nazım hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nazım hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2024 Salı

06 AĞUSTOS


1825 bolivya ispanya'dan bağımsızlığını kazanmış

1893 korinth kanalı gemi geçişine açılmış

1925 türkiye tarihindeki ilk anarko-feminist metin (çete-i nisvan beyannamesi) türk kadın yolu dergisinin devletçi, milliyetçi, militarist ve ahlakçı duruşunu eleştirmek üzere, dördüncü sayısının içine satılmadan önce konmuş

1932 venedik film festivali ilk defa düzenlenmiş

1945 hiroşima'ya atom bombası atılmış

1991 tim berners-lee, world wide web fikrini ortaya koyan dosyaları yayınladı; www, internette herkese açık bir hizmet olarak ortaya çıktı





28 Kasım 2013 Perşembe

TEB oyun güz 2013 / 19. sayı


Başyazı Üstün Akmen
Editör Yazısı Tijen Savaşkan 
Tiyatro Toplumbilimi Üzerine Özdemir Nutku 
Polonya Festivallerinde Tiyatro Kerem Özel 
Nâzım Hikmet Tiyatrosu Sevda Şener 
Genco Erkal Tülay Günal ile Saygı Duruşunda: Yaşamaya Dair Üstün Akmen 
Yaşasın, Ali Paşa Hanı Tiyatro Oldu Hasan Kuruyazıcı
İbsen'in Kadınları. Viyana Akademi Tiyatrosu'nda Hayaletler Zehra İpşiroğlu
Sahne Işığı Nereye Gidiyor Yakup Çartık 
Bir Karşı Tecavüz Oyunu: Yollu Seda Tansuker Selçuk 
Çağdaş Bir Meddah Gösterisi: Zilli Şıh Banu Çakmak 
Türkiye Sanat Kurumu Yasası Ne Getirecek, Neler Götürecek 
Bir Değerlendirme ve Çağrı Denemesi Yücel Erten
Düne Dair Her Şey Bugün Artık Eskidir Gülşen Karakadıoğlu
TÜSAK Yasa Tasarısı Hakkında Görüşler Tamer Levent
Sanat'ın Ölümü Meriç Sümen
Devlet Sahne Sanatları Yasa Taslakları Şenol Tiryaki 

20 Mayıs 2013 Pazartesi

yaşamaya dair / genco erkal


düzenli olarak milliyet sanat okumaya başladığım 80'li yılların başından beri, hayallerimi süsleyen şeylere üç şey daha eklenmişti: avignon, edinburgh ve salzburg festivallerine gitmek.
daha bunların hiçbirini gerçekleştirebilmiş değilim. ama bu akşam kendimi avignon festivali'ndeymiş gibi hissetmemi sağlayan bir deneyim yaşadım: ali paşa hanı'nda dostlar tiyatrosu'nun son yapımını izledim.

malum, avignon'da, başta papalar sarayı'nın avlusu olmak üzere, mevcut manastır, okul gibi yapıların salonları kullanılır, avlularına geçici tribünler yerleştirilir, ışık düzenleri kurulur ve buralarda tiyatro, dans, performans gösterileri sunulur.
istanbul'da iksv'nin tiyatro festivali geçmiş yıllarda narmanlı hanı'nı, boğaz vapurunu, sultanahmet'te bir bizans sarnıcını, ortaköy ve taksim meydanlarını oyun mekanı olarak kullanmıştı, ancak bunlar hep tek defalık uygulamalar olarak kaldılar.
istanbul gibi, en az beş ayında açıkhava gösterileri yapılabilecek bir kentte, neden avignon'da olduğu gibi mevcut tarihi yapıların avluları kullanılmaz. aslında neden; dikmen gürün'ün bütün gayretlerine rağmen iksv yönetimi, bünyesindeki herhangi bir şirketin atıl bir fabrikasını, komşumuz atina festivali'nin peiraios 260 mekanı gibi, kalıcı bir sahne sanatları gösteri merkezine dönüştürmez ?!

işte, anlı şanlı koskaca iksv'nin yapamadığını, büyük şairimizin "yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin" dizelerinden esinlenmişcesine 75'indeki büyük tiyatrocumuz genco erkal yaptı; bir hanı tiyatro mekanına dönüştürdü; kente enfes bir açıkhava tiyatrosu kazandırdı. bence bu, yılın olayıdır!
eminim, istanbul uluslararası tiyatro festivali önümüzdeki sene bu enfes mekanı tepe tepe kullanacaktır; armut piş ağzıma düş misali..

benim avignon'u istanbul'da yaşantılama fantazimi bir kenara bırakıp, geliyim oyuna:



tepemizde yarım ay, bir zaman sonra yıldızlar; martı sesleri, ezan sesleri; ara ara gaz, ara ara balık-ekmek kokuları; eminönü'nde iki katlı kagir bir hanın avlusundayız; ikinci katı sarmaşık sarmış, yerler katman katman kırık beton; revaklı üst kat kemerleri, alaturka kiremitleri kırık saçak..
avlu verevine bölünmüş; küçük köşe sahne, büyük köşe anfi şeklinde tribün. ayrıca üst katın da iki cephesi tek sıralık seyirci koltukları; üst kat başka güzel çünkü aşağı bakınca sahne yukarı bakınca süleymaniye yamacındaki evler, ağaçlar ve gökyüzü gözüküyor..
bir mekan bu kadar mı olduğu gibi güzel bırakılır; bir mekan bu kadar mı güzel kullanılır, sunulur!

genco erkal'ın "bursa cezaevi'nden mektuplar" üst başlığıyla nazım hikmet'ten uyarladığı "yaşamaya dair" adlı müzikli gösteri 80 dakikalık bir şölen.
türkçenin en duygulu şairlerinden nazım hikmet'in, genco erkal'ın hayat katmakta ustası olduğu şiirlerine, enfes sesi ve tiyatral yorumuyla tülay günal'ın söylediği şarkılar katılıyor; fazıl say'dan, zülfi livaneli'den, cem karaca'dan, tarık öcal'dan, edip akbayram'dan, tolga çebi'den, nadir göktürk'ten ve timur selçuk'tan..
genco erkal'ın sesinden nazım dinleyebileceğimiz kayıtlar var da piyasada, insanını içinden bir de; tülay günay bir tiyatro şarkıları albümü yapsa keşke diye geçiyor..

genco erkal'ın mizanseni ali paşa hanı'nı avlusuyla, üst kat revaklarıyla, avluya açılan göz odalarıyla, pencereleriyle, kapılarıyla, hatta demir gergileriyle öyle yaratıcı bir şekilde kullanıyor ki, inanılmaz. inanılmaz değil aslında; karşımızdaki bir tiyatro ustası çünkü.
ayrıca bir masa, sandalye ve bank da eşlik ediyor mekana. bir de, tam ortada, zemindeki toprağı sıkıştırmaya yarayan silindir taş var.

piyanoda, aynı zamanda müzikleri tüyler ürpertici bir sadelikte -ve güzellikte- düzenleyen yiğit özatalay, viyolonselde deniz doğangün eşlik ediyorlar iki usta oyuncuya.

ışık tasarımı yüksel aymaz'a ait. oyun boyuncaki lirik ışık tasarımı müthiş estetik, ali paşa hanı'nı canlandırıyor en küçük detayına kadar.
hele tülay günal'ın "kız çocuğu" şarkısını söylediği pencerenin sarı-yeşil ışığı, günal'ın beden duruşu ve elini cama yapıştırışıyla da birleşince, insanın tüylerini ürpertecek kadar etkileyici.

genco erkal'dan nazım hikmet dinlemek yeter zaten. bir de üzerine tülay günal, enfes müzik düzenlemeleri, müthiş bir ışık ve hele de 18. yüzyıl tarihli ali paşa hanı'nın atmosferi eklenince; "yaşamaya dair" unutulmayacak bir tiyatro anısına dönüşüyor, oyun bitip de dükkan kepenkleri inmiş ıssız sokakta tahtakale yönünde yürümeye başlar başlamaz..