michel camilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
michel camilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2024 Cuma

19 TEMMUZ


1900 paris metrosu açılmış 

1937 münih'te entartete kunst (yozlaşmış sanat) sergisi açılmış 

1941 tom ve jerry ilk kez william hanna ve joseph barbera'nın the midnight snack adlı çizgi filminde kendi adlarıyla görünmüşler


1988 istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da sscb moskova genç seyirci tiyatrosu topluluğundan gerietta yanovskaya'nın rejisiyle mihail bulgakov'un köpek kalbi adlı oyunu seyrettim; bütün sahnenin küllerle kaplı olduğunu hatırlıyorum 

1992 istanbul harbiye açıkhava tiyatrosu'nda sağanak şeklinde yağan yağmur altında ıslanarak chris de burgh dinledim 

1993 ilk defa evelyn glennie'yi konserde dinledim, istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da philip smith ile

1997 yıllarca albümlerini aradığım michel camilo'yu nihayet canlı dinledim; üçlüsüyle harbiye açıkhava tiyatrosu'nda konser verdi

2008 ilk defa antik epidaurus tiyatrosu'nda bir gösteri seyrettim; hem de ne gösteri: pina bausch'un orfeus und eurydike'si. inanılmaz bir deneyimdi. paris ulusal opera balesi yapımı olan gösteri sırasında pina bausch iki sıra önümde oturuyordu, gösteri boyunca iki yanındaki asistanlarına notlar aldırdı

2010 istanbul harbiye açıkhava tiyatrosu'nda paul simon'ı dinledim












14 Temmuz 2024 Pazar

14 TEMMUZ


1789 halkın bastille'i işgaliyle fransız devrimi başlamış

1902 venedik'te 10. yüzyılın başında inşa edilmiş olan 100 metre yüksekliğindeki san marco çan kulesi devrilmiş

1933 almanya'da nazi partisi dışında bütün partiler kapatılmış

1965 mariner 4 ilk defa dünya dışında bir gezegenin, mars'ın yakın plan fotoğraflarını çekmiş

1982 alan parker'ın yönettiği, bob geldof'un oynadığı ve roger waters'ın yazdığı pink floyd - the wall adlı müzikal film uyarlaması gösterime girdi


1987 ünlü kemancımız suna kan'ı ilk defa canlı dinledim; istanbul spor ve sergi sarayı'ndaki konserde ingiliz oda orkestrası'nı cem mansur yönetiyordu

1988 istanbul harbiye açıkhava tiyatrosu'nda annem, babam, amcam ve yengemle joan baez'i dinledim

1989 başrollerini billy crystal ve meg ryan'ın paylaştığı, yönetmenliğini rob reiner'ın yaptığı, senaryosunu nora ephron'un yazdığı romantik komedi filmi when harry met sally gösterime girdi


1992 istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da katia & marielle labeque'i ilk defa dinledim; ertesi akşam ikilinin harbiye açıkhava tiyatrosu'nda john mclaughlin üçlüsü ile verdiği konsere gittim 

1993 istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da the royal ballet'i seyrettim; kenneth macmillan, george balanchine ve frederick ashton'ın yapıtlarını sahnelediler; üç akşam sonra aynı topluluğu kenneth macmillan'ın koreografisini yaptığı mayerling balesinde seyrettim

1995 mp3 formatı yaratıldı.

2005 istanbul harbiye açıkhava tiyatrosu'nda mercedes sosa'yı dinledim










16 Mayıs 2013 Perşembe

camilo ile tomatito'nun latin ateşi


michel camilo ile tomatio bir kez daha bizleri büyülediler; işsanat’ı resmen ateşe verdiler. o kadar ki, olağan caz konseri formatı olan -bis dahil- 1.5 saatlik şölen bittikten sonra, ışıklar yanmasına, kapılar açılmasına, seyircilerin telaşlı olanlarının gitmesine rağmen, bir grup ateşlenmiş seyircinin ısrarlı alkışlarıyla tekrar sahneye gelip, sürpriz bir “spain” çaldılar.

birinin parmakları piyanonun tuşlarında, diğerininkiler gitarın tellerinde uçuşurken, biz sıradan dünyalılar bu iki büyücüyü gözlerimizle takip etmekte zorlansakta kulaklarımız ve yüreklerimiz onların parmaklarından çıkan müzikle doldu taştı.
camilo ile tomatito dengeli, ahenkli, birbirlerine verdikleri paslarla çoğalan enfes bir birliktelik sergilediler.
konserin doruk noktaları üç piazzolla yorumu (oblivion, olağanüstü bir libertango ve bisteki adios nonino) ve satie’nin gnossienne’inin uyarlaması idi.

enerji küpü michel camilo ile karizmatik ama alçakgönüllü dostu tomatito'yu bir dahaki sefere kadar özleyeceğiz..

13 Kasım 2010 Cumartesi

iki piyanistli konserler haftası


geçen sezon ara verdiğim işsanat seferlerime bu sezon yeniden başladım. sadece 10 konserlik. ve ikisi bu hafta gerçekleşip bitti bile.

şehrimizde kaliteli iki piyano konserine rastlamak olağan değildir, zira birbirine uyumlu iki piyano bulmak zordur. zaten bu yüzden pekinel kardeşleri uzun zamandır görmüyoruz sahnelerimizde; bu konuda -haklı olarak- aşırı titiz oldukları için.

çarşamba akşamı gidemediğim albert long hall'deki emre elivar & muhiddin dürrüoğlu dört el piyano konserini de [schubert'in fantazisini istanbul'da en son ne zaman canlı dinleme şerefine ermiştik; kaçırdığıma yazık oldu!] sayarsak bu hafta istanbul için gerçekten ikili piyano konserleri anlamında olağandışı bir haftaydı.


salı akşamı işsanat'ta baba ashkenazy'e oğullardan piyanist olanı [diğeri klarinetçiymiş] eşlik etti.
yarıları sonlandıran iki yapıt, borodin'in "poloveç dansları" ve ravel'in "la valse"i çok çok iyiydi, ama ravel'den çalınan diğer yapıt "ma mere l'oie"ye bol bol öksürük sesleri eşlik etti, tabii böylesi pek çekici olmadı.
konserin başındaki poulenc sonatı ve scriabin fantazisi ise ilk defa dinlediğim, bence pek de çekiciliği olmayan iki yapıttı; yorumları konusunda fikir beyan edemeyeceğim.


işsanat'ta bu akşam ise, kolay kolay denk gelinemeyecek bir piyano ikilisi vardı: kübalı michel camilo ile kübalı chucho valdes.

yaklaşık 1.60-65 boyunda bir piyano akrobatı/sihirbazı/büyücüsü/devi olan michel camilo her zamanki gibi hiperaktif, enerjik, heyecanlı, güleryüzlü ve sevimliydi.
chucho valdes ise 70 yaşında bilge bir çınardı; boyu 1.90 falandı [belki camilo'nun yanında o kadar uzun duruyordu, bilemeyeceğim] ve beden hareketleri hantaldı ama piyano başına geçince canavar kesildi, camilo'yla baş etmesini bildi; "duayen" dedikleri adamlardandı kendisi.

1990'da katia ve marielle labèque'in "love of colors" albümündeki "caribe" adlı inanılmaz [gerçekten "inanılmaz", abartmıyorum; dinleyen/bilen hak veriyordur bu yorumuma] yapıtıyla tanıdığım michel camilo'yu, daha sonraları caz festivali ve işsanat sayesinde sayısız defa canlı yaşantılama şansımız oldu.
bu akşam, hazır piyano ikilisi formatındalar, acaba "caribe" çalarlar mı diye içimden geçirmedim değil; ancak, yeterince güçlü istemedim herhalde, çünkü çalmadılar!

onun yerine, "besame mucho"nun da içlerinde olduğu tanıdık yapıtlardan bir seçmeyi, akla gelmeyecek yaratıcılıkta detaylarla süsleyerek [bazen oldukça abartıya ve hatta gösterişe kaçarak, fazlaca rokokovari] bizlere sundular. yine de; tek kelime ile muhteşemdiler. kulağımın pasını sildiler!
neyse ki biz de ısrarlı çıktık; iki bis çalmalarını sağladık. hele de sonuncusu, lirik atmosferiyle bulutların üzerine uçurdu bizleri. unutulmayacak bir konserdi!