angelica liddell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
angelica liddell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2024 Perşembe

04 TEMMUZ


1845 fransız sihirbaz jean eugène robert-houdin paris'te tiyatrosunu açmış


1862 thames nehri'nde bir tekne gezisinde charles lutwidge dodgson; alice, edith ve lorina lidell kardeşlere bir hikaye anlatmış, alice ondan bunu yazmasını istemiş. tam üç yıl sonra bugün alice harikalar diyarında'nın ilk baskısı londra'da lewis carroll takma adıyla yayımlanmış


1928 john logie baird londra'da ilk renkli televizyon yayınını gerçekleştirmiş


1988 ray charles, raelett'ler ile birlikte bu akşamdan itibaren dört akşam istanbul harbiye açık hava tiyatrosu'nda konser verdi


1993 istanbul beşiktaş inönü stadyumu'nda sting konserine gittim

1996 istanbul harbiye açıkhava tiyatrosu'nda dead can dance konserine gittim

2013 gdansk şehrine yakın bir konumda düzenlenen open'er rock müzik festivali'nin tiyatro bölümünde krzysztof warlikowski'nin piotr gruszczynski ile szczepan orlowski yazdığı, ve tek başına yönettiği nowy teatr w warszawie yapımı kabaret warszawski adı oyunu hayranlıkla seyrettim  

2015 berlin haus der berliner festspiele'de angélica liddell'in primera carta de san pablo a los corintios adlı gösterisini seyrettim

2020 pandemi kurallarına göre sahnelenen ve canlı yayınlanan lungs adlı oyunu izledim; londra the old vic tiyatrosu'nun yapımı olan oyunu matthew warchus yönetiyordu, başrollerinde claire foy ile matt smith oynuyorlardı






28 Ağustos 2023 Pazartesi

on soruluk sohbetler 92: Carolina Bianchi

5-25 Temmuz 2023 tarihleri arasında gerçekleşen, dünyanın önemli gösteri sanatları festivallerinden Festival d’Avignon’un 77. edisyonu için festival yönetmeni Portekizli tiyatro insanı Tiago Rodrigues’in davet ettiği sanatçılardan biri Brezilyalı yönetmen, oyun yazarı ve oyuncu Carolina Bianchi idi. Amsterdam’da yaşayan Bianchi ilk kez Avignon Festivali’ne konuk oldu ve Cadela Força (Kaltak Gücü) üçlemesinin ilk bölümü olan A Noiva e o Boa Noite Cinderela adlı gösterisinin dünya prömiyerini festivalde gerçekleştirdi. Bianchi Cara de Cavalo (At suratlı) adlı kolektifin yöneticisi ve araştırmaları kendi deyişiyle “ataerkillik, fantazmagorya, tarihsel anlaşmalar, kriz olarak toplumsal cinsiyet, kolonyal miras ve aşırı erotizm ile ilgili sorunları ele alan tiyatro, performans, dans arasındaki boşlukları barındırıyor.” Yine kendi deyişiyle “tarihsel çizgiye müdahale etme ve ataerkil kapitalist düzeni istikrarsızlaştırma girişiminde, muhayyileyle mutlak bir şekilde sohbet eden fiziksel pratiklerle ilgilenen” Bianchi, yapıtlarında gerçeklikle yüzleşmek için edebiyat, plastik sanatlar ve sinemaya göndermeler yapıyor.

© Festival d’Avignon

Bianchi, Avignon Tiyatro Festivalinde seyirciyle buluşturduğu A Noiva e o Boa Noite Cinderela adlı performance-lecture tadında başladığı gösterisinde, kendisini tecavüzcülerin sıklıkla kullandıkları bir uyuşturucu kokteylle sahnede, çiçeklerle çevrili bir yatağın üzerinde "gerçekten" bayılttıktan sonra seyirci ile diyaloğunu sürdürmeye devam ediyor ve sadece deneyimini açığa çıkarmakla kalmayarak, bir bölümünü de yeniden yaşatıyor. Belki de bu sene Avignon Festivali’nin en çok konuşulan işlerinde biri olan ve Bianchi’nin sanat ve travma hakkında seyirciyi direk adres ederek başladığı bu performansa sanatçı masumca, kadınlara yönelik cinsel şiddeti sanat tarihi açısından, çağdaş bir vaka olarak ele aldığı, gelinlik giyerek otostop çeken bir Performans sanatçısı olan Pippa Bacca’nın, 2008 yılında hem de Türkiye’de, tecavüze edilip öldürülmesini incelediği bir sunum ile başlıyor. Ancak Performans Sanatının da doğasına özgü "gerçeklik" ve "sınırları zorlayan" unsurlarını sorguladıktan sonra Bianchi, yaklaşık yirmi dakika sonra içtiği "gerçek" kokteyl karışımı – ki Portekizce “İyi Geceler Küçük Külkedisi olarak bilinen - sonuncunda masanın üzerine yığılarak "gerçekten" bayılıyor. Baygın olsa da Bianchi, seyirciyle, sahne üzerindeki üst yazı panosundan kadına yönelik cinsel şiddete dair fikirlerini ve Brezilya’da sevgilisini arkadaşlarına katlettirdikten sonra kendi köpeklerine yedirerek cinayeti örtbas etmeye çalışan ve bugün hapisten çıkmış olup bir şekilde kariyerine devam eden futbolcu Bruno Fernandes de Souza ve öldürttüğü sevgilisi Eliza Samudio’nun hikâyesini paylaşmaya devam ediyor . Bu esnada Bianchi’ye sahnede kendi topluluğundan yedi performansçı, sahnede gerçekleştirdikleri farklı eylemlerle, gece kulübü-vari bir atmosferde eşlik ediyorlar. İlerleyen süreçte ise seyirci, aslında sadece bir hikâye değil aynı zamanda otobiyografik bir travmanın paylaşımına ve belki de bu vesile ile iyileşme olanağına şahitlik ettiğini fark ediyor…

Performansın özü sizce nedir?
Bence sahnelediğimiz oyunun özü, bir diğer deyişle sinir merkezi, tecavüz. Cinsel şiddet. Ancak iş bunu iletmeye geldiğinde, bu büyük bir problem. Benim bu hikâyelerden bazılarına değinme yolum, onları tiyatro ve sanat üzerine bir tartışmaya çok yaklaştırmaktı, yani ben bu bakış açısıyla bu anlatıları tetikliyorum. Ben sadece ifade katmanında kalmakla kalmayıp, bu konu için teatral ve metinsel bir dil oluşturmakla ilgileniyorum.

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl?
Sanatın gücü bu mu bilmiyorum. Ama tiyatroyla çalışmanın hayatımda yarattığı dönüşümleri algılıyorum. Bazıları güzel, bazıları korkunç.

Bir iş üretirken hangi kaynaklardan beslenir, nelerden ilham alırsınız? Rüyalarınızın işlerinizde etkisi olur mu?
Bir eser üzerinde çalışırken takıntılı biri oluyorum. Etrafımdaki her şey bana ilham verebilir. Genelde okuduğum şeylerden, şiirlerden, romanlardan, teorilerden, gördüğüm imgelerden ve arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerden çok ilham alıyorum. Rüyalar da önemli bir rol oynuyor, onlar hayatımın bir uzantısı. Bu yüzden işlerimle olan diyaloğumun, onlara dair duygularımın rüyalarda yer aldığını hissediyorum, ama farklı, genellikle daha esrarengiz ve fantastik bir şekilde, ki bunu seviyorum. Cadela Força açısından gösteride rüyalar temel bir rol oynuyor, çünkü performans esnasında kendimi uyutuyorum ve tecavüz içkisi içen, rüyayı yok eden, sizi hayalsiz uyutan bir kafa üzerinde farklı bir anlatı yaratmaya çalışıyorum. Belki de bir şekilde bu şiddetli uyku için bir tür rüya, bir imaj yaratmaya çalışıyorum…

Eğer zaten halihazırda bir adı yoksa, üzerinde çalışmakta olduğunuz yapıta adını vermeye ne zaman karar verirsiniz?
Başlık aklıma gelen ilk şey oluyor. Çünkü başlık, kesinliğini kaybetmeden eserin yer alabileceği genişlikte bana rehberlik ediyor. Son eserlerim Lobo, The Magnificent Tremor, Cadela Força - hepsinin bir formu olmadan önce bir adı vardı. Ve tüm eserler, adlarıyla çok ilginç bir bağlantı kurdular.

Sanatınızı etkilediğini düşündüğünüz biri veya bir sanatçı var mı, varsa kim?
Birçok hem de birçok isim var. Hayran olduğum sanatçılardan çok etkilendim: Emily Dickinson, Artemisia Gentileschi, Clarice Lispector, Mary Shelley, Ana Mendieta, Nina Simone, Maria Bethania, Angelica Liddell ve bana çok yakın olan ve sürekli olarak bana ilham veren sanatçılar: Carolina Mendonça, Janaína Leite, Marina Matheus, Blackyva, Larissa Ballarotti, Joana Ferraz ve Luisa Callegari.

Sohbetin devamını okumak için tıklayın.