marie chouinard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marie chouinard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2024 Pazartesi

28 EKİM


1726 jonathan swift'in gulliver'in seyahatleri adlı eseri benjamin motte tarafından londra'da yayımlanmış 

1893 piotr ilyiç çaikovski ölümünden dokuz gün önce 6. senfonisi'nin st petersburg'daki dünya prömiyerini bizzat yönetmiş; çaykovski'nin ertesi gün kardeşinin önerisiyle pathétique adını verdiği son eseri, dinleyiciler tarafından ancak orta düzeyde bir coşkuyla karşılanmış

1915 richard strauss eine alpensinfonie adlı yapıt dünya prömiyerini bizzat yönetmiş

1954 ernest hemingway nobel edebiyat ödülü'ne layık görülmüş

1959 jean genet'nin les negres adlı oyununun dünya prömiyeri paris'te gerçekleştirilmiş

1981 metal müzik grubu metallica kuruldu

2012 münih bmw-welt binasında marie chouinard'ın body remix/goldberg variations gösterisini seyrettim



31 Ekim 2012 Çarşamba

münih 07: dance festival 2012/2

süresini biraz geniş tuttuğum bayramlar tatilimde münih'e gelmeme neden olan birincil şey dans festivaliydi. ama, festival gösterilerinden umduğum heyecanı yakalayamadım ne yazık ki. festivalde yedi yapıt izledim; aralarında beğendiklerim oldu ama hiçbiri yüreğimi hoplatmadı. [münih'te festivalden arttırdığım üç  akşamda tercihimi kullandığım münchner kammerspiele oyunları ise ayaklarımı yerden kesmeye yetti.]

dans festivali izlenimlerime kaldığım yerden devam edersem: pazar ve salı ikişer gösteri izledim.


pazar matinede sahnelenen hans van den broeck'in SOIT topluluğunun "messiah run!" adlı yapıtı zaman zaman çok güzel anlar ve gerek tiyatral gerek koreografik fikirler barındıran ama bütünüyle değerlendirildiğinde ol(gunlaşa)mamış, karman çorman, ne demek istediğine karar verememiş bir işti. sahneyi neredeyse bütünüyle kaplayan farklı tasarımdaki sandalyeler arasında başlayan; pina bausch'un "café müller"inden sonra iyi cesaret diye düşündüğüm; ve sandalyelerden artakalan mekanları kullanmada oldukça başarılı olan koreografi, zamanla kendini tekrar etmeye başladı; yarım saat sonra sandalyeler sahnenin arkasına dizilmeleriyle iş bütün ilginçliğini kaybetti. 80 dakikalık fazlaca uzun süresiyle de sabrımı zorladığını söylemeliyim; bitmek bilmedi; arka arkaya bir sürü sonu vardı.


pazarın suaresinde kanadalı marie chouinard'ın "body remix/goldberg variations" adlı işi vardı. 85 dakikalık, iki bölümlü yapıtın arte'de geçen sene yayınlanan 50 dakikalık kurgulanmış versiyonu çok daha iyi, derli toplu ve etkileyiciydi. televizyon ekranından izlerken edindiğim tatmin ve keyfin, canlı olarak tanık olduğum zamankinden daha yüksek olması herhalde yapıt adına pek hayırlı olmasa gerek.
belki de kişisel bir durumdu; yorgundum, gösterinin yapıldığı bmw welt yapısı abartılı görkemiyle beni uzaklaştırdı, bir de salonunun elverişsizliği eklenince heyecanla beklediğim bu gösteriden hayal ettiğim keyfi alamadım. oysa ki chouinard'a iki yıl önce julidans'taki "the golden mean (live)" adlı yapıtıyla hayran kalmıştım.


salı günü matine ve suarede eski forsythe dansçılarının işleri vardı. richard siegal ile birlikte festivalde forsythe kökenlilerin sayısı üç; azımsanmayacak bir toplam.
matinede, pina bausch'un topluluğunda eğitmen olarak çalışan antony rizzi'nin pina bausch, penny arcade ve jack smith'i hayali olarak buluşturduğu "an attempt to fail at groundbreaking theatre with pina arcade smith" adlı hafif egzantrik, bolca kaçık, çılgın işini seyrettim.
seyretmenin ötesinde işte bizzat görev de aldım. oturmayı seçtiğim yer meğerse gösterinin ışığını kontrol edecek olan seyircinin yeriymiş; o seyirci salı akşamı ben oldum. rizzi önüme portatif ışık masasını getirdi, dört spotu nasıl kontrol edeceğimi anlattı; ışığın kontrolü bende olduğu için adımın "god" olacağını söyledi ve oyun boyunca bana "god" diye seslenerek ışık konusunda direktifler verdi.. rizzi benim dışımda başkalarına da görevler verdi; bir metni okumak, bir spotun önünde renkli jelatini hareket ettirmek gibi.. oldukça interaktif bir gösteriydi.
rizzi bir yandan "delidir ne yapsa yeridir" kıvamındaydı diğer yandan da gösteri sanatları ve performans konusunda shakespeare'in soytarıları gibi lafı gediğine oturtan sivridilli yorum ve sataşmalarıyla bizi fethetti. 70 dakika olarak duyurulan iş 105 dakika sürdü.


münih seyahatimi kapatan, festivalde izlediğim son yapıt cyrstal pite'ın kidd pivot topluluğu ile sahnelediği "the tempest replica" idi.
ilk yarım saatinde "fırtına"dan seçtiği bölümleri prospero dışındaki bütün karakterlerin bütünüyle beyaz kostüm ve yüzleri beyaz maske-kasklarla örtülmüş şekilde, birebir, basit hareketlerle canlandıran, bununla da yetinmeyip sahnede olan biteni yazıyla da sahne arkası perdesine yansıtan; çok basit projeksiyon ve gölge tiyatrosu teknikleri kullan pite, tam "ben bunu niye izliyorum ki" dediğim anda, 180 derecelik bir dönüşle, oyunun devamındaki duyguları ve olayları günlük kıyafet ve yüz-başları açılmış dansçılarla müthiş bir hareket dili ve koreografik kaliteyle anlatmaya koyuldu.
peki o ilk bölüm neydi öyle! gösteri sonrasındaki soru-cevapta pite'ın anlattığına göre hikayenin anlaşılmasını istemişmiş; hatta işin ilk halinde oyundan metin alıntıları yokmuş, onları sonradan eklemiş!
pite'ın işi, ikinci bölümünün koreografik anlamdaki yetkinliğine rağmen, derinlikten yoksun, "fırtına"yı birebir anlatmanın ötesinde bir derdi olmayan, pite'ın "fırtına"dan ne çıkardığını, "derdini" anlayamadığım bir işti.


14 Temmuz 2010 Çarşamba

julidans 2010, genel izlenimler & bilanço

yaz geldi mi avrupa'nın belli başlı kentlerinin dans festivalleri arka arkaya dizilirler. bana göre bunlardan; genç -veya kendini genç hisseden- seyirciye hitap eden, dinamik, avant-garde, yenilikçi ve performans sanatına göz kırpan en önemli üç tanesi: temmuz'un ilk 15 gününde amsterdam'daki julidans, temmuz ortası-ağustos ortası arasında viyana'daki impulstanz ve ağustos'un son 15 gününde berlin'deki tanz im august'tur.

yıllardan beri programlarını uzaktan takip ettiğim julidans'ın bu seneki toplamı benim için o kadar heyecan vericiydi ki, kuzenim s.'nin lojistik, manevi ve fiziki desteğini de alarak, kültür başkentimiz istanbul'dan sekiz günlüğüne ayrılmayı göze aldım.
sanırım burada önemli bir şeyler kaçırmadım. orada ise, kolay kolay -bazıları imkansız seviyede- istanbul'da sahnelenemeyecek gösteriler seyrettim.

dünya dans sahnesinin ünlü, ünsüz, popüler, underground, büyük ölçekli iş yapan, solo takılan ne kadar "l'enfant terrible"ı (yaramaz çocuğu) varsa bu sene julidans'taydı, şansıma onları sekiz günlük amsterdam kaçamağıma sıkıştırabildim. marie chouinard, dave st-pierre, jan fabre, ivo dimchev, lisbeth gruwez bunlardan öne çıkanları.
fabre ve dimchev'i istanbul'daki gösterilerinden tanıyordum, şaşırmadım. özellikle chouinard ve st-pierre'i çok çok çok merak ediyordum; ikisinin işlerine de hayran kaldım; çok etkileyiciydiler!!!

bu sekiz günün tetikçilerinden biri de, her yaptığı şeyi -nedense- koşulsuz beğendiğim sidi larbi cherkaoui'nin, flamenko cadısı maria pages ile ürettiği "dunas" adlı çalışmaydı. her zamanki gibi iki gece üstüste "dunas"ı seyrettim ve bir kere daha bu iki benzersiz sanatçıya hayran kaldım; provokatif, yıkıcı, rahatsız edici olmadan nasıl bu kadar büyük laflar edebildiklerine, toplum-din-insan ilişkileri eleştirisi yaparken nasıl sanatlarından ödün vermeyip nefes kesici güzellikte sahneler yarabildiklerine bir kere daha tanıklık ettim.

kuzenim v.'nin istanbul'da düğünü olmasaydı, kuzenim s.'nin "ısrarlarına" dayanamayıp bir hafta daha amsterdam'da kalabilir; sekiz sene önce 65 yaşındakilerle hazırlanmış olanını seyrettiğim pina bausch'un "kontakthof"unun bu sefer 14 yaşındakilere uyarlanmış halini ve yine çok merak ettiğim italyan-hollanda kırması emio greco'nun "para-diso"sunu da izlerdim.

julidans'ın bu seneki programında istanbul'da daha önce seyretme şansına erdiğimiz akram khan'ın "gnosis"inin ve idansçılar sayesinde gerçekleşen p.a.r.t.s. gösterilerinden en ilginç olanının -daniel linehan'ın "not about eveything"inin- de bulunduğunu söylemek isterim. dans platform ve idans'a teşekkürler.

julidans'ta seyircilerden yana neredeyse hiç bir sıkıntı yaşamamış olmamız şaşırtıcı değil tabii; yanlışlıkla çalan bir-iki telefon, sıkılıp telefonunun ekranına, saatine bakan bir-iki kişi dışında, iki akşam yanımızda oturan çiftler gösterileri (ikisi de "dunas"tı) hiç beğenmemiş olmalarına rağmen -sonunda hiç alkışlamamalarından ve birbirilerine "hiç bir şey anlamadım" demelerinden belliydi- sessiz sessiz oturup seyrettiler, ne tek kelime konuştular ne de broşür karıştırdılar.

geçen seneki amsterdam gezimde de fark etmiştim, hollandalılar pek kolay ayağa kalkıyorlar alkışta. "ayyyynnnı bizdeki gibi!" hatta bizden de önce.
öyle viyana'da, berlin'de olduğu gibi ayakta alkışlamak küçümsenmiyor anlaşılan. tabii, ayakta alkış öyle havaifişek gibi patlayıp sönmüyor; defalarca sahneye davet ediliyor sanatçılar.

seyirci açısından pek sorun yoktu ancak julidans ekibinin organizasyonu biraz amatörceydi. bizim "v.i.p." havalı iksv'mizin çok gerisinde olduklarını söyleyebilirim; 20 yıllık bir festival için fazla acemiydiler, aksaklıklar da bayağı garipti. işte bir kaçı:
.bilet satışının yapıldığı internet sitesi hatalarla doluydu: gösterilerin bir kaçına ya ulaşılamıyordu ya da ulaşılsa da bilet satın alınamıyordu.
.festival programında olmamasına rağmen bilet satış listesinde gözüken, ancak bilet almak için tıkladığınızda "teknik problem" hatası verip sizi telefonla satışa yönelten gösteri bilgileri vardı.
.hiçbir gösteri zamanında başlamadı; en erken 10 dakika gecikmeyle!
.festivalin yapıldığı tiyatrolardan birinde gösteri sonrasında sanatçılara çiçek verilirken, diğerlerinde verilmiyordu.
.gösteri sonrasında yapılacak sanatçı söyleşileri konusunda görevliler bihaberdi. hatta bir akşam tabelasyı koymuşlar, gittik oturduk üst fuayede hazırlanmış koltuklara, 10 dakika sonra geldiler, bu akşam değil yarın akşam olacak diye!

gösteriler sonrası yapılan sanatçı söyleşileri, dansçı veya koregorafları yakından tanımak için birebirdi.
seyircinin bu söyleşilere takılmak konusunda pek heyecanlı olduğunu söyleyemem. bizim idans'ın söyleşilerindeki tenhalığı düşününce: "ayyynnı bizdeki gibi!"

her ne kadar söyleşileri yapan hollandalı dans eleştirmenlerinin istinasız hepsi (üç farklı hanıma denk geldik) birbirinden sinir, beceriksiz ve bilgisiz idiyseler de, sidi larbi'yi, maria pages'i, dave st-pierre'i, gösteriden sonra hemen duşunu alıp soluğu fuayedeki söyleşide alan dansçıları görmek, onlarla konuşmak, gündelik hallerine tanık olmak hoştu.

julidans'ın açılış ve kapanış'taki dans partilerine denk gelememiş olsam da (kuzen kapanış partisine gitmeyi planlıyordu, acaba bu akşam orada olacak mı), israilli toplulukların 19.00 ve 20.30 seanslarında gösterilerinin olduğu tek gün, tiyatronun lokantasında düzenlenen dans partisine kuzenimle katılma şansımız oldu. hollandalılar gibi kendimizi podyumun ortasına atmadık, ama pek keyifliydi. özellikle 65-70'lik teyzelerin gençlere taş çıkartan figürleri inanılmazdı!



julidans, 01-14 temmuz 2010 (amsterdam)
1. un peu de tendresse bordel de merde!, dave st.pierre, compagnie dave st-pierre, ***** (09tem)
2. dunas, sidi larbi cherkaoui & maria pages, ***** (02-03tem)
3. the golden mean (live), marie chouinard, compagnie marie chouinard, ****.5 (04tem)
4. mana, noa wertheim, vertigo dance company, **** (08tem)
5. birth of prey, maarten van cauwenberghe & lisbeth gruwez, voetvolk **** 07tem
6. jailbreak mind, fabien prioville, **** (04tem)
7. big mouth & coveriance, niv sheinfeld & oren laor, **** (08tem)
8. libido, dave st.pierre & andre gingras, **** (05tem)
9. the china project, jin xing & chris haring, jin xing dance theatre & liquid loft, ***.5 (06tem)
10. paris, ivo dimchev & christian bacalov, *** (06tem)
11. another sleepy dusty delta day, jan fabre, troubleyn, **.5 (07tem)

5 Temmuz 2010 Pazartesi

julidans 2010, izlenim 02: jailbreak mind / prioville - the golden mean / chouinard

ilk iki aksamki cifte "dunas"tan sonra bu aksam cifte gosteri ile julidans'a dahil olmaya devam ettim.


pina bausch'un 1999-2006 yillari arasinda danscisi olmus fabien prioville " jailbreak mind"da digital teknoloji ile insan arasindaki iliskinin sorunlu taraflarini sahneye tasidi; soloydu ve 55 dakika surdu. bizim idans festivaline yakisacak nitelikte, performansin sinirlarinda gezinen etkileyici bir isti.


juldans'ta seyredecegim cagdas dansin yaramaz cocuklarindan ilki, coktandir merak ettigim ve yapitlarini canli izlemek istedigim kanadali avant-garde koreograf marie chouinard'in "the golden mean (live)" adli eseri ise her seyiyle ozgun, garip, oldukca siradisiydi; insanoglu ve insankizinin dertlerini bambaska, alisilmadik, cok kendine has bir sahne ve dans diliyle anlatiyordu. umarim ilerde hakkinda daha uzun yazma firsatim olur...