1952 yılında mimarlar Luigi Vietti ve Angelo Scattolin‘in tasarladıkları bu açık hava tiyatrosu, adını taştan yapılmış her seyirci sırasını bir önceki ve sonrakinden ayıran şimşir çitlerden alıyor. Böylece sahnedeki gösteriyi yeşillikler içinde oturarak seyrediyorsunuz. Adadaki genel restorasyon çalışmaları sırasında biriken molozlar kullanılarak inşa edilen tiyatro 1954'te açılmış. La Biennale di Venezia yıllarca burayı tiyatro, dans ve müzik festivalleri için kullanmış, sonra bir dönem sahnenin üstü örtülü olmadığı için kullanışsız diye terk edilmiş, sonra adada bir müze ve parka sahip olan Giorgio Cini Vakfı'na devredilmiş, en son 2021'de kapsamlı bir restorasyondan geçmiş ve o zamandan beridir genellikle konserler için kullanılıyor.
1500 kişilik seyirci kapasitesine karşılık sahne aşırı büyük, adeta devasa: Sahne ağzı 56 metre, m2'si 210'muş. Orkestra çukuru 150 müzisyen alabiliyormuş, ki normal ve yeterli olanının iki katı.
Atina Epidaurus Festivali yapımı, 2025 tarihli “Cries”ın; Aiskhylos’tan Seferis’e, Euripides’ten Brecht’e, Warsan Shire’a uzanan metni Taxiarchis Deligiannis ile Vasilis Tsiouvaras tarafından bir araya getirilmiş, Billie Holiday‘in ünlü “Strange Fruit”undan geleneksel Yunan müziğine mevcut melodiler de içeren güncel müziğini Alexandros Drakos Ktistakis bestelemiş ve sahnelemesi tiyatro oyuncusu ve yönetmen Christos Sterglogliou’na ait. Sterglogliou bariton Georgios İatrou ile birlikte sahnedeki iki oyuncu-şarkıcı-anlatıcıdan biri aynı zamanda ve onlara, dört müzisyenden oluşan bir grup canlı olarak eşlik ediyor.
65 dakikalık “Cries” bütün bu edebi ve müzikal referansları kullanarak mültecilerin, köleleştirilmiş veya yerinden edilmiş insanlığın binyıllar boyunca yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği acıları birbirine bağlayarak damıtan bir izleğe sahip. Sahnedeki mikrofon ve nota altlıklarını kullanan minimal mizanseninin yaratıcısı ve zaman zaman tiz çığlıklara dönüşen mesafeli tiyatral performansıyla Sterglogliou, kendisi de müzisyen grubun içinde olan besteci Ktistakis’in modern caz tınıları içeren müziğini ve İatrou’nun etkileyici bariton sesiyle tüylerimizi diken diken eden icrasını bir yandan bizleri derinden etkilemek, bir yandan da bu acılarla dolu insanlık panoramasına mesafe alarak bakmamızı sağlamak için ustaca dengeleyerek kullanmıştı; seyirci olarak kah etkilendim kah yabancılaştım, kah duygulanarak kaptırdım kendimi müziğe kah kendime geldim.
Ancak, Teatro Verde’nin kendisi ne kadar etkileyici bir açık hava tiyatro mekanı da olsa, “Cries” gibi gerek müzikal gerekse de içerik olarak zorlayıcı ve zaman zaman iç acıtıcı bir müzikli tiyatro gösterisini yeşillikler arasından takip etmek ortamı gereğinden fazla romantikleştirdi, hatta hülyalandırdı…
"Cries"ı alkışlarken
Bütün fotoğraflar Mehmet Kerem Özel'e ait. (9 Haziran 2026 - Teatro Verde, Venedik)
Bu yazının gösteriden yayın haklı görsellerinin kullanıldığı bir versiyonu Tiyatro Dergisi'nde yayınlanmıştır.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder