8 Temmuz 2024 Pazartesi
08 TEMMUZ
16 Ağustos 2009 Pazar
arzu tramvayı
"arzu tramvayı" (a streetcar named desire); tennessee williams'ın 1947 tarihli başyapıtı şu aralar dünya tiyatro sahnelerinde oldukça revaçta.işte bir kaç güncel örnek:

berlin'in, yapımlarıyla günün nabzını tutan tiyatrosu schaubühne am lehninger platz geçen sezon oynamaya başladı "arzu tramvayı"nı.yönetmeni, kurumun ayrıksı adamı thomas ostermeier değil, benedict andrews. ama oyuncu kadrosu topluluğun "starlarından" oluşuyor: blanche'da jule böwe, kowalski'de "benzersiz" lars eidinger. fotoğraflarından anladığım kadarıyla oyun, şaşmaz schaubühne tarzına sadık kalarak, orijinal mekan ve zamanından kopartılmış.

tam da bugünlerde londra'da donmar theatre'da sahnelenen "arzu tramvayı"nın en "cazip" tarafı ise blanche dubois'yı oynayan rachel weisz. oyunu sahneye amerikalı bir koreograf, rob ashford koymuş. kowalski'yi tanımadığım bir aktör, elliot cowan canlandırıyor.
oyun hakkında iyi eleştiriler de var, alacalı bulacalı olanlar da. neyse ki her türlüsünde rachel weisz'ın hakkı teslim edilmiş.
[michael winterbottom'un kıyıda kalmış bir filmi vardır: "i want you" (1998). adını elvis costello'nun aynı adlı şarkısından alan bu film bana göre tutku, saplantı, arzu üzerine yapılmış en etkileyici filmlerden biridir. iki şeyi; berberliğin (saç kesmenin, berber-müşteri ilişkisinin) aslında ne kadar "intim" bir alt-ton barındırabileceğini ve, filmin "arzu nesnesi"ni oynayan rachel weisz'ın ne kadar iyi bir oyuncu olarak varlığını ben ilk defa o filmde fark etmiştim. sonradan, maalesef ender olarak kalitesine uygun filmlerde oynayan weisz'ın, genç yaşına rağmen, blanche dubois karakterine çok yakışmış olacağını düşünüyorum.]
londra'daki yorumda bir de; aynı 1951'deki elia kazan imzalı film versiyonunda olduğu gibi, oyunun esas etrafında döndüğü karakter olan blanche'a yoğunlaşılmış olması takdir toplamış. [elia kazan'ın filmden önce yönettiği 1947 tarihli tiyatro versiyonunda kowalski'yi oynayan marlon brando'nun, jessica tandy'den (blanche) rol çaldığı, ve hatta elia kazan'ın filmi başta yönetmek istemeyip sonradan fikir değiştirmesinde, sinema sanatının imkanlarını (örneğin kurguyu) kullanarak blanche-kowalski dengesini daha doğru kurmak istemesinin yattığı söylenir.]
başka benzersiz bir kadın oyuncu, cate blanchett da blanche dubois'ya hayat vermeye hazırlanıyor.
ingmar bergman'ın fetiş oyuncusu ve eski eşi liv ullmann "arzu tramvayı"nı sydney theatre company'nin bir yapımı olarak yönetecek. oynadığı filmler kadar, yönetmenliğini yaptığı filmlerde de "kadın"a eğilen, "kadın bakışı"nı koruyan liv ullmann'ın "arzu tramvay"ına farklı bir yorum getireceğinden eminim.
1 ekim'de sydney'de prömiyer yapacak oyun kasım'da washington'da, aralık'ta new york'ta olacakmış.
son olarak; avrupa tiyatrosu'nun "haşarı çocukları"ndan leh krzysztof warlikowski, önümüzdeki sezon paris'te odeon tiyatrosu'nda sahneleyecek "arzu tramvayı"nı.
fransızca çevirisi olarak, zamanında jean cocteau'nun yaptığını değil, şimdilerde fransa'da pek tutulan (bu seneki avignon'da üçünü arka arkaya 11 saat süren, akşamdan başlayıp sabaha karşı biten bir maratonla olmak üzere, dört oyununu sahneleyen) lübnan asıllı kanadalı yazar-yönetmen wajdi mouawad'ın yapacağı yeni çeviriyi kullacak warlikowski.
başrollerde ise; kowalski'yi bir leh aktör, andrez chyra oynayacak, ve esas bomba: blanche'ı ise isabelle huppert canlandıracak! prömiyer 04 şubat'ta.
bize gelirsek; maalesef "arzu tramvayı"nın istanbul'da akılda kalıcı bir yorumunu seyrettiğimi hatırlamıyorum.
çok yıllar öncesinden, hayal meyal, kent oyuncuları'nın yapımını hatırlıyorum; blanche'ı oynayan yıldız kenter her zaman her türlü role bürünebilme becerisine sahip olsa da, kowalski rolünde müşfik kenter'in "biraz" yaşlı kaçtığını, o küçük yaşıma rağmen ben bile hissetmiştim.
bir kaç yıl önce ise, bu oyunu istanbul'da en son sahnelemeye yeltenmesi gereken kurum olan şehir tiyatroları'nın programındaydı, hem de "ihtiras tramvayı" adıyla! dayanamamış, kötü olacağını bile bile gitmiştim ve maalesef, beni hayal kırıklığına uğratmamışlardı.
filme çekildiği yıllarda amerikan sansürüyle başı oldukça derde girmiş bu oyunu, ne akla hizmet, ne amaçla, neyi anlatmak üzere sahnelemeye kalkıştıklarını anlamış değilim. neyse..
bizde bu oyun "hakkıyla" ancak özel bir tiyatroda sahnelenebilir; o da cesaretli ve yeniliğe açık olanında!
