabeth deshong – nicolas brooymans – philippe jaroussky – orchestra ka scintilla ***** (20mrt, zürih operası - zürih)
.klanghaus: last haus on earth ***** (30mrt 21:30, paribuart)
.lars danielsson & liberetto ***** (11mrt, paribuart)
.100 years of mikis theodorakis “zorba the greek”: thanos matzilis – evi mazi – andreas katsigiannis – estoudiantina neas ionias ***** (03nsn, zorlu psm büyük s.) 
.nicolas bringuier – lionel bringuier – istanbul devlet senfoni orkestrası ***** (13şbt, akm büyük s.)
.pekinel uluslararası masterclass konseri: naz irem türkmen - arseniy gusev – alpay jan inkılap – eda seviniş – liang dai (A Bu) – umut sağlam – elvin hoxha ganiyev – taissia lavrova – can saraç – markus becker – veriko tchumburidze – jamal aliyev – güher & süher pekinel ***** (12eyl, akm tiyatro s.)
.kayhan kalhor & erdal erzincan ***** (08ara, bostancı gösteri merkezi)
.sezon açılış konseri: nikolai lugansky – antonio pirolli – istanbul devlet senfoni orkestrası ****.5 (10ekm, akm büyük s.)
.sezon açılış konseri: ilya maximov – carlo tenan – borusan istanbul filarmoni orkestrası ****.5 (09ekm, lütfi kırdar k.m.)
.sezon açılış konseri: pablo ferrandez – aziz shokhakimov – tekfen filarmoni orkestrası ****.5 (04ksm, işsanat)
.deniz uzun – sascha goetzel – istanbul devlet senfoni orkestrası ****.5 (28ksm, akm büyük s.) 
.cumhuriyet’in tangosu: ezgi köker – tevfik rodos – toros can – ortaç aydınoğlu – rüstem mustafa – hakan şensoy – milli reasürans oda orkestrası ****.5 (31ekm, akm büyük s.)
.barbara hannigan – borusan istanbul filarmoni orkestrası ****.5 (11ara, lütfi kırdar k.m.) 
.lucas debargue – kremerata baltica ****.5 (19şbt, işsanat)
.daishin kashimoto – andreas ottensamer – istanbul devlet senfoni orkestrası ****.5 (19ara, akm büyük s.)
.beethoven 9. senfoni: enkeleda kamani – deniz uzun – ilker arcayürek – li huanghong – transilvanya devlet filarmoni korosu – cornel groza – carlo tenan – borusan istanbul filarmoni orkestrası **** (14mys, lütfi kırdar k.m.)
.sdarko brlek – alfonso scarano - istanbul devlet senfoni orkestrası **** (10nsn, akm büyük s.)
.jan lisiecki – carlo tenan – borusan istanbul filarmoni orkestrası **** (15ock, lütfi kırdar k.m.) 
.konstantinos argiros **** (09tem, açıkhava tiyatrosu)
.deniz yakın – denzisu polat – ari rasilainen – istanbul devlet senfoni orkestrası **** (23ock, akm büyük s.)
.david cohen – nicolo umberto foron – istanbul devlet senfoni orkestrası **** (06mrt, akm büyük s.)
.arseniya sibilyova – nazlı erdoğan – tatyana boyarina – andrey pisarev **** (23nsn, deniz müzesi)
.claire levacher – orchestra sinfonica siciliana **** (29mys, teatro politeama garibaldi - palermo)
.anne-sophie bertrand – alessandro cedrone – istanbul devlet senfoni orkestrası ***.5 (27şbt, akm büyük s.)
.timothy ridout – raoul grüneis - istanbul devlet senfoni orkestrası ***.5 (16ock, akm büyük s.)
.maria bayankina – gamid abdulov – vladislav kupriyanov – jamal aliyev – devlet çoksesli çocuk korosu – trt istanbul çocuk korosu – cami’i can deliorman – cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası ***.5 (28ara, akm büyük s.)
.diana krall – sebastian steinberg – matt chamberlain ***.5 (01ksm, volkswagen arena)
.zarina altynbayeva – hasan niyazi tura – istanbul devlet senfoni orkestrası ***.5 (03ekm, akm büyük s.)
.robert lakatos – alfonso scarano - istanbul devlet senfoni orkestrası ***.5 (05ara, akm büyük s.)
.evelyne berezovsky – ryan macadams – istanbul devlet senfoni orkestrası ***.5 (27mrt, akm büyük s.)
.alena baeva – gilbert varga – istanbul devlet senfoni orkestrası ***.5 (17nsn, akm büyük s.)
.françois-frederic guy – carlo tenan – borusan istanbul filarmoni orkestrası *** (26şbt, lütfi kırdar k.m.) 
.murat karahan – alessandra di giorgio – tamara radjenovic – pietro mazzetti – limak filarmoni orkestrası **.5 (06ksm, volkswagen arena)
.gilles apap – camerata zürich **.5 (02nsn, işsanat)
.anthony gabriele - istanbul film orkestrası: national geographic – symphony for our world **.5 (04nsn, volkswagen arena)
.le div4s – hasan niyazi tura – istanbul devlet senfoni orkestrası **.5 (26ara, akm büyük s.)

festivaller
v. uluslararası istanbul oda müziği festivali (5 - 18 eylül)
.saxback ensemble ****.5 (05eyl, süreyya operası)
.stockholm syndrome ensemble & jay gilligan ****.5 (14eyl, süreyya operası)
.andrey baranov – veriko tchumburidze – nora schwarzberg – orhan çelebi – nil kocamangil – gary hoffman **** (11eyl, süreyya operası)

35. akbank caz festivali (27 eylül – 12 ekim)
.joel lyssarides & georgios prokopiou ****.5 (01ekm, arter)
.rymden (bugge wesseltoft, dan berglund, magnus öström) ****.5 (08ekm, zorlu psm küçük s.)
.bohren und der club of gore **** (11ekm, borusan müzikevi)

17. venedik caz festivali (31 mayıs - 02 ağustos)
.bugge wesseltoft – solo ***** (06hzr, la fenice operası konser salonu - venedik)

54. istanbul müzik festivali (11 - 25 haziran)
.kian soltani – petr popelka – viyana senfoni orkestrası ***** (24hzr, akm büyük s.)
.behzod abduraimov – aziz shokhakimov – tekfen filarmoni orkestrası ****.5 (11hzr, akm büyük s.)
.bruce liu – petr popelka – viyana senfoni orkestrası **** (23hzr, akm büyük s.)
.iestyn davies – noah bendix-balgley – hande küden – diyang mei – knut weber **** (14hzr, süreyya operası)

37. musikfest bremen (14 ağustos - 04 eylül)
.brahms’ requiem: iveta simonyan – matthias winckhler – teodor currentzis – utopia orchestra & choir ***** (24ağs, st.petri katedrali - bremen)

29 Ağustos 2026 Cumartesi

Strange Pictures'dan...


The professor, Dr Tomiko Hagio, stuck a sheet of paper onto the university classroom blackboard. 
    She pointed at the drawing on it as she spoke.
    'As you can all see, I now focus on teaching, but before I started lecturing young people like yourselves, I was a practising psychologist. I offered therapy to quite a lot of patients during my career. This picture is a copy of a drawing done by a patient I treated early on. A young girl. Let's call her "Little A" for now. When Little A was eleven years old, she was arrested for the murder of her mother.'
    Those words, 'the murder of her mother', sent a ripple of shock through the students.
    'I decided to use a drawing test when undertaking her analysis. A drawing test is where we ask the patient to draw a specific kind of picture and use the results to analyse the patient's mental state. Like they say, "Painting is a mirror of the soul", and a drawing can often offer insight into the inner mind of the artist. In particular, drawings of houses, trees and people can be remarkably revealing. Now, does anyone find anything about this picture strange?'
    Dr Hagio looked around the classroom.
    The students only stared intently at the picture on the blackboard, wearing puzzled expressions.
    'Does nothing stand out? At first glance, it probably seems rather ordinary. But here and there are some very unusual points indeed. First, look closely at the girl in the centre of the drawing. Her mouth, in particular.'
    Dr Hagio pointed at it. 'It's somewhat messy and smudged. Little A had difficulty getting the mouth right and had to erase and redraw it over and over. She managed to draw the other parts smoothly in a single try, so why did she keep making mistakes at the mouth? This offers us a clue to understanding her state of mind.
    'Little A was abused by her mother,' Dr Hagio explained. 'It seems that whenever she was at home, she always had to force herself to smile and act happy, so as not to anger her mother. Inside she was frightened, but her face always had to be smiling. Even if it was a lie. She would think, "If I don't smile right, she'll beat me." While drawing the mouth, she remembered that feeling, and it made her nervous. Her hands shook, and she couldn't draw well. The pain in her heart is also revealed in the drawing of the house next to the girl' Again, she pointed at the picture. 
    'The house has no door. Without a door, you can't get inside, right? This house is a direct reflection of the girl's heart. "No one is allowed inside." "I want to be alone in here." We can see her desire for a refuge from the outside world.
    'Now, finally, I'd like you all to look at the drawing of the tree.
    'The ends of the branches are sharp and pointed, like thorns. We sometimes see this kind of shape in drawings done by criminals. It seems to express a defiant, aggressive heart. It says, "I will hurt you," or "I will prick you." Now, as a psychologist, I had to consider all this information together to diagnose the subject.' 
    Dr Hagio looked into the eyes of her students as she spoke, slowly and carefully.
    'After looking at this picture, I concluded that Little A had a strong chance at rehabilitation. Can you see why? Look again at the tree. This time, look past the branches, and focus on the trunk. There is a little bird living in a hollow there. People who draw pictures like this display a desire to protect, and a tendency towards strong maternal love. It expresses the desire to defend the weak, and to create a safe place for them to live.
    'Deep inside Little A's thorny, aggressive spirit hid a kind heart. If we gave her a chance to interact with animals or small children, we could foster that kindness and possibly calm her aggressive spirit. That is what I thought then, and I am still confident in that diagnosis. I understand that Little A is now living happily as a mother.'

- Uketsu
(Çeviri: Jim Rion)
Pushkin Press

3 Ağustos 2026 Pazartesi

Kairos'tan...




...'Requiem'i getirdim. Ama şu anda uygun değil bence, diyor kız. Şu anda, dedi. Toprağın altında yatan ölüler uyumaz, beklerler. İyi müzik her âna uyar, diyor adam ve sigarasını ağzından alıyor. Tamam o halde, diyor kız. Adam plağı kılıfından çıkarıyor, pikaba yerleştirmeden önce fırçayla hafifçe girintilerin üzerinden geçiyor. 
    Bütün mezarlar saydamlaşıyor şimdi, adamla kadın doğrudan mezarlık arazisinin üstünde duruyor, canlıların adası kadın ve adamın ayaklarının altındaki bir karış toprak kadar sadece. Kız, adamın gözlüğünü alıp kenara bırakırken adam da ilk kez kollarını kıza doluyor; o sırada insanlık, insanlık adına sessizlik ve ebedi ışıkk için yalvarıyor. Kız, adamın yüzünü ellerinin arasına alıp öpüyor, ama hafifçe. O sırada yapayalnız genç bir ses yükseliyor, Tanrı'yı övüyor, çünkü Tanrı'yı tanırsa o da onun canını bağışlar belki. Ses dua ederken adam, kızın çıplak omzunun avucunun içinde yarattığı hissi, iki omzunun da yuvarlaklaşmasını ömrü oldukça unutmayacak. Bütün insanlar sana gelecek, evet öyle, diye düşünüyor adam, sonra düşünmeyi bırakıyor. Öpüşmeler, korolar, kızın saçları, "Requiem" girişi tam sona ermek üzereyken kilisenin boşluğunda yankılanan, canlıların ölüleri için ısrarla yeniledikleri talebi: Onlara ebedi nur bahşet. İnsanlar kendi yanıtlarını kendileri verecek, oldukları yer hâlâ karanlık, arzu şiddet bilmez. Adam soluk alıp veriyor, kız başını ona yaslamış o da soluk alıp veriyor. 
    Ama adları çağrılanlar şimdi mezarlarında hareket ediyor, kemiklerini örtmek için kefenlerini düzeltiyorlar, birazdan göğe yükselecekler, kyrie eleison, Rab sana merhamet etsin, diye fısıldıyor kız adama bakıp ve gülümsüyor, sonra dişlerini adamın etlerine gömüyor, bu çılgın kız ondan bir parça mı koparmak istiyor yoksa? Ölüler titreyerek göğe yükselirken iki insanın bedeni görülemeyen, yalnızca elle tutulabilen bir tabiat manzarasına dönüşüyor, bu manzaranın içinde sayısız yollar var, ancak kaçıp kurtulmak olanaksız, biliyorsun şimdi sirada Dies irae, Öfke Günü, var diyor adam, hayır, diyor kız, daha iyi biliyormuş gibi başını iki yana sallayarak, hayır yok, sonra adamı iyice kendine doğru çekiyor. Gökte yaşayan Tanrı gökyüzünü kitap gibi sarıp birleştiriyor / Ve şekilden şekle giren gökyüzü ilahi toprağın ve denizlerin üzerine olduğu gibi düşecek / Ateşin yorulmak bilmeyen sağanağı akacak, toprağı, denizleri, göğün eksenini ve günleri yakacak / hatta yaratılışı bir bütün halinde eritecek. Bütün kornolar, fagotlar, klarnetler, timpaniler, trombonlar, kemanlar, viyolalar, çellolar hatta org bile gerçekte onların komutuna mı bağlı yoksa? Her yerde gece olacak, uzun, hatta asi, herkes için, zenginler ve yoksullar için eşit. Topraktan çıplak gelinir ve ona yine çıplak dönülür. Dünyanın günahının bedeli ateşle ödeniyor, ama ya ortada bir günah yoksa? Adamın elleri kızın belinden aşağı doğru kayarken, Thomas Mann'ın bir öyküsünde kullandığı hoş kalçalı sözcüğü geliveriyor aklına. Yargıç sorularla gelip tüm şikâyetleri titizlikle incelediğinde / nasıl bir korku ve çekince yaşanacak. Latince sözlere gayriihtiyari eşlik ediyor adam, bir yandan da kızın kalça kanatlarını avuçlarına birer birer sığdırmak için elleriyle ölçüp biçiyor. Derken trombon, yargılamanın başladığını haber veriyor, ikisi çok yakınlaştı artık, birbirlerine öyle yakınlar ki koro susuyor, onun yerine tek sesler duyuluyor: Bas, ölü ya da diri herkesin uyması gereken çağrıyı gönderiyor; tenor, bütün canlıların dirilişi şaşkınlıkla karşılamasını dile getiriyor; alto, bütün günahların yazdığı büyük kitabı açıyor, en son soprano her bir zanlı adına sesini yükseltiyor: Konuşma sırası bana gelince kendimi kim bilir ne berbat hissedeceğim? Beni kim savunacak? Adaletli kişi bile yargıcın karşısında temize çıkacağından emin olamıyorsa? Adamla kadın hâlâ oradalar, mavi salon halısının, adalarının üzerindeler, yalınayak, kolları ve bacakları birbirine dolanmış, kör mutluluklarından sadece arada bir uyanıyor ve gözlerini açıp bakışıyorlar. Şu kız bu güveni nereden buluyor acaba? Sonra elleriyle ve ağızlarıyla daha derinleri görebilmek için gözlerini yeniden kapatıyorlar.
    Bütün güçlerin sahibinin ortaya çıkışı adamı bir an için kendine getiriyor, rex tremendae majestatis diye sesleniyor ona koro, adamın gözü, eski yaşamında elinden bıraktığı ve şimdi beyaz külden çubuğa dönüşmüş sigarasına takılıyor. Külün yanında kızın saati duruyor - ne zaman çıkardı ki kolundan? Birbirimizi mutsuz etmemeliyiz, diyor adam ve kızın kasıklarını kavrıyor. Kız gülümsüyor: Oraya geldik artık. Salva me, salva me. Seviş benimle, diyor kız. Bunun üzerine adam onu elinden tutup odadan çıkarıyor, yemek odasından, sonra holden yürütüyor, koridorun sonundaki loşluğa kadar götürüp bir aynanın önünden geçiriyor ve birlikte kıza daha önce göstermediği odaya kadar ilerliyorlar. Ey merhametli İsa, sana işkence edilmesine ve çarmıha gerilmeye insanlar hatırına göz yumduğunu hatırla. Yolunun sonunda nasıl bitkin olduğunu hatırla. Simdi beni harcarsan her şey boşa gidecektir. Hatırla.
    Adam, karısıyla paylaştıkları yatakta karısının yattığı tarafa uzanıyor ve kendi tarafını kıza bırakıyor. Bu evlilik yatağında hiçbir sevgilisiyle yatmadı daha önce. Kalkmayabilir şimdi, diyor, çok içtim ve çok heyecanlıyım. Hiç sorun degil, diyor kız ve penisine dokunuyor. Bu arada meleklerin ve sınanacak insanlığın artık kendileriyle baş başa kaldığı salonda taksim yapılıyor: Sol tarafta alev alev yanan cehennem ateşi günahkârları bekliyor; sağ taraftaysa içinde sonsuza kadar sürecek tek bir gündüzün olduğu ve gecenin artık asla bulunmadığı bir gelecek kutsanmışları bekliyor. Tablanın üzerinde hâlâ dönmeye devam eden plakta hayaletsi sesler Voca me cum benedictis diye ağıt yakmaya devam ediyor. Şimdi kim son kez dönüp bir daha asla yok edilemeyecek mesafeden yeryüzüne bakarsa, mezarla semavi mahkemenin hududu arasındaki yolun gerçekte ne kadar uzun olduğunu görecektir. Yarım perdelerle umuttan ve korkudan oluşan sert kütlenin içinden geçerek neredeyse iki oktava kadar yükseliyor. 

    İniltiler ve ağıtlar yerini sessizliğe bıraktığında iki beden karanlıkta yan yana uzanmış, yatıyor. Bir daha asla bugünkü gibi olamayacak, diye düşünüyor Hans. Artık sonsuza kadar böyle olacak, diye düşünüyor Katharina. Ardından gelen uyku, bütün düşünceleri siliyor ve onlar sakin soluklar alıp vererek yan yana yatarken başlarına gelenler beyin zarlarına kazınıyor.

- Jenny Erpenbeck
(Çeviri: Regaip Minareci)
Can Yayınları

seyahat kağıtları: 25 temmuz - 02 ağustos, ikaria-samos




 

19 Temmuz 2026 Pazar

Bütün Günlerin Akşamı'ndan


    Bin ya da iki bin kişi muayene sonuçlarını geniş ve loş salonda bekliyor ve aralarına sürekli yeni kişiler ekleniyor. Bankalara oturmuş, yatmış ya da çömelmiş, yanlarına bohçalarını, yataklarını, yastıklarını, sandıklarını, semaverlerini almış insanlar, hiç eşyası olmayanlar da var, koşan çocuklar, ağlayan bebekler, yerde uyuyan insanlar; hasta büyükleri olan insanlar, tek kelime İngilizce anlamayan insanlar, onları almaya gelecek olan kişilerin gerçekten gelip gelmeyeceğini bilmeyen insanlar; umutlanan insanlar, çaresiz insanlar, vatan hasreti çeken insanlar, korkan insanlar, onları neyin beklediğini bilmeyen insanlar, ülkeye giriş için gerekli yirmi beş doları nereden bulacaklarını düşünen insanlar, ansızın geri dönmek isteyen insanlar, ayaklarının altındaki zeminin artık kaygan olmamasından mutlu olan insanlar; kısa ya da uzun pantolonlu, eşarplı, etekli, takım elbiseli, şapkalı, püsküllü, ayakkabılı ya da terlikli, eldivenli ya da manşetli, saç örgülü, sakallı, bıyıklı, saçları bukleli ve yandan ayrılmış, çok çocuklu, az çocuklu ya da çocuksuz insanlar - hepsi kalabilecek mi, yoksa Avrupa'ya geri mi yollanacaklar; bunu öğrenebilmek için adlarının okunmasını bekleyen sayısız insan. Bekleyenlerden biri olan genç adam, günü gelince herhalde kıyamet günü bundan pek farklı olmayacak, diye düşünüyor. 
    Derken salonda büyük bir şangırtı kopuyor, herkes bir an susup gürültünün geldiği yere bakıyor ve görüyor: Büyük Çin vazosu yere düşüp parçalanmış - tam da salonun kalabalık olmadığı, insanlarla, giysilerle ve bohçalarla örtülmediği, taş zemininin açıkta kaldığı ender noktalarından birinde küçük bir kız elinden düşürmüş; Bükreş ya da Varşova, Viyana, Odessa, Atina ya da Paris, Bremen, Anvers, Danzig, Marsilya, Pire ya da Barselona yakınlarındaki kasabasından yola çıktığından beri onca yol boyunca kucağında tuttuğu vazo şimdi orada, varış salonunda, New York'tan önceki son istasyonda kırılıyor, çünkü kız yaşamında ilk kez siyah tenli bir adam gördü, göçmen bürosundan bir memur o sırada tesadüfen salondan geçiyordu, kız adamı herhalde şeytan sandı. Kızın annesinin yüzünde çocuğunu öldürmek istermiş gibi bir ifade var şimdi, kızın yüzünde ise, keşke ölsem, ifadesi. Ardından gürültü yeniden başlıyor, ağlamalar, konuşmalar, çığlıklar, çocuklar koşuyor yine, yetişkinler bekliyor; bir erkek çocuk, yanına gelmesine izin verilen bir akrabasının getirdiği dondurmayı oturduğu banka bırakıyor, dondurma ağır ağır eriyor, çünkü çocuk dondurma nedir bilmiyor. 
    Baksana, muayene memuru sırtına tebeşirle bir şey yazmış - benimkine de yazmış mı? 
    Çocuk, sırtında o işaretten olup olmadığını görmesi için arkadaşına sırtını dönüyor, orada mı kalacağını, yoksa Avrupa'ya geri mi gönderileceğini o işaret belirleyecek muhtemelen. 
    Hayır, sırtında bir şey yazmıyor. 
    Ne harfi bu? 
    Bilmiyorum. 
    Şimdi ben mi geri gideceğim, yoksa sen mi? 
    Ne bileyim. 
    Yerde iki küçük kız oturuyor. 
    Susadım. 
    Battery Park'ta bir sürü çeşme varmış, büyükannem anlattı. 
    O zaman içerim suyumu. 
    Hayır, sakın böyle bir şey yapma. 
    Nedenmiş o? 
    O zaman kökenine dair bildiklerini unuturmuşsun, öyle dedi büyükannem. 
    Bahçeyi unutur muyum o zaman? 
    Evet. 
    Ocağı da mı? 
    Evet. 
    Büyükbabamı? 
    Evet. 
    Büyükannemi? 
    Evet. 
    Kediyi? 
    Evet. 
    Her şeyi mi? 
    Evet. 
    Büyükannen nereden biliyormuş ki? 
    Başkalarından duymuş.

- Jenny Erpenbeck
(Çeviri: Regaip Minareci)
Can Yayınları