21 Ocak 2014 Salı

bonus PINA40 maceralarım 01


"AHNEN ahnen" filminden görüntüler

cumartesi sabahı pegasus'un sabiha gökçen'den düsseldorf'a hareket eden uçağı 50 dakika (!!!) geç kalkmasaydı, PINA40 etkinlikleri kapsamında düzenlenen dans atölye çalışmalarından "tanzen mit nayoung" (najoung ile dans etmek)'e yetişebilecektim.

"tanzen mit nayoung" hayatımın ilk dans atölye çalışması olacaktı. heyecanlıydım; yıllardır sahnede hayranlıkla izlediğim pina bausch dansçılarından birinin yöneteceği atölye çalışmasında neler olup biteceğini; hiç dans atölyesine katılmamış biri olarak gösterilenin, talep edilenin ne kadarını becerebileceğimi çok merak ediyordum.
tabii ki, pina'nın stiline daha yakından tanık olacak olmak; seyretmeyip de bizzat yapmaya çalışacak olmak; hayal edemeyeceğim güzellikte bir deneyim olacaktı benim için. çok heyecanlanmıştım ama kısmet değilmiş.

ama, çok da üzülmedim; ertesi günki, hem de bundan daha uzun sürecek olan (bu iki saatlikti, yarınki beş saatlik) başka bir atölye çalışmasına biletim vardı çünkü.
ayrıca bu seferkini kaçırmak başka hayırlara da vesile oldu: saat 16:00'de barmen operası'nda dünya prömiyeri yapılan, pina bausch'un 1986 tarihli "AHNEN ahnen" filmini seyrettim.

"AHNEN ahnen"in hikayesi şöyle:
pina bausch 1987 yılında "die klage der kaiserin" adlı tek sinema filmini çekmeden önce, yapımcılar genellikle yönetmenlerden istedikleri gibi, bausch'tan da bir senaryo taslağı talep ederler. bausch bunun yerine, o dönemde provalarını yapmakta olduğu "ahnen" adlı gösterisinin yaratım sürecini belgeler ve yapımcılara sunar. bu film pina bausch vakfı tarafından tanztheater wuppertal'in arşivinde keşfedilir, dijitalize edilir ve sunuma hazır hale getirilir.

"AHNEN ahnen" 77 dakika boyunca seyirciyi "bir pina bausch yapıtı"nın yaratım sürecinin içerisinde gezdiriyor. kamera önce uzun bir süre boyunca sadece dansçılara yakın plan yapıyor, ama ilginç bir şekilde, pina'nın sorularına hazırladıkları sunumlarla cevap veren dansçılara değil; sunum yapan dansçıyı seyreden, o sırada kendi cevabına hazırlanan ya da başka bir işle (mesela örgü örmek gibi) uğraşan dansçıların yüzlerine ve bedenlerinin parçalarına; bu sırada sunumların seslerini, müziklerini, konuşmalarını duyuyoruz.. pina'nın da sesini duyuyoruz arada sırada.. film devam ettikçe, sunumlardan da kısa kısa görüntüler önümüze seriliyor; pina'yı da görüyoruz; masasının arkasında; bir elinde sigara, masanın üzerindeki kağıtları düzenlerken.. çok intim olabilecek sahneler de var; ötneğin julie ann stanzak'ı duşta yıkanırken seyrediyoruz; dansçılara, kostüm değiştirirken çıplak halleriyle tanık oluyoruz.. bir zaman sonra, görüntülerde sahne tasarımından parçalar (kaktüsler) görmeye başlıyoruz; önce kaba haldeler, zamanla dikenleniyorlar...

[ki, peter pabst'ın kitabında bu "kaktüslerin dikenlenme" hikayesini anlattığı kısım aklıma geliyor hemen: birebir boyutlarda kaktüsleri yapıp boyadıktan sonra, bunların dikensiz bir şeye benzemeyeceklerini fark etmiş, ama diken görevi görecek belki de milyonlarca çubuğun kaktüslerin üzerine batırılması insanüstü ve prömiyer tarihine yetişmeyecek bir işmiş. bir gece, tiyatronun depolarından birinde saklanmış ve üzerine bekçilerin kapıları kilitlemesini beklemiş; o bir tek gece boyunca tek bir kaktüsün dikenlerini tamamlamış; ertesi sabah bitmiş kaktüsü pina'ya, dansçılara ve sahne görevlilerine gösterdiğinde herkes çok beğenmiş tabii ki, ama prömiyer tarihine nasıl yetiştireceklerdir o kadar kaktüsü. o andan itibaren dansçılardan büro görevlilerine, sahne teknisyenlerine kimin boş 5-10 dakikası varsa, dekor atölyesine gelmiş ve kaktüslere diken yapıştırmış; dikenli kaktüsler prömiyer tarihine yetişmiş!]

tanıdık, yabancı; dansçıların hepsi çok genç, çok çılgın, yaratıcı ve aykırılar. belli ki çok da eğleniyorlar. onları seyrederken yüzümde her an bir sırıtış hissediyorum..

"AHNEN ahnen"de, şimdilerde yaşını başını almış olsalar da, tanztheater wuppertal'de hala dans eden, çalışan marion cito, dominique mercy, josephine ann endicott, lutz förster, helena pikon, jean laurent sasportes gibi dansçıların gencecik hallerini görmek insanı duygulandırıyor.
fotoğraflarında pina bausch'un gençlik hallerini biliyoruz az çok; ama dansçılarınkine çok aşina değiliz; bu film çekilmeden bir yıl önce topluluğa katılmış olan julie ann stanzak'ı -şimdilerdeki incecik ve zarif halinden çok farklı olarak- hafif kilolu, yanakları dolu dolu haliyle görmek zamanı fark ettiriyor; hüzünleniyorum..

77 dakika, hiç bitmese dedirterek, su gibi akıp geçiyor. perde kapanıyor; salondan önce ürkek sonra güçlü bir alkış yükseliyor..

iki saat sonra bausch'un 2002 tarihli "für die kinder von gestern, heute und morgen" (dünün, bugünün ve yarının çocukları için) adlı yapıtını izlemek için yeniden dönmek üzere barmen operası'ndan ayrılıyorum..