18 Mayıs 2012 Cuma

kumbaracı 50 üçlemesi III: dertsiz oyun



üçleme ilerledikçe sözler azaldı. ilk oyun “gerçek hayattan alınmıştır” en gevezesiydi; neredeyse bir dakikası bile sözsüz değildi. “barzo ile konserve”de karakterler daha az konuştular; bakışlar ve jestler onların yerini almaya başladı. grotesk tarzdaki “dertsiz oyun”daysa artık neredeyse hiç söz yoktu; çünkü bu sefer başrolde seyirciler vardı; ve malum, seyirciler oyun seyrederken -genellikle- konuşmazlar.

 söz nerdeyse hiç yoktu ama mimikler, jestler ve sesler vardı. yiğit sertdemir’in daha önce “.. vikont”da ve “surname 2010”da başarıyla uyguladığı ses tasarımı, adeta seslerin koreografisi, “dertsiz oyun”da bütüne yayılmıştı. durumları betimlemek için korodan ses üretmek konusunda sertdemir ne kadar yaratıcı olduğunu bir kere daha gösterdi. jestler ise oyunun koreografisi yapan ilyas odman’a teslim edilmiş olmalı; koronun hareket kalitesi çok başarılıydı. mimiklerse candan seda balaban’ın makyaj tasarımıyla daha bir vurgulu hale gelmişti.

11 farklı seyirci tipi ve bir yer/koltuk gösterici her 5 dakikada bir zamanın bir şekilde hatırlatıldığı [nasıl hatırlatmasınlar; seyircinin en çok yaptığı şeylerden biri saatine bakmak değil midir; bu oyun hiç saate bakma ihtiyacı duymadığınız, çünkü 5 dakika bir, bir bahane bulunup, ya başlası, ya bitmesi, ya da geçen zaman hakkında mutlaka bir anons yapıldığı] yaklaşık 50 dakika boyunca aynada bize kendimizi seyrettirdi. bir ara neresi sahne, neresi seyirci kısmı, kim kimi seyrediyor; karıştı.

 eğer bir oyun seyirciyi “bir noktadan/yerden alıp başka bir noktaya/yere bırakabiliyorsa” ne mutlu o oyuna emeği geçenlere. ve eğer seyirciler tiyatrolarına sahip çıkabiliyor, tiyatrolarını “sırtlanabiliyorlarsa” ne mutlu onlara; hem o seyircilere hem de o tiyatroculara… sanırım tiyatro(cu)larımıza sahip çıkmanın tam zamanı; çünkü onlar sanatın gücüyle bizi sadece bir oyun süresinde olduğumuzdan başka (daha uygar) birine dönüştürebiliyor, durduğumuzdan başka (daha ileri) bir noktaya taşıyabiliyorlar…

 “kumbaracı 50 üçlemesi”nin oyunları 4 haziran’a kadar her gün sahneleniyor; bazen matine + suare, bazen suare + gece seanslarında, bazen de üçü aynı akşamda arka arkaya.
tiyatronun büyüsüne kapılmak, gücüne inanmak için iyi bir fırsat. kaçırmamak lazım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme