sylvie guillem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sylvie guillem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2024 Salı

23 NiSAN


2010 sylvie guillem istanbul'da ilk defa sahneye çıktı; harbiye muhsin ertuğrul sahnesi'nde akram khan ile sacred monsters'ta

2016 ilk defa blitz theatre group'un bir işini seyrettim; istanbul'da kenterler tiyatrosu'nda late night  



18 Nisan 2011 Pazartesi

atina festivali 2011


eski adıyla "hellenic", son yıllardaki adıyla "athens-epidaurus" festivali, bölünmeden önceki istanbul festivali gibi sanatın neredeyse bütün dallarını kapsayan ve üç ay süren dev bir organizasyon. hellenic'ten athens-epidaurus'a geçmeden önce biraz demode ve hatal bir haldeydi, ne zaman 4-5 yıl önce, yıllardır lyon opera balesi'nin artistik direktörü olan yorgos loukos yöneticiliğe getirildi festivalin çehresi değişti; gençleşti, çağdaşlaştı, dinamikleşti.

atina'da değişik mekanlarda ve atina'ya 2.5 saat uzaklıktaki mükemmel bir akustiğine sahip 10.000 kişilik büyüleyici antik tiyatro epidavrus'ta düzenlenen festival müzik, opera, dans, performans, tiyatro ve sergilerle dopdolu bir programa sahip.



bu yıl program bayağı bir küçülmüş ve yunan sanatçılar ağırlıklı hale getirilmiş. festivalden mayıs ayı çıkarılmış, etkinlikler haziran ve temmuz ile sınırlandırılmış.

en büyük kesinti müzik'te yapılmış. eski senelerde bolca olan caz ve dünya müziği konserlerinden eser yok bu seneki programda.
klasik müzik programında ise eski yıllarda bir çok yabancı orkestrayı konuk eden festival bu yıl ağırlıklı olarak yunan orkestralarına yer vermiş. konuk olarak scala filarmonisi ve bolşoy orkestrası var sadece. ayrıca, ne şan konserleri ne de resitaller var. festival müzik'te bayağı bir kan kaybetmiş gibi gözüküyor.

bizim açımızdan sevindirici bir haber:
zeynep tanbay dans projesi "araz" ile haziran'da üç akşam eski endüstri kompleksinden külütr merkezine dönüştürülmüş peiraios 260'ın H salonunda.
zeynep tanbay dans projesi'nde koza tamdoğan'ın etkisi yavaş yavaş hissedilmeye başlandı demektir.

zeynep tanbay dışında dans'ta dikkat çekenler:
.slyvie guillem ile bir akşam; forsythe, ek ve kylian koreografileriyle
.william forstythe'tan: "yes we can't"
.maguy marin'in topluluğu iki ayrı yapıtla: "salves" ve "may b"

bu yıl festivalin en heyecanverici programı tiyatro'da.
gözüme, gönlüme çarpanlar:
.ariane mnouchkine'in théatre du soleil'i bir türlü istanbul'a gelemedi, ama atina'ya bu ya üçüncü ya dördüncü ziyareti: "the castaways of the fol espoir (sunrises)"
.romeo castelluci'nin avignon'dan önce atina'da sahnelecek yapıtı: "on the concept of face, regarding the son of god"
.yine avignon'dan önce atina'da, bu sefer wajdi mouawad sofokles projesi: "women (women of trachis, antigone, electra)
.krzysztof warlikowski'nin geçen yaz avignon'da prömiyer yapan eseri: "(a)pollonia"
.daha 12 nisan'da berliner ensemble'da prömiyer yapmış olan son robert wilson yapımı: frank wedekind'in "lulu"su
.epidavrus'ta sam mendes'in sahneye koyduğu kevin spacey'li "3. richard"

22 Nisan 2010 Perşembe

akram khan ve sylvie guillem istanbul'da dans ediyorlar...

istanbul en son ne zaman büyük ölçekli bir çağdaş dans gösterisi gerçekleşmişti diye sorunca insan kendisine: iki sene önce william forstyhe'ın "insan yazıyor"u antrepo'da; bir sahne yapıtı değildi. ondan önce ise; dört sene evvel anne teresa de keersmaeker konuk olmuştu tiyatro festivali'ne. demek ki akram khan dört sene sonra bir sahne yapıtıyla istanbul'a konuk olan ilk önemli çağdaş koreograf/dansçı.
[akram khan bu akşam gösteri sırasındaki konuşmasında istanbul'a gelmesinin 20 sene sürdüğünü söyledi, başka bir deyişle 20 senedir istanbul'a gelmek istediğini.]

dolayısıyla; bu akşamki "gnosis" gösterisinin kalitesinden ziyade, akram khan gibi günümüzün en popüler/yıldız koreograflarından birini istanbul'da canlı seyretmiş olmamız önemli olan!

"gnosis" hakkında bir şeyler yazmak istemiyorum; içimden gelmiyor. keza, yarın akşam seyredeceğimiz "sacred monsters" hakkında da. (dvd'den seyretmişliğime güvenerek sarf ediyorum bu lafları)
çünkü o gösterinin de, kalitesinden daha fazla önce çıkan özelliği, sylvie guillem gibi günümüzün çok önemli dans ikonlarından birinin ilk defa istanbul'da sahneye çıkacak olması.

10 Mart 2010 Çarşamba

sylvie guillem istanbul'da!


akram khan 20-21 nisan'da en yeni yapımı "gnosis" ile istanbul'a konuk olmakla kalmayacak, 23 nisan'da da bu sefer üç yıldır dünyayı dolaşan "sacred monsters" ile istanbul'da sahne alacak.
"sacred monsters" akram khan'ın, fransızların ve dünya sahnelerinin efsanevi balerinlerinden, kendini bir bejart koregorafisinde de, klasik bir balede de evinde gibi hisseden sylvie guillem ile ortaklaşa sahnelediği bir yapım.
geçen sene dvd kaydından izlediğim yapım öyle çok çok iyi değil maalesef, hele de akram khan'ın sidi larbi cherkaoui ile birlikte tasarladığı başyapıt "zero degrees" düşünüldüğünde. ancak sylvie guillem gibi bir bale/dans efsanesini kentimizde izlemek ve akram khan'ı geç de olsa iki ayrı yapım ile kentimize konuk etmek ve daha da önemlisi, dans ilahlarının istanbul'a "ayağını alıştırmak" önemli bir olay!

gösterilerin mekanı: harbiye muhsin ertuğrul sahnesi.

19 Kasım 2008 Çarşamba

dansın kabe'sinde...



... schauspielhaus'tan çıkanların tanzhaus'taki gösteriye vaktinde yetişmelerini sağlamak için konulmuş otobüste susan marshall, emanuel gat, gao yanjinzi gibi koreograflarla beraber yolculuk etmek ... bir akşam önce yan koltuğunuzdaki güzel ve zarif hanımı bir akşam sonra sahnede karşınızda görmenin şaşkınlığı; üstüne bir de onun kirov balesinin baş balerinlerinden diana vishneva olduğunu öğrenmek ... önünüzdeki koltukta, şu anda dünyanın en ünlü balerini/dansçısı olan sylvie guillem ile koreograf russell maliphant'ın oturuyor olması; çıkışta uzun bir süre onların ardısıra tenha, karanlık sokaklarda yürümek ... gösteriler sırasında en çok konuşanların koreograflar ve dansçılar olması ... salondan çıkarken yol verdiğiniz pina bausch'un dansçılarından shantala shivalingappa'nın size o tatlı, yumuşak bakışıyla gülümsemesi ... aynı akşam daha geç bir saatte gösterisi olan sidi larbi cherkaoui'nin bir önceki seansta elinde bilet salonda koltuğunu araması ... arkanızda oturan daphnis kokkinos'un kesilmeyen kahkahaları... pina bausch'un her gösteri sonrasında konukları olan dansçı ve koreografların her birini sahne üzerinde iki yanaklarından öperek ve her birine birer çiçek vererek kutlaması ... akşam 18.30'da başlayan gösterilerin şehrin farklı sahnelerinde birbirinin arkasına eklenerek bazen iki bazen üç seans olarak gece yarısı 1.30-2.00'lere kadar sürmesi ... gösteri aralarında dışarı çıkıp sigara içen pina bausch dansçıları ... gece 23.00 gösterisine schauspielhaus'tan gelen pina bausch'a tanzhaus'un kapısında bir tabak içinde, üzerlerine yağ sürülmüş ekmek dilimleri sunulması ... eddie martinez'in, daphnis kokkinos'un koşuşturmaları ... tanztheater wuppertal pina bausch'un geçtiğimiz temmuz ayında görevini bırakan eski müdiresi koza tamdoğan'ın içten sohbeti ... bir hafta sonra gösterisi olan paris opera balesinin baş dansçıları yann bridard ve marie-agnes gillot'un salonlar arasında mekik dokumaları ... dominique mercy'in hiç bir gösteriyi kaçırmaması ... aynaroz'lu yaşlı keşişle yollarımızın tekrar kesişmesi* ... sahnede marion cito'nun kostümleriyle birer ilahe gibi gözüken pina bausch dansçıları regina advento ve melanie maurin'in, fuayede sıradan kıyafetler içinde aslında normal birer insan olduklarının keşfi ... tanzhaus nrw'nin, işini titiz ve severek yaptığı belli olan genç idarecisinin gösteri sonrasında çıkışta, dans takipçisi geniş bir ailenin bireyleri olarak gördüğü her bir seyirciyi teker teker, nasıl olsa yarın akşam tekrar görüşeceğiz vurgusuyla "bis gleich" (yakında görüşmek üzere) diyerek uğurlaması ... 24 gün, 3 şehir, 52 topluluk, 74 gösteri'den payıma düşenler: 3 gün, 1 şehir, 7 gösteri ...


*geçtiğimiz yaz, aynaroz manastırları seyahatinden önce beraber gideceğimiz bir dostum bana heyecanlı bir haber vermişti; aynaroz'da bakkal işleten yaşlı bir keşiş benim gibi iflah olmaz bir pina bausch hayranıymış ve atina, istanbul gibi yakın yerlerdeki gösterilerini hiç kaçırmazmış.
ne yazık ki kendisini aynaroz'da bulma vaktimiz olmadı, ama ben o keşişe aynaroz öncesi, pina bausch'un orpheus ve eurydike'sini seyretmek üzere gittiğim epidavrus antik tiyatrosu'nda 10 bin kişinin arasında rastladım.