tülay günal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tülay günal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Aralık 2025 Salı
6 Mayıs 2025 Salı
6 mayıs 1997, salı 20:00
Etiketler:
dostlar tiyatrosu,
duygu sağıroğlu,
emre kınay,
genco erkal,
gösteri bileti,
gösteri kitapçığı,
kudsi ergüner,
mehmet ulusoy,
mevlana,
paulo coelho,
tiyatro,
tülay günal
8 Ocak 2025 Çarşamba
1 Kasım 2016 Salı
TEB Oyun 31 / Güz 2016
Sahnedeki Yaşar Kemal, Ayşegül Yüksel
Kültürlerarası Shakespeare, Hasan Anamur
Genco Erkal, Tülay Günal "Tiyatro Bir Tutkudur", Nalan Özübek
Haneye Tecavüz Romanı Nasıl Oyunlaştırılmalı?, Tijen Savaşkan
Robert Wilson'ın Üç Kuruşluk Opera'sı, Hasibe Kocabay
Simon McBurney'le Çok Katmanlı Tiyatral Karşılaşmalar: The Encounter, Kerem Özel
İstanbul Kukla Festivali, Selen Korad Birkiye
Kadıköy Belediyesi Çocuk Tiyatrosu Festivali, Nihal Kuyumcu
Sanatı Cümleler Arasına Sıkıştırmak, Dikmen Gürün
Cambaza Bak Cambaza, Hami Çağdaş
Dosya: ASSITEJ Birmingham On the Edge Festivali İzlenimleri
Unuttuğumuz Gençlik Tiyatrosu Örneklerini İzleme Fırsatı Bulduk, Nihal Kuyumcu
Düşünce ve Deneyimler Paylaşıldı, Handan Salta
Noktaları Birleştirmek, Derem Çıray
Dosya: Henrik İbsen
Henrik İbsen ve Retrospektif Dram, Eylem Ejder
Yabancısı Olmadığımız Bir Manzara: Bir Halk Düşmanı, Zehra İpşiroğlu
Halklar ve Düşmanları, Zeynep Erdal
Bahar Akpınar: Farklı Kadınlık Hallerinin Farklı Tonlardaki Duyguları, Eylem Ejder
Etiketler:
bertolt brecht,
dergi,
dikmen gürün,
genco erkal,
henrik ibsen,
mehmet kerem özel,
robert wilson,
simon mcburney,
TEB oyun,
tiyatro,
tülay günal,
william shakespeare,
yaşar kemal
28 Kasım 2013 Perşembe
TEB oyun güz 2013 / 19. sayı
Başyazı Üstün Akmen
Editör Yazısı Tijen Savaşkan
Tiyatro Toplumbilimi Üzerine Özdemir Nutku
Polonya Festivallerinde Tiyatro Kerem Özel
Nâzım Hikmet Tiyatrosu Sevda Şener
Genco Erkal Tülay Günal ile Saygı Duruşunda: Yaşamaya Dair Üstün Akmen
Yaşasın, Ali Paşa Hanı Tiyatro Oldu Hasan Kuruyazıcı
İbsen'in Kadınları. Viyana Akademi Tiyatrosu'nda Hayaletler Zehra İpşiroğlu
Sahne Işığı Nereye Gidiyor Yakup Çartık
Bir Karşı Tecavüz Oyunu: Yollu Seda Tansuker Selçuk
Çağdaş Bir Meddah Gösterisi: Zilli Şıh Banu Çakmak
Türkiye Sanat Kurumu Yasası Ne Getirecek, Neler Götürecek
Bir Değerlendirme ve Çağrı Denemesi Yücel Erten
Düne Dair Her Şey Bugün Artık Eskidir Gülşen Karakadıoğlu
TÜSAK Yasa Tasarısı Hakkında Görüşler Tamer Levent
Sanat'ın Ölümü Meriç Sümen
Devlet Sahne Sanatları Yasa Taslakları Şenol Tiryaki
Etiketler:
dans,
dergi,
genco erkal,
henrik ibsen,
meddah,
mehmet kerem özel,
nazım hikmet,
polonya,
TEB oyun,
tiyatro,
tülay günal
20 Mayıs 2013 Pazartesi
yaşamaya dair / genco erkal
düzenli olarak milliyet sanat okumaya başladığım 80'li yılların başından beri, hayallerimi süsleyen şeylere üç şey daha eklenmişti: avignon, edinburgh ve salzburg festivallerine gitmek.
daha bunların hiçbirini gerçekleştirebilmiş değilim. ama bu akşam kendimi avignon festivali'ndeymiş gibi hissetmemi sağlayan bir deneyim yaşadım: ali paşa hanı'nda dostlar tiyatrosu'nun son yapımını izledim.
malum, avignon'da, başta papalar sarayı'nın avlusu olmak üzere, mevcut manastır, okul gibi yapıların salonları kullanılır, avlularına geçici tribünler yerleştirilir, ışık düzenleri kurulur ve buralarda tiyatro, dans, performans gösterileri sunulur.
istanbul'da iksv'nin tiyatro festivali geçmiş yıllarda narmanlı hanı'nı, boğaz vapurunu, sultanahmet'te bir bizans sarnıcını, ortaköy ve taksim meydanlarını oyun mekanı olarak kullanmıştı, ancak bunlar hep tek defalık uygulamalar olarak kaldılar.
istanbul gibi, en az beş ayında açıkhava gösterileri yapılabilecek bir kentte, neden avignon'da olduğu gibi mevcut tarihi yapıların avluları kullanılmaz. aslında neden; dikmen gürün'ün bütün gayretlerine rağmen iksv yönetimi, bünyesindeki herhangi bir şirketin atıl bir fabrikasını, komşumuz atina festivali'nin peiraios 260 mekanı gibi, kalıcı bir sahne sanatları gösteri merkezine dönüştürmez ?!
işte, anlı şanlı koskaca iksv'nin yapamadığını, büyük şairimizin "yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin" dizelerinden esinlenmişcesine 75'indeki büyük tiyatrocumuz genco erkal yaptı; bir hanı tiyatro mekanına dönüştürdü; kente enfes bir açıkhava tiyatrosu kazandırdı. bence bu, yılın olayıdır!
eminim, istanbul uluslararası tiyatro festivali önümüzdeki sene bu enfes mekanı tepe tepe kullanacaktır; armut piş ağzıma düş misali..
benim avignon'u istanbul'da yaşantılama fantazimi bir kenara bırakıp, geliyim oyuna:
tepemizde yarım ay, bir zaman sonra yıldızlar; martı sesleri, ezan sesleri; ara ara gaz, ara ara balık-ekmek kokuları; eminönü'nde iki katlı kagir bir hanın avlusundayız; ikinci katı sarmaşık sarmış, yerler katman katman kırık beton; revaklı üst kat kemerleri, alaturka kiremitleri kırık saçak..
avlu verevine bölünmüş; küçük köşe sahne, büyük köşe anfi şeklinde tribün. ayrıca üst katın da iki cephesi tek sıralık seyirci koltukları; üst kat başka güzel çünkü aşağı bakınca sahne yukarı bakınca süleymaniye yamacındaki evler, ağaçlar ve gökyüzü gözüküyor..
bir mekan bu kadar mı olduğu gibi güzel bırakılır; bir mekan bu kadar mı güzel kullanılır, sunulur!
genco erkal'ın "bursa cezaevi'nden mektuplar" üst başlığıyla nazım hikmet'ten uyarladığı "yaşamaya dair" adlı müzikli gösteri 80 dakikalık bir şölen.
türkçenin en duygulu şairlerinden nazım hikmet'in, genco erkal'ın hayat katmakta ustası olduğu şiirlerine, enfes sesi ve tiyatral yorumuyla tülay günal'ın söylediği şarkılar katılıyor; fazıl say'dan, zülfi livaneli'den, cem karaca'dan, tarık öcal'dan, edip akbayram'dan, tolga çebi'den, nadir göktürk'ten ve timur selçuk'tan..
genco erkal'ın sesinden nazım dinleyebileceğimiz kayıtlar var da piyasada, insanını içinden bir de; tülay günay bir tiyatro şarkıları albümü yapsa keşke diye geçiyor..
genco erkal'ın mizanseni ali paşa hanı'nı avlusuyla, üst kat revaklarıyla, avluya açılan göz odalarıyla, pencereleriyle, kapılarıyla, hatta demir gergileriyle öyle yaratıcı bir şekilde kullanıyor ki, inanılmaz. inanılmaz değil aslında; karşımızdaki bir tiyatro ustası çünkü.
ayrıca bir masa, sandalye ve bank da eşlik ediyor mekana. bir de, tam ortada, zemindeki toprağı sıkıştırmaya yarayan silindir taş var.
piyanoda, aynı zamanda müzikleri tüyler ürpertici bir sadelikte -ve güzellikte- düzenleyen yiğit özatalay, viyolonselde deniz doğangün eşlik ediyorlar iki usta oyuncuya.
ışık tasarımı yüksel aymaz'a ait. oyun boyuncaki lirik ışık tasarımı müthiş estetik, ali paşa hanı'nı canlandırıyor en küçük detayına kadar.
hele tülay günal'ın "kız çocuğu" şarkısını söylediği pencerenin sarı-yeşil ışığı, günal'ın beden duruşu ve elini cama yapıştırışıyla da birleşince, insanın tüylerini ürpertecek kadar etkileyici.
genco erkal'dan nazım hikmet dinlemek yeter zaten. bir de üzerine tülay günal, enfes müzik düzenlemeleri, müthiş bir ışık ve hele de 18. yüzyıl tarihli ali paşa hanı'nın atmosferi eklenince; "yaşamaya dair" unutulmayacak bir tiyatro anısına dönüşüyor, oyun bitip de dükkan kepenkleri inmiş ıssız sokakta tahtakale yönünde yürümeye başlar başlamaz..
Etiketler:
fazıl say,
genco erkal,
müzik,
nazım hikmet,
tiyatro,
tülay günal
10 Kasım 2009 Salı
"and i think to myself.... what a wonderful world"
insan ilişkilerini iyi bilen bir yazar, usta bir yönetmen, iki muhteşem oyuncu biraraya gelirse, ortaya, beraber gittiğim arkadaşımın da dediği gibi, 2.5 saatin nasıl geçtiğinin anlaşılmadığı keyifli bir tiyatro gösterisi çıkıyor.yazar: willy russel, yönetmen: ışıl kasapoğlu, oyuncular: çetin tekindor ve tülay günal.
oyun: "rita'nın şarkısı".
willy russel'ı hem istanbul'da hem de londra'da seyrettiğim "shirley valentine" ve "blood brothers/kan kardeşleri" oyunlarından, ışıl kasapoğlu'nu 1988 yılından beri takip ettiğim ve sayısını hatırlamadığım kadar çok, birbirinden etkileyici rejilerinden biliyorum.
çetin tekindor'u ise tanıtmaya gerek yok; yine de -çocukluğumun en etkileyici tiyatro sanatçılarından- ayten gökçer ile birlikte oynadığı "yedi kocalı hürmüz", "tarla kuşuydu juliet", "kim korkar hain kurttan" oyunlarındaki performanslarının hala hatırımda olduğunu söylemeliyim.
gelelim beni "rita'nın şarkısı"na çeken esas ögeye: tülay günal'a.
yıllar önce, onu "çimenser" soyadıyla seyrettiğim genco erkal'lı "simyacı", ışıl kasapoğlu'nun muhteşem shakespeare yorumlarından diyarbakır devlet tiyatrosu yapımı "onikinci gece" ve çetin tekindor'lu yücel erten rejisi brecht'in "mutlu son" oyunlarında hayran olmuştum. son yıllarda ise haluk bilginer ile "jeanne darc'ın öteki ölümü" ve dot'un "böcek" ve "vur/yağmala/yeniden"inde beni kendisine hayran bırakmaya devam etti.
"rita'nın şarkısı", "my fair lady"nin ana izleğini, alt tabakadan bir kadını eğiten üst tabakadan erkek öğretmen hikayesini, kullanan ancak bunu ele aldığı kişilere daha insancıl ve daha sahici yaklaşarak anlatan bir oyun.
ışıl kasapoğlu "rita'nın şarkısı"nı sanki hiç bir yorumu yokmuş gibi kendini geriye çekerek, ancak belli ki oyunun en önemli artısı olan "doğallığın" yaratılması sağlayarak yönetmiş. örneğin bütün ilk bölüm boyunca frank ile rita'nın dostlukları/ilişkileri geliştikçe her türlü yiyeceği (fındık, çikolata, sandwiç, elma) birbirlerinin ısırdıkları yerden ısıracak kadar "paylaşarak" yemeleri, aynı bardaktan içki içmeleri aralarında kurulan samimiyetin boyutunu ve birbirine -bir anlamda- "muhtaç olma halini" anlatmak açısından ne kadar başarılıysa, ikinci bölümdeki koreografisi çok iyi hazırlanmış fiziksel yakınlaşma ve itişme sahneleri de ilişkinin evrildiği durumu ortaya koymak açısından o kadar başarılı.
rita'nın şarkısını söylediği sahne ise -kitchliğin sınırında da olsa- göz yaşartacak kadar şiirsel.
adana devlet tiyatrosu yapımı olan "rita'nın şarkısı"ndan geçen sezon haberdar olduğumda adanalıları oldukça kıskanmıştım. istanbul'da yeterince cezbedici gösteri yok mu, aklın dışardakilerde diye kendi kendime kızmıştım da.
bu akşam, kıskancımda ne kadar haklı olduğumu gördüm; "rita'nın şarkısı" -müziği hariç- her açıdan çok doyurucu, özellikle mükemmel oyunculuklarla taçlanan, usta işi bir tiyatro deneyimi.
adana tiyatrosu yapımı bu oyun kasım ayında üç hafta boyunca istanbul'da -çok sevimsiz de olsa, hiç yoktan iyidir dedirten- cevahir alışveriş merkezi'ndeki devlet tiyatrosu sahnesinde.
[yanılmıyorsam "rita'nın şarkısı" daha önce istanbul'da sahnelenmiş olmalı.
meraklıları, michael caine ve julie walters'ın oynadığı 1983 yılı yapımı, bol ödüllü sinema uyarlaması "educating rita"yı, türkiye'de o zamanlar furya halinde olan beta video kasetlerden seyretmiş olmalılar.]
Etiketler:
çetin tekindor,
ışıl kasapoğlu,
tiyatro,
tülay günal,
willy russel
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































