30 Mayıs 2019 Perşembe

Pina Bausch’un 1978 tarihli Macbeth uyarlaması tekrar sahnede



fotoğraf  mehmet kerem özel, 25 mayıs 2019, wuppertal barmen operası

Öyle bir yapıt düşünün ki, tasarımcısının ondan sonraki 30 yıl boyunca üreteceği bütün diğer yapıtları içinde barındırsın. İşte  Pina Bausch'un ilk defa 1978 yılında sahneye koyduğu "Er nimmt sie an der Hand und führt sie in das Schloss, die anderen folgen" (Adam kadını elinden tuttu ve şatoya götürdü, diğerleri takip ettiler) böyle bir yapıt. Bausch'un diğer bütün yapıtlarında karşımıza çıkan temalar bu yapıtta mevcut: çocukluk (zamanı ve anıları), ninniler, masumiyet, özlem, şefkat, rüyalar.

"Er nimmt sie an der Hand und führt sie in das Schloss, die anderen folgen" Pina Bausch'un, bundan sonraki bütün yapıtlarının yaratım sürecinde izleyeceği tasarım metodunu ilk defa oluşturduğu yapıt da aynı zamanda; yani, beraber çalıştığı icracılara (dansçı ve oyunculara) yönelttiği sorulara onların verdikleri cevapları kullanan tasarım metodu. Bu yapıtın, izleyen 30 yılda tasarlananlardan tek farkı, bunda başlangıç noktası olarak mevcut bir metnin/hikayenin olması. Bundan sonrakilerin yaratım sürecinde ise, Pina Bausch'un kafasında önceden belirlenmiş bir konu veya esin kaynağı olmayacak, sadece dansçılarına yönelteceği sorular olacak.
"Er nimmt sie an der Hand und führt sie in das Schloss, die anderen folgen"in uyarlandığı özgün metin William Shakespeare'in "Macbeth"i. Bunun nedeni ise; Bausch'un, o yıllarda Almanya'nın en önemli tiyatro etkinliklerinden biri olan Bochum Shakespeare Festivali'ne, efsanevi tiyatro yönetmeni Peter Zadek tarafından davet edilmiş olması. Bir yan bilgi, Bochum Tiyatrosu o dönem Zadek’in ve bizlerin daha çok sinemadan bildiği Fassbinder'in rejileriyle Almanya'nın önde gelen tiyatro kurumlarından biriydi.

Tahmin edileceği üzere Bausch’un “Macbeth”i, ne Shakespeare’in “Macbeth” metnini birebir sahneye taşıyor ne de metnin çağdaş bir uyarlamasını yapıyor. Bausch’un “Macbeth”i, metnin içerdiği temel temaları merkeze alıyor ve onların etrafında serbestçe, belli bir hikaye çizgisine sahip olmadan gelişiyor. 
Mekan yüksek tavanlı, devasa pencereli, sahneyi bütünüyle kaplayan beyaz duvarlı ve tavanlı geniş bir salon. Salona farklı renklerde ve tasarımlarda koltuklar serpiştirilmiş. Salonda ayrıca bir-iki yatak, bir duş kabini, bir camlı dolap, bir günah çıkarma kabin, bir müzik dolabı ve bir piyano da var. Zemin bütünüyle kırmızı halıyla kaplı ve sahne seyirciye doğru çukurlaşıyor. Çukur su dolu. “Macbeth”te kanın ve katillerin (Macbeth ile eşi Leydi Macbeth’in) ellerine bulaşan kanın suyla yıkanmaya/temizlenmeye çalışılmasının oyunun en vurucu temalarından biri olduğu düşünüldüğünde zemindeki kırmızı halı ve su anlam kazanıyor. 

Bausch’un yapıtının Shakespeare’in “Macbeth”inkiyle en doğrudan ilişkisi,  bir kadın oyuncunun gösteri boyunca ara ara “Macbeth”in hikayesini, sanki çocuklara gece uyumadan ebeveynleri tarafından okunan eğlenceli bir masalmış gibi anlatması. Özgün yapımda (o zaman gencecik olan ve ilk defa Pina Bausch’la çalışan) benzersiz ve karizmatik Mechthild Grossmann’ın canlandırmış olduğu bu rolü, bu yeni sahnelemede Johanna Wokalek başarıyla yorumluyor. Yine de gönül Grossmann’ı seyretmiş olmayı diliyor.
Masal gibi anlatılan hikayede komik etki de yaratan bir püf nokta, “Macbeth” oyununun provaları sırasında “Macbeth” demenin uğursuzluk getirdiğine dair tiyatrocular arasında varolan inanca gönderme yaparcasına, her “Macbeth” yerine, üst ve alt dudağın hava baloncuğu çıkarırcasına içten dışa doğru kapanıp açılmasıyla üretilen bir “M” sesinin kullanılması.
“Macbeth”in bir diğer vurucu teması (oyundaki “Macbeth uykuyu öldürdü” repliğiyle de pekişen) uyku/uyumak/uyuyamamak/kabus da yine Bausch’un yapıtında önemli bir yere sahip: Yapıtın hemen başında sahnenin loş ışıkları yandığında koltuklarda, yerde, yataklarda yatmakta olan dansçıları görürüz. Işık pencerelerin birinden yavaş yavaş mekana dolar, şiddeti giderek yükselir, sonra yön değiştirir ve solar; sanki güneş ışığının hareketini ve günün geçişini izlemiş gibiyizdir. Sahne tekrar loşlaştığında dansçılar uykularında rüya/kabus gören insanlar gibi küçük hareketler yapmaya başlarlar. Önceleri yavaş bir şekilde gerçekleşen hareketler tekrarlandıkça gittikçe de hızlanır, ve zamanla sadece hızları değil şiddetleri de artar. İşte bu, gündelik ve banal bir insan hareketinden türetilen mükemmel bir koreografik sekans ile açılır Bausch’un “Macbeth”i. 
Yapıtın geneli bu minvalde, gündelik hareketlerden türetilmiş basit ama etkili koreografik hareket tasarımı ile gündelik durumları (örneğin birisine “Günaydın” demenin çeşitli şekillerini) ortaya koyan ironik tiyatral sahnelerin karşımından oluşur. Tam da “Bir Pina Bausch Yapıtı” gibi. 

“Er nimmt sie an der Hand und führt sie in das Schloss, die anderen folgen";
gündelik hareketlerden türetilen koreografisinden, eklektik müzik seçimine, hareketlerin tekrarlarla çoğaltılmasından, sahnenin bütününe dağıtılan figürlerin eşzamanlı olarak farklı hareketler/durumlar icra etmelerine, parçalı yapısından kostüm tasarımına, gerçek ile gerçeküsü/rüya alemi arasında salınan tipik bir Bausch peyzajına ve estetiğine sahip bir yapıt. Ondan sonra gelecek 31 yılın üretimlerinin de anası.
Hele de Bausch’un bununla, aynı yıl (yani 1978’de) tasarladığı diğer iki yapıt “Cafe Müller” ve “Kontakthof” arasındaki gerek biçimsel gerek içeriğe dair organik bağları fark etmemek imkansız. Kadınların erkekler tarafından kucağa alınarak taşınmaları, bu sırada kadınların bazen kollarını erkeklerin boyunlarına dolarken bazen de kendilerinden geçmişcesine veya uyurcasına yatmaları akla hemen “Cafe Müller”in ikonik sahnesini getiriyor. Kaotik sahnelerde figürlerin çekinircesine/tereddüt edercesine ayaklarını sürüyerek küçük adımlarla koşuşturmaları da yine “Cafe Müller”in kırmızı peruklu, ince topuklu ayakkabılı kadını ile paltolu adamının flörtöz koşuşturma hareketlerini akla getiriyor.

Tanztheater Wuppertal topluluğu 1978’de Bochum’da prömiyer yapmış, dünyada sadece 1980’de Stuttgart ve Belgrad’a, 1990’da Paris, Lyon ve Strassbourg’a turneye çıkmış,  Wuppertal’de en son 29 yıl önce sahnelenmiş, upuzun adını “Macbeth” metnindeki bir sahne direktifinden alan 3.5 saatlik bu muazzam yapıtı, Pina Bausch’un aramızdan ayrılışının 10. yıldönümü anısına bütünüyle yepyeni ve çok başarılı bir dansçı ve oyuncu kadrosuyla 17-26 Mayıs 2019 tarihleri arasında Wuppertal Barmen Operası’nda yeniden sahneledi. "Er nimmt sie an der Hand und führt sie in das Schloss, die anderen folgen" iki gün önce açıklanan 2019-20 sezonunda değil ama umarım daha sonraki sezonlarda dünya çapında tekrar turneye çıkar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder