misia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
misia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2024 Pazartesi

01 NİSAN

fotoğraf: mehmet kerem özel, 18 eylül 2015


1748 pompei harabeleri ispanyol rocque joaquin de alcubierre tarafından keşfedilmiş; ben pompei'yi ilk defa 1992'de, ikinci defa 2015'te ziyaret ettim

1778 new orleans'lı işadamı oliver pollock "$" sembolünü yaratmış


1814 ilk gas lambaları londra sokaklarında yanmaya başlamış


1929 luis buñuel'in 24 dakikalık un chien andalou filmi vizyona girmiş




1932

1957 bbc televizyon programı panorama, isviçre'nin ticino kentindeki spagetti hasadı hakkında 1 nisan şakası olarak sahte bir belgesel yayınlamış


1999 porto'da rivoli tiyatrosu'unda burcu'yla misia'yı dinledik


2005 özen yula'nın yazdığı ayşenil şamlıoğlu'nun yönettiği gayri resmi hürrem'i istanbul şehir tiyatroları fatih reşat nuri sahnesi'nde seyrettim

2016 bu ve ertesi akşam simon mcburney'i ilk defa sahnede seyrettim; atina'da onassis stegi'de complicite yapımı, kendi uyarladığı, yönettiği ve tek başıma oynadığı the encounter'da



25 Mart 2016 Cuma

amalia için söyleyen misia



anne tarafından barselona'lı, anneannesi burlesk, annesi flamenko dansçısı misia bir kere daha istanbul'da, 20 yıl önce ilk geldiğinde çıktığı salonda, cemal reşit rey konser salonu'ndaydı bu akşam.

sadece amalia rodriguez'e ayırdığı, adadığı son projesi "para amalia"dan fadolar seslendirdiği konseri ünü en az amalia kadar yayılmış "cançao do mar" ile açtı, ikinci bis olarak söylediği başka bir ünlü amalia fadosu "lagrima" ile bitirdi.
ilk bis ise konserin doruk noktalarından biriydi; "kül ve duman"ı o tok, içli sesiyle tüylerimizi diken ede ede seslendirdi.
konser playlist'i sadece amalia'nın söylediği fadolardan değil, bu proje kapsamında misia'nın amalia için çeşitli müzisyenlere sipariş ettiği ve ayrıca kendisinin yazdığı fadolardan oluşuyordu.

"amalia en iyisiydi, hala kalbimizde yaşıyor, onun gibi söyleyemem, o yüzden bozarak, değiştirerek söyleyeceğim" diyerek önce solo piyano, ardından üç gitar eşliğiyle bizi 90 dakikalığına bulunduğumuz zaman ve mekandan kopardı; bize mutluluğu yaşattı misia.

ne zamanki, istanbul'daki bir konserinin ertesi günü bir türk sanat müziği konserine gitmiş; illa hüzünlü olmak zorunda olmayan ama derin oldukları kesin fadolar ile acelesi olmayan, yavaş ritimli türk sanat müziği arasındaki akrabalığı fark ederek türkiye seyircisinin fado müziğini neden sevdiğini, anladığını anladığını söyledi misia. icra ettiği müziklerdeki ustalığının yanısıra alçakgönüllüğü ve hoşsohbetiyle de gönlümüzü bir kere daha fethetti; fado şarkıcıları arasındaki özel yerini pekiştirdi.

"portekiz'de benim için çılgın, aklına eseni yapar diyorlar, öyleyimdir; sınır, moda tanımam, özgür bir ruhumdur" diyen misia iki gün daha istanbul'da olacakmış, gerçi her yerini görmüş, pierre loti'de çay bile içmiş, ama mutlaka yeni yerler keşfedecekmiş, hiç olmadı tek gözlü de olsalar gururla yürüyen osmanlı kedilerimizden görürmüş sokaklarda. istanbul'u, istanbul seyircisini çok sevdiği kesin; "bu yıl tekrar gelemem, ilk albüm kaydımın 25. yılı bu sene, bazı projelerim var, ama ilerde mutlaka tekrar geleceğim; belki bir 20 yıl sonra da tekrar bu salonda konser veririm, belli mi olur" diyerek konseri noktalayan misia'dan ayrılmak zor oldu; umarım arayı çok fazla açmaz..

14 Mayıs 2010 Cuma

şalsız misia


misia, lizbon'un en güzel sokaklarından biri olduğunu söylediği, deniz gören santa katerina sokağı'nda satın aldığı yeni evine davet etti bizleri; hepimizi aynı anda değil ama, teker teker... kapı yarı açıkmış, içerde ziyafet sofrası hazırmış, kapıyı hafifçe itmemiz yeterliymiş, açılırmış...

iberya yarımadasından luz casal önümüzdeki salı günü ilk defa istanbul'a gelemeyecek, ancak misia dün akşam beşinci kere istanbul'daydı; 1996'da istanbul'da ilk defa konser verdiği salonda, cemal reşit rey konser salonu'nda bir kere daha istanbullu severlerini büyüledi.

misia'yı, 99 yılının baharında burcu ile lizbon'dan iki günlüğüne yaptığımız porto kaçamağı sırasında rivoli tiyatrosu'nda dinlediğim konser dolayısıyla porto ile özdeşleştiriyor olmamda sezgisel bir doğruluk payı varmış; dünki konserde bahsettiği üzere kuzey portekiz doğumluymuş; bugün araştırınca internet sitesindeki özgeçmişinde de porto'da doğduğunu ve çocukluk yıllarını orada geçirdiğini öğrendim.
tatlı şarabı, demir köprüsü, merdivenleri, izbe sokakları, şaraphaneleri, balıkçı tekneleri, lacivert yün kazakları, fasulye-sucuk-et-tavuk karışımı bulamaç yemeği, kolay sinirlenip kolay bıçak çeken yerlileri, sarmal merdivenli kitapçısı, çağdaş ve geleneksel mimarisi ile porto biraz da misia'dır benim için. ne yazık ki dün akşamki konserde porto'ya dair bir şarkı seslendirmedi misia.

yeni çıkan, iki cd'lik "ruas" albümünün izini süren konserin ilk yarısı lizbon'a adanmıştı; misia bizi lizbon'un sokaklarında, ünlü olmak için gelip sardalya satıcılığıyla hayatını kazanmak zorunda kalan satıcı kadınlarının arasında, sokak şenliklerinde dolaştırdı. kendi lizbon'unun anlattı bize, kendi lizbon'unun şarkılarını söyledi, şairlerinden bahsetti, fernando pessoa'nın jose saramago'nun şiirlerinden bestelenmiş fadoları yorumladı.
lizbon ile istanbul'un benzerliklerinden de bahsetmeyi ihmal etmedi; kedileri, martıları, ucunda deniz gözüken sokaklarıyla...

misia ikinci yarıda ise bizleri şaşırtıp, "50 yaşın üzerinde olmanın verdiği özgürlükle" fado'nun ve lizbon'un sınırlarını aşıp küçük bir dünya turu attırdı; onun rehberliğinde dalida'dan efsanevi chavela vargas'a, flamenko'dan napoli'nin yerel şarkılarına uğradık, başta ve sonda istanbul'u da ziyaret ettik; başta, ilk defa dinlediğim "biraz kül biraz duman", sonda da 30'lardan bir tangoyla.

misia her şarkı arasında uzun uzun sohbet etti bizlerle; alçakgönüllü, espiritüel tarzıyla hayat hakkında, aşk hakkında hoş laflar etti. 50 yaşından sonra her türlü çılgınlığın mübah olduğundan... illa ya o ya bu olmak yerine, hem o hem bu olunabileceğinden... eski sevgililerinden... tatlı bir alayla; fado'nun sopa yutmuş gibi dimdik ve kıpırtısız icra edilmesi gerektiğinden...
üç kentin, lizbon napoli ve istanbul'un tarih boyunca depremzede olmalarından dolayı bol bol da kalpzede barındırdıklarını söyledi.... bir zamanlar napolili bir sevgilisi olduğunu... daha naif olduğu eski dönemlerinde, "fetiş fadosu" olarak adlandırdığı "lagrima"yı birlikte olduğu kişilere adayarak söylediğini, artık bu huyundan vazgeçip, dinleyicilerine adadığını belirterek, "eğer ölürken, sevgilinin gözünden bir tek gözyaşı dökülürse, memnun ve mesut bir şekilde hayata gözlerimi yumarım" dizleriyle biten bu benzersiz amalia rodriguez fadosunu bizler için seslendirdi.
soyut, minimal bir şalı sadece, bizi uğurlarken, bis parçası olarak söylediği bu fadoyu söylerken omuzuna attı.

herhalde, en son bir sezen aksu konserinde bu kadar gülmüş, konserin müzik kalitesinden aldığım zevkin yanısıra keyifli de vakit geçirmiştim.
misia bu sefer hüzün dozu azalmış, alameti farikası, melankolik aksesuarı "şal"ı gitmiş, yeni bir misia olarak karşımıza çıktı; neşeli ve konuşkan bir misia olarak...
eski misia'yı seviyordum ama yenisine de itirazım olamaz, zira dün akşam çok eğlendim; crr'den mutlu mesut ayrıldım...
misia da dün akşamki konserden, türk seyircisinden pek memnundu; "ne zaman olur bilemem ama bir dahaki sefere kadar hoşçakalın" diyerek ayrıldı sahneden...