elina garanca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elina garanca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2024 Cuma

20 ARALIK


2015 paris'te odeon - theatre de l'europe'da romeo castellucci'nin orestie, une comedie organique? adlı aşiklos uyarlamasını seyrettim

2015 aynı akşam palais garnier'de elina garanca resitaline gittim



13 Temmuz 2024 Cumartesi

13 TEMMUZ


1985 istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da carolyn carlson'un blue lady'sini seyrettim

1987 hüseyin sermet'i ilk defa canlı dinledim; istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'daki konserde ingiliz oda orkestrası'nı cem mansur yönetiyordu

1989 paris ulusal operası'nın ikinci binası, bastille meydanı'na bakan, carlos ott'un tasarladığı bastille operası açıldı

1994 harbiye açıkhava tiyatrosu'nda michel petrucianni trio'yu dinledim

2007 sinema yönetmeni peter greenaway'i dj radar ile birlikte verdiği konserde barselona'da teatro grec'te dinledim

2010 elina garanca'yı ilk defa canlı dinledim; istanbul aya irini müzesi'ndeki konserde garanca'ya istanbul devlet opera ve balesi orkestrası eşlik ediyordu, şef karel mark chichon idi

2016 matthias goerne'nin icra ettiği, william kentridge'ın sahneye koyduğu franz schubert'in winterreise lied dizisini berlin'de haus der berliner festspiele'de seyrettim

2016 aynı akşam william kentridge'ın handspring puppet company yapımı olarak sahneye koyduğu alfred jarry'nin übü uyarlaması ubu and the truth commision adlı kukla gösterisini seyrettim

2016 aynı akşam geceyarısında ilk defa bir dries verhoeven işi seyrettim ve kalbimden vuruldum: guilty landscapes, episode II



16 Temmuz 2017 Pazar

bu akşam paris operası'dan naklen "carmen"



bu akşam türkiye saati ile 20:30'da paris ulusal operası'nın 2016-17 sezonu yapımı, bizet'nin "carmen" operası naklen yayınlanacak. klasik operaları altüst etmesiyle ünlü tiyatro yönetmeni ispanyol calixto bieito yine yapacağını yapıyor ve "carmen"i bambaşka bir sahnelemeyle karşımıza getiriyor. başrollerde ise benzersiz mezzosoprano elina garanca ve jön-prömiyer roberto alagna var. 
kaçırmayın derim..

naklen yayın linki için tıklayın

14 Temmuz 2011 Perşembe

istanbul opera festivali / garanca


mersin'e geldiğinde gidemezdim. istanbul festivali'ne konuk olduğundaysa yetiştirmem gereken bir mimari proje yarışmasından dolayı imkansızdı; annemleri yollamıştım.
bu seferse, hamileliğinden dolayı iptal olur mu diye korktum. değil mi ki met ve la scala programlarını iptal etmişti, istanbul'daki bir konser hayde hayde gözden çıkarılabilirdi, neyse ki olmadı.
elina garanca ve eşi karel mark chichon yönetimindeki istanbul devlet opera ve balesi orkestrası bizlere dolunaylı bir temmuz akşamında ağırlıklı olarak fransız romantiklerinden oluşan bir program sundular.

elina garanca ilk yarıda, çiçek desenli, açık renkli, ipek kıyafetiyle pek hoştu; berlioz ve cilea'dan söylediği romantik, ağır, içli aryalar da aynı hoşluktaydılar. akşama enfes bir başlangıç yapmış olduk.

ikinci yarıda, maalesef rüküş demek zorunda kalacağım (konserin sonundaki carmen bölümü için düşünülmüş) kırmızı, kat kat, kalın bir kıyafetle geldiği sahnede gounod'nun "faust"uyla ve özellikle saint-saens'ın "samson ve dalila"sından ünlü "mon coeur s'ouvre a ta voix" adlı aryadaki yorumuyla bizleri adeta büyüledi.

konserin son bölümü bizet'ye ve "carmen"e ayrılmıştı. önce "l'arlésienne süiti"nden "farandole", ardından bir orkestra parçası - bir arya olmak üzere üçlü bir sette "carmen"den bölümler dinledik.
doğrusu, hepsi birbirinden bilindik "carmen" aryalarının beni konserin önceki kısmı kadar etkilediğini söyleyemeyeceğim. ama seyirciye çoşku da lazımdı; "habanera" ve "chanson bohéme" bu işe yaradı.
garanca ve chichon çok da nazlanmadılar; kuzeyli (litvanyalı) garanca'nın pek de kıvrakça üstesinden geldiği sıcak ve ateşli ispanyol zarzuelalarından biriyle bis yapıp bize veda ettiler.

tek keşkem: chichon'un ister arya olsun ister orkestra parçası bütün yapıtları çok hızlı tempolarda yorumlamış/yönetmiş olmasıydı. fast food çağının klasik müzik konseriydi. biraz daha vakit, yavaştan alma, sindirme tercihim olurdu.

garip bir durum: avluda garanca için imza standı hazırlanmıştı ama ortalıkta albümlerini satan yoktu. afişteki kocaman "deutsche grammaphon" logosu hınzır hınzır göz kırpıyordu...