mehmet kerem özel'in hayata ve sanata dair yaşadıklarını, takip ettiklerini, tanık olduklarını ve izlenimlerini paylaştığı günlüğü. [for english version please visit danzon2017.blogspot.com.tr]
1955 beat şairi allen ginsberg, san francisco'da düzenlenen bir şiir okuma etkinliğinde howl adlı şiirini ilk kez okumuş
1993 istanbul inönü stadyumu'nda madonna'nın konserine gittim
1993 toni morrison nobel edebiyat ödülü'ne değer görüldü
2008 spotify kullanıma açıldı
2013 wuppertal'in tarihi konser salonu historische stadthalle'de 1930'lar şarkılarıyla ünlenen max raabe ve topluluğu palast orchester konserine gittim
2022 sidi larbi cherkaoui'nin teatro dell'opera di roma yapımı olarak yönettiği christoph willibald gluck'un alceste operasını roma operası'nda seyrettim
wuppertal tren istasyonu’ndan historische stadthalle’ye
(tarihi şehir salonu’na) yürürken gökyüzünde yeni ay çıkmıştı; bir max raabe
& palast orchester (saray orkestrası) konseri için daha uygun bir mekan,
daha uygun bir akşam olamazdı. artdeco tasarımlı logosuyla ve 20’lerin sonu
30’ların başı arası bestelenmiş şarkılardan oluşan repertuarıyla raabe ve
orkestrasına stadthalle’nin ışıklandırılmış kuleleri ve raabe’nin zaman zaman
hafifçe kalkarak s yapan kaşına benzeyen gökteki incecik çizgi pek yakışmıştı.
max raabe palast orchester eşliğinde konserde weimar
cumhuriyeti’nden şarkıların yanısıra, artık klasikleşmiş kendi bestelediği
şarkılarını ve son iki albümdür birlikte çalıştığı annette humpe ile yaptığı
“popumsu” parçaları seslendirdi; özellikle weimar dönemi şarkılarında pek bir
alımlıydılar.
şarkı aralarında raabe’nin kendine has tonlama üslubu ve
konuşma tarzıyla en az şarkıların sözleri kadar ironi, kelime oyunu ve mizah
barındıran açıklamaları salonu çoğunlukla beyaz saçlı anneanne-dedeleri ve
onlara eşlik eden gençleri kahkahadan kırdı geçirdi.
max raabe’den ilk defa, beş-altı sene önce arte’de konser
kayıdını izlediğimde haberdar olmuş ve özellikle tarzına hayran kalmıştım;
şarkılarının bazılarına ute lemper’den aşinaydım zaten.
“tarz” derken; raabe ve orkestrasındakileri ilk yarıda
siyah, ikinci yarıda beyaz smokinler içerisinde; 20’leri-30’ları anlatan
hollywood filmlerinde gördüğümüz zengin gecekulübü orkestralarına benzer stilde
ama abartılı olmayan bir dekorla çevrelenmiş olarak; müthiş hoş orkestra düzenlenlemelerine
sahip şarkılar söylerken izlemek; raabe’nin mimikleri ve ses tonuyla, kelimleri
“yuvarlayış” tarzıyla özelleşen, ince mizahla bezenmiş, çift anlamalara ve
yanlış anlamalara açık sözlerine tanık olmak..
tam da canlı yaşantılanacak bir deneyim olmalıydı raabe ile
orkestrasını izlemek. öyle de oldu!
ama tabii istanbul’a gelebilecekleri hayalini hiç kurmadım;
çok spesifik bir müzik yapıyorlar ve biz daha o kadar geniş kucaklamıyoruz
dünya kültürlerini, hala kendimizle pek meşguluz. yoksa, ute lemper’in de
istanbul’da ilk konuk olduğu ses tiyatrosu’nun sahnesine ne kadar yakışırdı
raabe ile saray orkestrası.
şanslıydım, onları 52 konserlik 2013-14 almanya turneleri
kapsamında uğradıkları wuppertal’de yakaladım; iki akşam çıktıkları düsseldorf
tonhalle biletleri tükenmişti. wuppertal’de de salon tıklım tıklım doluydu.
christmas öncesinde berlin’de olacaklara raabe ile palast’ın
7-24 aralık arasında admiralpalast’ta sahneye çıkacaklarını hatırlatıyım; ya da
bu sezon new york’ta, moskova’da, strasbourg’da veya viyana’da yakalabilirsiniz
onları.
ya da haziran sonu-temmuz başında onlarla gemi gezisine
çıkıp, bir sürü başka konser ve etkinliğin yanısıra saint petersburg’da karaya
çıktığınızda mariinski tiyatrosu’ndaki konserlerine katılabilirsiniz..
ne yapıp edip, bir max raabe & palast orchester
konserini “ölmeden önce canlı izlenecekler” listenize ekleyin.. benden garanti;
pişman olmazsınız…
işte tipik bir max raabe & palast orchester icrası: