17 Aralık 2013 Salı
NRW069 ciulli'den pirandello güzellemesi: "kaos"
15 Nisan 2012 Pazar
film festivali 31.4
festivali taviani kardeşlerin berlinale'den taze altın ayı ödüllü "sezar ölmeli" (cesare deve morire) filmiyle noktaladım. 81 yaşındaki taviani kardeşler sadece 76 dakika süren filmleriyle sanat ve gerçeklik üzerine sıkı bir beyin fırtınası yapıyorlar. direkt olarak gerilim veya hapishane filmlerinin izleğini takip etmeden, usul usul, hangi sahnelerin "gerçek", hangilerinin "tiyatro", hangilerinin "film" olduğu muğlaklaştırarak dertlerini bizlere aktarıyorlar.
keşke sondaki fazlaca mesaj kaygılı "kıssadan hisse" olmasaymış desem de, "sezar ölmeli" bütününde oldukça etkileyici bir film.
türkçe altyazısı üzerinde, vizyona girmesi yakındır.
christian petzold'un "barbara"sı da derdini sakin bir sinema diliyle anlatan filmlerden. petzold zaten öyle bir sinemacı; atraksiyonu yok. yine bir gerilim var, ama yine, usul usul, derinden derinden. bu arada da, müthiş karakter tahlilleri.
nina hoss "barbara"da içten içe döktürüyor.
slava ross'un "siberia monamour" (sibirya monamur)'u ile julia murat'ın "historias que so existem quando lembradas" (hatırlanınca var olan hikayeler)'i hikayelerinden ziyade sinematografileriyle öne çıkan filmlerdi.
ikisi de hikayelerin gelişim çizgisinde din olgusuna oldukça yer vermişlerdi. hele "sibirya monamur"da ağır bir sovyet eski rejim eleştirisi vardı ve onun yerine konulan saf inançtı; dedeye saldıran kurtların orak-çekiç heykelinin altından çıkması gibi zorlama bir sahne, filmin sonundaki "güneş ışığı" ile birleşince, kurtuluşun tanrı inancında olduğunun altı kalınca çizilmiş oldu. hikayenin geçtiği vahşi coğrafya düşünüldüğünde, tanrılı bir dinden ziyade doğaya inanç vurgulanmış olsaydı, sanki daha isabetli olurdu.
julia murat'nın filmiyse tablo gibi evinizin bir duvarına yansıtabileceğiniz ve seyretmekten bıkmayacağınız enfes görüntülere sahipti. hüzünlüydü ancak kasvetli değildi. yaşlılık, hafıza, alışkanlıklar ve ritüeller üzerine enfes bir güzellemeydi.
joachim trier'in "oslo, august 31st" (oslo, 31 ağustos)'u daha önce louis malle tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan pierre drieu la rochelle'in "le feu follet" romanının serbest bir uyarlamasıydı.
petzold'un demir perde doğu almanya'sı, ross'un sibirya'daki monamour köyü veya murat'nın brezilya'da dağlar arasına sıkışmış köyü ne kadar hüzünlüyse, trier'in filminin protagonisti anders'in peşisıra dolaştığımız oslo da o kadar melankolikti.
cumartesi sabahı 11.00 seansında izlediğim film boğazıma bir yumruk gibi oturdu, istanbul'un yağmurlu havası da filmin atmosferini içimde devam ettirdi.
festivalin son haftasonunun eğlenceli filmiyse, "antidepresan" bölümünden hollanda yapımı "hasta la vista!" (olduğun gibi gel) idi. geoffrey enthoven'in filmi çok başarılı oyunculuklardan da kuvvet alarak, tipik bir yol filmi kurgusunda, hüzün ile neşeyi kaynaştıran bir dostluk ve büyüme hikayesi anlatıyordu. bu biri yarı kör, diğeri boyundan aşağı felçli ve sonuncusu tümorden dolayı tekerlekli sandalyeye mahkum üç kafadarın bakirliklerini bozma yolculuğunun hollywood versiyonunun çekilmesi yakındır.
28 Aralık 2011 Çarşamba
sinema filmlerim

good morning babilonia, paolo & vittorio taviani (1987)

8½, federico fellini (1963)

sunset boulevard, billy wilder (1950)

somewhere, sofia coppola (2010)

the purple rose of cairo, woody allen (1985)

hayallerim, aşkım ve sen, atıf yılmaz (1987)

pleasantville, gary ross (1998)

the truman show, peter weir (1998)

barton fink, ethan & joel coen (1991)

amator, krzysztof kieslowski (1979)

timecode, mike figgis (2000)

auto focus, paul schrader (2002)

boogie nights, paul thomas anderson (1997)

the player, robert altman (1992)

nuovo cinema paradiso, giuseppe tornatore (1988)

the invention of hugo cabret, martin scorsese (2011)
30 Ağustos 2011 Salı
savaş filmlerim
hair, milos forman (1979)
coming home, hal ashby (1978)
born on the 4th of july, oliver stone (1989)
thin red line, terrence malick (1998)
apocalypse now, francis ford coppola (1979)
the deer hunter, michael cimino (1978)
kavkazskiy plennik, sergey bodrov (1996)
gallipoli, peter weir (1981)
no man's land, danis tanovic (2001)
skammen, ingmar bergman (1968)
la battaglia di algeri, gillo pontecorvo (1966)
idi i smotri, elem klimov 81985)
la notte di san korenzo, paolo & vittorio taviani (1982)
all quiet on the western front, lewis milestone (1930)
paths of glory, stanley kubrick (1957)
dr. strangelove or: how i learned to stop worrying and love the bomb, stanley kubrick (1964)
full metal jacket, stanley kubrick (1987)
29 Mart 2011 Salı
1988 / 7. sinema günleri

.o yıl cuma gününü çok net hatırlıyorum; okul çıkışı emek’te üst üste iki güzel film seyretmiştim: ilki woody allen’ın “radyo günleri” (radio days) diğeri volker schlöndorff’un “yaşlı adamlar topluluğu” (a gathering of old men). ertesi gün ise, yine emek’te john boorman’ın “umut ve zafer”ini (hope and glory) seyretmiş ve sinema günleri’nden pek bir memnun kalmıştım.
.ettore scola ile ilk tanışma: son pazar, lale’de annemle “özel bir gün” (una giornata particolare); çarpılmıştım.
.ardından andrey tarkovski’nin”kurban”ı (offret) ile festivali noktalamıştım. “kurban”a ancak 1995’te tekrar izlediğimde vakıf olabilecektim.
tarkovski’den bir de, festivalin ilk günü “ivan’ın çocukluğu”nu (ivanovo detstvo) izlemiştim. annem dört saatlik “andrey rublev”i seyretmiş, büyülenmişti.
ben “andrey rublev”i 1994’te izleyebildim. üzerinden 17 yıl geçti; bu yılki gösterimi fırsat bilip, hafızamı tazeleyeceğim.
.o yılın en heyecanverici olaylarından biri de taviani kardeşler (paolo & vittorio) ile tanışmaktı: iki hoşsohbet film: “günaydın babil” (good morning babylon) ve “san lorenzo gecesi” (la notte di san lorenzo). aynı yıl sinema günleri’nde oynayan diğer filmleri “allonsanfan”ı yıllar sonra yine festivalde izleyecektim.
.günlüğümden:
26 mart cumartesi: "bugün sinema günlerinin rezervasyon biletlerini aldım. louis malle'in "hoşçakalın çocuklar" adlı fransız filmi dışında bütün seanslara bilet bulmuşum."
4 nisan pazartesi: "bugün tatildik. yarınki ingilizce imtahanı için çalıştım. bugün sinema günlerinde 3 biletim vardı, gitmedim. 6.000 tl yandı."
8 nisan cuma: "bugün okul çıkışı annemle buluştum. yemek yedik ve sinemaya gittik: "radyo günleri""
9 nisan cumartesi: "cuma akşamı yine telefonlar edildi. çünkü bu sefer sevgili ilkokul arkadaşlarımla biletlerini daha önce aldığım "umut ve zafer" adlı filme gidecektik. funda, elif, birim gelirim dediler. melih zaten geliyor. aslı'nın da kendi bileti vardı. yani aldığım biletlerden 3 tane artıyordu. bunlardan iki tanesini aslı bir akşam önce istemişti, annesi filmi görmek istiyormuş. geriye 1 bilet kalmıştı. onu da satarız diye düşünmüştüm. saat 14.30'da kimsecikler gelmemişti bizim gruptan. melih geldi daha sonra. aslı geldi 2 bileti aldı. geriye 4 bilet kalıyordu. melih'le ben de bu kalanları sattık. birden elif gelmez mi. bana da bulmazsanız sokmam sizi diye diretti. neyse ki buldum. filmden çıktıktan sonra dördümüz (melih, elif, ceyda ve ben) opera pastahanesine gittik. kup yedik ve sonra ayrıldık. iyi bir gündü."
12 nisan salı: "okul çıkışı annemle taviani kardeşlerin "san lorenzo gecesi" adlı başyapıtlarına gittik. çok güzeldi."
15 nisan cuma: "bugün de sinemaya gittim fakat sinema günleri dışında. "son imparator" ile oscar kazanan bertolucci'nin "1900" adlı filminin 1.bölümüne."











