astor piazzolla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
astor piazzolla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2024 Pazartesi

08 NİSAN

1820 çiftçi georgios kentrotas, ege'nin milos adasında inşaat malzemeleri ararken milo venüs'ünü bulmuş

1990 david lynch'in twin peaks televizyon dizisi yayınlanmaya başladı

2008 astor piazzola ile bir çok kayıt yapmış ve konser vermiş olan pablo ziegler, üçlüsüyle istanbul'da işsanat'ta konser verdi





5 Nisan 2024 Cuma

05 NİSAN



1874 johann strauss jr.'ın die fledermaus operetinin dünya prömiyeri viyana'da theater an der wien'de gerçekleştirilmiş 

2008 astor piazzolla ile çalışmış amelia batar istanbul'da cemal reşit rey konser salonu'nda konser verdi

2063 star trek evreninde dünya'nın dünya dışı vulkan türü ile ilk teması







15 Aralık 2012 Cumartesi

martin grubinger & ferhan-ferzan önder


tam bir hafta önce, 7 aralık akşamı istanbul'da enfes bir konser vardı, hiç bir yerde bahsi geçmedi: vurmalıçalgılar sihirbazı martin grubinger jr., percussive planet ensemble ve ferhan & ferzan önder kardeşler.
sahne tıklım tıklımdı. piyano'nun da temelde bir vurmalı çalgı olduğunu düşünürsek sahne bütünüyle, envai çeşit vurmalı çalgı ile dolmuştu. sırf o kadar vurmalı çalgının bir konser için istanbul'a gelmesi bile olağanüstü, başlıbaşına bir olaydı kanımca.

konserin bana göre doruk noktası stravinski'nin "le sacre du printemps" (bahar ayini)'nin 2 piyanist ve 3 vurmalı çalgıcı için grubinger'in babası tarafından yapılmış uyarlamaydı. yapıtın özgün orkestra versiyonunun da önemli bir özelliği olan ritimler, baba grubinger'in versiyonunda iyice belirginleşti. orkestra versiyonunda önemli bir partisyona sahip vurmalı çalgılar bu sefer başroldeydiler. "bahar ayini" hiç bu kadar ayrıksı ve vahşi olmamıştı. önder kardeşler dahil, grubiner ve iki eşlikçisi nefeskesici bir iş çıkardılar.

konserin geri kalan kısmı da üst düzeydeydi. bu haftasonu borusan'ın düzenlediği festivalle istanbul çıkarması yapan fazıl say'ın 2 piyano ve 2 perküsyon için "varyasyonlar op. 32 lullaby" yapıtı, çağdaş japon besteciler minoru miki'nin "marimba spiritual" ve keiko abe "wave"i, matthias schmitt'in basit "ghanaia"sının martin grubinger tarafından yapılmış kompleks versiyonu ve son olarak astor piazzolla'nın piyano ikilisi ve vurmalıçalgılar için düzenlenmiş "libertango"su cemal reşit rey konser salonu'nun yarısından azını dolduran seyirciyi başka evrenlere götürdü. ön programda açıklanan ravel'in "bolero"sunu çalmamış olmaları üzücüydü; heyecanla "bolero"nun iki piyano ve vurmalıçalgılar için hazırlanmış versiyonunu bekliyordum. onun yerine önder kardeşler'in yeni döndükleri brezilya turnesi sırasında dinledikleri bir carlos jobim şarkısının iki piyano ve üç vurmalıçalgı için yeni hazırlanmış bir versiyonunun ilk çalınışını gerçekleştirdiler.

martin grubinger yapıt aralarında sahne düzenlenirkenki araları, yapıtlar hakkında bilgi vererek değerlendirdi. sıcak ve samimi haliyle, her yapıt sonrasında bir küçük pet şişe suyu tek içişte bitirmesiyle ve bir akşam önce gittikleri fenerbahçe maçından bahsedişiyle sempati topladı.
istanbul'da uzun zamandır bu kadar enerji yüklü, bu kadar kusursuzca çalınan, bu kadar mükemmel, bu kadar konsantre ve bu kadar dinleyici kavrayan hatta hipnotize eden bir konser izlememiştim.

ne diyim; aynı akşam haliç'te iksv'nin 40. yılını ünlü bir şef, ünlü solistler ve heyecansız programla kutlayan klasikmüzikseverlerimiz, istanbul'da kolay kolay rastlanmayacak sıradışı bir konseri kaçırmış oldular!

14 Nisan 2012 Cumartesi

martha argerich ikinci kere istanbul'daydı!


istanbul'a gelme konusunda bazı sanatçılar için şeytanın bacağını kırdık mı, arkası çorap söküğü gibi geliyor.
yıllarca martha argerich'i bekledik; ilk olarak geçen sene geldi, dün akşam tekrar istanbul'da, albert long salonundaydı.
[yıllarca leonard cohen ne zaman gelecek geyiği döndü, iksv ıkındı sıkındı, "kendi imkanlarımızla getiriyoruz" dedi, iki sene önce fahiş fiyata cohen açıkhava'daydı. ve bu yaz tekrar istanbul'da.]

martha argerich 70. yaş kutlamalarına istanbul'u da kattı; dün akşam, 1970 doğumlu mauricio vallina ile iki piyanolu bir konser için boğaziçi'ndeydi; herhalde yılın konseriydi.
ikili enfes bir program hazırlamıştı: mozart-busoni fantezisi ile başlayıp ilk yarıyı rahmaninof'un "senfonik dansları" ile bitirdiler. fazntezi konser başlangıcı olarak mükemmel bir yapıttı; ısınma babında. "senfonik danslar" ise tek kelime ile büyüleyici, hipnotize ediciydi. keşke "bahar ayini" de olsaymış programda dedirtti.
ikinci yarı bu sefer schumann'ın andante ve çeşitlemeleri ile başladı, mozart'ın don giovanni'sinden liszt'in anımsadığı don juan ile devam etti, lutoslawski'nin paganini çeşitlemesi ile noktalandı.
dinmeyen alkışlara ikilinin verdiği ilk cevap beni boğaziçi sırtlarında uçurdu, yeni yeni tomurcuklanmaya başlamış erguvanların üzerinden geçirdi, boğaz'ın serin sularına bıraktı: piazzolla'nın "oblivion"u iki piyanoyla bu kadar mı su gibi hüzünlü olur diye duygulanırken, bir anda bir yaylı çalgı sesi eşlik etmeye başladı ikiliye; hoş bir sürprizle keyifimiz katmerlendi. meğer piyanistlere eşlik eden argerich'in kızı, viyolacı  lyda chen'miş.
argerich ile vallina bizleri kırmayıp, iki bis parçası daha çaldılar.

martha argerich konser sırasında notalarını çeviren gençle kısa görüş alışverişleri yapışıyla, selam için mauricio vallina'nın yanına gidişiyle, hali tavrıyla ne kadar içten olduğunu göstermenin yanısıra, yerlere kadar eğilerek verdiği selamla da gerçek bir sanatçının aslında ne kadar alçakgönüllü olabileceğinin enfes bir örneğini verdi.
argerich'in samimiyetiyle albert long salonu'nun sıcak ortamı özdeşleşti. umarım argerich en kısa zamanda tekrar istanbul'a, albert long salonu'na konuk olur.

10 Şubat 2012 Cuma

ruslardan kar altında kış konseri



eski kafalıyım biliyorum. bir rus orkestrasının turneye geldiği şehirde hem de iki akşam konser vermişken bisler dahil çaldığı 10 yapıttan sadece birinin rus besteciye ait olmasını garipsiyorum; en iyi icra ettikleri yapıtın piazzolla tangosu olmasını da.
bir türlü şu küreselleşmeye alışamadım.

sıradan mozart yorumları, bakır üflemelilerin feci şekilde detone olduğu (acaba kulisteki buffetde fazla mı kaçırdılar) beethoven "7", düzgün ama romantik olamayan mendelssohn "iskoç" yerine, şöyle damardan çaykovski'ler, prokofiev'ler, moussorgsky'ler fena mı olurdu; hele de dışarısı kar kış kıyametken.

neyse ki solistler durumu azıcık kurtardılar; hem kalite hem rus damarı açısından.
ilk akşam andrei gavrilov her ne kadar saint-saens "2"yi yalapşap çaldıysa da, bis olarak verdiği chopin "nocturne" ve arkasından prokofiev "şeytani teklif"de formundaydı; ama neden bir pop yıldızı gibi kollarını iki yana açıp etrafa öpücükler yolladı anlamadım.
ertesi akşam misha maisky ise tam tersi bir havada, fazlaca ciddiydi; şu ruslar, hiç arasını bulamıyorlar. maisky'nin gerek programda gerekse de bis olarak orkestra eşliğinde çaldığı çaykovski "rokokolar" ve "nocturne" nihayet bir rus orkestrasından beklediğim hüzünlü damarı ortaya çıkardı.

hüzün deyince; meğer rus stepleri ile buenos aires'in arka sokakları sırdaşmış.
juri gilbo yönetimindeki russian chamber philharmonic st. petersburg orkestrası iki akşam da konserlerinde son bis parçası olarak, astor piazzolla'nın "oblivion" ve "adiós nonino" adlı yapıtlarından oluşan bir medley çaldılar. son timpani vuruşu hariç, sadece yaylılar için düzenlenmiş, müziği mekansal olarak da zenginleştiren yorumları oldukça etkileyiciydi.