jerzy stuhr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jerzy stuhr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2011 Salı

film festival 30 izlenim 09: kieslowski'nin izinde...


kieslowski bu diyardan göçtüğünden beri gittiğim her leh filminde ondan izler ararım. beyhudedir bilirim; anlamsızdır da. ama kendimi alı koyamam. sanki, vatandaşı yönetmenlerin filmlerinde ondan miras kalmış duyarlılıklar olması gerekir gibi gelir. başka ülkelerin yönetmenlerinde rastlarım bazen kieslowski’nin dünyasına, sevinirim. değil mi ki sinema evrensel bir sanat; doğal olarak dili de öyle…

yaşı itibariyle kieslowski’yi şahsen tanıyamayacak genç leh yönetmen marek lechki’nin ilk filmi “düzelti”yi (erratum) seyrettim dün. filmi son jeneriğinde lechki’nin teşekkür ettikleri arasında kieslowski’nin oyuncularından jerzy stuhr da vardı; stuhr aynı zamanda yönetmenlik de yapıyor ve filmlerinin atmosferinde kieslowski’den izler bulmak mümkün. kendimce bir şekilde, lechki’yi kieslowski’ye bağladım. zaten “düzelti”nin insan psikolojisine ve ilişkilerine vakıf hali ve bunu anlatış biçimi de kieslowski’den izler taşıyor.

aslında “düzelti” bildik bir konuyu anlatıyor: gençliğinde köprüleri atarak terk ettiği ve bir daha da geriye dönüp bakmadığı kasabasında yıllar sonra zoraki bir nedenle 1-2 gün geçirmek zorunda kalan orta yaşta bir adamın hikayesi. babalar ile oğullar, pişmanlıklar, hatıralar, geçmişle hesaplaşmalar… lechki bu bildik hikayeyi ve alt temalarını katman katman açarak; dış yapraklarını teker teker ayırdıkça, en derindeki lezzetli öze ulaştığınız bir enginarı soyar gibi anlatıyor. duyguların yoğunlaştığı en yoğun anda film sonlanıyor.

marek lechki “düzelti”yi dijital teknikle çekmiş. 35 mm filmlerde -yılların deneyimiyle- daha kolay ve bildik şekilde elde edilebilen görüntü kalitesi ve ışık tasarımı dijitalde de aynı başarıyla sağlanmış. hikayeye paralel olarak genellikle loş atmosferin tercih edildiği filmde aydınlık-karanlık kontrastları ustaca ayarlanmış; pastel renklerin nüansları kaybolmamış.

lechki’yi takibe almak lazım…
“düzelti”nin 14 ve 17 nisan'da iki gösterimi daha var.

8 Nisan 2011 Cuma

2001 / 20. istanbul film festivali


.43 film

.çoktandır düşündüğüm bir şeyi festival nihayet gerçekleştirdi: film çizelgesi yıllardır 3'er saat aralıklı 4 seanstı. [ki bu durum film aralarını geçirmekte bayağı yaratıcı olmayı gerektiriyordu. o zamanların istiklal'iyle bugünler arasında bayağı fark olduğu için, yapılabilecek en iyi şey balık pazarının içinden girilen sahaflar çarşısında vakit geçirmekti. ayrıca, yakın zamana kadar cafe crepen, şimdilerde kozmetik ürünler satan dükkanın bulunduğu beyoğlu pasajı girişini uzun süre mesken tutan bir müzik mağazasının üst katında bayağı geniş bir cd koleksiyonu vardı ve orada da saatlerim geçmiştir...]
nihayet festival ekibi de akıl etti ve yılların 4 seans geleneği, ilki 10.30'da başlayan 5 seans olarak değiştirildi. bu sayede hem festival daha fazla film gösterebilir oldu hem de biz seyirciler daha fazla film seyredebilir olduk. film araları da kısaldı!
10.30 uygulaması üç yıl sürecek, türk insanının doğası ve istanbul şartları gözönüne alındığında fazla erken bulunduğu için, 23. festivalden itibaren bu seans 11.00'e çekilecektir...

.inanılmaz iyi bir yıl, ard arda birbirinden etkileyici filmler!

.wong-kar wai'nin başyapıtı: "in the mood for love"

.michael haneke toplu gösterisi: üçlemesi mükemmel-ötesi, "şato"su idare eder

.roy andersson diye çılgın, garip bir iskandinav: "ikinci kattan şarkılar" hipnotize edici!

.fatih akın çıkartması: "temmuz'da", "kısa ve acısız"

.françois ozon ile ilk tanışma: iki duyarlı film: "kumun altında" ve son jeneriğindeki şarkının ne ve kimin tarafından söylendiğini aylarca aradıktan sonra bulduğum (françoise hardy: "traeume) "kızgın taşlara düşen su damlaları"

.christopher nolan'ın "akıl defteri"ni seyrebilmek için kıta değiştirme

.ölümsüz italyan sinemacılardan eskimeyen örnekler: antonioni'den "gece", bertolucci'den "örümceğin stratejisi"

.kieslowski'nin oyuncusu jerzy stuhr'un yönetmenlik denemesi "büüyk hayvan"

.katalan sineması ventura pons: hayal kırıklığı

.takibe alınanlar memnun etmeye devam ediyor: "şehir sakin" robert guediguian, "prenses ve şövalye" tom tykwer, "düğün" pavel lounguine, "meleklerin yolu" pupi avati, "intikam" tony gatlif