monica coteriano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
monica coteriano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2009 Cuma

monica coteriano günleri 02


"Gözümü kapattım, açtığımda tüm dünya değişmişti
Sadece bir an... çabucak geçen bir an
Beni ait olmadığım
Ama gene de orda olmanın anlamlı olduğu
Yerlere götürecek
Güzel günlerin düşünü kurdum
..."


"Kaybolmuşuz kendi aptal küçülmüşlüğümüzde
Etrafı koklayıp
İçinizdekileri hissedin
Nasıl? İyi mi?
Rüzgar esiverdiğinde
Gerçek, yüzünü gösterir, belki
..."


monica coteriano’nun temps d’images kapsamındaki üçüncü peformansı “windows” perşembe akşamı garajistanbul’da gerçekleşti.

performanlarının ilk ikisi sayesinde, şarkı söyleme ve doğaçlama sohbet etme yeteneklerine aşina olduğumuz coteriano bizi bu sefer de hayal kırıklığına uğratmadı. “sweet” olmaktansa “bitchy” olmayı tercih ettiğini, çünkü böylesinin daha heyecanverici, dikkatçekici olduğunu laf arasında belirterek, bütün samimiyetiyle seyircilere sataştı, ışıkçıyla uğraştı, eşlikçi müzisyenlerine viski ikram etti, garajistanbul’dan “ozgur” (özgür)’ü sık sık yardım için sahne arkasına (!) ve sahne üstüne çağırdı. aralarda da, hepsinin sözlerini bazılarının da müziğini kendisinin yazdığı şarkıları seslendirdi.

şarkıların her biri pop müziğin ayrı bir dalına göre bestelenmişti; bir balad, bir r&b, bir rock’n roll...
gösteri öncesi, sözleri türkçeye çevrilmiş olarak elimize verilen şarkıların içerikleri ise, saldırgan bir diva beklenmeyecek kadar yumuşak ve kırılgandı; aşk, özlem, varoluş, yalnızlık, şefkat, kaybetme üzerine buram buram yaşanmışlık kokan duygulu, içli dizeler...

windows” doğaçlama sohbeti bol, müziği (gerek coteriano’nun vokali, gerekse eşlikçi müzisyenlerin performansları açısından) doyurucu bir gösteriydi ancak projenin üçüncü ayağı, multimedya, yeterince kuvvetli değildi.
özellikle iki şarkıda multimedya tasarımı çok kuvvetli idi: prolog niteliğindeki ilk şarkıda silüet olarak bir kadın şarkıcının ağzından çevreye saçılan noktaları ve çizgileri seyrettik; şarkıcı monica conteriano, saçılanlar da notalardı herhalde. ikincisinde ise; coteriano iki perde arasında durarak ellerini arkadan perdelere yasladı ve her bir parmağından, durmadan değişen lekelere dönüşen siyah beyaz kurdelalar çıkarak perdelerin bütününü kapladı.

monica coteriano’nun hiç bitmesin istediğim yaramaz, cilveli, tatlı saldırgan performansı ve tok sesi ile söylediği birbirinden güzel şarkıları, 40 dakikalık gösteri sonrasında yerini, büyük sürprizle, bir jam session’a bıraktı.
conteriano’nun eşlikçisi ve portekiz’in önemli gruplarından dead combo’nun üyesi iki müzisyen, pedro gonçalves ile to trips, garajistanbul’da olmaktan duydukları memnuniyetle, “windows” sonrası, seyircilerin de davetli olduğu “dostlar arasında” bir jam session yaptılar.
bir iki şarkı sonra, baterist za vilao da dayanamadı, onlara katıldı. ardından monica coteriano’yu sahneye tekrar davet ettiler; coteriano cilveli bir huysuzlukla “ben bu akşamlık işimi yaptım zaten!” diyerek geldi ve bize, sanırım doğaçlama, önce ispanyolca sonra ingilizce enfes bir hikaye seslendirdi; şarkının/hikayenin ingilizce versiyonunu istanbul’a uyarladı. demek ki, fatih akın’ın istanbul’daki favori mekanlarından büyük londra oteli’nin şanı monica coteriano’ya kadar uzanmış…

hem monica coteriano’nun, hem de ona eşlik eden müzisyenlerin yolu umarım tekrar istanbul’dan geçer…

25 Kasım 2009 Çarşamba

monica coteriano günleri

bu aralar, şehrimiz sokaklarında çılgın bir macao'lu dolaşıyor, rastlarsanız kıymetini bilin: monica coteriano.
kendisi koreograf, dansçı, şarkıcı, metin yazarı; tam anlamıyla bir performans sanatçısı.
dün akşam garajistanbul'da biri 7, diğeri 28 dakikalık iki performans sundu:
"everything one can do with one finger" (2007) ve "the story of my life" (2009).

bu iki performans coteriano'nun iki farklı yönünü gösterdi bize: müthiş enerjik, hayat dolu, cazgır ve provokatif, ama aynı zamanda son derece duygusal, lirik, kırılgan ve "gizemli" bir varlık kendisi. bir anlamda, idans'ın ivo dimchev'inin ruh ikizi!

cateriano her bir performansında bambaşka birer varlık olarak çıktı karşımıza, adeta o varlıklara büründü: saçından ayak parmaklarına, bedeninin her bir parçasıyla, ilkinde bembeyaz bir konga dansçısına, diğerinde bir viyolonsele dönüştü.

iki performansta da arkası seyircilere dönük sadece oturdu cateriano. peki, nasıl "müthiş enerjik" olabilir derseniz, izlemeniz lazımdı; oturuyor olmanın genel duraganlığı içinde, cateriano'nun bedeninin ihtiva ettiği "müthiş enerji" minimal hareketlere dışarıya yansıyor, dalga dalga üzerimize geliyordu.

bedeni kadar sesini de çok ustaca kullandı; ilkinde seksi, ikincisinde içliydi.
ilkinde, "europa"daki max von sydow kadar hipnotize ediciydi (zaten, amacının bizleri hipnotize etmek olduğunu da saklamadı), ikincisinde -anlattıkları 1910'larda geçse de- sanki yüzyıllar öncesinden kalma yorgun bir çalgının görmüş-geçirmiş, hüzünlü, hafif puslu sesiydi coteiano; hele de, ingilizceyi terk edip, portekizce ve ispanyolca konuştuğunda...

"...
Gördünüz mü?... Hareketlerimin sizi hipnotize ettiğini biliyorum...
Özellikle de tam gözlerinizin içine baktığımda...
Bu arada, beni Konga yaparken görmek ister misiniz?
'Hadi millet! Konga yapmaya... Biliyorum tutamıyorsunuz artık kendinizi'
Nasıl hareket ediyorum, görüyor musunuz? Ne dersem onu görürsünüz!
Bunun sizi çıldırttığını biliyorum
Gözlerimle görmesem böyle dans edebileceğime inanmazdım!
Nasıl hareket ediyorum, görüyor musunuz? Hala sallanıyorum...
Ne dersem onu görürsünüz!
..."

"Ansızın kar başlar bazen Haziranda
Bazen de güneş çepeçevre dolanır ayın etrafını
Gözlerindeki hüznü görürüm
Şaşırmak öyle her zaman kısmet olmaz insana
Bir zamanlar tek yaptığım oturup beklemekti
Duyduğun en güzel sesin benimki olduğunu söylemeni
Böyle olacağını hiç düşünmemiş, hiç beklememiştim
Ama işte her şey birdenbire oluverdi
Şimdi gövdelerimiz ağaca kesmiş duruyoruz öylece
Ve şu dünya ne de delibozuk bir yer diye geçiriyorum içimden
..."

ilk iki performansı kaçıranlar, coteriano'nun sitesinde gösterilerin tamamını içeren videolarla avunabilirler.
monica coteriano'yu ucundan da olsa yakalamak isteyenler ise yarın akşam garajistanbul'da olsunlar; 2008 tarihli "window" gösterisiyle karşımızda olacak.