tove ditlevsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tove ditlevsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2023 Pazartesi

Bağımlılık'tan...


"... Ve günler geçtikçe cümle kurmanın, kelime birleştirmenin ya da yalın, dört satırlık mısralar yazmanın gerçekten becerebildiğim, beni tutkuyla bağlayan tek şey olduğunu daha iyi anlıyorum. Bunu yapabilmem için de onları sonradan kullanabilmek amacıyla bir arşive yerleştiriyormuşum gibi insanları özel bir şekilde gözlemlemem lazım. Bunu yapabilmem için ayrıca özel bir şekilde okumam lazım, belli belirsiz ihtiyacım olan şeyleri hemen olmasa da sonradan kullanmak için bütün gözeneklerimle içime çekercesine. Bunu yapabilmem için de fazla arkadaş ilişkilerimin olmaması ve akşamları çıkıp içki içmemem lazım çünkü o zaman ertesi gün çalışamıyorum. Ve kafamda devamlı cümleler kurmakla meşgul olduğumdan, Ebbe benimle konuşmak istediğinde sık sık mesafeli ve dalgınım, o da bu yüzden inciniyor. ..." 

- Tove Ditlevsen 

(Çeviri: Leyla Tamer)

MonoKL Edebiyat

17 Şubat 2022 Perşembe

"kopenhag üçlemesi - gençlik"ten...



"... Bir akşam, Bay Krogh aramızdaki masanın üstünde duran yüksek, gümüş şamdanın mumlarını yaktığında cesaretimi toplayıp "Bay Krogh," diyorum., "ben çocukken şiir yazardım." Gülümsüyor ve "evet," diyor, "ve onları bana göstermek istiyorsun, öyle değil mi?" Ondan ne istediğimi tahmin ettiği için yüzüm kızarıyor. Bunu nereden bildiğini soruyorum. "Eh," diyor, "o olmasa, başa bir şey olurdu. İnsanlar hep birbirlerinden bir şey isterler ve senin, beni bir şey için kullanmak istediğini hep biliyordum." Bunu yadsıyan bir hareket yaptığımda "bundan yadırganacak bir şey yok ki," diyor, "gayet doğal. Ben de senden bir şey istiyorum herhalde." "Ne gibi?" diye soruyorum. "Öyle belli bir şey değil." Uzun ince piposunu ağzından çıkarıyor. "Ben eksantrik tip biriktiriyorum, farklı olan insanları, garip vakaları. Şiirlerini okumak isterim. Sırtıma vursana." Sonuncusunu kesik kesik söylüyor, yüzü masmavi kesiliyor. Her vuruşumda öksürüyor ve kolları yeke sarkacak şekilde öne eğiliyor. Acaba nedir hastalığı? Ölümcül mü diye sormaya cüret edemiyorum ama hemen ertesi akşam, şiir defterimle koşa koşa onu görmeye gittiğimde, çoktan bu dünyadan göçmüş olacağına neredeyse eminim. Göçmemiş ve kahve masasının başına oturduğumuz anda, onun gibi en iyi şiirleri okumaya alışık birinin ümidinin boşa çıkacağından korka korka, defteri ona uzatıyorum. Piposunu masaya bırakıyor ve defterin sayfalarını çevirirken, ben yüzünü dikkatle izliyorum."

-tove ditlevsen 
 (çeviri: leyla tamer) 
monokl edebiyat

26 Ocak 2022 Çarşamba

"kopenhag üçlemesi - çocukluk"tan...

"... Babam bana asla vurmazdı. Aksine iyi davranırdı. Çocukluğumun bütün kitaplarının sahibi oydu ve beş yaşımda bana, doğum günü hediyesi olarak verdiği Grimm Kardeşlerin Masalları olmasaydı, çocukluğum boz ve hüzünlü olacak, cehalet içinde geçecekti. Yine de ona karşı içten duygular barındırmıyordum ve o, kanepede oturmuş, durgun, irdeleyici bakışıyla, asla ne olduğu açığa çıkmayan ama sanki bana hitaben, bir şey söyleyecekmiş veya yapacakmış gibi baktığında, kendime sık sık bundan dolayı sitem ediyordum. Ben anamın kızıydım, Edvin babasının oğluydu ve bu, doğanın değişmez bir kanunuydu. Bir keresinde ona "Baba, ızdırap ne demek?" diye sordum. Bu sözü Gorki'de bulmuştum ve çok hoşuma gitmişti. O, bıyıklarının kalkık uçlarını okşayıp, uzun uzun düşündü. "Bu Rusça bir tabir," dedi sonunda. "Acı, sefalet, keder demek. Gorki büyük bir şairdi." Çoşkuyla, "Ben de şair olmak istiyorum," dedim. Hemen kaşlarını çatıp tehdit edercesine "Kendini ne sanıyorsun sen!" dedi. "Kız çocuğundan şair olmaz." Annem ve Edvin bu abes fikrime güledursunlar, ben kırgın ve üzgün, tekrar kendi içime çekildim. Bundan sonra hayallerimi asla kimseye anlatmamaya karar verdim ve çocukluğum boyunca da bu kararımdan caymadım." 

-tove ditlevsen 

(çeviri: leyla tamer)

monokl edebiyat