ivo dimchev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ivo dimchev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2010 Çarşamba

julidans 2010, izlenim 04: paris / dimchev - the china project / xing & haring

garip bir aksamdi, her acidan. hem izledigim iki gosteri hem de gosteri sonrasi amsterdam sokaklari! insanlarin, dunyanin her yerinde bir kac degisiklik disinda benzer olduklarini fark etmemi sagladi bu aksam yasadiklarim ve seyrettiklerim.

cin'in ilk resmi transseksueli ve ayni zamanda en unlu modern danscisi eski albay jin xing ne kadar bulent ersoy'a benziyorduysa, mac oncesi ve sonrasi taskinliklariyla hollanda halki da bizleri cok andiriyordu; gerci yanimda kuzenim vardi ama genel anlamda soylersem: bu aksam amsterdam'da kendimi yanliz hissetmedim, tek -ve en buyuk- eksik silah sesleri idi! gosteriden ciktigimizda mac biteli yaklasik 1.5 saat olmustu ancak sokaklar hala bagiris, cigiris, korna gurultusunden gecilmiyordu, bir de tabii mutemadiyen havada sokaklari kontrol eden helikopterin sesinden.


bu aksamin gosterilerine kisaca deginirsem;
istanbul'a iki kere konuk olmus ivo dimchev'in christian bacalov icin tasarladigi paris kenti hakkinda solo, tipik dimchev tarzinda rahatsiz edici, igneleyiciydi; belli ki dimchev ve bacalov paris'ten nefret ediyorlar.
jing xing'in avusturyali chris haring ile birlikte hazirladiklari "the china project" ise; ele aldigi konu (gunumuz cin'inde kadinin durumu) ve sahneleme sekli (seyirciler lounge seklinde hazirlanmis sahneye alindi) ne kadar isabetli ve yaraticiysa, koreografi ve kurgu o kadar zayifti.

1 Kasım 2009 Pazar

ses tellerinin dansı



idans03 dün akşam bitti. son gösteri ivo dimchev'in "concerto" adlı konser-performansıydı.

kendisiyle yapılan söyleşide "koreografi aşağı yukarı bir rota yaratmaktır. dolayısıyla canlı doğaçlama bir konserin koreografi olarak düşünülmemesi için bir neden görmüyorum." diyor dimchev. evet, kuramsal olarak bakıldığında haksız değil, ama uygulamada da dimchev'e hak vermemek mümkün değil; bence, ses tellerinin dansını dinledik, yüz hareketlerinin koreografisini seyrettik dün akşam.

kısıtlı bir çevreye sunulan 2006'daki istanbulREconnects'de "lili handel" adlı muhteşem solosunu kaçırmış biri olarak, "concerto"yu izlemek/dinlemekten büyük mutluluk duydum.
ivo dimchev tanınması gereken sıradışı bir sanatçı; "concerto"da hırçın, seksi, gerilimli ve arızalı bir portre sundu bize; sesiyle atmosfer yarattı, samimiydi.
"concerto", "tamamen doğaçlama, herhangi bir yapı, melodi ya da metinin olmadığı" ancak "özgür ve içsel olarak açık" bir sanatçının mükemmelliyetçiliğini yansıtan bir gösteriydi.

"concerto"ya dair tek hayakırıklığım seyirciydi; dimchev'in "seyircinin temel belirleyici bir rolü vardır performanslarımın çoğunda" diyerek önemsediği seyirci-sanatçı ilişkisinde garajistanbul'u dolduran seyirci tutuktu; dimchev'e tepki vermekte, en basitinden "alkışlamakta" ürkektik; her bölüm ardından yarımağız dillendirdiği sayısız "thank you, thank you" sonrasında, nihayet alkışlandığında gözlerindeki ışıltıyı fark etmemek imkansızdı.
dilerim, seyircinin tepkisizliği sahnedeki şaheserden büyülenmenin/hipnotize olmanın yarattığı nukt tutulmasının göstergesidir!