OPUS'u beklerken (05 Eylül 2026, Pact Zollverein - Essen) © Mehmet Kerem Özel
OPUS / Landless akşamı tek defalık olarak seyirciye Yunan koreograf Christos Papadopoulos’un farklı topluluklarla sahneye koyduğu iki yapıtını bir arada seyretme imkanı verdi; ilki Avrupa’nın son yıllarda gittikçe adından daha çok söz ettiren dans topluluklarından, Antwerp ile Ghent şehrilerinin ortak kurum Opera Ballet Vlaanderen (Flaman Opera Balesi) yapımıydı, ikincisi Papadopoulos’un kendi topluluğu LEON KAI LYKOS (ASLAN VE KURT) yapımı.
Papadopoulos (1982) Atina'da Siyasal Bilimler’den mezun olduktan sonra Yunanistan Ulusal Tiyatrosu Drama Okulu'nda tiyatro okumuş. Onu esas heyecanlandıran alanının tiyatrodan çok, dans olduğunu fark edince Amsterdam'a gidip SNDO'da (School for New Dance Development) dans ve koreografi eğitimi almış. Günümüzün genç Yunan koreograf kuşağındakilerin çoğu gibi onun yolu da ünlü Yunan görsel sanatçı/koreograf/yönetmen Dimitris Papaioannou’yla çalışmaktan geçmiş.
Papadopoulos kendi dans topluluğu LEON KAI LYKOS bünyesinde sahnelediği Elvedon (2015), Opus (2016), ION (2018), Larsen C (2021), Landless (2024) ve My Fierce Ignorant Step (2025) yapıtları ile sadece Yunanistan’da değil Avrupa çapında büyük beğeni toplamaya devam ediyor. Dance On Ensemble için Mellowing (2023), Lyon Opera Balesi için Mycelium (2023), Nederland Dans Theater 1 için Ties Unseen (2024) ve Opera Ballet Vlaanderen için OPUS (2026) adlı yapıtları tasarlayan Papadopoulos Şubat 2025’te, ilk defa verilen Rose Uluslararası Dans Ödülü’nü* almaya hak kazandı.
Mycelium ile My Fierce Ignorant Step’i canlı, Ties Unseen’i naklen yayın kaydından seyretmiş biri olarak Papadopoulos’un koreografilerinin genellikle; yalın ve minimal hareket dizilerinin yapıt boyunca tekrar ederken az farklılıklarla değişerek evrilmeleri üzerine kurulu olduğunu söyleyebilirim. Önceki bir yazımda kullandığım benzetmeyi referans alırsam; Papadopoulos’un koreografilerinde dansçılar -sanki bedenlerinin içindeki küçük bir top bedenlerinin sınırlarına çarpıp yön değiştirerek ilerliyormuşcasına- uvuzlarını eklem yerlerinden kırarak hareket ediyorlar.** Papadopoulos koreografilerinde karakteristik olarak baş ve kolların hareketine ayrıca belirgin bir vurgu yapıyor. Öyle ki neredeyse bütün yapıtlarının kostümleri bu vurguyu güçlendirecek şekilde tasarlanıyor: Kıyafetler koyu renklerde ve bacakları da kaplayarak dansçıların boyun seviyesine kadar geliyorlar, sadece kolların dirsek ile el arasını açıkta bırakıyorlar. Dolayısıyla bedende baş, kollar ve eller ön plana çıkartılmış oluyor.
Bu genel izlenimimi saklı tutarak, Papadopoulos’un OPUS ve Landless’in koreografilerinde özel olarak müzik ile hareket arasında ilişki kurmayı hedeflediğini belirtmeliyim. Nasıl notaların her biri birbirlerinden bağımsız birer varlıksa, uvuzlar da uzamda birbirlerinden bağımsızca hareket edebilirler. Bu anafikirden hareketle Papadopoulos bu yapıtların hareket tasarımında müziği oluşturan notalar ile bedeni oluşturan uvuzların hareketini, birbirlerinden etle tırnak gibi ayrılmayacak sıkılıkta ilişkilendirerek örüyor. Öyle ki, özellikle OPUS’u seyrederken koreografinin nasıl ortaya çıktığını, yukarıdaki açıklamayı bilmeden de fark ediyor; duyduğunuz müzik ile eşzamanlı olarak dansçıların bedenlerindeki hareketi gördüğünüzde, bu ilişkiyi takip edebiliyorsunuz. Doğal olarak ortaya figüratif bir anlatı çıkmıyor, müziğin kendisi kadar soyut bir koreografi seyrediyoruz. Koreografi müzik kadar soyut ama onun gibi uçucu değil, tam tersi, onun uçuculuğunu beden hareketleri yoluyla maddeleştiriyor, dolayısıyla görselleştiriyor. Papadopoulos bu koreografik yaklaşımını; OPUS’ta Yunan besteci Kornilios Selamsis’in, Johan Sebastian Bach’ın Füg Sanatı’nın dört dakikalık ilk parçası Contapunctus 1’i ayrıştırıp yeniden yapılandırarak yarattığı 50 dakikalık yeni kompozisyona, Landless’de Yunan DJ-besteci Jeph Vanger’in özel olarak bu yapıt için bestelediği, yine yaklaşık 50 dakikalık müziğe uyguluyor.
Bu iki yapıtı aynı akşamda arka arkaya seyretmenin ilginç tarafı, aynı koreografik anafikrin birbirine zıt sahneleme özelliklerine uygulanmış olmasına tanıklık etmek. Şöyle ki, OPUS zemini ve arka yüzeyi bembeyaz bir sahnede kalabalık bir ekibin hareket ettiği bir yapıt iken, Landless her yeri kapkara bir sahnede bir solo.
Papadopoulos ilk defa 2017 yılında Dansnät Jöngköping yapımı olarak dört dansçı ile sahneye koyduğu OPUS’u 2026 yılının başlarında Opera Ballet Vlaanderen için 12 kişilik kalabalık bir dansçı kadrosu ile tekrar ele almış (PACT Zollverein’da benim seyrettiğim 5 Ağustos 2026 tarihli gösterimde sahnede 11 dansçı vardı). Papadopoulos ilk versiyondaki dört dansçının her biri için tanımladığı ses partisini bu versiyonda üçer dansçıya uyarlamış. Böylece temel müzikal sesler ile alt sesler arasında etkileşim kurulmasına olanak tanımış, başka bir deyişle tek bir dansçıya atadığı hareket notasyonunu üç dansçıya göre çeşitlendirmiş. Örneğin bir oktav iki dansçı tarafından birlikte ifade ediliyor. Yapıt ilerledikçe başta ayrıştırılmış olan nota dizileri birleşerek Bach’ın müziği tanıdık hale geliyor. Bununla eşzamanlı olarak sahne kalabalıklaştıkça notaların sesleri ile uvuzların hareketleri arasındaki ilişki şeffaflığını kaybetmeden karmaşıklaşıyor. Dört grup da sahneye geldiğinde koreografide artık grupların aralarındaki mekansal ilişkiler önplana çıkmaya başlıyor.
En başından itibaren sahnenin tam ortasında yukarıdan sarkan çıplak ampül üçlü beden gruplarının sahne mekanı içindeki ilerleyişleri, kah birbirleriyle kaynaşmaları kah ayrılmalarıyla birlikte çok yavaş bir şekilde yukarıya doğru yükselirken (ve gücü azaltılarak sarılaşırken), sahne mekanı da baştaki çiğ, lekesiz beyaz halinden içinde beden hareketleriyle birlikte müziğin maddeleştiği kırık beyaz, sarımsı bir ortama bürünüyor (Minimal ve etkili ışık tasarımı Stephanos Droussiotis’e ait).
OPUS ilk üçlü dansçı grubunun sahneye çıktığı ilk andan itibaren seyirciyi adeta hipnotize ediyor ve giderek de içine çekiyor, sonunda yarattığı bütünsel etkiyle de büyülüyor. Opera Ballet Vlaanderen’in dansçıları Papadopoulos’un bu müthiş bir matematiğe ve giderek giriftleşen bir örüntüye sahip koreografisini icra etme konusunda titiz, maharetli ve etkileyici bir performans sergiliyorlar. Bu başarıda topluluğun son yıllarda geçirdiği değişiminin büyük rolü olduğu kesin. Şöyle ki, topluluk Antwerp doğumlu, Fas asıllı Belçikalı ünlü koreograf/dansçı Sidi Larbi Cherkaoui’nin 2015-2022 arasındaki genel sanat yönetmenliği sırasında klasik baleden daha çok modern ve çağdaş dans yapıtları icra ederek, genel olarak opera kurumlarının bünyelerindeki bale topluluklarına hakim olan klasik bale repertuvarını yavaş yavaş terk etti. O kadar ki, Cherkaoui'nin ayrılmasından sonra kurumun opera ile bale bölümlerinin sanat yönetmenliğini birarada yürüten Jan Vandenhouwe’nin hazırladığı programlarda klasik koreografiye sahip hiç bir bale yapıtı yer almadı. Bu açıdan Opera Ballet Vlaanderen’in başarılı bir şekilde GöteborgsOperans Danskompani (Göteborg Operası Dans Topluluğu) benzeri bir kimliğe evrildiğini ve dansçılarının yıllar içinde oluşan çağdaş repertuvarı yetkin bir şekilde icra ettiklerini söylemek yanlış olmayacaktır.
Landless'i beklerken (05 Eylül 2026, Pact Zollverein - Essen) © Mehmet Kerem Özel
Landless Papadopoulos’un, dansçı Georgios Kotsifakis ile ortaklaşa tasarladığı bir yapıt. Kotsifakis, Papadopoulos’un kendi topluluğu LEON KAI LYKOS ile sahnelediği bütün yapıtlarda dans eden, yabancı topluluklara ürettiği işlerde asistanlığını üstlenen bir yaratıcı dansçı. Dolayısıyla Kotsifakis, Papadopoulos’un dünyasını en iyi bilen kişi olmasının yanısıra hiç şüphesiz o dünyayı kuranlardan da biri, adeta protagonisti.
Kotsifakis dansçı olarak olağanüstü bir fiziki gösterişe, bedene sahip değil (örneğin burada aklıma Maurice Bejart’ın unutulmaz dansçılarından ve onunla tıpkı Papadopoulos-Kotsifakis gibi bir ikili oluşturmuş olan Jorge Donn’un muhteşem fiziği ve aurası geliyor). Ancak Kotsifakis’in dans ederken etrafında yarattığı atmosfer benzersiz; bedeninin kıvraklığı, akıcılığı, zarafeti ve özellikle de yapıtın ilk anlarından itibaren mıknatıs gibi sizi kendisine çeken bakışları büyülenmiş gibi gözünüzü ondan ayıramamızı sağlıyor. Kotsifakis büyük ve kapkara bir sahnede, siyah kıyafetler içinde, 50 dakika boyunca tek başına hareket ettiği Landless’te de sizi avucunun içine almayı, kendisini nefessiz takip ettirmeyi başarıyor.
Landless'i alkışlarken (05 Eylül 2026, Pact Zollverein) © Mehmet Kerem Özel
İtalya’nın Lugano kentinde ikiyılda bir düzenlenen uluslararası çağdaş dans festivali Lugano Dance Project’in insan bedeni ile mimarinin birlikteliği temasıyla gerçekleşen 2024 tarihli ikinci edisyonu vesilesiyle LAC Lugano Arte e Cultura tarafından Papadopoulos’a sipariş edilen Landless bu birlikteliği tam da zıt yönden ele alarak ortaya seriyor: İnsan bedenini bir mimarinin/mekanın içine yerleştirmek yerine, onu bir boşluğun (simsiyah bir mekanın) içinde var olmaya zorluyor. “Landless” kelimesi koordinatları veya dayanak noktalarını yitirmiş olmaya, çıkacak bir karanın veya inecek bir yerin olmamasına dair anlamlar içeriyor. Ayaklarınızın altındaki toprağın olmadığı bir ortam zaten tam da Landless’de olduğu gibi geriye sadece bir bedenin ve karanlık bir boşluğun kaldığı bir yerdir. Yapıtın ikinci yarısında ise; bedeni arkadan takip ederek (spotu dansçının kendisinin yönetmesi sayesinde) aydınlatan, dolayısıyla seyirciye sadece bedenin konturlarını gösteren, sona doğruysa sahneye yoğun sisin basmasıyla birlikte de bu konturları geçici, uçucu bir maddeselliğe dönüştüren bir ışık kaynağı kırılgan insanın bu karanlık uzamda var olma mücadelesini etkileyici bir şekilde ortaya seriyor.
Son olarak yapıtın duygusunu seyirciye geçirmedeki başarıda Eliza Alexandropoulou’nun atmosferik ışık tasarımının ve Jeph Vanger’in metalik ses peyzajının da etkili olduğunu vurgulamalıyım.
------------------------------------
* Herhangi bir tarzdaki yeni dans yapıtları için iki yılda bir verilmeye başlanan ve adı için Rose ismini seçen anonim bir kişinin, dünyada dans üzerine odaklanmış saygın kurum-mekanlardan biri olan Sadler's Wells'e yaptığı cömert bir bağışla mümkün olan bu ödülün verilme süreci oldukça uzun: Dünyanın yedi kıtasından direktör, sanatçı, yapımcı ve yazarlardan oluşan 14 aday göstericinin belirlenen tarihleri arasında prömiyer yapan dans yapıtları arasından değerlendirmeye alınmak üzere belirlediği uzun liste, altı seçiciden oluşan uluslararası bir jüri tarafından eleniyo. Son aşamda bu yapıtlar Sadler’s Wells’te canlı olarak icra ediliyor ve kazananı Birleşik Krallık merkezli beş jüri üyesi belirliyor. Ekim 2021 ile Şubat 2023 tarihleri arasında prömiyer yapan dans yapıtlarına verilen ilk ödülün finalistleri An Untitled Love (Kyle Abraham), Carcaça (Marco da Silva Ferreira), Larsen C (Christos Papadopoulos) ve Encantado (Lia Rodrigues) idi.
Bu yazının bir versiyonu Kineo Dergi'de yayınlanmıştır.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder