portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
portekiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mart 2016 Cuma
amalia için söyleyen misia
anne tarafından barselona'lı, anneannesi burlesk, annesi flamenko dansçısı misia bir kere daha istanbul'da, 20 yıl önce ilk geldiğinde çıktığı salonda, cemal reşit rey konser salonu'ndaydı bu akşam.
sadece amalia rodriguez'e ayırdığı, adadığı son projesi "para amalia"dan fadolar seslendirdiği konseri ünü en az amalia kadar yayılmış "cançao do mar" ile açtı, ikinci bis olarak söylediği başka bir ünlü amalia fadosu "lagrima" ile bitirdi.
ilk bis ise konserin doruk noktalarından biriydi; "kül ve duman"ı o tok, içli sesiyle tüylerimizi diken ede ede seslendirdi.
konser playlist'i sadece amalia'nın söylediği fadolardan değil, bu proje kapsamında misia'nın amalia için çeşitli müzisyenlere sipariş ettiği ve ayrıca kendisinin yazdığı fadolardan oluşuyordu.
"amalia en iyisiydi, hala kalbimizde yaşıyor, onun gibi söyleyemem, o yüzden bozarak, değiştirerek söyleyeceğim" diyerek önce solo piyano, ardından üç gitar eşliğiyle bizi 90 dakikalığına bulunduğumuz zaman ve mekandan kopardı; bize mutluluğu yaşattı misia.
ne zamanki, istanbul'daki bir konserinin ertesi günü bir türk sanat müziği konserine gitmiş; illa hüzünlü olmak zorunda olmayan ama derin oldukları kesin fadolar ile acelesi olmayan, yavaş ritimli türk sanat müziği arasındaki akrabalığı fark ederek türkiye seyircisinin fado müziğini neden sevdiğini, anladığını anladığını söyledi misia. icra ettiği müziklerdeki ustalığının yanısıra alçakgönüllüğü ve hoşsohbetiyle de gönlümüzü bir kere daha fethetti; fado şarkıcıları arasındaki özel yerini pekiştirdi.
"portekiz'de benim için çılgın, aklına eseni yapar diyorlar, öyleyimdir; sınır, moda tanımam, özgür bir ruhumdur" diyen misia iki gün daha istanbul'da olacakmış, gerçi her yerini görmüş, pierre loti'de çay bile içmiş, ama mutlaka yeni yerler keşfedecekmiş, hiç olmadı tek gözlü de olsalar gururla yürüyen osmanlı kedilerimizden görürmüş sokaklarda. istanbul'u, istanbul seyircisini çok sevdiği kesin; "bu yıl tekrar gelemem, ilk albüm kaydımın 25. yılı bu sene, bazı projelerim var, ama ilerde mutlaka tekrar geleceğim; belki bir 20 yıl sonra da tekrar bu salonda konser veririm, belli mi olur" diyerek konseri noktalayan misia'dan ayrılmak zor oldu; umarım arayı çok fazla açmaz..
Etiketler:
amalia rodriguez,
fado,
misia,
müzik,
portekiz
4 Nisan 2015 Cumartesi
tatlı cadı dulce pontes bir kere daha istanbul'daydı..
dulce pontes istanbul'daki ilk konserini 2000 eylül'ünde açıkhava'da verdi. en yakın arkadaşım burcu ile gitmiştim konsere.
pontes istanbul'a ikinci kere yine açıkhava'ya geldi; yıl 2005'ti; konsere sevgilimle gitmiştik.
şimdi 2015'teyiz. dulce bu akşam yine istanbul'daydı. bu sefer kapalı bir mekanda: işsanat'ta. bu sefer anne ve babamlaydım konserde..
.
dulce pontes'i blogumda mutlaka daha önce yazmışımdır diye düşündüm, meğer yazmamışım; blogumun 2008 beridir yayında olduğunu düşününce normal tabii onun istanbul konserlerini konu edememiş olmam..
gerçi pontes'i çok daha eskiden tanıyorum. "cançao de mar"ı bir richard gere filminden (primal fear), "a briso de coraçao"yu ise tabucchi'nin romanından uyarlanan "pregunta pereira" adlı filmden keşfetmişliğim eskidir; 1995'lere, '96'lara kadar gider..
1997'de ilk barcelona seyahatimde cortes ingles'i fellik fellik aramış ve 2 cdlik konser albümünü bulmuştum; sevincimi hala unutamam..
yıllar yıllar sonra burgos'ta bir müzik dükkanında rastladığım başka bir 2 cd-1 dvd'lik setteki görüntülü kaydın istanbul konseri olması da ayrıca heyecanlandırmıştı beni; hele de kayıtta, açıkhava'daki seyirciler arasında kendimi seçince, tarihe geçmiş gibi hissetmiştim :)
dulce pontes hakkında bir yazım, 1998-99'da kuzenimle birlikte hazırladığımız ve istanbul çapında en fazla 30 adet satan fanzinimiz "brats"te çıkmıştı. bir ara, bulursam bir yerlerde, o yazıyı burada da paylaşmak isterim..
.
bir peridir dulce pontes, bir cadıdır; hür ve deli kanlıdır; shakespeare'in "bir yazdönümü gecesi rüyası"ndan fırlamış gibidir.. yerinde duramaz, hoplar zıplar sahnede; kendine özgü, içten geldiği çok belli hareketlerle dans eder; ellerini hızlıca yumruk yapıp açması onun jestidir..
inanılmaz güçlü bir sesi vardır.. yorumları yürektendir; sizin de yüreğinize işler.. piazzolla'nın "balada para un loco" yorumu 10 sene önce açıkhava'yı sallamıştı resmen; yoktur başka böylesi bir yorum; içinize işler; içinizi dağlar! muhteşemdir..
dulce pontes bu akşam işsanat'ta bütün sıcaklığı, tatlığı ve samimiyetiyle; kuvvetiyle ve enerjisiyle sahnedeydi. gözleri yaşartacak kadar duygusaldı; tüyleri diken diken edecek kadar etkileyici.
ona eşlik eden müzisyenler de, en az onun kadar güçlüydüler.
dulce pontes konsere piyano başında başladı; eşlikçisi cellistle birlikte 3-4 şarkı seslendirdikten sonra önce bangır bangır bir ritimle bateri katıldı onlara; sonra portekiz gitarı, portekiz mandolini ve akustik gitar; en son da piyano eklendi. kesintisiz 105 dakika müzik yaptılar. elimizden tuttular, ruhumuza dokundular; bizi büyülü bir dünyaya götürdüler..
dulce pontes eski albümlerinden bildiğim şarkıları, bazı popüler şarkıların (örneğin aranjuez'in) çok ilginç (oldukça ağırlaştırılmış ve bambaşka bir hale sokulmuş) cover'larını, ilk defa duyduğum melodileri, çok az fado ve tabii ki konserin sonlarına doğru cançao do mar'ı seslendirdi. bis için sahneye geldiğinde ise bütün salonu ayağa kaldırdı ve portekiz halk dansı ritimleriyle dans etmeye davet etti..
konser sonrasında fuayede imza masası hazırlanmıştı; bayağı bir kalabalık sıraya girmiş cdlerini alıyordu.. 2000 yılında ilk defa geldiğinde açıkhava'nın beşte biri bile dolu değildi; kulise imzaya giden beş kişiydik; ikisi, balayılarını portekiz'de geçirmiş bir çifti.. 2015'te işsanat dopdoluydu; imza almayı bekleyen azımsanmayacak bir kalabalık vardı.. ne mutlu dulce pontes'e..
.
nisan ayı; istanbul'da bu akşam enfes bir kadın sesinin yankılanmasıyla başladı, başka birisiyle bitecek: 28 nisan'da cemal reşit rey konser salonu'nda başka bir benzersiz yorumcu ute lemper bizlere seslenecek.
ute'nin "last tango in berlin" isimli şarkı akşamını beklerken kulaklarımız dulce'nin balada para un loco'su ile avunsun:
28 Nisan 2012 Cumartesi
madredeus istanbul'daydı!
madredeus perşembe akşamı 7 yıl aradan sonra ikinci kere istanbul'a, işsanat'a konuk oldu.
istanbul konseri, madredeus'un alameti farikası, yüzü ve aynı zamanda topluluktaki erkeklerin aşık olup birbirine düştükleri vokalisti, melek sesli teresa salgueiro ayrıldıktan, grup dağılıp tekrar toplandıktan sonra çıkardıkları "esséncia" albümünün turnesi kapsamında gerçekleşti.
yeni vokalist beatriz nunes'in sesi teresa'yı hiç aratmıyor; gözünüzü kapadınız mı teresa'yı dinliyor gibisiniz, açtığınızda ise teresa'nın duru ama mesafeli güzelliğine karşılık daha sempatik, güleryüzlü ve kanlı canlı bir endamın keyfini çıkarıyorsunuz. belki de beatriz hanım'ın sıcakkanlılığı hamile olduğundandır, kim bilir.
şurası kesin ki, madredeus'un beyni pedro ayres magalhães'in tahayyülündeki ses değişmemiş. bu yeni vokalist ve gruba yeni katılan müzisyenlerle değişen tek şey düzenlemeler.
doğrusu, istanbul'daki ilk konserlerinde gruba çok kızmıştım; ilk defa geldikleri bir şehirde hiç eski şarkılarından çalmayıp, sadece, daha yeni çıkmış, hiç birimizin tek bir melodisini bile bilmediği yeni albümlerinden söyleyip gitmişlerdi. bis parçası olarak bile eski güzel günlerden bir sedayı kulaklarımıza çok görmüşlerdi.
bu seferse sadece ve sadece eski albümlerden söylediler; "esséncia" konseri tam bir "madredeus best of"u idi. eh, beatriz'in sesi de teresa'yı aratmayınca; eskilerinden daha etkili, yaylı çalgıların muhabbetine daha ağırlık verilmiş yeni düzenlemelerle eski bildik ve sevdiğimiz madredeus şarkılarını dinlemek tam bir keyif oldu.
28 Mart 2012 Çarşamba
“bu vücutların içinde ne işimiz var?”

antonio tabucchi vefat etmiş.
tabucchi, kitaplarında yarattığı dünyalarda kaybolmayı sevdiğim bir yazardı.
ilk, iletişim yayınları baskısı “hindistan’a gece müziği”nde kaybolmuştum, 1994’te.
uzun süre alain corneau’nun o güzelim novelladan yaptığı film uyarlamasının, “nocturne indien”in peşine düşmüş, 2002’de sinema-tarih buluşması’nda izleyebilmiştim.
tabucchi, hepsi birbirinden kısa kitaplarında, “requiem”de, “ufuk çizgisi”nde, her seferinde geniş atmosferler yaratmayı, hikayelerin kapasitesini fersah fersah aşan dünyalar kurmayı başarmıştır.
tabucchi kolay okunur, zor sindirilir.
tabucchi vesilesiyle dolaylı yoldan tanıdığım dulce pontes portekizli sesler arasında hala favorimdir. belki tabucchi tanıştırdığından olmalı, pontes’i kendi jenerasyonundan kimselere değişmem; ne misia’ya ne mariza’ya.
“dolaylı yoldan” dedim ya; tabucchi’nin “pereira iddia ediyor” romanından uyarlanan ve başrolünde marcello’nun (mastroianni) oynadığı filmdeki morricone imzalı şarkıya takılmıştım. filmin bitiş jeneriğinde, takıldığım adı yakaladım: dulce pontes. barcelona’ya ilk gidişimde corte ingles’in müzik kısmında harıl harıl pontes cdleri aranmış ve o muhteşem iki disklik konser albümünü bulmuştum.
tabucchi bir çok başka kapılar da açtı bana. portekiz’i, lizbon’u, fado’yu, pessoa’yı daha çok sevmemi sağladı. alain tanner’in bruno ganz’lı lizbon filmi “beyaz kentte”ye bile tabucchi referansıyla ulaştım.
portekiz, fado hüzündür. tabucchi de hüzün yüklüdür. tabucchi’nin bana hatırlattıkları da nostaljik, hüzün dolu anılar… uzun zaman önce kapanmış afa yayınları mesela.
afa’nın beyoğlu’ndaki kitap dükkanın sıcak atmosferinde kitaplar arasında avare avare dolanmak, sahibi ve eşini kasanın arkasında, kapıda, kapı önündeki masada görmek; ve hatta, afa’nın organize ettiği ve sanırım havanın sıcaklığından dolayı sokakta yapılan antonio tabucchi imza günü.
tabucchi’nin ölüm haberi bir dostumu, onunla yıllardır hiç eksiltmeden sürdürdüğümüz dostluğumuzu, paylaştıklarımızı, anılarımızı da hatırlattı bana tekrar. o zamanlar birbirimize tabucchi kitapları vermiştik, madredeus dinlemiştik, yanılmıyorsam tabucchi imza gününe de beraber gitmiştik.
sevgili nuraycığım, ortak yazarımız vefat etmiş; onun toprağı bol olsun, bizim başımız sağ olsun. "hindistan’a gece müziği"nde tren istasyonunda bekleyen adama jainist rahibin sorduğu soruya adamın verdiği cevabı hatırlıyor musun:
“belki içlerinde yolculuk ediyoruzdur…”
Etiketler:
antonio tabucchi,
dulce pontes,
edebiyat,
fado,
müzik,
portekiz,
sinema
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


