stefan micus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stefan micus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2024 Çarşamba

09 EKİM


1929 piri reis haritasının parçası topkapı sarayı kütüphanesinde bulunmuş

1986 andrew lloyd webber'in gaston leroux'nun aynı adlı romanından uyarladığı the phantom of the opera adlı müzikalinin dünya prömiyeri londra'da her majesty's theatre'da gerçekleştirildi

1997 cemal reşit rey konser salonu'nun 1997-1998 sezonu açılış konserinde fahrettin kerimov yönetiminde soprano zehra yıldız ve piyanist fazıl say'a eşlik eden cemal reşit rey senfoni orkestrası'nı dinledim; bu konser zehra yıldız'ın türkiye'de verdiği son konserdi

1997 dario fo nobel edebiyat ödülü'ne değer görüldü

2002 mehmet ulusoy'un yönettiği istanbul devlet tiyatrosu yapımı, nazım hikmet'in benerci kendini niçin öldürdü? oyununu aziz nesin sahnesi'nde seyrettim

2008 aya irini müzesi'nde stefan micus konserine gittim

2012 saburo teshigawara'nın obsession adlı gösterini haliç kongre merkezi - sadabad salonu'nda seyrettim 

2017 selim can yalçın'ın yönettiği işgal laboratuvarı yapımı abelard - müzikle iyileşmek adlı gösteriyi tatavla sahne'de seyrettim

2022 akademie der künste'nin berlin hansaviertel'deki binasında oskar schlemmer'in das triadische ballet'ini seyrettim; sahneye koyan gerhard bohner'di, icra edenler bayerisches junior ballett münchen topluluğu dansçıları

2022 aynı gün suarede ursina lardi, devid striesow ve andre jung'ın oynadıkları thorsten lensig'in verrückt nach trost adlı oyununu berlin-sophiensaele'de seyrettim



4 Aralık 2008 Perşembe

seyahat öncesi bir akşam


şu anda, bir seyahat arifesinde, başka bir yolculuktan kalma müzikleri dinliyorum, tesadüf öyle denk getirdi.
stefan micus'tan "on the way back" çalıyor, "athos, a journey to the holy mountain" albümünden.

ne şanslıyız ki, istanbul'da yaşıyoruz ve bu kentin müstesna mekanlarından biri olan aya irini'de etkileyici konserler, gösteriler seyretme, dinleme ve aslında bunları bütüncül bir deneyim olarak "yaşantılama" imkanımız oldu, oluyor...
bu sene akbank caz festivali'ndeki stefan micus konseri de bunlardan biriydi. en son jan garbarek'in hilliard ensemble ile verdiği konserde aya irini'yi "hissettiğimi" hatırlıyorum. micus hafızamı tazeledi.

farklı albümlerinden hazırladığı karışık bir programla sahneye çıkan stefan micus, bendeki tek albümünden şu anda bana eşlik eden eserini de çaldı o akşam; bana göz kırptı!

konser sonrasında imza almak için bekledik bir kaç arkadaş. stefan micus bekletmedi, hemen geldi. albümü imzalatırken, bu yaz aynaroz'a gittiğimi, gündüzleri kulaklıklarımda onun melodileriyle gezdiğimi, geceleri onun melodileri ile "uyuduğumu" söylediğimde çok şaşırdı, sevindi. ne zaman gittiğimi sordu, ne için gittiğimi, oraları nasıl bulduğumu?

her manastırda kocaman bir inşaat vincinin olduğunu söylediğimde, ve onlara rağmen aynaroz'un hala ruhaniliğini koruduğunu, "eh, keşişler avrupa birliği'den para almasını çok iyi biliyor" diyerek hafifçe yakındı sanki. o yirmi-yirmibeş sene önce gitmiş aynaroz'a, herşey "eskisine" daha yakınmış o zamanlarda, şimdi bozulmuş çoğu şey.

stefan micus'un bu kadar içten, bu kadar samimi sohbet edeceğini düşünmezdim. her ne kadar bestelediği müzikler, kullandığı çalgılar onun hayata bakışına dair ipuçları (insancıllık, doğallık, sadelik,...) veriyorsa da, benim için sürpriz oldu bu ayaküstü sohbet.

sonradan, konser kadar bu sohbetin de değerini "hissettim".