31 Ocak 2026 Cumartesi

pina bausch arşivim 06: blaubart. beim anhören einer tonbandaufnahme von bela bartoks oper “herzog blaubarts burg”, 31 ocak - 01 şubat 2020

bir pandeminin haberi aralık'tan beridir çin'den dünyaya yayılsa da genel olarak henüz ciddi bir gelişme kaydedilmemişti. biraz tedirgindim ama tabii çoğu kişi gibi henüz işin ciddiyetinin farkında değildim. paris'te yaşayan çinli arkadaşımla, uzun yıllardır sahnelenemeyen bir pina bausch yapıtı, "blaubart..." için buluşacak, hatta wuppertal'de schwimmoper (yüzme operası) diye anılan, wim wenders'in "pina" filminin de bir sahnesinin geçtiği modernist yüzme havuzu binasını misafirlerine ücretsiz kullandıran kalburüstü bir otelde aynı odada kalacaktık. 

wuppertal'e geçmeden önce, düsseldorf'da buluştuk, sergi gezdik, başka yer yokmuş gibi bir uzakdoğu lokantasına gidip yemek yedik. o, yılbaşı tatili için gittiği çin'den daha yeni paris'e dönmüştü. kaygımı belli etmemeye çalışarak, pandemi bahsini açtım. pek oralı olmadı, bu da beni bir nebze olsun rahatlattı.

neticede, hafif tedirginlikle de olsa, onunla iki gece aynı otel odasını paylaştım (istanbul'da 10 gün önce tanıştığım ve ilişkiye başladığım müstakbel sevgilime, sırf arkadaş da olsa başka biriyle aynı odada kaldığımı da söylemedim). 

yanımda mayomu getirmiş olmama rağmen schwimmoper'i de kullanmadım, çünkü kış soğuğunda yüzme fikri gerçeğe yaklaşınca cazipliğini yitirmişti.























29 Ocak 2026 Perşembe

pina bausch arşivim 05: iphigenie auf tauris, 29-31 ocak 2010


wuppertal'de tanztheater wuppertal pina bausch'tan bir yapıtı doğum günüme denk gelen günde ikinci kere 2010'da seyrettim. pina bausch önceki yılın haziran ayında aniden aramızdan ayrılmıştı. dolayısıyla bu aynı zamanda onun ölümünden sonraki ilk wuppertal seyahatimdi; annemle birlikte gitmiştik. tabii ki mezarını ziyaret edecektim. bu, ilerleyen yıllarda defalarca ziyaret edeceğim pina'nın mezarına ilk gidişimdi. 



istanbul'dan ayrılırken feci yağmur-fırtına vardı. düsseldorf havalimanında ve ardından wuppertal'de ise bizi kar karşıladı. 31 ocak pazar günü öğleden sonra, pina'nın gömülü olduğu waldfriedhof'a (orman mezarlığı) varmak için, wuppertal'in merkezine otobüsle yaklaşık 20-25 dakika uzaklıktaki en yakın durakta indik. karlı kaldırımlardan mezarlığa doğru ilerledikçe yerdeki kar seviyesi arttı. pazar sabahı olduğu için de, etrafta kimsecikler olmadığından, giderek ayak-lastik izi de kalmadı. adı varresbeck olarak geçen orman mezarlığından önce normal bir mezarlık var. normal mezarlığın duvarları, kapısı haşmetli ve yolla doğrudan ilişkili olduğu için onu bulmamız zor olmadı. ancak mezarlığın içine girdiğimizde kar seviyesi iyice artmıştı. etrafta kimsecikler de yoktu. mezarlığın içinden orman mezarlığına nasıl gideceğimizi bilmiyorduk...

pina'nın mezarına ziyaretimize dair izlenimlerimi zaten buraya, bloguma taze taze, seyahatten döner dönmez yazmıştım; okumak isteyen tıklayabilir.


























pina bausch arşivim 04: palermo palermo, 29 ocak 2005


29 ocak yaşgünüm. dünki paylaşımımda belirttiğim gibi, şimdiye kadar üç defa yaşgünümde pina bausch yapıtı seyrettim, üçü de wuppertal'deydi. bunlardan ilki 2005'teki "palermo palermo" idi. 

bern'de bir akademik toplantıya davetliydim; islam ve osmanlı mimarlık tarihçiliğinin en önemli isimlerinden ulya vogt-goknil'i onurlandırmak için düzenlenen, çok özel bir etkinlikti. baha tanman ve kürsüdaşım kayahan türkantoz da davetliydiler. önceki hafta cuma'dan bern'e gelmiş, cumartesi sabahı da fondation beyeler'i gezmek için basel'e geçmiştik. öğlenleyin baha bey ile kayahan ağabey basel'den bern'e geri dönerken ben wuppertal trenine bindim. 

gösteriden bir saat kadar önce, uzun süredir kapalı kalan ama şimdilerde dünyaca ünlü mimarlık ofisi diller scofidio + renfro'nun mimari proje yarışmasını kazandığı ek yapıyla birlikte yenilenerek pina bausch merkezi'ne dönüştürülecek olan, tiyatro binası projeleriyle ünlü alman mimar gerhard graubner'in tasarımı schauspielhaus wuppertal'e varmıştım. 

binanın enfes bir fuayesi vardır; etrafında görecek pek bir şey olmadığı için, japon bahçesi şeklinde tasarlanmış kendi iç avlusuna bakar. bir saat önce ziyaretçilere açılan fuayede; alman köftesi devasa bulette'lerden iki tane, karışık sebze ve bir bardak kırmızı şarabımla avluya bakan masalardan birine oturup akşam yemeğimi yedim. 

gösteri yaklaşık yarım saat geç başladı; o ünlü başlangıç sahnesi, bütün portal ağzını kaplayan briket duvarın arkaya doğru devrilmesi ve çıkan gürültü beklediğim kadar etkileyiciydi. 
birinci yarı bitti, araya çıkıldı. yarım saat olarak duyurulan ara uzadı da uzadı. 
o akşam wuppertal'de kalmayacak, gece treniyle bern'e dönecektim. trenimi kaçırırsam başkası da yoktu. aslında ertesi günkü gösteriye de bilet almıştım, ancak pazar gecesi bern'e dönecek tren bulamadığım için yakacaktım, zira pazartesi sabahı toplantı başlayacaktı. 
program kitapçığından öğrendiğim gösterinin kalan süresini hesaplayınca belli ki sonuna kadar seyredemeyecektim. oturduğum sıranın yanlarına doğruydu koltuğum, ikinci yarı başlamadan önce en kenarda oturandan rica ederek koltuklarımızı değiştirdim; erken çıkacağım için diğer seyircileri rahatsız etmek istemiyordum.
schauspielhaus, tren istasyonuna yürüyerek beş dakikadır. palermo palermo'yu sonuna kadar seyredemedim, trenimin kalma saatine göre 10 dakika kadar önce istasyonda olacak şekilde salondan ayrıldım. wuppertal'de ocak gecesi buz gibiydi.

palermo palermo'yu bir kere daha, bu sefer tamamını, seyretmek kısmet olmadı henüz...