12 Nisan 2015 Pazar

film festivali 34, izlenim 4

"yağmurdan önce"den beridir balkan filmlerine merak sarmışımdır. hele de 2006'da izlediğim iki bosna-hersek filmi, "esma'nın sırrı" ve "hanımefendi"den sonra iyice! yunanistan sineması ise her zaman favorilerimdendir.
festival bu sene balkanlara özel bir bölüm ayırınca, beni pek memnun etti. bu sene en çok film seyrettiğim bölüm orası: "balkanlar: ateşin sineması".
dün ve bugün hırvat yapımı birer film izledim: "azrail" (kosac) ve "kurallar böyle" (takva su pravila).



"azrail" enfes başladı; ilk 40 dakikası tam bir kieslowski filmi tadındaydı. film ilerledikçe yoğunluğu da maalesef azaldı; kesişen hikayeler birbirlerine sıkıca dikilmemiş, sadece teğellenmişti; bence filmin en büyük sorunu bu idi.
yoksa film, üzerinden 20 yıl geçmiş olsa da o büyük yaralar açmış savaşın izlerinin insanların psikolojilerinde, mekanların sefilliğinde ve havadaki atmosferde hala nasıl elle tutulurcasına hissedilir oluşunu çok ustaca veriyordu.



"kurallar böyle" bizlerin çok iyi bildiğimiz, içimizi acıtan ve muhtemelen ölünceye dek acıtmaya devam edecek bir olayın (ali ismail korkmaz'ın dövülerek öldürülüşünün) çok benzerini anlatıyor.
bu olayın dehşeti ile yarışamaz tabii ama filmin parmak bastığı dehşet verici bir diğer olgu ise; günümüzün çok katlı, devasa boyutlu toplu konutlarında ve onların oluşturduğu boyutsuz çevrede iletişimsiz, izole, adeta kaybolmuş ve "insani" ilişkilerden uzak yaşayan ailelerin ve sistemi oluşturan araçları kullananların (mesela hastanede çalışanların, okullarda okuyanların) vurdumduymazlığının toplumları getirdiği nokta idi.
çok basit, sade, alçakgönüllü ancak bir o kadar sert ve -maalesef- umutsuz bir film "kurallar böyle".
kaçıranlar festivalin son günü rexx'de yakalayabilirler..