tony gatlif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tony gatlif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2011 Salı

2005 / 24. istanbul film festivali


.bir önceki senenin acısını çıkarmak için: 42 film

.festival kitapçıklarının boyutu değişti. eskiden ceket cebine sığan ince uzun format yerine, artık sadece elde veya çantada taşınabilecek kalın ve b4 boyutlu kitapçıklar geldi.

.festival sponsoru akbank'ın emek sinemasını konu alan reklam filmi. kapıda bilet kesenden, yer gösteren, hikmet bey'den makiniste her birinin isimleriyle emek'in emektarları...

.hüseyin karabey'in pina bausch'un istanbul projesi "nefes"in yaratım sürecini anlatan belgeseli "pina bausch’la bir nefes"

.emek'in kocaman perdesinde keyifle izlenen bilim-kurgu klasikleri: "blade runner", "brazil" ve kolay kolay beyazperdede izlenemeyecek george lucas'ın mezuniyet projesi "thx 1138"
ve açıklıyorum: "evet, o bendim!!"
emek'te kuzenim v. ile "brazil"i izliyoruz, tıklım tıklım, salon genç dolu. gösterim devam ediyor. birleşim yerlerinde filmler kayabilir, makinistin takip etmesi gerekir. "brazil"in bir yerinde film kaydı, saniyeler geçiyor düzelmiyor, ilginç bir şekilde salondan da tık çıkmıyor (eskiden olsa alkışla ıslıkla yer yerinden oynardı), bir dakika falan oldu herhalde, en sonunda ben en yüksek sesimle "ahmet bey, filmi düzeltin!!!" diye bağırdım, malum akbank'ın reklam filminden emek'in makinistinin adını ezberlemişiz. salonda gülüşmeler, kuzenimin yanımda utançtan koltuğa gömülmesi, filmin yerli yerine gelmesi!
sonradan bir arkadaşımdan duymuştum, millet merak etmiş, kimdi o bağıran diye. o bendim!

.uzakdoğu'dan çok çok iyi filmler: wong kar-wai'den "2046" kim ki-duk'tan "boş ev", bong joon-ho'dan "cinayet günlüğü", lee chang-dong'dan "vaha", kore-eda hirokazu'dan "kimse farketmiyor", jun ichikawa'dan "tony takitani" ve park chan-wook'tan "haklı intikam"

.bu yıl wong kar-wai yılı gibi: önce "2046" sonra "eros". ikisi de, parama kıyıp gala'da gidiyorum. "2046"nın türkiye hakları satın alındığı halde, dağıtımcı firmanın sahibi filmi beğenmediği için (o zaman neden satın aldı) film vizyona girmiyor. bir sonraki yıl, festivalin 25. yılı şerefine yeniden gösterilen filmler arasında "2046" da var ve ben 25. festivalde "2046"ya bir kere daha gidiyorum.

.finlandiya yapımı belgesel "melankolinin üç odası" bu seneki festivalin bence en iyisi. yönetmen: pirjo honkasalo

.tony gatlif'in "exils"i çok çok iyi; pazartesi gündüz seansında kürsüden, evden, dost çevresinden kalabalığız ve hepimiz çok etkilenerek çıkıyoruz. portakallı sahne, baş kahramanın olduğu kadar, bizlerin de susuzluğunu gideriyor.

.hiam abbas'la ilk tanışma: "suriyeli gelin" eran riklis

.çok fazla beklentiyle gitmeyip, çok beğenerek çıktığım filmler: "whisky" j. p. rebella & p. stoll, "ördek mevsimi" fernando eimbcke, "marslı mila" sophia zornitsa, "nakış gibi" eleonore faucher, "deniz yükselince" yolande moreau

.festivalin diğer öne çıkanları: "ayın saklı yüzü" robert lepage, "tropik hastalık" apichatpong weeresethakul, "childstar" don mckellar

.hayalkırıklıkları: "l’intrus" claire denis, "küçük azize" lucrecia martel, "dance with the vampires" roman polanski

8 Nisan 2011 Cuma

çingene* filmlerim

dom za vesanje, emir kusturica (1988)

exils, tony gatlif (2004)

gadjo dilo, tony gatlif (1997)

snatch, guy ritchie (2000)

the virgin and the gypsy, christopher miles (1970)

the hunchback of notre-dame, jean delannoy (1956)

montenegro, dusan makavejev (1981)

carmen, francesco rosi (1983)

the barefoot contessa, joseph l. mankiewicz (1954)


*8 nisan: dünya romanlar günü


2001 / 20. istanbul film festivali


.43 film

.çoktandır düşündüğüm bir şeyi festival nihayet gerçekleştirdi: film çizelgesi yıllardır 3'er saat aralıklı 4 seanstı. [ki bu durum film aralarını geçirmekte bayağı yaratıcı olmayı gerektiriyordu. o zamanların istiklal'iyle bugünler arasında bayağı fark olduğu için, yapılabilecek en iyi şey balık pazarının içinden girilen sahaflar çarşısında vakit geçirmekti. ayrıca, yakın zamana kadar cafe crepen, şimdilerde kozmetik ürünler satan dükkanın bulunduğu beyoğlu pasajı girişini uzun süre mesken tutan bir müzik mağazasının üst katında bayağı geniş bir cd koleksiyonu vardı ve orada da saatlerim geçmiştir...]
nihayet festival ekibi de akıl etti ve yılların 4 seans geleneği, ilki 10.30'da başlayan 5 seans olarak değiştirildi. bu sayede hem festival daha fazla film gösterebilir oldu hem de biz seyirciler daha fazla film seyredebilir olduk. film araları da kısaldı!
10.30 uygulaması üç yıl sürecek, türk insanının doğası ve istanbul şartları gözönüne alındığında fazla erken bulunduğu için, 23. festivalden itibaren bu seans 11.00'e çekilecektir...

.inanılmaz iyi bir yıl, ard arda birbirinden etkileyici filmler!

.wong-kar wai'nin başyapıtı: "in the mood for love"

.michael haneke toplu gösterisi: üçlemesi mükemmel-ötesi, "şato"su idare eder

.roy andersson diye çılgın, garip bir iskandinav: "ikinci kattan şarkılar" hipnotize edici!

.fatih akın çıkartması: "temmuz'da", "kısa ve acısız"

.françois ozon ile ilk tanışma: iki duyarlı film: "kumun altında" ve son jeneriğindeki şarkının ne ve kimin tarafından söylendiğini aylarca aradıktan sonra bulduğum (françoise hardy: "traeume) "kızgın taşlara düşen su damlaları"

.christopher nolan'ın "akıl defteri"ni seyrebilmek için kıta değiştirme

.ölümsüz italyan sinemacılardan eskimeyen örnekler: antonioni'den "gece", bertolucci'den "örümceğin stratejisi"

.kieslowski'nin oyuncusu jerzy stuhr'un yönetmenlik denemesi "büüyk hayvan"

.katalan sineması ventura pons: hayal kırıklığı

.takibe alınanlar memnun etmeye devam ediyor: "şehir sakin" robert guediguian, "prenses ve şövalye" tom tykwer, "düğün" pavel lounguine, "meleklerin yolu" pupi avati, "intikam" tony gatlif

13 Nisan 2010 Salı

film festivali 29 - izlenim 7: hiam abbass günü

bugün (pazartesi) seyrettiğim dört filmden üçünde hiam abbass vardı; birinde hiç konuşmadı sadece film boyunca birkaç dilde söylenen hayatın anlamına dair cümleyi arapça zikretti, diğerinde sadece beş dakika görünüp bir paris cafesindeki arkadaş toplantısında biraz konuştu, üçüncüsünde ise yardımcı kadın oyuncuydu.
hiam abbass'ı beş sene önce "suriyeli gelin"de seyrettiğimden beri takip ediyorum; ortadoğu'nun gizemini, güzelliğini, geçmişini üzerinde taşıyan hem alımlı hem de başarılı bir oyuncu.
"suriyeli gelin"den sonra "paradise now"da, spielberg'in "munich"inde kısa rollerde, gitai'nin "free zone"unda, iki yıl önceki festivalde gösterilen "visitor" (ziyaretçi)'de ve sonra tabii yine "suriyeli gelin"in yönetmeni eran riklis'in "limon ağacı"nda başrollerde doya doya seyrettik kendisini.
bu seneki festivalde bir filmi daha var; ben başta üç saymıştım, bugün patrice chéreau'nun filmi başlayıp da jenerikte ismini görünce dörtlediğimizi anladım. dördüncü film: dima el-hoor'un "her gün bayram"ı, ben pazar akşamı festivali atlas'ta bu filmle kapatacağım.
bu arada; milliyet sanat dergisi festivalde iki filmi var diye (ve büyük ihtimalle amerikalı ve sözde "sıradışı" diye) julianne moore'u bu ay kapak yapmak yerine keşke hiam abbass'ı yapsaymış! bize uzak, yabancı ülkelere değil de etrafımızdaki, yakınımızdaki, yanı başımızdaki, komşularımıza yüzümüzü çevirme zamanı...




patrice chéreau'nun "persécution" (zulüm)'ü çok kötüydü; biliyordum, tahmin etmiştim ama hem chéreau'nun filmografisini takip etme hem de romain duris ile jean-hugues anglade'ı seyretme isteği birleşince bu zülme 100 dakika kadar katlanmak zorunda kaldım. bonusu/sürprizi abbass oldu.



o kadar kötü olmasa da jim jarmush'un son filmi "the limits of control" (kontrol limitleri), sinemayı seven ve sinemadan anlayan bir tanıdığın çok güzel formüle ettiği üzere "sınırlarımızı zorlayan" bir deneyimdi.
john hurt'ü, tilda swinton'ı, bill murray'i, hiam abbass'ı seyretmek, madrid, sevilla ve bir ispanyol dağ köyünün sokaklarında christopher doyle'un kamerasıyla gezinmek, madrid'de 70'li yıllarda inşa edilmiş ünlü toplu konut gökdeleni edificio torres blancas'ın içini görmek, reina sofia çağdaş sanatlar müzesi'nin salonlarında/tablolarında dolaşmak ve resim-sinema-filmler-marilyn monroe arasında serbestçe bağlantılar kurmak keyifliydi keyifli olmasına, ama yeterince doyurucu değildi.



hiam abbass'ın yardımcı kadın oyuncu olduğu cherien dabis'in "amreeka" (amrika) adlı filmi de maalesef iyi değildi. evet, eğlenceliydi, hüzünlüydü ancak çok bildik klişeler, durumlar, cümleler üzerinden anlatıyordu derdini.
filistin-israil sorununa "suriyeli gelin" ve "limon ağacı", amerika'da müslüman ve göçmen olmaya da iki sene önceki "ziyaretçi" ve geçen seneki "hoşçakal solo" daha isabetli ve yenilikçi bir şekilde parmak basıyorlardı.



bugünümün çılgın filmi ise tony gatlif'in temperemanı yüksek "korkoro" (özgürlük)ü idi.
sanırım hakkında çok az film yapılmış bir konuda, ikinci dünya savaşında çingeneler hakkında hüzün, neşe ve müzik dolu bir filmdi "özgürlük", ancak onun da tony gatlif'in diğer filmleri (örneğin "exils") kadar güçlü, etkileyici olduğunu söyleyemem.