magdalena kozena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
magdalena kozena etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2024 Perşembe

20 HAZİRAN


1975 steven spielberg'in jaws filmi gösterime girdi; 1981'de türkiye'de vizyona giren jaws'ı annem izin vermediği için sinemada seyredemedim, yıllar sonra video kaydını izledim

1980 john landis'in yönettiği the blues brothers filmi gösterime girdi

1986 güher & süher pekinel kardeşleri ilk defa canlı dinledim; istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'daki konserde pekinellere jean-françois paillard şefliğindeki jean-françois paillard oda orkestrası eşlik ediyordu

1993 istanbul-beşiktaş inönü stadyumu'nda elton john'u canlı dinledim

2013 ünlü mezzo soprano magdalena kozena'yı ilk defa canlı dinledim; aya irini müzesi'ndeki konserde venedik barok orkestrası'nı andrea marcon yönetiyordu

2013 ünlü soprano patricia petibon'u ilk defa canlı dinledim; aya irini müzesi'ndeki konserde venedik barok orkestrası'nı andrea marcon yönetiyordu

2017 amsterdam mercatorplein'de kurulu bir çadırın içinde, dries verhoeven'ın phobiarama adlı immersive/sarmalayıcı gösterisini deneyimledim

8 Şubat 2019 Cuma

istanbul baharından 5 konser önerisi

istanbul baharı dedim ama önereceğim konserler şubat'tan haziran'a kadar olan bir zaman sürecini kapsıyor. hatta ilk ikisi hemen yarın, yani bu cumartesi. onlardan başlıyım:

1.
benzersiz ute lemper!
istanbul'daki ilk konserini 1995 yılındaki tiyatro festivali kapsamında ses tiyatrosu'nda veren, beni ve bütün izleyenlerini kendisine hayran bırakan ute lemper, daha sonraları defalarca istanbul'a geldi, crr'de, lütfi kırdar'da, işsanat'ta farklı repertuvarlar sunduğu bir çok tiyatral konserde bizleri büyüledi ama açıkçası o ilk konserin tadı hala damağımda. 
lemper bu sefer zorlu'da, 9 şubat'ta. eğer daha önce seyretmediyseniz, hararetle tavsiye ederim.


2.
benzersiz magdalena kožená!
magdalena kožená, bana göre yaşayan en kırılgan mezzo-sopranolardan biri. 
kožená'nın da istanbul'daki ilk konseri değil, daha önce sanırım iki kere dinledik kendisini. bu sefer 9 şubat'ta işsanat'ta sahneye çıkacak; the age of enlightment orkestrası ile sadece mozart ve gluck'un eserlerinden oluşan bir repertuvar seslendirecek, ki sesine çok yakışacağını düşünüyorum.


3.
brahms'ın piyanı konçertoları ve senfonileri
ne şanslıyız ki, klasik müziği damardan "klasik" yorumlayan efsanevi avusturyalı piyanist-şef rudolf buchbinder şehrimize daha önce maraton konserlerle konuk oldu; bir seferinde beethoven'in piyano konçertolarını, diğerinde beethoven'in piyano sonatlarını seslendirdi. iki konser de benzersizdi. buchbinder şimdi de brahms piyano konçertoları için geliyor. 
en sevdiğim klasik müzik bestecisi brahms olduğu için söylemiyorum, iki piyano konçertosu da birbirinden etkileyicidir, benzersizdir. iki akşamın diğer eserleri de brahms'tan birer senfoni olacak. buchbinder'e 13-14 şubat'ta lütfi kırdar'da, borusan istanbul filarmoni orkestrası ve şef sascha goetzel eşlik edecekler.
buchbinder'le bizleri buluşturmaya devam ettikleri için borusan sanat'a candan teşekkürler.


4. alman requiem'i
borusan istanbul filarmoni orkestrası'nın 18-19 sezonunda geriye kalan diğer beş konseri de birbirinden heyecan verici, ancak aralarından biri var ki, istanbul'da kolay kolay dinleme imkanımızın olmadığı bir yapıt içeriyor: brahms'ın alman requiem'i. 
25 nisan'daki konseri kaçırmayın, bu muhteşem yapıtı istanbul'da en son ne zaman dinledik hatırlamıyorum.


5. human requiem
ama bu sezon bir kere daha dinleme imkanımız olacak, ancak o sefer bambaşka bir mekansal ve müzikal düzenlemeyle. kanımca bu yılki istanbul müzik festivali'nin en parlak gösterisi bu olacak: human requiem. 
yıllar önce başyapıtı "körper" (bedenler) ile istanbul tiyatro festivali'nde bizleri derinden etkilemiş olan sasha waltz'in dans topluluğu ile rundfunkchor berlin'in ortak projesi olan, waltz'in eşi jochen sandig'in yönettiği, waltz'in ise dramaturg koltuğunda oturduğu [genellikle rolleri tam tersidir :)] bu gösteri pek bizim seyirciye göre olmayabilir; bizim seyirci hem rahatına pek düşkündür, hem de bencillik seviyesinde "rahattır", hiç olmayacak şeyler yapabilir, sanatçıdan çok "sanatçı" olabilir! bakalım 28-29 haziran'da zorlu'nun büyük salonunda sahnede birebir "ayakta" deneyimleyeceğiz. 

1 Temmuz 2015 Çarşamba

43. uluslararası istanbul müzik festivali, bilanço



. barış için müzik orkestrası - sascha goetzel ***** (25hzr, lütfi kırdar kongre ve sergi sarayı)
. gidon kremer & kremerata baltica ***** (02hzr, lütfi kırdar kongre ve sergi sarayı)
. patricia kopatchinskaja – sol gabetta – polina leschenko ***** (15hzr, boğaziçi üniversitesi albert long hall)
. borusan quartet – cuarteto casals ***** (18hzr, boğaziçi üniversitesi albert long hall)
. christian tetzlaff – paavo jarvi – deutsche kammerphilarmonie bremen ****.5 (24hzr, aya irini müzesi)
. boris berezovski & borodin dörtlüsü ****.5 (04hzr, aya irini müzesi)
. lars vogt – paavo jarvi – deutsche kammerphilarmonie bremen ****.5 (25hzr, lütfi kırdar kongre ve sergi sarayı)
. magdalena kozena – emmanuelle haim – les solistes du concert d’astree **** (23hzr, aya irini müzesi)
. kim kashkashian & peter nagy **** (10hzr, surp vortvots vorodman kilisesi)
. alliage quartet & jozsef landvey ***.5 (08hzr, süreyya operası)
. berlin filarmoni’nin 12 cellisti *** (01hzr, aya irini müzesi)
. ingolf wunder – minetti quartet – wolfgang resch – sascha el mouissi *** (19hzr, avusturya kültür ofisi)


bu seneki festival son yılların en sağlam ve sıkı olanıydı. her konser bilet almaya değerdi. gittiklerimin hiç birinden neredeyse hiç pişman olmadım.
programı mükemmel olan bu seneki festivalde maalesef boş koltuklar da çoktu. hele de festivalin doruğunu oluşturan deutsche kammerphilarmonie bremen konserlerinde, özellikle lütfi kırdar'daki ikincisinde salonun üçte ikisinden çoğunun boş olmasını sadece ben değil, salondaki bir çok diğer seyirci de dert edindi; üzüldük açıkçası.

bir kaç eleştiri yapmadan da olamayacağım:
. bir festivalin "yerleşik konuk orkestrası"ndan, yani deutsche kammerphilarmonie bremen'den ikiden daha fazla konser beklerdim. herhangi bir orkestra da bir festivalde iki konser verebilir; yerleşik konuk orkestra söz konusu olunca insan üç-dört konser olmasını bekliyor; hele de "brahms aydınlanması" demişlerdi iki konserlerine; devamında bestecinin diğer iki senfonisi çalabilirlerdi; hadi dördüncü konserde de 1. piyano ve keman-viyolonsel konçertoları olabilirdi..
. bu kadar iyi bir senenin afişi de keşke program kadar mükemmel olsaydı. afiş demeye bin şahit ister! grafik tasarımın bu kadar ileri olduğu ülkemizde herhangi bir üniversitenin grafik bölümü öğrencisi bile çok daha dikakt çekicisini tasarlardı.
. burası türkiye mi yoksa ingilizce konuşulan bir ülke mi? neden bazı konserler öncesindeki söyleşiler sadece ingilizce idi?!! eski senelerde yabancı konuklarla söyleşildiği etkinliklerde çeviri yapılmamasını anlayabilirim; zaman kısa, çeviri hem hantallaştırıyor hem de zamanı azaltıyor. ancak, bu seneki hanımefendi müzik camiasının çok önemli bir ismi miydi ki, anlattıkları çok özgün ve değerli miydi ki; davet edilmiş konuşuyordu; bence çok yadırgatıcıydı! müzik festivalimiz şu "seçkinci" damarından ne zaman kurtulacak!

30 Ağustos 2009 Pazar

mahler, abbado, kozena ve luzern


claudio abbado'nun son yıllardaki en tutkulu projelerinden biri mahler'in bütün senfonilerini yeniden icra etmek. bunun için, her sene luzern festivali'nde kendi oluşturduğu lucerne festival orkestrası ile bir kaç mahler senfonisini seslendiriyor. orkestra tam da isviçre'nin zenginliğine yakışır nitelikte, avrupa'nın en iyi orkestralarının en iyi üyelerinden ve serbest çalışan solistlerden oluşuyor; kendi orkestralarında grup şefleri olan üyeler burada bir aradalar... geçen senelerde natalia gutman viyolonsel grubunun ikinci şefiydi örneğin...

orkestranın bu seneki programında mahler 1 ve 4 vardı.

4'ü, yanında bonus olarak rückert lieder ile biraz önce arte yayınladı. 1'i de 2010'un ilk aylarında yayınlayacaklarının müjdesini verdiler.
bu aralar mezzo'da da abbado & lucerne işbirliğinin geçmiş ürünleri, mahler 3 & 5 yayınlanıyor; ilgilenenlere duyurulur..
mahler 4 & rückert'te solist mezzosoprano magdalena kozena idi. seyirciler arasındaki nice ünlü (örneğin: roberto beningi) arasında kozena'nın sevgilisi (belki de çoktan evlenmişlerdir, klasik müzikçilerin aşk hayatlarını sıkı takip ettiğim söylenemez) "sir" simon rattle, berlin philharmoniker'in -en az- 2012'ye kadarki daimi şefi, de vardı.

claudio abbado müthiş bir kırılganlık ve ihtimamla yönetti mahler'leri. magdalena kozena da, sarı uzun saçları ve bembeyaz kıyafetiyle sanki ortaçağ'dan ışınlanmış bir prensesin inceliğinde eşlik etti maestro'ya.
abbado'nun mahler 4 yorumuna hayran oldum; arte'nin 9 kamera ile yapılmış enfes televizyon kaydı sayesinde yapıtın girift strüktürünün abbado tarafından müthiş bir titizlikle ortaya konan/çıkarılan bütün inceliklerine ve nüanslarına vakıf olmak, keyifli olduğu kadar öğretici de bir deneyimdi. [konser salonundakiler yapıtı ve yorumu bu kadar iyi kavrayabilmişler midir; ayakkabı kutusu formundaki salonu dolayısıyla -fransızların ünlü ve başarılı mimarlarından jean nouvel'in tasarladığı- luzern kültür ve kongre merkezi'nin akustiğinin -kuşkusuz ki çağdaş ses tekniklerinin de yardımıyla- mükemmel olacağını varsaysak da, partisyonu ve şefi olağanüstü bir titizlikle izleyen 9 kamera, kurgucu ve yönetmenden yoksundu salondaki seyirciler!]
rückert şarkıları'na ise, sanki magdalena kozenamsı bir mezzosopranodansa matthias goernemsi bir baritonun derinlikli ve karanlık sesi daha yakışıyor. [bknz: geçtiğimiz baharda işsanat'ta basel oda orkestrası'nın eşlik ettiği matthias goerne'nin yorumladığı rückert'lerden zihinde kalmış kırıntılar..]

[konser keyfini/ziyafetini devam ettirmek için şimdi cd'den kozena'nın enfes mozart aryalarını dinliyorum; simon rattle yönetimindeki, -dönem çalgıları kullanan- the age of enlightenment orkestrası eşliğinde..]

kendisi kanseri yenmiş, ancak geçtiğimiz günlerde kardeşini kanserden kaybetmiş olan maestro claudio abbado'ya daha nice sağlıklı yıllar diliyorum; mahler ziklusunu tamamlaması ve, başka müzikal projelerinin ve ekolojik-kentsel fikirlerinin (16 yıldır opera yönetmediği la scala'ya geri dönmek için milano'ya 90.000 ağaç dikilmesini şart koşması gibi) gerçekleşebilmesi için...