5 Haziran 2015 Cuma

"Deliduman"dan



"...
Siktirip gittim. Suretlerin nerede bitip asılların nerede başaldığının belli olmadığı alacakaranlık bir sokakta, elimdeki siyah poşele yürümeye başladım. Gölgeler hacimleri varmış gibi gözüküyordu, nesneler de gölgeler gibi. Yerler çamur içindeydi. Spor ayakkabım koyu bir çamur balçığına saplandı, çekip kurtarayım derken ayağım çıktı içinden, dengemi kaybettim, çorabım da çamur oldu. mavi brandalar vardı iki yanda, hayaletler gibi uçuşup duruyorlardı havada. Önümde karanlıktan başka bir şey kalmayana kadar yürüdüm. Elimi alnıma siper edip ileri baktım. Sanki karanlık yutmuştu sokağın geri kalanını.
iPhone'un fenerini açıp yürümeye devam ettim. İnce bir ses duydum, bıcır bıcır bir ses. Durdum. Sesin nereden geldiğini anlayamamıştım. Birdens esler çoğaldı, oraya tuttum feneri, fareler. Kocaman fareler vardı. Işığı görünce kaçıştı hepsi. Biri kaldı sadece.
Yanına gittim, ölmüştü. Boynundan ölümcül bir yara almıştı, gözleri dışarı fırlamıştı. Muhtemelern o çamurun içinde debelenerek, yalnız başına, acılar içinde ölmüştü. Yapılacak bir şey yoktu. Fareler için cenaze töreni yapılmıyor. Korkabiliriz onlardan, üzülebiliriz onlar için, ama cenaze töreni, hayır. Kısa bir saygı duruşu belki, neden olmasın. Yaşadın ve öldün dedim ona. Yaşarken nasıl bir fare olduğunu bilmiyorum. Kendi yolunda sakince ilerleyen, yalnız ve gösterişsiz bir hayatın vardı belki. Tanısaydım saygı duyardım sana. Gerçi birden karşıma çıksaydın böyle karanlıkta, korkabilirdim de senden. Ama şimdi böyle cansız halde, çamura saplanmış görünce de seni çok üzüldüm. İnsanım çünkü, insanlar çok üzülür. Ama sen üzülme farecik. Ölmek yok olmak değildir, hadiseler âleminden hatıralar âlemine geçmektir sadece. Başka farelerin hatıralarında yaşayacaksın şimdi. Seni unutan son fareye kadar yaşayacaksın. Sana patisiyle vuran kedi, seni unutana kadar yaşayacaksın. Bana rastladığın da iyi oldu. Ben de unutmam seni. Nasıl unutayım zaten. Acıyla gerilmiş şu gözlerine bak! Seni kim unutabilir. Birkez görsünler yeter, seni bu halinle kim unutabilir.
..."

-Emrah Serbes
İletişim Yayınları