thasos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
thasos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2015 Salı

thasos/taşoz'da dört gün, 07: son

taşoz adası izlenimlerime adanın ve kavala'nın hayvanlar alemine ayırdığım bu fotoğraf bandıyla son veriyorum. 

ipsala sınırından 2.5 saat keramoti, yarım saat feribot geçişi; yani türkiye'ye toplamda 3 saat uzaklıktaki bu adayı herkese bir kere gitmelik için bile olsa tavsiye ederim..

bu vesileyle şu duyuruyu da yapmış olayım: 
her seyahat izlenimimi maalesef burada yazarak paylaşacak vaktim olmuyor, ama fotoğraflarımı  https://instagram.com/danzon_/  adresinde paylaşıyorum.


















16 Ağustos 2015 Pazar

thasos/taşoz'da dört gün, 06: heykeltraş vagis ve dağ köyü panaghia

hani şu nefret ettiğim potamia sahiline geri dönersem;
sahilin üst kısmında, dağlarda iki köy var: biri potamia, diğeri panaghia.
potamia doku olarak öyle çok görülesi bir köy değil, ama içinde, hemen kilisenin yanında -eskiden okul olarak kullanılan bina- yunanistan'ın en ünlü heykeltraşlarından birinin müzesi haline dönüştürülmüş: polygnotos vagis müzesi.



vagis taşoz-potamia doğumlu ama 11 yaşında yunanistan'dan ayrılmış, bütün eğitim hayatını ve yaşamını a.b.d'de geçirmiş, orada ünlenmiş, bütün önemli amerikan müzelerinde yapıtları olan bir heykeltraş. vasiyeti, kendisine ait heykellerin doğduğu thasos adasında bir müze yapılarak orada sergilenmesiymiş; yunan hükümeti de bu vasiyeti gerçekleştirmiş.





enfes bir müze. küçücük, iki katlı; zaten ne olacak, köy okulundan dönüştürülmüş. ancak içindeki yapıtlar birbirinden güzel. belki gezmek yarım saat ancak sürüyor ama yapıtların etkisi sizde uzun bir süre devam ediyor.

vagis'i taşoz'a gelmeden önce tanımıyordum; favori sanatçılarım arasına girdi; ilerde bir tarihte vakit bulursam, blogumda onunla ilgili daha geniş bir yazı paylaşmak istiyorum.









potamia'nın aksine panaghia tarihi evleri, dokusu, sakinleri ve hayatıyla tam bir tarihi rum köyü. yeşillikler içine gizlenmiş bir mücevher.
tam ortasından adanın otoyolu geçiyor ama olsun; trafik zaten öyle çok fazla değil. bu yolun üzerinde köyün ana meydanı var. bir köşedeki dört ağızlı çeşme köyün merkezi gibi. hemen arkasındaki kahvehanelerden birine oturup bütün gün çeşmeye gelip su içen, yüzünü yıkayan, pet şişesini dolduran çocukları, gençleri, büyükleri, akan suya uzanıp susuzluğunu gideren köpekleri izleyerek vakit geçirebilirsiniz.
kahvehane dediysem, buralarda içki ve aperatif yiyecekler de servis ediliyor. ayrıca; meydanın diğer tarafında çok güzel lokantalar var; her gece tıklım tıklım doluyor.






bir köşede de öyle bir pastane var ki, bütün mamülleri birbirinden lezzetli. biz dönüş sabahımızda buradan ıspanaklı-peynirli ve vanilya kremalı böreklerden alıp, kahvehanelerden birine oturduk; üzerimizde sarmaşıklar; çayımızı ve frappemizi de söyledik. büyük bir keyifti..




15 Ağustos 2015 Cumartesi

thasos/taşoz'da dört gün, 05: aliki ya da bir arkeolojik alanda denize girebilmek



aliki küçük bir yarımada; ana adaya ince bir toprak parçasıyla bağlanıyor; bağlantı noktasının iki tarafındaki koylardan denize girilebiliyor.

büyük koy 

küçük koy

büyük olanda lokantalar, bir-iki pansiyon var, tekneler de buraya demirliyor; denizi kumlu. küçük koyda ise konaklama veya yeme-içme olanakları yok; deniz  ise taş ve kayalık; dolayısıyla daha tenha.




aliki yarımadası'nın tamamı arkeolojik sit alanı; ücretsiz gezilebiliyor. çok güzel yürüyü şgüzergahı hazırlamışlar; yarımadadaki bütün kalıntılara uğruyor; hızlı gezilirse 40 dakika bitirilebilir; bana kalsa bütün bir gün.
burada yunan döneminden bizansa uzanan çeşitli kalıntılar var; m.ö. 7. yüzyıldan adak tapınakları, m.s. 5. yüzyıldan kiliseler ve..

evet bu "ve" çok önemli, çünkü herhalde dünya üzerinde bu "ve" sonra yazacağım işleve sahip bir arkeolojik sit alanı yok: denizin içinde mermer madeni, m.ö. 6. yy ile m.s. 6. yylar arasında, tam 12 yüzyıl boyunca kullanılmış..





çok geniş bir alana yayılmış bu madenin geniş bir kısmı da deniz seviyesinin hemen altında; kesilip de çıkarılmış parçaların izleri çok net bir şekilde görülebiliyor.
yarımadanın tepe noktasında bütün bu maden alanı ayaklar altında; muhteşem bir görüntü!







dahası; burada denize girmek, dalmak ve hatta mermerlerin üzerinde güneşlenmek serbest. burası dünyanın üzerindeki en keyifli yerlerden biri olsa gerek..




aliki'deki lokantalarda yemek yemediğimiz için, nasıllardır bilemiyorum, ancak birinin tabelasında aile işletmesi yazıyordu ve masalarda yemek yiyenler memnun gözüküyorlardı; aklım kalmadı değil..
biz aliki'den kuzeyde bir tavernada yemek yedik: taverna agorastos.




müge akgün'ün radikal'deki taşoz yazılarında bahsettiği bir lokantaydı; övüldüğü kadar memnun kalmadık..