hélène grimaud etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hélène grimaud etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2024 Salı

11 HAZİRAN



1982 steven spielberg'in e.t. the extra terrestrial filmi gösterime girdi

1995 helene grimaud'yu ilk defa canlı dinledim; istanbul cemal reşit rey konser salonu'nda

1995 dianne warwick'i istanbul abdi ipekçi spor salonu'nda canlı dinledim

1996 bu ve 13 haziran akşamlarında iki farklı programda mark morris dance topluluğunu istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da seyrettim

2002 ilk defa paris théâtre des champs-élysées'de bir gösteri seyrettim; heinrich wernicke'nin sahneye koyduğu, başrolünde willard white'ın oynadığı, verdi'nin falstaff operası  





9 Kasım 2013 Cumartesi

NRW034 tesadüfün böylesi!!!



dün akşam abbado’nun konseri iptal olmasaydı aslında dortmund’da olacaktım. iptal haberini alınca, düsseldorf schauspielhaus’da merak ettiğim bir oyuna bilet buldum, düsseldorf’un yolunu tuttum.

tren istasyonunda hızlıca bir şeyler atıştırdım, istasyondan çıktım, ana cadde boyunca schauspielhaus’a doğru her zamanki rotamda yürüyorum.
daha önce aynı yoldan yürüdüğüm için steinway piyano mağazasının yerini biliyorum ve mağazaya yaklaşırken, wagner’in bizzat kullandığı steinway piyanonun almanya turnesinde ve bu tarihlerde düsseldorf’da olacağı aklıma geliyor.
wagner’e 1876 tarihinde steinway tarafından hediye edilen ve son operası parsifal'i bestelerken kullandığı, liszt’in wagner’i ziyaret ettiği zamanlarda çaldığı bilinen piyano, ikinci dünya savaşı bombardımanlarından yara almadan kurtulmuş. şu sıralar piyanonun bulunduğu wagner’in villası haus wahnfried restorasyonda olduğu için berlin, düsseldorf, hamburg ve diğer bir kaç kenti kapsayan bir seyahate çıkarılmış. işin güzel tarafı ise; eski piyanoların canlı kalabilmesi için kullanılmaları gerektiğinden, ziyaret ettiği şehirlerde randevu alan herkese piyanoyu çalma izni veriyorlar. dendiğine göre özellikle wagner, liszt, verdi, brahms ve chopin repertuarı muhteşem çınlıyormuş, mozart ve bach'da piyano o kadar iyi sonuç vermiyormuş.

neyse lafı uzatmıyım;
saat 7’ye 10 var, mağazanın ışıkları yanıyor ama kapalı gibi de. önce, piyano vitrinde mi acaba diye bakınıyorum; hayır. içeride geride iki kişi, piyano başında da bir hanım görünce, biraz teredütle de olsa içeri giriyorum. uzaktan piyanonun başındaki hanımı genç bir kız gibi algılıyorum; aa diyorum, lise öğrencilerine de çaldırıyorlar demek ki.

biraz yaklaşıyorum, piyano mağaza içinde, şeffaf ayırıcılarla bölünmüş farklı bir odada; odanın kapısını arıyorum; çekinerek içeri giriyorum. bir de ne göriyim: piyanonun başındaki “genç kız” hélène grimaud.
bak şu “allahın” işine; işi yok, benimle uğraşıyor! grimaud’ya “soğuk nevale” der misin, al sana karşında, sıkıysa yüzüne söyle! neyse ki grimaud ile içimde barış çubuğu yakmışım, yakmamış olsam neler olurdu kimbilir.

tam o sırada grimaud piyanonun başından kalkıyor, mağazanın sahibi ile düsseldorf tonhalle’deki konseri için bazı ayarlamaları konuşuyorlar; kulak misafiri olmamaya gayret ediyorum. bir yandan da fotoğraf makinamı çıkarıyorum; grimaud’yu çekmek için değil; barıştık dediysem, hemencecik hayranı da olmadım. fotoğraf hazırlığım wagner piyanosu için.

grimaud bana doğru yaklaşıp selam verince dayanamayıp, “sizi üç hafta önce kölner philharmonie’de schumann konçertosunda dinledim, muhteşemdiniz, çok teşekkürler” diyorum, “düşüncelerinizi ilettiğiniz için esas ben teşekkür ederim” diyor, elini uzatıyor; schumann konçertosu çalan ellerinden birini; el sıkışıyoruz; “iyi akşamlar” diliyor ve mağazanın müdürüyle uzaklaşıyorlar.
hélène girmaud; mütevazi, ilgili ve “sıcak kanlı”!
utancımdan yerin dibine girsem kurtulamam; kanıtı blogumda..

wagner’in piyanosuna yaklaşıyorum; annem veya teyzem olsa kesin bir vals tıngırtlatmışlardı; ben 30 sene uzağım piyano çalmaya, tenezzül bile etmiyorum; sadece fotoğraflarını çekiyorum..


...

helene grimaud’yla beraber fotoğraf çektirmek veya onun fotoğrafını çekmek özellikle istemedim; küskünlük, hayranlık, işin şakası.
zaten yeterince spotlar önünde olan bir sanatçının gündelik hayatının içine müdahele etmek istemedim; belki o an içinden fotoğraf çektirmek geçmiyor, mağazanın sakin bir vaktinde gelmiş kendine ait bir zamanı yaşıyor; bir iş konuşuyor. tanınmış olmak, hayatını bütünüyle kamuya vakfetmek zorunda kalmak olmamalı..

24 Ekim 2013 Perşembe

NRW018 şakayla karışık hélène grimaud




hélène grimaud ile barıştım; o küs olduğumuzun farkında bile değil; beni tanımıyor bile.
grimaud çok gençken istanbul’da bir konser vermişti; avrupa genç sanatçılar festivali mi, onun gibi bir adı vardı etkinliğin; 1987 veya 88 yılı olmalı, bir kere düzenlendi zaten, bir daha gerçekleşmedi. grimaud o konsere çıkmıştı ama daha sonraki, yani ünlü olduktan sonraki iki istanbul konserini iptal etti. nihayet geçen haziran’da festivale teşrif etti; ben gitmedim, öncekilere de o gelmemişti.

grimaud’nun biraz da “soğuk nevale” bir hali yok mu!
arte’nin, farklı dallarda çalışan ve daha önce tanışmayan iki sanatçıyı bir gece bir şehirde buluşturup neler yaptıklarını kaydettiği 60 dakikalık “durch die nacht…” (gece boyunca) programının bir seferki bölümünde grimaud ile ateş parçası rollando villazon berlin’de dolaşmışlardı. o gece, karşısında dünyanın en sıcak insanlarından biri dururken bile grimaud inanılmaz mesafeliydi!
neyse..

grimaud ile barışmama gelince; geçtiğimiz cumartesi akşamı kölner philarmonie’de wdr sinfonieorchester köln (batı alman radyosu senfoni orkestrası) eşliğinde ve jukka-pekka saraste şefliğinde enfes bir konser verdi de, ondan affettim kendisini.
grimaud mükemmel bir schumann piyano konçertosu çaldı, uçurdu beni; zaten salonun en tepesindeki koltuklardaydım, koltuk bile değil, arkalığı olmayan sıralar; en ucuz biletler oraları; sahne de gözükmüyor; hoş ben zaten klasik müzik konserlerini gözümü kapatarak izliyorum, ön koltuk arka koltuk fark etmiyor; neyse ki salonda akustik mükemmel, önemli olan da o!

salon tıklım tıklım doluydu: cumartesi akşamı, yıldız bir piyanist, klasik bir program ve bilet fiyatlarının almanya standartlarına göre ucuzluğu 2000 küsür kişilik salonda boş koltuk bırakmamış, kapıda bilet arayan çaresiz bir kalabalık yaratmıştı.
saraste şefliğindeki orkestra konserin ikinci yarısında, grimaud’un yükselttiği çıtayı düşürmedi, enfes bir brahms senfoni icra etti, dördüncüsünü. başlangıcı da wagner’in “tristan ve isolde”siyle yapmışlardı. 

bütünüyle klasik ve bildik ama unutulmayacak kalitede bir konserdi; ne diyim, allah devamını erdirsin..