5 Şubat 2014 Çarşamba

42. müzik festivali: albenisiz ama sağlam bir program!



geçtiğimiz günlerde istanbul müzik festivali'nin 42.sinin programı açıklandı; cumartesi günü de bilet satışları başlayacak.
haddim olmayarak, bu seneki program hakkındaki görüşlerimi ve ilgilenenlere önerilerimi paylaşmak isterim.

dünya üzerindeki her festivalin olmazsa olmaz yıldız sanatçılardan, tabir-i caizse pastanın üzerindeki kremadan, bu seneki festivalimiz biraz mahrum gibi. program hazırlayıcıları da sanki biraz çekingen davranmışlar; küçülmekten yanalar sanki.. zorlu salonunun dahil edildiği, kentin yarı-kamusal alanlarında ücretsiz konserlerin düzenlendiği bir festival nasıl küçülmüş ki dendiğini duyar gibiyim. bakın açıklıyım: son yılların en gözde şancılarından, avrupanın bütün festivallerini ve opera evlerini birer birer fetheden diana damrau'yu büyük-küçük herhangi bir orkestra eşliğinde değil de, bir arpist eşliğinde misafir ederseniz, bir de üstüne, konseri şehrin en zor ulaşılan mekanlarından albert long salonuna koyarsanız; bunun adı küçülme değil de nedir!

ayrıca; sanki bu yıl, hiç olmadığı kadar oda müziği konserleri hakim festivale; benim itirazım olmaz, hatta pek memnun olduğumu söyleyebilirim; ancak 42 yıllık bir festival, hele de istanbul'da düzenleniyorsa;
insan bir kere şöyle büyük bir-iki yabancı orkestra dinlemek istiyor; ama öyle gençlik orkestrası falan değil, ciddi büyük orkestralar;
sonra, en azından bir tane parıltılı bir opera sanatçısı, artık jonas kaufmann mı olurdu bu, anna netrebko mu, rollando villazon'a bile razıydık, sahi, onun sözü yok muydu istanbul'a, iki-üç yıl önce rahatsızlık dolayısıyla iptal etmemiş miydi konserini; christian gerhaher'den veya matthias goerne'den bir lied akşamı bile olurdu;
sonra, rene jacobs, william christie, john eliot gardiner, thomas hengelbrock gibilerinden bir dönem müziği ustası da, orkestrasıyla birlikte konuk olsa fena olmazdı hani;
bu sene hiç resital de yok, fark ettiniz mi; nerede andras schiff, maurizio pollini, igor levit, mitsuko uchida mesela;
ve, bir zamanlar müzik festivali'nde mutlaka bir bale-dans topluluğu da olurdu; şehrimizde sezon içinde zaten mumla aradığımız yabancı dans topluluklarından birini en azından müzik festivali kapsamında izlemek hiç olmazsa bir kazanç oluyordu!

....

bu yılki konserlerin programlarına bakınca; maalesef barok, klasik ve romantik dönem arasına sıkışılmış olduğunu görmek üzüyor; tabii ne yaparsın, klasik müziğin en çok satan dönemleri bunlar; iksv elini sağlam tutmaya çalışıyor.

lehler de olmasa; ya da başka bir deyişle, polonya-türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. yılı olmasa, çağdaş müziği mumla arayacaktık.

iki muhteşem piyanistin, nelson freire ile piotr anderszewski'nin orkestra eşliğindeki konserlerinin aya irini'de olması ise büyük yazık; oranın akustiğine en uymayan kombinasyon: piyano+orkestra!

....

nacizane önerilerim:

.diana damrau & xavier de maistre

.yıldızlarla oda müziği konserleri 1 & 2:
ilki albert long salonunda; 150 dakikalık süresiyle brahms'ın bütün piyanolu dörtlülerini kapsıyor..
ikincisi, ilk defa geçen sene festival mekanlarına dahil edilen kumkapı'daki surp vortvots vorodman kilisesi'nde; beethoven ve brahms'ın piyanolu üçlüleri..

.festival buluşmaları 2:
bu festivale özel olarak biraraya gelen troussov, capuçon ve wang albert long salonu'nda brahms, mendelssohn-bartholdy ve dvorak (dumky) çalacaklar..

.sinfonia varsovia'nın birinci ve üçüncü konserleri:
birincisinde varşova filarmoni korosunun da katılımıyla alexander raskatov'un istanbul festivali siparişi yapıtının dünya prömiyeri gerçekleşecek, konsere ayrıca yuri bashmet solist olarak katılacak..
üçüncüsünü efsanevi şef & besteci krzysztof penderecki yönetecek, leh requiem'inden chaconne ve 2. senfonisi çalınacak, ayrıca kemancı julian rachlin mendelssohn-bartholdy'nin konçertosunda solist olacak..

.sait faik'i hatırlamak
sait faik, fazıl say, özen yula!
bitmedi: borusan quartet, derya türkan, birsen tezer, serenad bağcan!
bitmedi: demet evgar, songül öden, esra bezen bilgin, aykut köselerli!
veee burgazada meydanı!
beklentiyi yüksek tutmamak lazım, ama bu kombinasyon da müthiş hani!