antonio vivaldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antonio vivaldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2024 Perşembe

13 HAZİRAN


1911 mikhael fokine'nin koreografisini yaptığı, igor stravinsky'nin müziğini bestelediği, vaslav nijinski'nin başrolünde dans ettiği petruşka balesinin dünya prömiyeri gerçekleştirilmiş

1920 a.b.d. posta şirketi bebeklerin posta ile gönderilemeyeceğini ilan etmiş; eğer bir çocuk 50 poundluk (22,67 kilo) koli ağırlığı sınırının altındaysa, onu postalamak diğer seyahat yollarından daha ucuza geliyormuş

1985 melina mercouri'nin teklifi ile avrupa birliği'nde her yeıl bir şehrin avrupa kültür başkenti ilan edilmesi kararı alındı

1991 ilk defa bir geleneksel japon tiyatrosu no örneği seyrettim; istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'da sahnelendi

1993 ünlü soprano monserrat caballé'yi ilk defa canlı dinledim; istanbul atatürk kültür merkezi büyük salon'daki konserde istanbul devlet opera ve balesi orkestrası'nı jose collado yönetiyordu

1995 dianne ross'u istanbul abdi ipekçi spor salonu'nda canlı dinledim

1999 pier-luigi pizzi'nin yönettiği ve sahne tasarımını yaptığı, vivaldi'nin bajazet operasını istanbul aya irini kilisesi'nde seyrettim



26 Aralık 2013 Perşembe

NRW077 psikolojik gerilim tadinda bir opera: "orlando furioso"



istanbul'da barok opera izleme şansımız pek olmuyor. istanbul operası'nda en son üç-dört yıl önce gluck'un "orfeus ve eurydike"si sahnelenmişti sanırım.
almanya'nın kuzeyinde, bremen operası'nda vivaldi'nin "orlando furioso"sunu seyretme şansım olunca, kaçırmadım.

"deli orlando" olarak çevrilebilecek opera, aşkına cevap alamayınca, bir de üstüne, sevdiği tarafından kandırılınca deliye dönen şövalye orlando'nun hikayesini anlatıyor.
vivaldi'nin yaklasik 400 yıl önce yazdığı opera, hikayesiyle o kadar güncel ki: protagonistlerin hepsi kendi iç dünyalarında yalnızlar aslında; hiçbiri sevdiği kişiden karşılık görmüyor; yalnız ve sevgisizler. bir tek, orlando'nun aşık olduğu angelica ile, angelica'nın sevgilisi medoro'nun arasındaki aşk karşılıklı; zaten orlando'nun delirmesine neden olan da onların orlando'yu kandırıp gizlice evlenmeleri.

vivaldi'nin yedi başrolü; bir soprano ve bir bass dışında kontroalto ve kastratlar icin yazdığı opera, 20. yüzyılda genellikle seslerde yapılan düzenlemeyle bariton, soprano ve tenorlara uygun hale getirilerek sahneleniyor.
mizansen de bu düzenlemeye uygun olarak; geleneksel değil, cağdaş. sahnede barok tarzda dekorlar, kostümler yerine; hikayenin psikolojik tarafını ön plana çıkaran bir sahnelemeye gidilmiş. labirent gibi koridorları olan bir otel dekorunda, kimse sevdiğine kavuşamıyor, yetisemiyor; sevdiğini yakalayamıyor.
orlando'nun, aldatıldığını fark ettiği kritik andan itibaren ise, stanley kubrick'in "shining"ne benzer bir şekilde, gerilim artıyor; sahneleme bir gerilim-korku filmi atmosferine bürünüyor. operanın özgün halinin mutlu sonuyla (orlando, aşıkları affeder) ters orantılı olarak bu yorumda orlando angelica'yı öldürüyor.
sahnedeki herseyin, aslında orlando'nun hayalgücünün ürünü olduğu varsayımından hareketle önce dekor yapıbozuma uğruyor ve sona doğru esas sürpriz geliyor: tam delilik anında orlando orkestra çukuruna inip önce müzisyenlerden birinin çalgısını kırıyor, diğerlerini korkutup kaçırıyor; en sonunda tek başına cembalo'nun üzerine yığılmışken, uzaktan gelen flüt sesiyle perde kapanıyor.

başroldeki orlando, bariton martin kronthaler tarafindan yorumlanıyor. kronthaler, neredeyse üç saatlik opera sürecinde masum ve heyecanlı aşıktan gözlerini kıskançlık bürünüş deliye mükemmel bir şekilde geçiyor. sadece sesiyle ve müzikal yorum kabiliyetiyle değil; çoğu şancıda maalesef günümüzde hala olamayan güçlü oyunculuğuyla kronthaler orlando'nun delirmesini inanılır kılmayı başarıyor.

theater bremen yapımı "orlando furioso", doğru bir sekilde yapıldığında (hikayeyi, müziği doğru "okumak") operada çağdaş sahnelemenin ne kadar etkileyici ve başarılı olabileceğinin en iyi örneklerinden biri.