fernando botero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fernando botero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2010 Cumartesi

danslı tablolar VII, balerinler

the star dancer on stage, edgar degas






ballet rehearsal, edgar degas 1875


group dancers, edgar degas


trois danseuses a la classe de danse, edgar degas


blue dancers, edgar degas 1899






the dance class, edgar degas








edgar degas


la danseuse, pierre carrier-belleuse 1897


danseuse, pierre auguste renoir 1874


dance at the barre, fernando botero


taenzerin, gustav klimt

19 Kasım 2010 Cuma

danslı tablolar VI, salon dansları


şehirde dans, auguste renoir 1883


kırda dans, auguste renoir 1883


bougival'de dans, auguste renoir 1883


dans eden çift, fernando botero


dans eden çift, fernando botero


zwei tanzpaare, max beckmann 1923


tanz in baden baden, max beckmann


le moulin de la galette, auguste renoir 1876


le moulin de la galette, toulouse lautrec 1889


la danse au le moulin-rouge, toulouse lautrec 1890


le moulin de la galette, vincent van gogh


le moulin de la galette, pablo picasso 1900


vals yapanlar, jack vettriano 1992


tanzpaare in einem baalsaal, emil nolde 1908

2 Haziran 2010 Çarşamba

botero sergisine hacimsel katkı






bazen hayalkırıklığı yaşarsınız; resimlerini sadece basılı olarak dergi veya gazetelerde gördüğünüz bir ressamın tablolarıyla yüzyüze geldiğinizde örneğin.

pera müzesi'ndeki botero sergisi maalesef bende hayal kırıklığı yarattı; boyut olarak oldukça geniş yüzeyler üzerine kabaca ve rengarenk resmedilmiş geniş yüzeyli insanlar, aynı tabloların küçük ölçekli baskılarındaki yoğunluğu, sevimliliği, ironiyi yakalatamadı bana.

üç kata yayılan serginin, 4 ya 5'i dışında 2000'li yıllara ait olan yapıtlarından en çok, en alt kattaki latin amerika yaşamından ve halkından sahneleri konu alanlarını beğendim; diğer serilere nazaran hikayeleri daha etli-butlu/kanlı-canlı olan, karakterleri "yüzeyde" kalmayıp canlanan, boyutlanan işlerdi.

hacim deyince aklıma 2007'de berlin'de tesadüf ettiğim botero'nun açıkhava heykelleri geldi; altes museum ve barok dom ile çevrili kasvetli meydana, renksiz ama bol kıvrımlı hacimleriyle ne kadar yakıştıklarını hatırladım botero'nun kahramanlarının; ailecek neşeyle dakikalarca aralarında dolaştığımızı, bol bol "yaramazca" fotoğraf çektirdiğimizi... ne kadar keyif aldığımızı hatırladım boyut olarak devasa ancak ruh olarak müthiş insani -ve nedense alçakgönüllü- olan heykellerle berlin havasını paylaşmaktan...

öyle, "keşke taksim veya sultanahmet meydanında benzer bir açıkhava sergisi olsaydı" kendini/kentini/halkını bilmezliğinde bulunmayacağım, ama en azından pera müzesi'nin içine bir-iki tane botero insanı kondurulamaz mıydı diye düşünmeden edemiyorum...