george gershwin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
george gershwin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2024 Cuma

13 ARALIK


1895 gustav mahler'in 2. senfonisi'nin onun tarafından yönetilerek ilk tam seslendirilişi gerçekleştirilmiş 

1928 george gershwin'in paris'te bir amerikalı adlı senfonik şiirinin dünya prömiyeri new york carnegie hall'da gerçekleştirilmiş

2009 bugün berlin'de matinede theater am schiffbauerdamm'da berliner ensemble yapımı, robert wilson'ın sahneye koyduğu shakespeares sonnette adlı müzikli oyunu seyrettim

2023 antwerp'te bourla stadschouwbourg'da fc bergman'dan ne mobliez mie adlı yapıtı seyrettim





30 Eylül 2024 Pazartesi

30 EYLÜL


1791 wolfgang amadeus mozart'ın sihirli flüt operasının dünya prömiyeri viyana'da schikaneder tiyatrosu'nda gerçekleştirilmiş

1863 georges bizet'in les pêcheurs de perles operasının dinya prömiyeri paris'te théâtre-lyrique'de gerçekleştirilmiş

1935 georges gershwin'in porgy and bess operasının dünya prömiyeri boston'da gerçekleştirilmiş

1960 hanna-barbera'nın taş devri (the flinststones) yayınlanmaya başlamış

2006 bu ve ertesi akşam wuppertal schauspielhaus'ta fahri ile pina bausch'un vollmond adlı muhteşem gösterisini seyrettik; gösteri arasında fuayede koza tamdoğan ile dikmen gürün'ü gördüm

2007 garajistanbul'da jerome bel'in shirtologie adlı işini seyrettim

2011 iatanbul fulya kültür ve kongre merkezi'nde anne teresa de keersmaeker kült yapıtı fase'i seyrettim 

2021 rolland villazon'u ilk defa canlı dinledim; zorlu performans sanatları merkezi, büyük salon'daki konserde gedik filarmoni orkestrası'nı cem'i can deliorman yönetiyordu, villazon'a solist olarak fatma said eşlik ediyordu

2022 ilk defa bir marlene monteiro freitas işi seyrettim; centre pompidou'da guintche-live



26 Ağustos 2024 Pazartesi

26 AĞUSTOS


1951 george gershwin'in müziklerini yaptığı, vincente minnelli'nin yönettiği, gene kelly ve leslie caron'ın başrol oynadığı an american in paris filmi gösterime girmiş


12 Şubat 2024 Pazartesi

12 ŞUBAT




1914 cecil b. de mille ile oscar apfel'in yönettikleri, hollywood'da çekilen ilk uzun metrajlı film the squaw man gösterime girmiş

1924 george gershwin'in rhapsody in blue adlı yapıtının dünya prömiyeri new york'ta aeolian hall'de gerçekleştirilmiş

1990 zuhal olcay'ı ilk defa konserde dinledim; bir yıl önce piyasa çıkan ilk albümü, sözleri mehmet teoman'a ve zuhal olcay'a, müzikleri ve düzenlemeleri vedat sakman'a ait şarkılardan oluşan küçük bir öykü bu albümünden şarkılar seslendirdi, konser ses tiyatrosu'ndaydı

2005 christo ile jeanne-claude new york'taki central park'ta the gates adlı yerleştirmeyi açtılar





10 Ocak 2024 Çarşamba

10 OCAK


1863 londra'da dünyanın ilk yeraltı demiryolu açılmış

1927 fritz lang'ın metropolis filmi berlin'de gösterime girmiş

1928 george gershwin, sigmund romberg ve p. g. wodehouse'un rosalie müzikalinin dünya prömiyeri new york'ta gerçekleştirilmiş

1929 hergé'nin çizgi romanı tin tin'in maceraları yayına başlamış

1955 carl theodor dreyer'in ordet filmi gösterime girmiş








22 Temmuz 2011 Cuma

renée fleming istanbul'daydı


renée fleming'in geleceğini ilk duyduğumda sevinçten uçmuş, bilet fiyatlarını öğrendiğimde dünyam kararmıştı. her ne kadar kendisi yaşayan sopranolar arasında favorim de olsa, neticede 6-7 şarkı söyleyeceği bir konsere o parayı vermek israf olurdu. kaldı ki, türkiye şartlarında bir konsere o fiyatların biçilmesi de, belli bir zümreye "siz konsere gelmeyin kardeşim" demekti. hadi koca yaz tek bu konser olsa, insan ne yapıp eder giderdi, ama müzik festivaliydi, opera festivaliydi, simon bolivar orkestrasıydı derken meblağ kabarıyordu.

bugün öğlendensonra 14.00'dü, akşamki fleming konserine hala biletim yoktu. ama, konser programını öğrendiğim bir haftadan beri içim kıpır kıpırdı. tam 11 parça; richard strauss'un lied'lerinden tutun da, fransız romantikleri, italyan verismocuları veeee dvorak'ın rusalka operasından ünlü ay şarkısı. insan daha ne isterdi.

...

2002'de burcu'nun misafirperverliğiyle paris'te kaldığım 40 günün avare sabahlarından birinde, baktım bastille operası'nda "rusalka" oynuyor; mezzo'dan aşina olduğum ve tarzını çok beğendiğim robert carsen sahneye koymuş, başrolde fleming.

akşamüstü gişeye gittim bilet var mı diye; sormak abesmiş! günler öncesinden tükenmiş. akşam son dakika kuyruğuna girin diye öğüt verdi gişedeki kadın.

başlama saatinden 2 saat önce gittim, fuayede gençlerin olduğu bir kuyruğa girdim. neden sonra aklıma geldi sormak, meğer sadece 24 yaş altı ve öğrencilerin kuyruğuymuş. başımı uzatınca fark ettiğim diğeri bayağı uzundu ve bana bilet kalacak gibi değildi, yine de şansımı denemek için beklemeye başladım.

saat yaklaştıkça biletliler önümüzden geçerek girmeye başladılar. fazlası olanlarsa bizlere doğru biletlerini sallayarak fiyat söylüyorlardı.
endamı yerinde yaşlıca bir hanım bana yaklaştı ve 100 avroluk bileti yarı fiyatına vereceğini söyledi. 50 avro -o zaman için- düşündüğümün çok üstünde bir rakamdı, geri çevirdim; şimdi olsa havada kapardım.
neticede o akşam "rusalka"ya giremedim. ertesi yıl mezzo'da yayınlandı.

...

renée fleming'i bir kere daha "para" yüzünden kaçırmayı içim elvermedi; hem de şehrime kadar gelmişken. hele de 11 parça söyleyecekken. [şimdi barbra streisand olsa parça başına kaç lira düşüyor, nota başına kaç kuruş düşüyor hesaplardı]
biletlerin günler öncesinden bittiğini biliyordum ama -olmayan- şansımı denemek için iksv'ye telefon ettim; bir sıra eklemişler, bilet varmış.
millet neler için borca harca giriyor, kredi alıyor, ben bir konsere mi gidemeyeceğim diyerek kendimi cesaretlendirip gözümü kararttım ve 10. sıradaki bileti aldım!

olacaksa tam streisand hesabı olsun: 11 parçaya ek olarak renée fleming hiç nazlanmadan, sanki programa dahilmiş gibi konser bitiminde dört de bis verdi, etti mi 15 parça. bu akşamdan iki adet gala konser çıkar. bilet ucuza bile mi geldi, nedir!

...

iksv'nin 39. müzik festivali dahilinde düzenlediği "festival özel konseri: renée fleming" gerçekten özel bir konserdi. unutulacak gibi değildi!

borusan istanbul filarmoni orkestrası ve şef sascha goetzel de bu akşam formundaydı. sascha goetzel, gounod'nun "faust valsi"nde zıplamayı ihmal etmedi; hatta, bizlerin artık alışık olduğumuz kıvraklığıyla bir ara (verdi'nin "elena'nın bolero"sunda) fleming'in dikkatini bile çekmeyi başardı.
orkestra özellikle ilk yarıda mascagni'nin "cavalliera rusticana" ve ikinci yarıda puccini'nin "manon lescaut" intermezzolarında beni uçurdu. haçaturyan'ın "adagio"sunu da mükemmel yorumladı.


renée fleming ise; onsuz hiç bir konser düşünemem dediği richard strauss'tan benzersiz "morgen"in de içinde olduğu üç lied'le başladı konsere.
ilk yarıyı massanet'den iki romantik aryayla bitirdi. dün akşam "cezayir'de bir italyan kızı"nda iyice pislenmiş kulaklarımı önce iyice bir temizlemiş oldu. ikinci yarıda cilayı çekti, bislerle de parlattı.

ikinci yarıda ilk olarak, "benim dünya sahnelerinde çıkış aryam" diyerek takdim ettiği, rusalka'dan "ay şarkısı"nı söyledi. muhteşemdi. bir ses bu kadar mı yumuşak olur, ama aynı zamanda bir o kadar da güçlü. hiç arya söylemiyormuş, zorlanmıyormuş gibi; ve sanki gündelik bir iş yapıyormuşcasına alçakgönüllükle.

ardından, "palyaço"nun bestecisi leoncavallo'nun hiç bilmediğim "la boheme" operasından iki hafif arya ve onlara eklenen puccini'nin ünlü "la boheme"inden mimi'nin aryası "donde lieta usci" geldi.
daha sonra cilea'nın "andrea lecouvreur"ünden romantik bir arya ve verdi'den etkileyici, ses oyunlarıyla bezeli, melodik ve kuvvetli "elena'nın bolerosu"yla kapanış.

ama daha bitmedi. önce muhteşem hüzünlü "o babbino caro".
seç deseler, renée fleming'den ne dinlemek istersin, üç tercihim olurdu; fleming üçünü de söyledi bu akşam [şansım dönüyordü galiba]. ilki: rusalka'dan ay şarkısı programdaydı zaten.
diğerleriyse, gianni schicchi'den "o babbino caro" veee bizi evlerimize, kulaklarımızda o muhteşem sesi ve yumuşacık yorumuyla uğurladığı, yine puccini'nin, herhalde her operaseverin gönlünde yeri olan, "vissi d'arte"si.

fleming ikisinin arasına, kendi ülkesinden iki parçayı da sıkıştırmayı ihmal etmedi: gershwin'den "summertime" ve bernstein'den "i feel pretty".
"i feel pretty" akşamın tek "olmasa da olurdu" parçasıydı; "summertime" ise öyle böyle değil, bir içim su gibiydi; kulaklarımızdan kalbimize aktı.

...

renée fleming daha önce konser vermediği bir ülkeye gelmekten pek memnunmuş. alışık olmadığımız şekilde, arya aralarında mikrofonu eline alıp konuştu; istanbul'u da çok etkileyici bulmuş, -aya irini'yi "hall" olarak tanımlayarak- "konser salonu"muzu da pek beğenmiş. [sağolsun bizanslılar, onlar olmasa ne yapardık acaba. nejat eczacıbaşı mı demişti, istanbul festivali'nin en büyük sponsoru bizans diye. ne doğru söz.]

fleming iki cümle ettiğinde bile espritüeldi; "operaların sonunda herkes ölür zaten", "bu denizkızı disney'inkine benzemez" gibilerinden hem yaptığı işi hem vatandaşı olduğu ülkeyi hafif hafif ti'ye alan esprileriyle ne kadar dünya vatandaşı olduğunu gösterdi; zaten konserden 45 dakika önce yanında genç bir kızla elektrikli arabadan inmiş, sade kıyafeti ve sanki oradan geçiyormuş gibi doğal haliyle aya irini'nin yan kapısından kulise girmişti.
evet; yorum, ses, güzellik etkiliyor insanı. ama en çok böyle şeyler etkiliyor. bir dünya starıyken bile doğal, sıradan ve alçakgönüllü olabilmek/kalabilmek.

umarım fleming bu etkilendiği şehre ve konser salonuna (!) yeniden gelir. ama dilerim, bir dahaki sefere bilet fiyatları bu kadar fahiş olmasın...