kora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2011 Salı

cennete layık dünyalı bir müzik


eğer cennet varsa, eminim müziksiz değildir! cennete en yakışacak müziklerden biri dün akşam ıslak istanbul semalarını ısıttı. malili kora ustası ballaké sissoko ile fransız cellocu vincent segal eşine az rastlanır (mesela derya türkan ile renaud garcia-fons gibi) bir uyumla, birbirinden apayrı iki dünyayı, iki çalgıyı dingin, huzurlu ve aşkın bir müzikte birleştirdiler.

salon bütünüyle karartılmıştı, 90 dakika boyunca bizler için dünyada sadece sahnedeki ışıktan adanın içerisine yerleşmiş ve bizleri sıradışı birlikteliklerinin büyüsüne ortak eden iki bilge müzisyen vardı.

eve dönünce ilk işim, sissoko ile segal’in konser sonrası kuliste büyük bir alçakgönüllük ve sevgiyle imzaladıkları albümleri “chamber music”i cdçalarıma yerleştirip, konserin büyüsü devam ettirmek oldu.

cemal reşit rey konser salonu’nda 100 kişi kadardık. sanki bir aileydik. ben dahil çoğumuz daha önce bu ikiliyi dinlememişti, sissoko’nun çalgısı kora’yı bilen azdı. bis öncesi, seyircilerden birinin yüksek sesli isteği üzerine vicent segal ingilizce olarak kora’yı tanıttı bizlere; malzemesini, nasıl yapıldığını, kaç teli, kaç akoru olduğunu, nasıl öğrenildiğini… kabaktanmış, sissoko’nun konserde çaldığı yeni bir kora’ymış, pazarda berabermişler kabak seçilirken, ardından bütün pazara et dağıtılmış herkesin hayrını almak için, yapıştırıcı kullanılmadan kızgın güneşte şekil verilerek imal edilmiş, akort edilmesi uzun zaman alırmış, 20 telli 2.5 akorluymuş, okulu yokmuş, çocuklar kendi kendilerine öğrenirlermiş, öncelikle içten gelen bir ilgiye sahip olmaları beklenilirmiş, kimse çalmaya zorlanmazmış, çocuklar büyüklerinin koralarını gizli gizli çalarak, büyükler çocuklardaki kabiliyeti fark ederlerse usta-çırak ilişkisiyle öğrenirlermiş…

iki sene önceki muhteşem toumani diabaté konserinden sonra istanbul’da bu ikinci koralı konser de unutulmaz anlar yaşattı, kulağım(ız)da az rastlanır ve lezzetli bir tad bıraktı.

23 Mayıs 2009 Cumartesi

asil afrikalı: toumani diabaté

700 yıllık müzik geleneğinde, kalıtsal olarak müzisyen olan seçkin griot kastına ait ailelerden birinin ferdi: toumani diabaté. asil ama inanılmaz alçakgönüllü. konuşması, hali tavrı had safada insancıl ve yumuşak.
toumani diabaté batı afrika'ya özgü 21 telli bir harp olan kora'yı çalan ve babadan oğula geçen 71 kora müzisyen kuşağından birine mensup. kendisi, grubuyla birlikte dün akşam istanbul'da, crr konser salonundaydı; sezonun unutulmaz konserlerinden birine imza attı.

diabaté konserin başında sahneye tek başına çıktı; üzerinde kimonoya benzeyen ama etekleri ve kollarıyla kimonodan daha hacimli ve görkemli, beyaz desenlerle süslü koyu mavi bir kıyafet vardı. muhteşem gözüküyordu.
sahnenin ortasındaki alçak banka oturdu ve ilk önce, ilk defa istanbul'a geliyor olmaktan ne kadar mutlu olduğunu ve türk kültürünü, yemeklerini ve müziğini yurtdışında takip ettiğini söyleyerek başladı söze. sonra uzun uzun, önünde duran, kendi kadar görkemli kora enstrümanını tanıttı bize; tarihini, kora ile icra edilen müziğin ruhani boyutunu, tel-akord sistemini, malzemesini, nasıl çalındığını...
sadece dört parmakla (sağ ve sol ellerde baş ve işaret parmakları ile) çalınan kora, diabaté'nin kendi geliştirdiği teknik ile ritm, melodi ve doğaçlamanın aynı anda icra edilebildiği bir çalgıya dönüşmüş.

toumani diabaté "ister meditasyon yapın, ister şarkı söyleyin, ister hoplayıp zıplayın bu müzikle" diyerek konserine başladı. başta, koca sahnede tek başına, solo kora iki parça çaldı ki, bu iki parça bizi başka alemlere götürmeye yetti.
sonra hepsi, ortaçağ'daki mandé imparatorluğu parçası olan bugünün batı afrika ülkelerine ait müzisyenlerden oluşturduğu grubu çıktı sahneye. kuzeni, piyano'nun atası dediği [adını anlayamadığım] bir çalgıyı, komşu bir ülkenin müzisyeni ise blues'un kökenini oluşturan çalgı ngoni'yi çalıyordu. abisi vokaldeydi; konserin sonunda doğru ayakkabılarını çıkararak çırılçıplak ayaklarla her bir müzisyenle şakalaşarak söylediği şarkılar ve cüssesine rağmen enerjik hareketleriyle salonu çoşturdu.

konseri, "sizleri seviyorum" diyerek anons ettiği mali'nin yerel aşk şarkıları jarabi'lerden biri ile bitirdi. istanbul, 2.5 aylık turnesinin son durağıymış. ilerde başka turnelerinde umalım yine yolu düşsün kentimize...