bir pandeminin haberi aralık'tan beridir çin'den dünyaya yayılsa da genel olarak henüz ciddi bir gelişme kaydedilmemişti. biraz tedirgindim ama tabii çoğu kişi gibi henüz işin ciddiyetinin farkında değildim. paris'te yaşayan çinli arkadaşımla, uzun yıllardır sahnelenemeyen bir pina bausch yapıtı, "blaubart..." için buluşacak, hatta wuppertal'de schwimmoper (yüzme operası) diye anılan, wim wenders'in "pina" filminin de bir sahnesinin geçtiği modernist yüzme havuzu binasını misafirlerine ücretsiz kullandıran kalburüstü bir otelde aynı odada kalacaktık.
wuppertal'e geçmeden önce, düsseldorf'da buluştuk, sergi gezdik, başka yer yokmuş gibi bir uzakdoğu lokantasına gidip yemek yedik. o, yılbaşı tatili için gittiği çin'den daha yeni paris'e dönmüştü. kaygımı belli etmemeye çalışarak, pandemi bahsini açtım. pek oralı olmadı, bu da beni bir nebze olsun rahatlattı.
neticede, hafif tedirginlikle de olsa, onunla iki gece aynı otel odasını paylaştım (istanbul'da 10 gün önce tanıştığım ve ilişkiye başladığım müstakbel sevgilime, sırf arkadaş da olsa başka biriyle aynı odada kaldığımı da söylemedim).
yanımda mayomu getirmiş olmama rağmen schwimmoper'i de kullanmadım, çünkü kış soğuğunda yüzme fikri gerçeğe yaklaşınca cazipliğini yitirmişti.






















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder