emmanuelle huynh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emmanuelle huynh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2024 Çarşamba

23 EKİM


1952 charlie chaplin'in yönettiği ve başrolünü claire bloom ile paylaştığı, buster keaton'ın da rol aldığı limelight filmi gösterime girmiş

1958 boris pasternak'a nobel edebiyat ödülü değer görülmüş

1958 şirinler televizyonda ilk kez peyo'nun johan ve pirlouit adlı öyküsünde görünmüşler

2004 ilk defa 2003 haziran'ında istanbul'da seyrettiğim pina bausch'un istanbul'dan esinlendiği nefes adlı yapıtını ilk defa wuppertal'de seyrettim; yapıta istanbul'da olmayan bir sahne eklenmişti

2010 cemal reşit rey konser salonu'nda emmanuelle huynh'un iannis xenakis'in bestesi üzerine sahnelediği cribles / live'ı seyrettim

2012 toshiki okada'nın hot pepper, air conditioner, and the farewell speech adlı gösterisini garajistanbul'da seyrettim

2013 maria joao pires'i ilk defa konserde canlı dinledim; ona kölner philharmonie'deki konserde ivan fischer yönetimindeki budapeşte festival orkestrası eşlik ediyordu

2014 aksanat'ta leszsdek mozder konserine gittim 

 2015 semih fırıncıoğlu'nun uçuruma doğru lezzet lokantası'nı salt galata'da seyrettim





23 Haziran 2022 Perşembe

Wiener Festwochen Günlüğü I – Coşkular


19.
 yüzyılın sonundan kalma tarım ürünleri borsası binasının büyük salonundan dönüştürülmüş Odeon Tiyatrosu'ndaWiener Festwochen kapsamında Brezilyalı koreograf Lia Rodrigues'in Encantado (Büyülü) adlı yapıtının başlamasını bekliyorum. İkinci Dünya Savaşı’nı hasarlı atlatan bina 1988'de büyük salonunun duvarları, kolonları ve tavanı olduğu gibi bırakılarak, sahne seviyesi ilk seyirci sırasıyla aynı kotta ve bank şeklindeki kesintisiz seyirci sıraları hafif çember şeklinde tasarlanarak bir tiyatro mekanına dönüştürülmüş. Mekanın atmosferi bu haliyle biraz Peter Brook'un Paris'teki efsanevi Bouffes du Nord Tiyatrosu'nu andırıyor. 

Yaklaşık 300 kişilik salon tıklım tıklım. Oturduğum sırabaşının bitişiğindeki basamaklara iki yaşlarında bir oğlan çocuğuyla babası geliyor. Çocuk loş sahneye bakıp İngilizce, karanlıktan canavarların çıkacağını, korkacağınısöylüyor. Babası cevaben, sakin ve sevecenlikle, öyle olmayacağını, endişe etmemesi gerektiğini anlatıyor. İçeriye,başlama saatine 5 dakika kala alındığımız için gösteri 15 dakika gecikmeyle başlıyor. Kimse sabırsızlanıp alkışlamıyor, kimse gösteri boyunca baba-oğulun fısıltılı konuşmasından rahatsız olmuyor. Herkes sakin ve huzurlu.


Fotoğraf: Sammi Landweer

Gösterinin başlamasını beklediğimiz süre boyunca sahnenin en arkasında boydan boya serili olarak yatan upuzun rulo, bütün mekanın önce tamamıyla karartılıp sonra alacakaranlığa çevrilmesiyle ve adeta ölüm sessizliğinde sahneye gelen üç-dört kişi tarafından yavaş yavaş öne doğru yuvarlanarak açılıyor. Ortaya, yani kelimenin tam anlamıyla sahnenin ortasına; düz, desenli, dokulu ve/veya resimli birçok parçadan oluşan rengarenk bir örtü çıkıyor, boyutu yaklaşık 10 x 10 metre. Ruloyu açanlar çıktıktan bir süre sonra, bu sefer yanlardan teker teker, farklı zamanlamalarla, çırılçıplak dansçılar önce sahneye, ardından örtüyü oluşturan kumaşların, havluların, örtülerinaltlarına giriyorlar. Sahnede rengarenk, göz alıcı, merak uyandırıcı bir peyzaj oluşuyor; yumuşak eğriler, sivri çıkıntılar beliriyor. 11 dansçı her biri farklı şekilde ilişki kuruyor kumaşlarla, farklı şekillerde kullanıyor kumaşları; bir kaçını kullanarak bedenine giysi yapan, kollarına yılan gibi saran, başına sarık gibi sarmalayan, başından uzun bir saç kuyruğu gibi sarkıtan da var, bedeninin tek bir parçasını örneğin şişirdiği göbeğini göstermek için diğer taraflarını gizlemek için kullanan da. 


Fotoğraf: Sammi Landweer

Uzaktan gelmeye başlayıp gittikçe yaklaşan ve yükselen, ritüelistik ve ritmik bir melodinin hakim olduğu ses peyzajına, dansçıların önce tropik bir ormanın derinliklerindeymişiz gibi attığı çığlıklar, çok sonra ise hep bir ağızdan söyledikleri (Brezilyanın yerel kabilelerinden Guarani’lere ait olduğunu sonradan öğrendiğim) bir şarkı eşlik ediyor. Ortam adeta bir geçit törenini, bir karnavalı andırıyor. Çıplaklıklarını gizlemeden kumaşlarla farklı şekillerde hemhal olan ve gizemli ruhlara, fantastik yaratıklara, sevimli cadılara dönüşen bedenler hiç durmayan, dinmeyen bir devran içinde sahnede deviniyorlar. Zihnim gündüz Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nde, bir kere daha beni büyüleyen Hieronymus Bosch tablolarını çağırıyor, bununla da kalmayıp, yine gündüz Leopold Müzesi'nde gezdiğim Alfred Kubin ve onu etkileyen Josef Kugler, Karl Mediz, Max Klinger gibi diğer ressamlar hakkındaki geçici sergide hayret ve hayranlıkla izlediğim düşsel dünyalara gidiyor. 

Rodrigues Encantado ile, özellikle son yıllarda karanlık bir kabus gibi üzerimize çöken savaş, salgın hastalık, doğal afet ve şiddetle yüklü atmosferin tekinsizliğini gözlerimizin önüne, ruhlarımızın derinine seriyor, ama ironi, abartı ve çoşku ile tatlandırarak. Belki bu yüzden, yanı başımdaki baba-oğul bir saatlik gösterinin bitmesine sadece 10 dakika kala çıksalar da, o iki yaşındaki çocuk sahnede canlanan büyülü dünyadan korkmuyor, o dünyayı merak edip, o dünyayla ilgileniyor. Velhasıl Rodrigues’in Encantado’su, tam da Kubin’in hayatın “tam olarak budur” diye tarif ettiği bir dünyayı betimliyor önümde: Kaygı ile olduğu kadar hayalle de örülü bir dünya.  


Fotoğraf: Sammi Landweer

Gösteri biter bitmez, akşamın ikinci gösterisine yetişmek için alkışlara kalamadan Odeon Tiyatrosu’nu terk edip telaşla Museumquartier’deki G Salonu’nun yolunu tutuyorum. Metroya doğru hızlıca yürürken, tesadüf bu ya, gösteride yanımda oturan baba-oğulun yanından geçiyorum, Encantado’daki melodiyi mırıldanıyorlar. 

Odeon’dakinin aksine buradaki gösteri tam vaktinde başlıyor. Kraanerg bu yıl 100. doğum yıldönümü kutlanan mimar kökenli Yunan müzisyen İannis Xenakis’in (1922-2001) 75 dakikalık bir bale yapıtı. Yapıtın 1968’te sahnelenen özgün versiyonunun koreografisini Roland Petit’nin yapmış olması ne kadar şaşırtıcı ise, sahne tasarımcısının Op-Art’ın ikonik ismi Victor Vasarely’nin olması bir o kadar olağan geliyor bana. Festivalde prömiyer yapan sahnelemede ise koreografiyi Emmanuelle Huynh, sahne ve ışık tasarımını Caty Olive üstlenmişler. 


Fotoğraf: Nurith Wagner Strauss

Yazının devamını okumak için tıklayın.

24 Ekim 2010 Pazar

kadim törenlerin temel formu: halka


çağdaş müzik severler bu yıl pek şanslılar; hele de bugün.
acaba evin ilyasoğlu, "borusan müzik evi'nin 80-100 müdavimi", hasan uçarsu veya miam'dan birileri bugünki idans etkinliklerini takip ettiler mi!
gündüz eszter salamon "dance for nothing"de john cage'in metnini icra etti (ben izleyemedim), akşam cemal reşit rey konser salonu'nda iannis xenakis’in canlı çalınan "persephassa"sı eşliğinde emmanuelle huynh’in "cribles / live" adlı yapıtı sahnelendi.
haberleri olunca, kaçırdıklarına üzülecekler!

...

mimarlık eğitimi almış, le corbusier ile çalışmış iannis xenakis’in, müzik festivali'ndeki muhteşem "oresteia"sından sonra, aynı yıl içinde bir yaptını daha canlı dinlemek/izlemek istanbullular için bulunmaz nimetti.
"dinlemek/izlemek" diyorum çünkü koreograf emmanuelle huynh’in "müziği mi görüyoruz yoksa dansı mı duyuyoruz?" şekilde formüle ettiği üzere; bu akşamki gösteride hem müziği gördük hem de dansı dinledik.

altı vurmalıçalgılar seti için yazılmış "persephassa"yı rhizome percussions grubu yorumladı.
hem de; ikisi sahnenin arkasında, ikisi hemen sahnenin ucunda iki yanda, son ikisi ise seyirci koltuklarının ortalarına denk gelen bir konumda iki yanda olmak üzere bizleri/seyircileri içine alan 360 derecelik bir halka oluşturarak. seyirci koltuklarının üzerine vurmalıçalgılar için birer platform inşa edilmişti. tek defalık benzersiz bir deneyimdi.
bir kere daha idans ekibine teşekkürler.

...

emmanuelle huynh’in koreografisi, kendisinin de program notlarında belirttiği üzere "çocuksu, geçmişe ait, kutlamaların, dinsel törenlerin, düğünlerin, savaş danslarının, geçit törenlerinin, hep birlikte hareket etmenin aracı olan halka formu" üzerine kuruluydu.
dolayısıyla, canlı icra edilen müziğin bizleri bir halka içine alması -uygulaması zor olsa da- çok yerinde bir sahneleme düzeni idi.

aslında, koreografi için söylenebilecek bütün sözleri huynh’in kendisi program notlarında sarf etmiş:
"Bu toplulukta ortaya çıkıyan “tekillik” oluyor. Dinamik ve diyalojik bir ilişki içindeki birey bazen lider rolünde beliriyor bazen de yönlendirilen. Topluluk onu oluşturan tekilliklerden, bireylerden ayrılamaz; ama aynı zamanda bu tekliklerin toplamından da fazlasıdır. Aralarındaki bağ, her toplum ya da toplulukta olanları görünür kılıyor: iktidar ilişkileri, dayanışmanın zorlukları… Ayaklarımızın altında, kollarımızın arasında, coşku ve korku arasında tarih şimdiki zamanda yazılıyor."

bir tek şunları ekleyebilirim:
. yapıtın başında, daha xenakis’in bestesi devreye girmeden önce, dansçıların birbirlerinden kaçarken ayaklarıyla zeminde çıkardıkları düzensiz seslerle başlıyor olması müziğin, çok doğal ve hoş bir sonuç verdi. bence, en az müzisyenlerin yerleşim düzeni kadar etkileyici bir fikirdi.
. xenakis'in müziğinin de devreye girmesiyle gelişen başlangıçtaki bu sahne, müziği ve koreografisiyle bana leonard bernstein-jerome robbins ikilisinin "west side story"sinin muhteşem açılış sekansını hatırlattı.

2009'daki montpellier danse'da banttan müzikle prömiyeri yapılan, 3 mart 2010'da angers'de canlı müzik eşliğindeki versiyonu sahnelenen "cribles / live" 2011 yılında metz, paris, marsilya ve reims'de turnede olacakmış.

...

şekle dair bir kaç söz/soru:
neden 10 dansçı için hazırlanmış yapıt 9 dansçı ile sahnelendi; neden broşürde 11 dansçının kısa özgeçmişi vardı da kerem gelebek'in yoktu? [kendisi akrabam veya arkadaşım değil, belirtiyim de yanlış anlaşılmasın]
dans etmeyen ama özgeçmişleri yazılmış olan 2 dansçı kimlerdi?
insanlık, pardon "dansçılık" halidir olur; provada sakatlanmış olabilirler, gelebek belki son anda kadroya dahil edilmiştir... ama, neden bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadı!
bilet satın almış 50 kişi de, seyrek kalabalığın geriye kalan kısmını oluşturan davetliler de neden adam yerine konmadılar, anlam veremedim!
ve son bir gariplik: selam sırasında huynh neden memnuniyetsizdi!