24 Nisan 2016 Pazar
kabusların ve rüyaların ancak ortaya çıktığı "gece geç" bir vakitte...
yakınlarda kaybettiğimiz büyük italyan sinemacı ettore scola'nın, sadece bir dans salonunun sınırları içinde geçen ve 20.yüzyıl başından 1980'lere uzanan avrupa tarihini danslarla ve müzikle ama sözsüz anlattığı muhteşem filmi "le bal" (balo)'nun devamı, olsa olsa bu akşam istanbul kenter tiyatrosu'nda izlediğimiz yunan tiyatro topluluğu blitz'in "late night" (gece geç) adlı işi olurdu.
"late night" yıkıntıya dönüşmüş, zaman zaman tavanından parçalar kopup düşen, sandalyeleri tarümar olmuş bir balo salonunda ısrarla dans etmeye, hatırlamaya, yaşamaya devam eden insanları anlatıyor.
hatırlıyorlar; avrupa'nın çeşitli şehirlerinde, paris'te berlin'de selanik'te atina'da novi sad'da manchester'da brüksel'de zürih'te yaşananları, kıyımları, kayıpları, solmuş aşkları, ölmüş yakınlarını, düşmüş barikatları, yarım kalmış ilişkileri, naif oldukları zamanları, "how the west was won" filminin sürekli olarak sinemalarda gösterilmiş olmasını..
dans ediyorlar; çoğunlukla valslerle ama viyana'nın pembe renkli şekerli valsleriyle değil, melankolik rus valsleriyle, chinawoman'ın "lovers are strangers"ı gibi hüzünlü, eski zamanları hatırlatan şarkılarla..
yaşıyorlar, şimdiyi; yorgos yere düşmüş olan sophia'yı alkışlıyor, christos su içiyor, fidel angeliki ile dans ediyor, maria dans eden çifti seyrediyor..
hayal ediyorlar; microsoft'un binasını havaya uçurduklarını, eğitim sistemini değiştirdiklerini, birbirinden hünerli ilüzyonlar yapabildiklerini, çin seddi'ni avustralya'ya taşıdıklarını, adını fidel'in seddi koyduklarını ve bütün çinlilerin ağladığını..
hatıralar hep fragmental, parçalı; sanki yaşananlar kabustan, hayaller rüyadan ibaret, ve ancak kesik kesik hatırlanabileceklermiş gibi.. müzik de bir ara bozuluyor, takılıyor, geri geri çalıyor gibi.. televizyon ise solgun ışığına ve kısık sesine rağmen her an esir almakta sahnedekileri..
yine de vazgeçilmeyen tek şey dans etmek; belki de yaşıyor olmanın tek kanıtı o.
kesif, kırık, garip bir yalnızlığın, beklemenin melankolisinin ve her şeye rağmen bir şekilde hayatta kalma ve hayata devam etme dürtüsünün hakim olduğu "late night"ın atmosferi biraz roy andersson filmlerini, biraz peeping tom'un işlerini, biraz da pina bausch'un yapıtlarını andırıyor.
ama bir yandan da; son yıllarda arka arkaya yunanistan'dan çıkan, günümüz dünyasına keskin bir eleştiriyle bakan ve kendi özgün ve garip dünyalarını kuran filmlerin sıradışı yaklaşımına sahip; yani "late night" çok da, çıktığı toprakların zeitgeist'ından besleniyor. tarihin bu döneminde bir yandan bu kadar iç acıtıcı, diğer yandan kendine has bir mizahla bu kadar dolu olabilmek sanki ancak o coğrafyanın harcı.
fikir olarak basit, yapım olarak alçakgönüllü "late night" metin-müzik-hareket dengesi ve nitelikli oyunculuklar sayesinde tüyler ürpertici etkileyicilikte bir atmosfer yaratmayı başardı sahnede.
sezon içinde yabancı bir tiyatro topluluğunu çok ender seyredebildiğimiz istanbul'da bize bu imkanı sağladığı için SPOT Üretim Fonu'na ne kadar teşekkür etsek az. hele de blitz'in, yeni işi "6am. how to disappear completely" ile bu yazki avignon festivali'ne katılacağını düşünürsek, onları şehrimizde izlemek gerçekten de çok güzel bir sürpriz oldu.
29 Nisan 2011 Cuma
dans filmlerim

le bal, ettore scola (1983)

they shoot horses, don't they?, sydney pollack (1969)

strictly ballroom, baz luhrman (1992)

west side story, jerome robbins & robert wise (1961)

all that jazz, bob fosse (1979)

bodas de sangre, carlos saura (1981)

el amor brujo, carlos saura (1986)

singing in the rain, gene kelly & stanley donen (1952)

shall we dance, mark sandrich (1937)

royal wedding, stanley donen (1951)
ginger and fred, federico fellini (1986)

moonwalker, jerry kramer & jim blashfield (1988)

billy elliot, stephen daldry (2000)
center stage, nicholas hytner (2000)

the red shoes, michael powell & emeric pressburger (1948)

the company, robert altman (2003)

black swan, darren arenofsky (2010)

saturday night fever, john badham (1977)

flashdance, adrian lyne (1983)

salome, william dieterle (1953)

the king and i, walter lang (1956)

white nights, taylor hackford (1985)
i am a dancer, pierre jourdan (1972)
nijinsky, herbert ross (1980)

scent of a woman, martin brest (1992)
29 Mart 2011 Salı
1988 / 7. sinema günleri

.o yıl cuma gününü çok net hatırlıyorum; okul çıkışı emek’te üst üste iki güzel film seyretmiştim: ilki woody allen’ın “radyo günleri” (radio days) diğeri volker schlöndorff’un “yaşlı adamlar topluluğu” (a gathering of old men). ertesi gün ise, yine emek’te john boorman’ın “umut ve zafer”ini (hope and glory) seyretmiş ve sinema günleri’nden pek bir memnun kalmıştım.
.ettore scola ile ilk tanışma: son pazar, lale’de annemle “özel bir gün” (una giornata particolare); çarpılmıştım.
.ardından andrey tarkovski’nin”kurban”ı (offret) ile festivali noktalamıştım. “kurban”a ancak 1995’te tekrar izlediğimde vakıf olabilecektim.
tarkovski’den bir de, festivalin ilk günü “ivan’ın çocukluğu”nu (ivanovo detstvo) izlemiştim. annem dört saatlik “andrey rublev”i seyretmiş, büyülenmişti.
ben “andrey rublev”i 1994’te izleyebildim. üzerinden 17 yıl geçti; bu yılki gösterimi fırsat bilip, hafızamı tazeleyeceğim.
.o yılın en heyecanverici olaylarından biri de taviani kardeşler (paolo & vittorio) ile tanışmaktı: iki hoşsohbet film: “günaydın babil” (good morning babylon) ve “san lorenzo gecesi” (la notte di san lorenzo). aynı yıl sinema günleri’nde oynayan diğer filmleri “allonsanfan”ı yıllar sonra yine festivalde izleyecektim.
.günlüğümden:
26 mart cumartesi: "bugün sinema günlerinin rezervasyon biletlerini aldım. louis malle'in "hoşçakalın çocuklar" adlı fransız filmi dışında bütün seanslara bilet bulmuşum."
4 nisan pazartesi: "bugün tatildik. yarınki ingilizce imtahanı için çalıştım. bugün sinema günlerinde 3 biletim vardı, gitmedim. 6.000 tl yandı."
8 nisan cuma: "bugün okul çıkışı annemle buluştum. yemek yedik ve sinemaya gittik: "radyo günleri""
9 nisan cumartesi: "cuma akşamı yine telefonlar edildi. çünkü bu sefer sevgili ilkokul arkadaşlarımla biletlerini daha önce aldığım "umut ve zafer" adlı filme gidecektik. funda, elif, birim gelirim dediler. melih zaten geliyor. aslı'nın da kendi bileti vardı. yani aldığım biletlerden 3 tane artıyordu. bunlardan iki tanesini aslı bir akşam önce istemişti, annesi filmi görmek istiyormuş. geriye 1 bilet kalmıştı. onu da satarız diye düşünmüştüm. saat 14.30'da kimsecikler gelmemişti bizim gruptan. melih geldi daha sonra. aslı geldi 2 bileti aldı. geriye 4 bilet kalıyordu. melih'le ben de bu kalanları sattık. birden elif gelmez mi. bana da bulmazsanız sokmam sizi diye diretti. neyse ki buldum. filmden çıktıktan sonra dördümüz (melih, elif, ceyda ve ben) opera pastahanesine gittik. kup yedik ve sonra ayrıldık. iyi bir gündü."
12 nisan salı: "okul çıkışı annemle taviani kardeşlerin "san lorenzo gecesi" adlı başyapıtlarına gittik. çok güzeldi."
15 nisan cuma: "bugün de sinemaya gittim fakat sinema günleri dışında. "son imparator" ile oscar kazanan bertolucci'nin "1900" adlı filminin 1.bölümüne."
14 Şubat 2011 Pazartesi
aşk filmlerim

krótki film o miłości, krzysztof kieślowski

passione d'amore, ettore scola

heaven, tom tykwer

i want you, michael winterbottom

hable con ella, pedro almodovar

happy together, wong kar-wai

kader, zeki demirkubuz

masumiyet, zeki demirkubuz

breaking the waves, lars von trier

white palace, luis mandoki

being at home with claude, jean beaudin

the age of innocence, martin scorsese

lea, ivan fila

maurice, james ivory

un coeur en hiver, claude sautet

besieged - bernardo bertolucci

the bridges of madison county, clint eastwood

the way we were, sdyney pollack

una giornata particolare, ettore scola

brokeback mountain, ang lee (2005)

cztery noce z anna, jerzy skolimowski

trois couleurs: blanc, krzysztof kieślowski (1994)

atlantic city, louis malle (1980)

great expectations, alfonso cuarón (1998)

eyes wide shut, stanley kubrick (1999)

the end of the affair, neil jordan (1999)

ae fond kiss, ken loach

los amantes del círculo polar, julio medem (1998)

the apartment, billy wilder (1960)

lady and the tramp, clyde geronimi - wilfred jackson - hamilton luske (1955)








