1 Aralık 2015 Salı

reyhan hanım'ın ardından..

ne şanslıyım ki anneciğim dışında da beni oğlu gibi kabul eden pek çok annem oldu. bana sütannelik de yapmış olan anneannem; annem'in hiç evlenmemiş ve ömrü boyunca onlarla yaşamış olan halası ciciannem; anne-yarısı teyzem; onu yakından tanıdığım ve onunla uzun uzun sohbet etme imkanı bulduğum için kendimi şanslı saydığım saffet anne; ve iki gün önce kaybettiğimiz sevgili reyhan hanım. sık sık beni çok sevdiğini söyler, "sen de benim oğlumsun" derdi reyhan hanım; sevgimiz karşılıklıydı.

nazi partisi almanya'da iktidara gelmeden bir yıl önce ruth adıyla essen'de doğmuş, ikinci dünya savaşı'nın getirdiği bütün zalimliği ve yoksulluğu yaşamış, bir almanla evlenmiş, bir oğlu olmuş, boşanmış, bir türke sevdalanmış, 1960'ların başlarında üsküdar'daki aileye sarışın alman gelin olarak getirilmiş, adını reyhan'a çevirmiş, çalışmayan kocası yerine aileyi geçindirmek için dişini tırnağına takarak çalışmış, eczacıbaşı'nın özel sekreterliğini yapmış, iki erkek çocuk sahibi daha olmuş, tekrar boşanmış, kendinden çok genç başka bir türke gönül vermiş, bu seferki ailenin bütün muhalefetine rağmen eşiyle yıllarca mutlu mesut yaşamış, önce ilk sonra ikinci türk kocasını toprağa vermiş bir kadın.
dirayetli, kararlı, dikbaşlı, dediğim dedik, çalışkan, düzenli bir kadın. böyle olmasa zaten yukarıda kısaca bahsettiğim hayatta ayakta duramazdı, tutunamazdı.

ben onu son 10 yılda yakından tanıdım; üçüncü kocasını kaybettikten sonra, oğullarına yakın olsun diye cihangir'e taşınmasıyla birlikte..

2002'de istanbul projesinin gerçekleşeceği kesinleşince pina bausch'a bir e-mektupla istanbul'da mihmandarlık, türk kahvesi pişirmek gibi işlerde bile olsa görev almak istediğimi yazdığımda; olur da teklifim kabul olursa diyerek körelmiş almancamı parlatmak için haftada iki-üç kere reyhan hanım'ın evinde buluşup konuşma pratiği yapmıştık. bu buluşmalar için bir ücret ödemeyi teklif etmiştim; o da, işin iki taraflı ciddiyeti için kabul etmişti. yıllar sonra "senden o zaman para da almıştım" diye hayıflanacaktı. hiç bir zaman para almış olmasına gocunmadım; zamanını veriyordu, karşılığını almalıydı.
beni bilirdi, severdi; pina bausch hayranlığımı ayrıca bilir ve takdir ederdi. pina bausch'un öldüğü günün akşamüstü beni aradı; haberi alman televizyonundan duymuş, hemen ben aklına gelmişim, "üzüntülüsün değil mi?" dedi, "evet" dedim, "üzülme!" dedi, "pina bausch çok güzel bir hayat yaşadı, kibar bir ortamda istediği gibi yapıtlarını sahneleme imkanı buldu, dünyanın her yerinde ayakta alkışlandı, mutlaka mutluydu, bunları düşün ve üzülme!"
hayatımda dinlediğim en rahatlatıcı telafi konuşmasıydı onunkisi.

reyhan hanım çok özel bir insandı; bir tarafıyla çok romantikti, hassastı, duygusaldı bir tarafıyla ise ayakları sapasağlam yere basardı, gerçekçiydi; iki zıt ucu çok güzel dengelerdi.

reyhan hanım çiçekleri ve bitkileri çok severdi; evi de sera gibiydi; sanki evinin baktığı iç bahçenin yeşili kesintisiz önce balkonda sonra evin içinde devam ederdi.
evi aydınlık, ferah ve dingin bir cennet gibiydi. kedisi mitzi ile o sonsuz yeşilin içinde, huzur içinde yaşardı. ona misafir olmak, istanbul keşmekeşi içinde bir vahada nefes almak gibiydi.

christmas zamanı bizleri, etrafındaki gençleri mutlaka advent yemeğinde biraraya toplardı. yıllar boyunca, tam da yılın şu zamanı bir öğledensonra onun elleriyle hazırladığı sosisli böreklerle, ıspanaklı böreklerle, ton balıklı salatayla, stollen'larla, savoy'dan alınmış pastalarla ve daha nice leziz yemekle donattığı sofrasında, çayla başlayıp, kahveyle devam edip sıcak şaraba geçerek uzayan keyifli sohbetlerimiz, kahkahalarımız, birbirimize verdiğimiz küçük hediyeler, reyhan hanım'ın bizler için yatağının üzerine açtığı bitpazarları, ayrılırken kalanlardan yanımıza vermek üzere hazırladığı yemek paketleri yaşamımın hiç bir zaman unutmayacağım anıları arasına girdiler çoktan.

ah be reyhan hanım, tam da yine bir advent zamanı; bizi tekrar biraraya toplayacakken, neden böyle ansızın ayrıldınız aramızdan.. sizi çok özleyeceğim!