25 Eylül 2020 Cuma

“Ölü Evinden Anılar”dan…

“…

Tuğla taşımayı yalnızca vücudum kuvvetleniyor diye sevmezdim, İrtiş kıyısında çalışmaktan da çok hoşlanırdım. Tanrı’nın dünyasını, temiz, açık ufukları, hür, bakir stepleri ancak oradan görebildiğim için ikide bir bu kıyıdan söz ediyorum. Steplerin üzerimde pek garip bir etkisi vardı. Kale yalnızca kıyıda, ona sırt dönünce görülmezdi; diğer bütün çalışma yerlerimiz ya kalenin içinde ya da hemen yanı başındaydı. Daha ilk günlerimden beri bu kale ve özelikle içindeki bazı yapılara ifrit olmuştum. Hele mevki komutanımızın evi bana pek lanetli ve uğursuz bir yer olarak görünürdü. Her önünden geçişimde ona nefretle bakardım. Kıyıdaysa bunları unutabiliyordum. Bazen hapishanenin penceresinden bakarken uzaklara, ucu bucağı görünmeyen bu çölün enginliğine dalıverdiğim olurdu. Ötelerdeki her şey canıma yakın, değerliydi benim için… Göğün sonsuz maviliğindeki parlak ve sıcak güneş, Kırgız kıyısından gelen bir Kırgızın uzaklardan işitilen şarkısı… Uzun zaman baktıktan sonra yoksul, kararmış bir çadırı seçmeye başlarsın; çadırdan çıkan dumanı, iki koyunuyla uğraşan Kırgız kadını fark edersin. Hepsi fakir, yabanidirler, ama serbesttirler de. Mavi, saydam havada bir kuş beller, uzun zaman gözden kaçırmadan uçuşunu izlersin; işte suyun üstünden süzüldü ve işte göğün maviliğinde kayboldu, hah, işte yeniden güçlükle seçilen bir noktacık halinde beliriverdi… Baharın ilk günlerinde kıyıdaki kayalardan birinin yarığında keşfettiğim zavallı, cılız bir çiçekle bile hastalıklı bir bağ kurmuştum. 

…”

 

-Fyodor Mihayloviç Dostoyevski  

Çeviri: Nihal Yalaza Taluy

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

 

23 Eylül 2020 Çarşamba

on soruluk sohbetler 16: nadir sönmez


Nadir Sönmez, Fotoğraf: Canberk Üregel 

23. İstanbul Tiyatro Festivali esnasında başlattığımız ve Arter’de gösterilen performans işleri ile sürdürdüğümüz On Soruluk Sohbetler serimize malum pandemiden ötürü, hayal ettiğimizden çok daha uzun bir ara vermiştik. Ancak, mevcut koşullardan ötürü fiziki mekanda ve gerçek zamanda bir araya gelmek halen çok mümkün olmasa da, Türkiye'de ilk kez 18-22 Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleşen Istanbul Fringe Festivali'nin ikinci edisyonu bu sene seyircisiyle, bazen canlı yayın aracılığıyla olmak üzere, dijital mecralarda buluşuyor. 21-27 Eylül 2020 tarihlerinde YouTube, Zoom, WhatsApp ve diğer sosyal medya mecralarından ücretsiz takip edilebilecek festivalde dans, performans ve tiyatro gösterileri, atölye çalışmaları, sanatçı-izleyici buluşmaları, söyleşiler ve kapanış partisi yer alıyor. Biz de bu fırsattan istifade sizler için programda yer alan yerli ve yabancı sanatçıları ve onların yapıtlarını yakından tanımak, içinden geçmekte olduğumuz koşullarla nasıl başa çıktıklarını anlamak istedik. Dizimizin ilk konuğu, Art Unlimited’de daha önce yazar olarak da yer almış olan ve festival seyircisiyle canlı yayın üzerinden Erkek Cinayeti adlı işi ile buluşacak olan Nadir Sönmez. 

Tiyatronun/dansın özü sizce nedir? Çağdaş tiyatroyu/dansı günümüzde nasıl tanımlarsınız? 
Tiyatro da dans da hem icra edenlerin hem de izleyenlerin empatilerine yoğunlaşmalarını sağlıyor. Çağdaş tiyatro ve dansa gelince, her ikisi de kendi içinde çok çeşitlilik gösteren örneklere sahip olduğu için bir tanımlama getiremiyorum. Gelecekte öğrencilerim olsa ve bana yaşadığımız dönemi tanımak için önemli sahne sanatçılarından örnekler vermemi isteseler Dimitris Papaioannou, Krystian Lupa ve Romeo Castellucci gibi isimler aklıma ilk gelenler olurdu. 

"Ustam" olarak tanımlayabileceğiniz bir sanatçı ya da size ilham verdiğini düşündüğünüz biri var mı? 
Yazarken bir kısmıyla gerçek hayatta tanışmadığım birçok insanla iletişime geçme şansım oluyor ve beni etkileme biçimlerine cevap veriyorum. Fiziki koşulları çok yalnız bir eylem olmakla birlikte ruhen doyurucu olmasının sebebi de bu olmalı. Etkilendiğim insanların sayısı çok fazla ama üzerimde en büyük iz bırakan sanatçılar arasında Michel Houellebecq ve Gaspar Noé’yi sayabilirim. Bir de buradan her yazdığımı okuyan anne ve babama onları çok sevdiğimi söylemek istiyorum. 

Bir iş üretirken hangi kaynaklardan beslenir, nelerden ilham alırsınız? Rüyalarınızın işlerinize etkisi oluyor mu? 
Olaylardan, insanlardan ve eserlerden ilham alıyorum. Rüyalarımın etkisi olduğunu söyleyemem. Öte yandan hayatımda büyük yer kaplayan fantezilerimdeki özgürlüğümü yazarken de yaşamaya çalışıyorum.

Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz? Nasıl? 
Her iletişim türü gibi sanat da dönüşüme vesile olabilir herhalde, ama bu ne kadar formel ifade edilirse inanması o kadar zor oluyor. Dünyayı takip etmek söz konusu olduğunda ise kullandığım araçlar arasında bana en çok zevk verenlerden biri sanat. 

Söyleşinin devamını okumak için tıklayın: unlimited

18 Eylül 2020 Cuma

“Dubrovski”den..



“…
Bu sırada Vladimir, içindeki acıyı hareket ve yorgunlukla boğmak için, korunun derinliklerine doğru ilerliyordu. Yola ize aldırış ettiği yoktu. İkide bir çarpan dallar elini yüzünü örseliyor, ayakları sık sık çamura batıyordu. O ise hiçbir şeyin ayrımında değildi. Sonunda dört bir yanı sık ağaçlarla çevrili bir düzlüğe ulaştı. Küçük bir derecik, sonbaharın yarı yarıya çıplaklaştırdığı ağaçların arasında sessizce kıvrıla kıvrıla akıp gidiyordu. Vladimir durdu, soğuk çimenlere oturdu, birbirinden karanlık düşünceler üşüştü aklına… Bütün şiddetiyle duyumsuyordu yalnızlığını. Geleceği korkunç bulutlarla kaplıydı. Troyekurov’la aralarındaki düşmanlığın onu yeni mutsuzluklara sürükleyeceğini kestiriyordu. Ufacık serveti de yabancı ellere geçerse tam bir yoksulluğa düşecekti. Orada uzun süre kımıldamadan oturarak birkaç solgun, buruşuk yaprağı sürükleyip götüren derenin sessizce akışını seyretti. Bu akışla hayat arasındaki değişmez, yalın benzerlik bütün canlılığıyla gözlerinin önünde belirdi. Sonunda havanın kararmaya başladığını görüp kalktı ve bir dönüş yolu aradı. Onu doğruca evinin kapısına götüren patikaya çıkıncaya kadar, yollarını bilmediği bu koruda daha uzun süre dolaştı durdu.
…”

-Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Yüzbaşının Kızı – Bütün Öyküler Bütün Romanlar – 
Çeviri: Ataol Behramoğlu
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

15 Eylül 2020 Salı

"Ingrid Bergman: In Her Own Words" adlı belgeselden..



Ingmar Bergman hakkında:

“Onun gibi bir sanatçı tarafından yönetilmek ve küçük bir aile birlikte çalışıyormuş gibiydi. Oyuncularına çok yakın çalışır ve ne istediğini bilmesine rağmen önerilere açıktır ve oyuncularının içgüdüsel tepkilerinin peşine düşmeye de çok isteklidir. Buna dayandırarak geliştirir. Asla şöyle demez: “Benimle tartışmak senin işin değil.” Hayır, sizden daha fazlasını alacak ve siz de ona istediğini geliştirmede yardım edeceksinizdir. Dolayısıyla, onunla olan ilişkiniz çok yakın bir ilişkidir.
Herkesin yaptığı gibi ben de tartışırım başlangıçta. Zorumdur. Sahnelerden, diyaloglardan ve kurgudan tartışırım. Hatırım için tartışmam. Kendi kısmımı geliştirmeye çalışmak için değil; filmi, olayı, herkes için geliştirmeye çalışırım. Olabilecek olanın en iyisinin olmasını isterim. Bazen çok sakar olurum ve bir şeyi söylemenin ince yolunu falan da kullanmam. Çok açık ve dürüstümdür, patavatsızlık yaparım."

Yönetmen: Stig Björkman, (2015)

10 Eylül 2020 Perşembe

"Dorian Gray'in Portresi"nden...



“...
Demek kendinden çok şey kattın, öyle mi? Bu kadar kibirli olduğunu bilmezdim Basil. Şu kaba saba güçlü yüzüne, kömür karası saçlarına bakıyorum da; fildişi ve gül yaprağından yaratılmışa benzeyen bu Adonis’le aranda en küçük bir benzerlik göremiyorum. O bir Narkissos, sevgili Basil, sense… Entelektüel bir havan olduğunu kabul ederim ama güzellik, hele ki gerçek güzellik, entelektüelliğin başladığı yerde biter. Akıl, başlı balına bir abartı biçimidir ve bir yüzde var olan uyumu bozar. İnsan oturup bir şeyi düşünmeyegörsün, bir anda safi burun, safi alın falan kesilir; korkunç görünür. Mürekkep yalamış, mesleğinde başarılı olmuş adamlara bir baksana; ne kadar da çirkinler! Kilise mensuplarını bunun dışında tutuyorum elbette. Zaten kilisede pek düşünmezler. Bir piskopos, seksen yaşına geldiğinde de, on sekiz yaşındayken ondan söylenmesi istenenleri söylemeye devam eder, bu yüzden de, doğal olarak her zaman son derece güzel görünür. Şu, tablosu beni büyüleyen, adını asla söylemediğin, gizemli genç arkadaşın hiç düşünmüyordur bence. Bundan neredeyse eminim. Kışın seyredecek çiçeğimiz olmadığında gözümüzü gönlümüzü açan, yazınsa zihnimizi serinletip ferahlatacak bir şeyler istediğimizde işimize yarayacak beyinsiz, güzelim bir yaratıktan ibaret. Hiç böbürlenme Basil; sen ona zerre kadar benzemiyorsun.”
“Beni anlamıyorsun Harry,” diye karşılık verdi ressam. “Elbette ona benzemiyorum. Bunun gayet iyi farkındayım. Aslında bakarsan, ona benzesem üzülürdüm. Ne o, omuz mu silkiyorsun? Sana gerçeği söylüyorum. Sahip olunan her türlü fiziksel ve zihinsel ayrıcalığın felâkete sürükleyen bir yanı vardır; devrik kralların sendeleyen adımlarında izini sürebileceğimiz türden bir felâket. Diğerlerinden farklı olmamak daha iyidir. Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptirler. Kafaları son derece rahat, ağızları bir karış açık öylece oturup oyunu izleyebilirler. Zafer nedir bilmezler belki ama en azından, yenilgiyi de tatmazlar. Hiç istiflerini bozmadan, kayıtsız, gürültüsüz patırtısız yaşayıp giderler; tıpkı hepimizin yaşaması gerektiği gibi. Ne başkalarını felâkete sürüklerler, ne de yaban ellerde heder olurlar. Senin mevkin ve malın mülkün Harry; benim az çok sahip olduğum zekâm ve artık ne kadar değeri varsa, sanatım; Dorian Gray’in ise güzelliği; Tanrı’nın bize lütfettiği bu şeyler yüzünden acı çekeceğiz, hem de büyük acılar.
...”          

-Oscar Wilde
(Çeviri: Didar Zeynep Batumlu)
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

2 Eylül 2020 Çarşamba

2019-2020 gösteri sanatları sezonu

tiyatro 
.babaannemin masalı yiğit sertdemir / nihal g.koldaş altıdan sonra tiyatro **** (07şbt)
.sahibinden kiralık özen yula / biriken biriken **** (19ara)
.lungs duncan macmillan / matthew warchus the old vic **** (04tem, uzaktan)
.barakalar ve saraylar georg büchner / yücel erten tiyatro pera ***.5 (25ock)
.kel şarkıcı eugene ionesco / kerem kurdoğlu artniyet ***.5 (04ock)
.kalabalık duası volkan çıkıntoğlu / güray dinçol fiziksel tiyatro araştırmaları ***.5 (21ock)
.vahşet tanrısı yasmina reza / celal kadri kınoğlu dasdas sahne ***.5 (12ock)
.daha iyi günlerimiz olmuştu szabolcs hajdu /  muharrem özcan oyun atölyesi ***.5 (19ock)
.ne evet ne hayır oğuz atay / özge erdem haha tiyatro ***.5 (10ock)
.sıfır telaş onur özaydın / doğu akal tiyatroperest ***.5 (07mrt)
.fil soren ovesen / soren ovesen tiyatro bereze ***.5 (08ksm)
.ver parayı andreas sauter & bernhard studler / kemal aydoğan & çağlar yalçınkaya moda sahnesi ***.5 (06mrt)
.tuhaf bir miras hikayesi peter quilter / yelda baskın bakırköy belediye tiyatroları *** (09ksm)
.benimle gelir misin? ebru nihan celkan / sami berat marçalı b planı *** (22ara)
.narin napalm philip ridley / eyüp emre uçaray ikincikat tiyatro *** (06ara)
.araba kullanmayı nasıl öğrendim? paula vogel / sami berat marçalı oyun atölyesi *** (15ksm)
.parrhesia ekip / salih usta tiyatro kast *** (24ara)
.kadar zinnure türe & oya bacak & sedat can güvenç / özgül akıncı proje difüzyon – yoğunluk *** (10ksm)
.50 mal lenz – ein versuch georg büchner / gernot grünewald residenztheater *** (29hzr, uzaktan)
.hayalet kumpanya anton çehov / yiğit sertdemir altıdan sonra tiyatro **.5 (18ara)
.faust goethe / yiğit sertdemir artist-karşı sanat **.5 (09ksm)
.symposion platon / anja behrens det kgl teater **.5 (26ekm, kopenhag)
.dansöz şamil yılmaz / şamil yılmaz mekan sahne **.5 (06ksm)
.cyrano de bergerac edmond rostand / katrine wiedemann det kgl teater **.5 (28ekm, kopenhag)
.yaralarım aşktandır şebnem işigüzel / berfin zenderlioğlu **.5 (19ock)
.iyi bir güneş gülce uğurlu / ata ünal gülce uğurlu ** (11mrt)
.rüya – şeyh bedrettin destanı nazım hikmet & bahan gönce & deniz gündoğmuş / bahan gönce heybe tiyatro ** (16ksm)
.personas kuartet ilknur güneş / ilknur güneş uyumsuz tiyatro ** (14ock)
.paravanlar jean genet / yağmur yağmur kültüral performing arts ** (03ock)
.kaldırım serçesi başar sabuncu / yiğit sertdemir altıdan sonra tiyatro ** (17ara)
.die verdammten luchino visconti / ersan mondtag schauspiel köln ** (30ock, köln)
.yak bunu lanford wilson / sami berat marçalı b planı & toy ** (22şbt)
.ein puppenheim. eine isolation henrik ibsen / branko janack deutsches theater berlin ** (18hzr, uzaktan)
.hayali’nin hayali burçak çöllü / yiğit sertdemir nilüfer belediyesi tiyatrosu ** (12şbt)
.k. franz kafka / philipp preuss schauspiel leipzig *.5 (06hzr, uzaktan)
.don kişot’um ben m.d.cervantes & m.bulgakov / emrah eren baba sahne * (04ara)

dans 
.blaubart. beim anhören einer tonbandaufnahme von bela bartoks oper “herzog blaubarts burg” bela bartok / pina bausch tanztheater wuppertal pina bausch ***** (31ock- 01şbt, wuppertal)
.seit sie dimitris papaioannou tanztheater wuppertal pina bausch ***** (14-15eyl, catanzaro)
.ein abend für pina tanztheater wuppertal pina bausch ***** (03ekm, wuppertal)
.the great tamer dimitris papaioannou two ***** (29-30ksm, atina)
.como el musguito en la piedra, ay si si si… pina bausch tanztheater wuppertal pina bausch ****.5 (03ekm, wuppertal)
.elenit euripides laskaridis osmosis **** (28ksm, atina)
.yolluk ilyas odman **** (26ksm)
.manual focus mette ingvartsen **** (13hzr, uzaktan)
.spar dame liam scarlett det kgl ballet **** (26ekm, kopenhag)
.gölge veri melih kıraç  çıplak ayaklar kumpanyası ***.5 (11ock-21şbt)
.hisler arşivi gizem aksu moda sahnesi *** (29ara-22ock)
.dans ana-log (heyamola – hal – rutin – re:altıondokuz – rüya-sal) deniz özaydın – ışıl derya bıçakçı – evrim akyay – ebru cansız – deniz-ejder keskin mdt istanbul **.5 (20ksm)
.naerme (distant closeness – 5 ballerinas) lucas limas – melissa hough norwegian national ballet **.5 (11hzr, uzaktan)
.yunus emre uğur seyrek istanbul devlet opera ve balesi **.5 (04şbt)
.dansın ustaları (kimlikler – stkh – cafe de nar – kurban – siyah ve beyaz) uğur seyrek – aydın teker – beyhan murphy – uğur seyrek – mehmet balkan mdt istanbul **.5 (04mrt)
.corpus dogma 2: on the other hand tina taargard det kgl ballet **.5 (26ekm, kopenhag)
.dökk mattia caretti – luca camellini – elena annovi fuse * *.5 (16ekm)
.lady macbeth walter matteini – ina broeckx imperfect dancers company *.5 (13ara)
.twenty20 frameworks (octopus – rOOms – digging – that time may cease and midnight never come – somewhere only we know – filter out – through the wire – unlieashing ghosts from urban darkness) lea tirabasso – joy alpuerto ritter & lukas steltner – masako matsushita – chiara taviani & henrique furtado vieria – ekin tunçeli – mate meszaros & nora horvath – julien carlier – alessandro carboni *.5 (25hzr, uzaktan)

müzikal 
.das dschungelbuch rudyard kipling & cocorosie / robert wilson düsseldorfer schauspielhaus ***.5 (02şbt, düsseldorf)

opera 
.tristan und isolde richard wagner / natascha metherell det kgl operan **** (27ekm, kopenhag)
.dido & aeneas henry purcell / sasha waltz sasha waltz & guests *** (01eyl, berlin)

kukla 
.altın elma hilal polat / hilal polat olası işler *** (16ock)
.die unendliche geschichte michael ende / anton bachleitner düsseldorfer marionettentheater *** (02şbt, düsseldorf)

çağdaş sirk 
.pss pss louise spagna compagnia baccala **** (28eyl)
.solo for 2 soren ovesen / giacomo ravicchio teatregruppen batida **** (05ekm)

performans
.performing art noe soulier ***** (13ekm)
.the quiet volume ant hampton & tim etchells ****.5 (05şbt, 12:00-ingilizce, 15:00-türkçe)
.digital silence lotte van den berg building conversation ****.5 (28mys, uzaktan)
.oslo mette edvardsen **** (15şbt)
.show me a good time gob squad **** (20-21hzr, uzaktan)
.we are the king of ventilators chris thorpe & tim etchells **** (19hzr, uzaktan)
.my documents – share your screen!: OR ALL YOUR CHANGES WILL BE LOST - tim etchells lola arias künstlerhaus mousonturm **** (06hzr, uzaktan)
.medium yoğunluk ***.5 (28şbt)
.kuyu başak günak **.5 (27şbt)
.my documents – share your screen!: lazaro - lagartijas tiradas al sol lola arias künstlerhaus mousonturm **.5 (12hzr, uzaktan)
.gaia – ein cyborg oper kainkollektiv *.5 (27hzr, uzaktan)

çocuk-gençlik oyunları 
.mr.nobody jaco von dormael / jan gehler düsseldorfer junges schauspiel **** (03şbt, düsseldorf)
.winged horse nikos kazantzakis / vassilis mavrogeorgiou megaron for children **** (30ksm, atina)
.an-sızı-n elif temuçin / erkan uyanıksoy tiyatro bereze ** (04ock)

tiyatral oyun/öykü okuması 
.türkan hanım’ın ölümü selçuk baran / ayşe draz tiyatro hemhal **** (07mrt)
.book of job bryan doerries theater of war *** (01tem, uzaktan)
.bulaş-ık çiğdem şimşek & sinan akçan beraberce derneği **.5 (11ağs)

festivaller 
istanbul fringe festivali (18-22 eylül)
.wreck pietro marullo insieme irreali company ***.5 (17eyl)
.effigies ioanna angelopoulou *** (18eyl)
.see me eliza kindziuk *** (21eyl)
.cute (skin) lisa rosamilia matroos danza **.5 (19eyl)
.manbuscha pablo girolami girolami & todeschi company **.5 (21eyl)
.sweet swan sway nyko piscopo arb dance company ** (22eyl)
.petite mecanique humaine mohamed kouadri-samuet & emmanuelle jay company kontamine ** (21eyl)
.toilet pump pak wei ming cultural connections *.5 (21eyl)
.amuninni marco laudani ocram dance company *.5 (21eyl)
.travel of clowns amir shahbaznaznd grup ışık * (22eyl)

22. uluslararası istanbul kukla festivali (24 ekim-03 kasım)
.iplerin altında nadia imperio kronikocab ***.5 (01ksm)
.mpseror 404 angeles de trapo puppet theatre company ** (30ekm)
.nos volvimos bufalos compania banyan * (31ekm)

23. istanbul tiyatro festivali (13 kasım – 01 aralık)
.seslenen parçalar begüm erciyas ***** (24ksm, 19:30)
.io şahika tekand / şahika tekand studio oyuncuları ***** (13ksm)
.ionesco dosyası eugene ionesco / emmanuel demarcy-mota  paris şehir tiyatrosu  ****.5 (22ksm)
.yevgeni onegin puşkin & tuminas / tuminas  eugene vakhtangov t.  ***.5 (21ksm)
.traptown wim vandekeybus  ultima vez  ** (17ksm)
.bak sen! talin büyükkürkciyan ** (24ksm)
.being faust - enter mephisto goethe & von blomberg lee goethe institut&nolgong  *.5 (21ksm, 18:30)
.her yol kuzeye çıkar karin ponties  bale moskova  *.5 (18ksm)
.sirk fyodorov & didenko / didenko  uluslar tiyatrosu  * (19ksm)
.iran konferansı vyrypaev / rzyhakov  uluslar tiyatrosu  * (23ksm)

atta - çocuklar ve gençler için uluslararası sanat festivali (17 kasım – 09 aralık)
.happy manif david rolland & valerie guiaga ****.5 (23ksm, 13:00)

auawirleben – theaterfestival bern (08 - 21 mayıs)
.be arille f. simon senn ** (18mys, uzaktan)

wiener festwochen (15 mayıs – 21 haziran)
.this instrument tim etchells & aisha orazbayeva **.5 (14hzr, uzaktan)

impulse theater festival (04 - 14 haziran)
.in praise of forgetting, part 2 oliver zahn ***** (07hzr, uzaktan)
.es ist zu spaet arne volgelgesang internil ***.5 (13hzr, uzaktan)

holland festival 2.0-2.0 (11 - 21 haziran)
.the just and the blind marc bamuthi joseph & daniel bernard roumain & drew dollaz ***.5 (19hzr, uzaktan) 

stavros niarchos foundation summer nostos festival (21 - 28 haziran)
.the oedipus project sofokles / bryan doerries theater of war ***.5 (24hzr, uzaktan)

ntm mannheimer sommer (09 - 19 temmuz)
.esctatic mozart daniel cremer * (15tem, uzaktan)

die irritierte stadt (21 - 26 temmuz)
.chameleon home kieron jina & mathias becker **.5 (23tem, uzaktan)

1 Eylül 2020 Salı

2019-2020 müzik sezonu

.berlin filarmonisi piyanolu dörtlüsü ***** (cemal reşit rey konser salonu, 08ara)
.rodolfo leone - sascha goetzel - borusan istanbul filarmoni orkestrası ***** (lütfi kırdar k.m., 23ock)
.andreas ottersamer - sascha goetzel - borusan istanbul filarmoni orkestrası ****.5 (lütfi kırdar k.m., 13şbt)
.andreas ottensamer & borusan quartet ****.5 (süreyya operası, 17şbt)
.vikingur olaffson **** (zorlu p.s.m., 27eyl)
.yeol eum son – jay yang – gürer aykal – borusan istanbul filarmoni orkestrası **** (lütfi kırdar k.m., 07ksm)
.karen cargill – thomas sondergard – dr symfoniorkestret **** (25ekm, dr koncerthuset - kopenhag)
.i, clara: lucy parham & tilbe saran **** (cemal reşit rey konser salonu, 22ara)
.vikingur olaffson - patrick hahn – borusan istanbul filarmoni orkestrası **** (cemil topuzlu açıkhava tiyatrosu, 19ağs)
.ray chen – sascha goetzel – borusan istanbul filarmoni orkestrası **** (lütfi kırdar k.m., 17ekm)
.dorothea röschmann – ilber ortaylı – sascha goetzel – borusan istanbul filarmoni orkestrası ***.5 (lütfi kırdar k.m., 12ara)
.zehra yıldız gecesi XXII: tuğba mankal dekak – maria tomassi – özge kalelioğlu – berk dalkılıç – levent bakırcı – can okan ***.5 (cemal reşit rey konser salonu, 27ara)
.alexander melnikov *** (01eyl, kammermusiksaal - berliner philharmonie)
.angela gheorghiu – ludovic morlot – borusan istanbul filarmoni orkestrası **.5 (lütfi kırdar k.m., 09ock)

6 Ağustos 2020 Perşembe

"insan"dan...


"eski uruguay cumhurbaşkanı olmam önemli değil. bunlara çok kafa yordum. tecrit hücresinde 10 yılımı geçirdim. vaktim boldu. 7 yıl bir kitap kapağı bile açmadım. düşünmek için vakit vardı. ve şunu keşfetim: ya, az şey ile kendine fazla yüklenmeden mutlu olursun, çünkü mutluluk buradadır (parmağıyla kafasını gösteriyor), ya da hiç bir yere varamazsın. 
yoksulluğu savunmuyorum. itidalli olmayı savunuyorum. 
bizler tüketici bir toplum icat ettik. sürekli büyümek istiyoruz. büyüme yoksa trajikleşiyoruz. fuzuli ihtiyaçlardan bir dağ yarattık. sürekli almak ve atmak zorundayız. ama aslında israf ettiğimiz şey hayatlarımız. ben herhangi bir şey aldığımda, ya da sen, ödemeyi parayla yapmıyoruz ki. vaktimizle yapıyoruz ödemeyi. o parayı kazanmak için harcadığımız vakitle. tek fark şu: hayatı satın alamazsınız. hayat geçer gider. onu çarçur edip durmak ise feci bir şey. hürriyetini feda ederek..."

.

"bazen çocukken duyduğum bir söz geliyor aklıma. bir arkadaşım demişti: "hayat geçmişte kalan çocukluğundan gelecekteki yaşlılığına bir mesaj taşımaya benzer. mesajın yolda ilerlerken kaybolmadığından emin olmalısın." 
bu aklıma sık sık gelir, çünkü ben küçükken güzel şeyler hayal ederdim; dilencilerin olmadığı, herkesin mutlu olduğu bir dünya. basit, güzel şeyler. 
hayat ilerlerken bunları kaybediyorsun. bir şeyler alabilmek için çalışıp duruyorsun. dilenciyi fark etmeyi bırakıyorsun, umursamayı bırakıyorsun.
bir zamanlar olduğum çocuğun mesajı nerede peki?
belki de hayatın anlamı bu mesajın kaybolmadığından emin olmaktır."

.

"mutluluk çocukların eve gelişidir. bir annenin mutluluğu budur. 
33 yıllık bir evlilik hayatından sonra kocamın eve gelip bana gülümsemesi ve öpmesidir. bir kadının mutluluğu budur.
mutluluk torunlarımın gelip bana "nineee!" demesidir. böyle dediklerinde yaşlı hissedersiniz, ama bu da mutluluktur.
mutluluk seni görünce mutlu olan çalışma arkadaşlarıyla görüşmektir. şunu düşünürler: "heh, işte geldi, çene çalabiliriz şimdi." bu da mutluluktur.
sabah kalktığında hiçbir yerinin ağrımamasıdır. bu da mutluluktur.
mutluluk iyi bir hasat vadeden yağmurdur.
mutluluğun çok çeşidi var, ama aynı zamanda tek bir tane: 
yaşıyorsun, demek ki mutlusun."

.

yann arthus-bertrand'ın "human" (insan) isimli belgeselini mutlaka izleyin. 
uzun versiyonu için bağlantılar:

2 Ağustos 2020 Pazar

"Fahrenheit 451"'den


"...
"Bilmiyorum. Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama  mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı. Bu yüzden, kitapların faydası olabilir diye düşündüm."
"Sen iflah olmaz bir romantiksin, " dedi Faber. "Durumun bu kadar ciddi olmasa komik olurdu. İhtiyacın olan şey kitaplar değil, bir zamanlar kitaplarda olan şeylerin bir kısmı. Aynı şeyler günümüzde 'oturma odası ailelerinde' olabilirdi. Aynı sonsuz detaylar ve farkındalık radyo ve televizyon alıcılarıyla iletilebilirdi ama iletilmiyor. Hayır, hayır, senin aradığın şey kitaplar değil kesinlikle! Eski gramofon plaklarında, eski filmlerde ve eski arkadaşlarda bulabildiğin kadarını al; onu doğada ara ve kendi içinde ara. Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depoladığımız kapların bir türüydü yalnızca. Hiç sihirli bir tarafları yok. Sihir sadece kitapların söylediklerinde, evrenin parçalarını nasıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde. Bunu bilemezdin elbette, bütün bunları söylerken ne demek istediğimi de hâlâ anlayamazsın elbette. Sezgilerin doğru, önemli olan bu. Üç şey eksik.
"Birincisi: Böyle kitapların bu kadar önemli olmasının sebebini biliyor musun? Çünkü nitelikliler. Nitelik sözcüğünün anlamı nedir peki? Bana göre doku demektir. Bu kitabın gözenekleri var. Özellikleri var. Bu kitap mikroskopla incelenebilir. Camın altında, sonsuz çoklukla akıp giden hayatı görürsün. Gözenekleri ne kadar çok olursa, bir sayfaya santimetrekare başına o kadar çok sayıda doğru kaydedilmiş hayat ayrıntısı sığdırabilirsin... o kadar 'edebi' olursun. En azından benim tanımım bu. Ayrıntıları anlatmak. Taze ayrıntıları. İyi yazarlar hayata sık sık dokunur. Vasatlarsa elini hayatın üstünden çabucak geçirir. Kötüler hayata tecavüz eder ve onu sineklere bırakır.
"Kitaplardan bu kadar nefret edilmesinin ve korkulmasının sebebini şimdi anlıyor musun? Onlar hayatın yüzündeki gözenekleri gösterir. Rahatına düşkün insanları balmumundan aya benzeyen, gözeneksiz, tüysüz, ifadesiz yüzler ister yalnızca. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki çiçekler bereketli topraklarda, iyi yağmurlarla büyümek yerine çiçeklerden beslenerek yaşamaya çalışıyor. Havai fişekler bile, onca güzelliklerine karşın toprağın kimyasından geliyor. Ama çemberi tamamlayıp gerçekliğe geri dönmeden, çiçekler ve havai fişeklerle beslenerek büyüyebileceğimizi sanıyoruz nedense. Herkül ile Antaios'un, ayakları yere sağlam bastığı sürece gücü inanılmaz olan dev güreşçinin efsanesini bilir misin? Ama Herkül, Antaios'un ayaklarını yerden kesince, onu kolayca öldürdü. Bu efsanede günümüzdeki, bu şehirdeki, çağımızdaki bizleri ilgilediren bir şeyler yoksa, tamamen deliyim demektir. Eh, ihtiyacımız olan birinci şeyi söyledim işte. Nitelik, veri dokusu."
"Peki ya ikincisi?"
"Serbest zaman."
"Ah, ama mesai dışında epey zamanımız oluyor."
"Mesai dışında, evet. Ama düşünmeye zamanımız oluyor mu? Ya saatte yüz altmış kilometreyle araba sürüyorsun ve tehlikeden başka bir şey düşünemiyorsun ya da oyun oynuyorsun veya bir odada, dört duvarlı televizyon alıcısıyla oturuyorsun... ki onunla tartışamazsın. Neden? Televizyon alıcısı 'gerçektir'. Anlıktır, boyutu vardır. Sana ne düşüneceğini söyler, bangır bangır kafana sokar. O haklı olmalıdır. Öyle haklı görünür ki. Vardığı sonuçları sana öyle peş peşe söyler ki zihninin itiraz etmeye, 'Ne saçma!' demeye vakti olmaz."
"Sadece 'aile' 'insandır'."
"Pardon?"
"Karım kitapların 'gerçek' olmadığını söylüyor."
"Bunun için Tanrı'ya şükür. Onları kapatabilirsin. 'Bir saniye bekle,' diyebilirsin. Ona Tanrı rolü oynarsın. Oysa insanı bir televizyon odasına tohum attığında hapseden pençeden kim kurtarabilmiş ki? Seni istediği şekilde büyütüp şekillendirir! Dünya kadar gerçek bir ortamdır. Gerçeğe dönüşür ve gerçek olur. Kitaplar mantıkla alt edilebilir. Ama onca bilgime ve şüpheciliğime karşın, o inanılmaz oturma odalarında bulunan ve onların parçası olan, tam renkli, üç boyutlu, yüz kişilik bir senfoni orkestrasıyla tartışmayı asla başaramadım. Gördüğün gibi, benim oturma odam sıvalı dört duvardan ibaret. Ve işte." Faber iki küçük kauçuk kulak tıkacını uzattı. "Metro jetlerini kullanırken kulaklarım için."
Montag kapalı gözlerle, "Denham Diş Macunu; ne çalışırlar ne de iplik eğirirler," dedi. "Şimdi ne yapacağız peki? Kitapların bize faydası olur mu?"
"Ancak bize üçüncü gerekli şey verilirse. Dediğim gibi, birincisi nitelikli bilgi. İkincisi: Onu hazmetmek için gerekli serbest zaman. Üçüncüsü de: İlk ikisinin karşılıklı etkileşiminden öğrendiklerimizde temellenen eylemlerde bulunma hakkımız. Ve oyunun bu geç vaktinde, çok yaşlı bir adam ile hayatından soğumuş bir itfaiyecinin pek bir şey yapabileceğini sanmıyorum..."
"Ben kitaplar bulabilirim..."
"Riske giriyorsun."
"Ölmenin güzel tarafı bu; kaybedecek bir şeyin olmayınca, istediğin riske girebiliyorsun."
Faber gülerek ,"Bak, bir yerden okumadığın ilginç bir şey söyledin!" dedi.
"Kitaplarda öyle şeyler var mı? Ama durup dururken aklıma geliverdi!"
"Böylesi daha da iyi. Benim için veya herhangi biri için, hatta kendin için bile düşünmedin onu."
..."

- Ray Bradbury
(Çeviri: Dost Körpe)
İthaki Yayınları